AMAZON
Retro bilgisayarİne bir iş günü KAMER'e gelmişim, çalışacağım. Bilimsel araştırma diye kandırıp Amazon'a sürdüğümüz SERKAN (niye büyük harfle yazdım ki) orada da başını belaya sokmuş. Gidip kurtarsan bir türlü, kurtarmasan dergi bayram edecek. Hadi hayırlısı deyip (Serkan'dan ne hayır gelecekse) Serkan'ın peşine düştük. Şirkete (Kamer'e) girdik. Lazım olur diye bir askı aldık ve ilk kapıdan odamıza girdik. Serkan'ı hatırlamak için beslediğim fareyi kafesinden aldıktan sonra intercom'u dinledim, alttaki dolabı açıp içinden alkolü aldım. Odadan exit ile çıktıktan sonra masada oturan ENGİN ABLA ile konuşup kapımın önünden fareyi ona doğru bıraktım. Narin kadın tabii korktu biraz, neyse biraz ilerledim, ablamızın masasının biraz üstündeki gözü açıp içinden iki anahtar aldım. Yandaki kapıdan içeri girdim, masanın üzerindeki ve biraz ilerdeki kitapları açıp okudum. Ortadaki masadan filmi aldım ve projektöre taktım, camın üzerindeki beyaz perdeyi indirdikten sonra projektörü kırmızı düğmeye basarak çalıştırdım. Biraz
AMAZON
seyrettikten sonra kapattım. Duvarda asılı olan yayın altındaki blowgun'ı aldım. Vitrini mavi anahtarla açıp iksiri aldım ve çantamdaki alkolle birleştirdim. Odadan çıktım ve koridorun sonundaki MEG'in odasına girdim. Patronla Serkan hakkında biraz konuştuk, sonra beni evime gönderdi. Kaset çaların yanından zarf açacağını alıp kapının önündeki paketi açtım. Mektubu ve anahtarı aldım. Şirkete geri döndüm. Yeşil arabanın bagajını yeşil anahtarla açtım, içinden lövye ve kerpeteni aldım. Mavi arabanın kapısını askı ile açtım, soldaki düğme ile arabanın farlarını açtım ve şirkete girdim.
Projektörün olduğu odaya gittim, paketten çıkan anahtar ile ortadaki masanın altındaki dolabı açtım, içinden bandı aldım, sonra duvardaki dartın okunu aldım. Kendi odama geldim. İspirto ocağını kırmızı düğmesinden açıp alkolle birleştirdiğim iksiri ocağın üstüne koydum, rengi değişince çantamdaki okla birleştirdim, iksirli oku da blowgun'la birleştirdim. Library'nin yanındaki kapıdan arka bahçeye çıktım. Önümüzdeki ağaca çıkıp bekçi Murtaza abinin arkası dönükken blowgun'ı üzerinde kullandım. O sırada bahçede dolaşan Engin Abla bekçinin gazabına uğradı. Elimi çabuk tutup kerpetenle çöp kutusunun zincirini kırdım. Yerdeki elbisenin yanındaki anahtarı alıp yukarıdaki kapının yanına gittim. Birden o cüssesiyle çalıların arasından Levent çıktı, ben ise o sırada yerden aldığım anahtar ile kapıyı açtım, karşımda bir robot hemen kapıdan geri çıktım. Levent'in dağıttığı çöp kutusunu aldım ve robotun yanına döndüm. Robottan nöbeti devraldıktan sonra duvardaki kolu indirdim, açılan bölmedeki çekmecelerden sağ alt köşedekini lövye ile açıp içinden mikro filmi aldım. Dışarı çıkıp library'nin yanındaki görevli ile konuştuktan sonra (1. seçenek) mikro filmi karşıma çıkan makinenin ortasına yerleştirdim, başa kadar sarıp okudum ve çıktım. Arabama binip evime döndüm. Evimi dağıtmışlar, bandı teybe takıp dinledim ve koltuğun kenarındaki parlayan ring'i aldım. Ama mektupla birlikte kayboldu. Projektörün olduğu odaya gittim ve dartı yerinden oynatıp, arkasındaki kasayı çantamdaki ufak şifrenin yazdığı kağıttaki şifreyle açıp Serkan'ın yıllardır biriktirdiği paraları aldım. Arabama bindim, kendimi havaalanında buldum, tankerin yanındaki kırmızı bidonu aldım, tankerin kapısını açınca yere düşen sigara paketini aldım, sonra bisikletin üzerindeki pompayı aldım. İçeri girdim, görevliyle konuşurken “offer” seçeneği ile ona para verdim, o da bana kırmızı kartını verdi. Bardan içeri girdim, barmenle konuşurken “offer” ile kırmızı kartı verdim, pilotlarla konuşmama izin verdi. Pilotlarla konuşunca biriyle anlaştım. Artık uçağın içerisindeydim, tavuk