Gameshow sayı 29, sayfa 28

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 28

Evet, uzun zamandır beklediğim oyun sonunda geldi. Aslında, bir sene sonra çıksaymış da daha iyi bir oyun olsaymış diye düşünüyorum. Anlayabileceğiniz gibi beklentilerimi pek karşılayamadı. İsterseniz tek tek nedenlerini açıklayayım. Öncelikle grafikler hi-res ve mükemmel, animasyonlar gerçekçi, sesler ve müzikler çok güzel AMA konu ve bilmeceler çok kötü. Oyun birincinin bıraktığı yerden devam ediyor. Hani şeytanı öldürüp büyücü kızı kurtarmıştık. Oyun kasabadan ayrılmamızla bitiyordu. Bu oyun da kalemize gelmemizle başlıyor. İşte kalemize yaklaştığımızda yollarda vahşet, dehşet, kazığa geçmiş adamlar vs. görüyoruz. Ve nedense kaleye girerken adamımız köprünün üzerinde durup, çevreye bakmaya başlıyor ki yukarıdan gelen bir yaratık kızı kapıveriyor! Ardından bizi de. Bir tahtaya bağlanmış bir şekilde oyuna başlıyoruz. Bir büyücü bize yardım ediyor ve serbest kalıyoruz... Bundan sonra gidip büyücüyü kurtaracağız ve o da bize amacımızı anlatacak. Olay da şu, işte çok çok kötü büyücüler geldi, herkesi astı kesti, kötü kötü yaratıklar getirdiler, biz onlara bir şey yapamadık. Şimdi sen git bu yedi büyücüyü öldür, oyunu adventure gibi göstermek için de 7 tane sembolü ve 8 tane büyülü eşyayı bul. Onları engellemelisin çünkü baş kötü (oyun sonu canavarı) şeytanı dünyaya getirecek,

Evet, uzun zamandır beklediğim oyun

4 4 dünyanın kaderi senin elinde... Ne kadar özgün bir senaryo değil mi arkadaşlar? Bu arada yukarıda bir hata yaptım, bilmeceler kötü dedim ama oyunda bilmece yok. Yani haç şeklindeki anahtarı alıp haç şeklindeki kilidi açmak ya da parıldayan kitabı alıp parıldayan rafa koymak ne kadar bilmece olabilir bilememekteyim. Biraz da iyi yönlerinden bahsedelim. Bir kere oyun büyük hem de çok büyük. Sadece oyunu bitirmeniz için gereken şeyleri yapınca (yani çözümdekileri) oyunun %70'lik bir kısmını görmüş oluyorsunuz. Oyun alanında serbestçe (yani girebildiğiniz yerleri) dolaşıp oyunu bitirmeniz için gerekli olmayan yerleri görebiliyorsunuz. Eeee, başka, başkaaa!? Ya vardır iyi yön de şimdi aklıma... Hah evet, kontroller eskisinden daha iyi (Pentium için konuşuyorum, çünkü benim makinede oyun hız için frame skip yaptığından adam *-80 isteğim dışında yerlere gidiyor) ama yalnızca koşma var (yani normal yürüme, sessiz yürüme falan yok). Artık koşabiliyor (ileri ok), zıplayabiliyor (sol shift), çeşitli şekillerde dövüşebiliyor (tuşları ayrıca tuşları değişik hareketler yapıyor), büyü yapabiliyor (ctrl+alt+aşağı ve sol tuşları ile büyü atabiliyorsunuz. Büyü yapabilmek için çevreden scroll'lar bulmalısınız, scroll alınca yukarıda şekiller oluşuyor. Yaptığınız büyüye göre azalıyorlar. En fazla altı tam şekil olabiliyor), hatta eşya bile taşıyabiliyorsunuz (space ile eşyanın dibinde)! | Eşya dedim de aklıma geldi bazen eşyaları almak o kadar | işkence oluyor ki içinizden onu orada bırakmak geliyor (ama yemiyor). Sadece bir elinizde silah ve

