Gameshow sayı 24, sayfa 9

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 9

A DİA modeli bir şehirde yaşamaya başlarlar. Ama yavaş yavaş bu teknoloji şaheseri şehrin çivisi çıkmaya başlar (uzun zamandır parantez açmadan yazdığım ilk tam cümle... diyecektim, yine olmadı). Çünkü uzaylılar dünyayı ele geçirmek için bu şehir halkını yavaş yavaş mutile edip, huzuru bozmaya çalışırlar (korkmayın canım, sizde de parantaphobia başlamış ha). Uzaylılar bu sefer transport olarak karayı havayı değil, direkt (tesadüfen-(pardon)) Megapolis'e açılan CAN (intergalaktik bir boyut kapısını) kullanırlar. İşlerin savaşarak olmayacağını anladıklarından Megapolis halkının ve özellikle ileri gelenlerin (ya bu lafa parantez açılmaz da ne yapılır, ileri gelen, geri gelen nasıl oluyor peki) beyinlerini ele geçirerek onları kendi amaçları için kullanmaya başlarlar. Bu da oyunun uzun bir süre Megapolis sınırları içinde 3 alien-köpeği olduklarına tam emin olamadığınız organizasyonu yenip yeterince bilgi edindiğinizde aynı intergalaktik (Edirne) kapıyı kullanarak alien'ların ana kontrol merkezlerini yok etmeye çalışacaksınız (bunu söyledim, oyunun bütün zevki kaçtı tabii). Geçen ay Macbeth adlı günah köşesinde de belirttiğim gibi Microprose oyun X-COM mümkün olduğu değişik olsun diye elinden geleni yapıyor. Şimdi hep beraber: Bir kere hi-res, süper grafikleri var (gibi görünüyor), heyooo, oyunun sonu şlak diye bitmiyor, heyecan eklemişler, heyooo, alt tırmanma sürünme gibi yeni hareketler var, heyooo, isteyen real-time oynayabiliyor, yuuuuuh, modem opsiyonu var, hımm, peki olur, araştırma daha fazla önem taşıyor, heyooo, dizaynlar Tim White'dan (kimse artık ama olsun), heyooo, şehirde başlaması heyecanlı görevler sağlıyor, heyooo, daha fazla çözülecek sır var, heyooo, & isteyen real-time oynayabiliyor, yuuuuuuh (gider ayak bir yuhalamak (hem de parantez açmak) istedim).

NE CO 2) Ka TİYE

DAYTONA'sı kaliteli ve hızlı ama sadece üç pist olması büyük bir dezavantaj. Paris, İrlanda, Suriye (?), İspanya, bu palyaçonun peşine düşer. Tabi kocaman kırmızı bir burun takıp her yerde akordiyon çalan bir adamı bulmak pek de zor olmadığından (herhalde, ben ne bileyim) onu yakalar ve ThunderStrike başarılı olunca scroll'u alır. Ama helikopterli ama simülasyon oyunlarından bir dolu çıkıyor. Pişman olur, çünkü scroll'u HELICOPS'dan siz, mavi gök ve onu eski aşiretlerden uyuşturucu kaçakçıları baş başasınız. Knights of the Templar'ın karmaşık dünyasına iter, olmadık işler gelir başına falan. Gerisini de anlatırdım SimCity'den beri. ISLAND turizm yazıp da kazanamayanlar için oda ama mesai zili çaldı, sayısı, yatak kapasitesi, havuz derinliği ustabaşı kızar bana sonra gibi konularda ders veriyor.

Sevmiyoruz dedik ya, aman bol bol

2 render'lı sıkıcı adventure yapın ha, m, im sen ağam? heç üzün, üzün. beni, sadece güçlü PC'ler

HA eşeğini kırmızıya boyar mı agam, yazık için: SHINE, son günlerin popüler değil mi hayvanı? Oyunu: - Sus leyn, bağa agam dime, bundan sonra benim adım kırmızı baron, böyle biline. A - Olur kırmızı agam da nereden çıktı şimcik bu, köy yerinde ne derler sonra, koskoca aga, kırmızı bir eşeğin üstünde. - O eşek değil leyn, eşek sensin, o bir Albatros, tamam mı? - Agam albatrosuna ne oldu ki? - Sen nereden bileceksin, gara cahil. Tayyare o, evvelki cihan harbi tayyaresi, bak Rowan software yapıvermiş, pek gerçekçi olmuş, kapıverdi beni. | ff - Agam canımı al kırmızı agam, sen hiç oyun sevmezdin, hiç bana sorardın, ne oldu sana? - Davuk, sen anlamazsın, meğer benim kanımda varmış bu, ben anamdan eşek doğmuşum, haberim yokmuş meğer, bak şimdi sana Immelman yapacağım - Aman agam, imanım ne olur, kırmızı agam.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.