kafesinin yanına gittim. Biraz bekleyince pilot elinde bir silahla çıka geldi. Bir süre konuştuktan sonra pilot “I'm waiting” deyince tavuk kafesini açtım. Artık uçakta yalnızım, hemen yerdeki paraşütü alıp pilot kabininin koluna bağladım, kapı açılınca içeri girip “lever”i aşağı indirip “throttles”'ı çektim ve direksiyonu hareket ettirdim, yumuşak bir inişle uçağı indirdim. Sandığı açtıktan sonra içindeki kutuyu da açtım, çıkan botu aldım ve pompayla şişirdim, dışarı çıktım. El Loco'nun mekanına geldim. Yerdeki sopayı aldım, el arabasından kırmızı biberleri alıp lokantaya girdim. Güzel aşçıyla konuştum. Arkası dönükken bıçağı aldım ve çantamdaki biberleri ince ince kıydım. Dışarı çıktım ve girdim; masadaki adamlar yok oldular. Kadının arkası dönükken masalardan peynir, pezo ve çakmağı aldım. Kadının arkası dönükken tezgahtaki tabağa ince kıyılmış biberleri attım, sonra kadınla konuştum. Çocuk tabağı alınca ben de dışarı çıktım ve El Loco'nun yanışını izledim. O su içerken ben de otele girdim. Ahizeyi kaldırdım ve pezoları telefona attım, sonra telefonu çevirdim. Bu sırada merdivendeki kapanı alıp peynirle birleştirdim. Telefon üç defa çaldıktan sonra kapattım ve peynirle birleştirdiğim kapanı merdivene bıraktım fare yakalanınca delikten paraları aldım. Dışarı çıktım, el arabasının yanındaki satıcıdan alabildiğim her şeyi aldım ve lokantaya girdim. Biraz misafirimizi bekledim ve gelince onunla (2-3-3-2) şeklinde konuştum. Dışarı çıktım, kapının yanındaki merdiveni aldım ve otelin köşesine dayadım, üzerine çıkıp çantamdaki sopa ile otelin cephesindeki tahtaya vurdum. Düşen tahta El Loco'nun kafasını yardı, aşağıya inince çocuk bize bir miktar altın verdi. Kanoya çıktım ve Serkan'ın yanına geldik. Tam “aldık adamı götürüyoruz” derken çatışma çıktı Maya kırık köprünün sonuna kadar gidip küreği oraya koydu ve karşıya geçti, ben de ardından geçtim. Serkan, adamlar peşimizden gelmesin diye “köprüyü keseyim” dedi ama kendisinin de köprü üzerinde olduğunu akıl edemedi (O'ndan kurtulduğumuzu sanıyoruz).
Neyse o artık geçmişte kaldı, yanımızdaki hatunun buralarda bir toprak meselesi varmış, ısrar edince dayanamadık yardım edeceğiz artık. Amazon Queen adlı gemiyle karşılaştık kaptanla konuşurken ona “offer” seçeneği ile altın ve sigarayı verdik. Pilottan sonra kaptandan da bir kazık yedik, bizi denize attı. Gece olunca nöbetçiye dikkat ederek karşıya ağacın yanına geçtim. Burada kamışlardan bir tane aldım ve suya zehirli kökleri attım, artık suda canlı falan kalmadı. Nöbetçi geminin arka tarafına geçince suya daldım, nöbetçiye dikkat ederek gemiye çıktım. Yerdeki oltayı aldım biraz daha ilerleyince ortada sandıklar gördüm, sandıkları açtım ve içindeki okları aldım (nöbetçiye dikkat). Biraz daha ilerleyip geminin sonuna geldim, sandıklardan tekini aşağıya doğru itip nöbetçinin yolunu kestim, zıpkını güney batı yönüne çevirerek çantamdaki oku zıpkına taktım. Nöbetçi gelirken iyi bir zamanlamayla kırmızı düğmeye basıp onu vurdum, sonra gemiye ilk çıktığım yerdeki kaptanın odasına girdim. Odanın camından bakarken oltayı kullanarak anahtarları aldım. İlerdeki kamaranın kapısını anahtarla açıp girdim. Hemen kapının yanındaki tahtayı alıp kapının ecza dolabını açıp içindeki şişeyi aldım, sonra masadaki bezleri alıp kamaranın camına girdim, çantamdaki şişeyle bezleri birleştirip onları çakmakla yaktım ve camdan dışarı attım. Hemen Maya'nın iplerini bıçakla kestim, kapıdan dışarı çıktık. Şimdi bir köydeyiz. Maya ufak köprüden geçip yerdeki bitkiyi aldı. Bende bu sırada suda geçmekte olan kutuyu aldım, yerdeki taşın yanına gidip biraz hareket ettirdim ve altından çıkan solucanı aldım, solucanı da oltayla birleştirip balık