2 ş sadece bir ürün “elinizde eşya taşıyabiliyorsunuz. Diğer eliniz boş olsa bile diğer elinize eşya veya ikinci bir silah alamıyorsunuz. “1” tuşu yukarıdaki bilgileri açıp kapatır. ESC options, save, load ekranını getirir (oyun sırasında çözünürlüğü değiştirebiliyorsunuz). Enter bilgi ekranını getirir. Yüzde kaç ilerlediğiniz, almanız gereken şeyler (renksiz), aldığınız şeyler (renkli) ve topladığınız eldersign'lar (solda) bu ekranda... Kontrollerden bahsetmişken oyun tabii ki bir sürü saçmalıkla dolu. Adamımız boyunun yarısındaki taşın üzerinden atlayabilirken dizine kadar gelen bir çalıyı geçemiyor. Sadece bu oyunda değil pek çok oyunda beni kıl eden bir olay bu. Ne var yani adamımız koca koca yaratıklarla dövüşüyor da boyu kadar bir yere tırmanamıyor mu? Bu konuda en sevdiğim ve en mantıklı bulduğum oyun Tomb Raider'dır. Lara hanım (bu arada Lara'nın kötü yola düştüğü yolunda haberler duyuyorum, internet'te ayıp ayıp resimleri dolaşıyormuş, hatta TR'nin sitesinde bile varmış...) her türlü akrobatik hareketi yapıp her yere tırmanabiliyordu. Yani oyun yapacaksan tam yap. Biraz mantık olsun içinde. Hemen öyle “Ona bakarsan büyü de mantıksız cart curt” diye başlama ağzını yırtarım senin! Ha ne!? Pardon bir an kendimi kaybettim, devam edelim. Tabii bunların hepsi oyun uzatmaca numaraları, örneğin girdiğiniz bir dungeon'da (peki dungeon, peki zindan) iki tane kuru kafa almanız ve dışarıda bir yere koymanız gerekiyor. Ama bir tanesini bulunca dışarı çıkıp yerine koyduktan sonra tekrar öbürünü almak için girmelisiniz ki kaybolup tekrar çıkışı arayın. Abi, iyi yönlerden bahsedecektim ama tek güzel yönü grafik, ses, düşmanların bayağı zeki olmaları ve oyunun öküz gibi büyük olması. Yani oyna oyna bitmiyor, deli ediyor. Daha ne istiyorsunuz!? Biraz daha eksiklerden bahsedeyim de belki Psygnosis'ten birileri okuyup bir şeyler öğrenir falan. Örneğin “Nedir bu kötü büyücülerin rezilliği?”. Uğraşıyorsun, kasıyorsun, işte burada büyücü çıkacak falan, heyecan olayı yaşıyorsun veee pıt büyücü çıkıyor iki dakikada öldürüyorsun... Tek yaptıkları yanlarına yaklaştırmamak. Tamam, ekranın diğer ucuna gidiyorsun. O orada yırtınırken sen tak tak tak büyülerini diziyorsun daha büyülerin yarısına gelmeden büyücü uçmuş... İnsan biraz etkileyecek bir şeyler yapar. İşte odaya girersin, ekran değişir yakın plan sadece büyücü görünür, şöyle bir bakar, birkaç aşağılayıcı söz söyler, büyüsünü yapmaya başlar, tam atarken oyun ekranına dönülür ve biz panikle büyüden kaçmaya çalışırız. Son darbeyi vurduğumuzda da yakın plan gözükür ve gösterişli bir şekilde yok olur.... Ve adamların ellerindeki motor bunu sağlıyor. O kadar ekran, yaratık, yapay zeka yaptıktan sonra böyle ince ayrıntılara niye girmemişler ki? Hem CD, hem Pentium, hem de 16 RAM? Ne eksik? Ayrıca render demo yok. Tamam olmasın, ellerindekiyle yeterince kaliteli sonuç alınıyor zaten, ama bunu kullanmamışlar. Diğer kötü yön ise ilk oyundaki atmosferin olmaması, ilkinde gerçekten müthiş bir atmosfer vardı. Düşmanlarınız size tuzak kuruyordu, kovalıyordu ve yer yer vahşi görüntüler

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.