tuttum. Daha sonra önünde iki kişi duran kulübeden kepçeyi aldım ve çantamdaki fişeği ateşe attım, bu bize biraz zaman kazandırdı. Ateşin yanındaki kazanı ateşe ittim, içine bitkiyi, balığı ve bidonu koydum, oluşan karışımdan bir kepçe aldım ve çantamdaki kepçeyle yerde yatan hastaya içirdim ve kelleyi kurtardım. Kanoyla yolumuza devam ettik ve bir arkeologla karşılaştık, onunla konuşurken “offer” seçeneği ile harita ve pergeli verdim. Ormanda yerdeki “plank”'ı aldım ortadaki taşın üzerine koydum. Maya'yı “plank”'ın yerdeki tarafına geçirdim ve kesik ağaca çıkıp atladım. Maya güzel bir ters takla ile ağaca çıktı, ardından da daha yukarıya çıktı, ipe tutunup karşıdaki ağaca geçti, oradaki ipi de aşağı sallandırdı ve asansöre gitti. Ben de onun sallandırdığı ipten yukarı çıkıp asansörün ipini çekip onu yukarı çıkarttım. Maya yukarıda kulübeye girdi Karşıdaki iskeletin boynundaki anahtarı alıp sandığı açtı ve çantadaki palayla samanlara vurdu, çıkan iskelete de vurarak göğüs kafesini kırdı, elması aldı. Oradan çıkıp arkeologa geri döndük biraz konuştuk ve kanoyla ilerleyip kampa geldik. Maya yukarıdaki çadırın yanında oturan ölünün yanındaki zinciri aldı ve çadırı açıp bidonu aldı, sonra aşağıdaki çadırların arasındaki kutuyu açıp içindeki aleti aldı. Ben de arabanın arkasındaki ağacın önündeki dallardan birini aralayıp arkasındaki oku aldım, sonra
—| yerdeki ölünün elinden anahtarı aldım. Arabanın deposunu bidonla doldurup yerdeki kapağını kapattım, sonra anahtarla arabayı çalıştırdım. Arabanın önündeki çekiciyi de çalıştırdıktan sonra Maya yerdeki ağacın yanına giderek zinciri ağaca bağladı. Ben arabanın önündeki kolu iterek vinci çalıştırdım, kaldırdığımız ağacın altındaki çadır bezini kaldıran Maya bulduğu kutuyu açtı ve içindeki dinamitleri aldı. Kanoyla biraz daha ilerledikten sonra şelaleden aşağı düştük. Maya ile duygusal anlar yaşadık(!!!). O yıkanırken kötü adam onu vurdu. Neyse mağaranın önündeki dalı çektim ve mağara açıldı derken bir kapı daha çıktı, bu kapıyı da ortasına oku sokarak açtım. Amazon kadınlarının mekanına geldik, ama fazla ortada dolanırsak gardiyanlar bizi vurabilir. Ortadaki sütuna sığındım, bu sırada çantamdaki dinamitleri yaktım, biraz bekledikten sonra kötü adamlar kapıyı yıktılar onlar gardiyanları vurduktan sonra dinamitleri sütunun hemen yanına bırakıp yukarı doğru gittim. Köprüyle birlikte kötüler de havaya uçtular ve bende içerde Maya'yı beklerken dev bir karınca ile karşılaştım. Önce duvara dayalı sopayı aldım, ardından da yerdeki ayakkabı bağlarını. Bu arada karınca içeri girdi ve bende yerdeki taşı duvara doğru ittim, üzerine çıktım, bulabildiğim hemen her meşaleyi aldım. Karınca uzaklaştı, bu sırada aldığım sopayla bağları birleştirdim ve onları da bıçakla birleştirdim. Biraz ilerdeki sarmaşığı bununla kestim, bu esnada meşale söndü ve karınca tekrar üzerime gelmeye başladı, duvara kadar çekildim, karınca sarmaşıktan akan bitki özüne gelince yapıştı, biraz yaklaşıp yaptığımız mızrakla onu öldürdüm (klavyenizdeki yukarı ok tuşu ile). İşte en sonunda mutlu son ve Maya'ya kavuştuk. Serkan'ın aramızdan ayrılması ise ayrı bir mutluluk verdi. BUNLARA DİKKAT: -Oyunda bol bol save yapın. -Alacağınız, kullanacağınız eşyaların yakınına gidin. -Hareket ederken klavyeyi kullanın. -Hızlı olun. -Jason (ben) ve Maya'yı kullanacağınız zaman ekranın üst köşelerinde onların resimleri çıkacaktır. Onları yönetmek için resimlerine basmanız yeterli. -Bu benim ilk yazım, eğer sürç-i lisan ettimse af ola. Bu oyunda bana yardımcı olan Ozan, Volkan ve Önder'e teşekkürler. Hepinize bol oyunlu günler dilerim. Tekrar görüşmek üzere hoşçakalın. Dişbölen
ACCESS
TÜR:
ADVENTURE
386 2 MB RAM 8 HD, 15 MB HARDDISK