Gameshow sayı 23, sayfa 36

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 36

İne bir iş günü KAMER'e gelmişim, çalışacağım. Bilimsel araştırma diye kandırıp Amazon'a sürdüğümüz SERKAN (niye büyük harfle yazdım ki) orada da başını belaya sokmuş. Gidip kurtarsan bir türlü, kurtarmasan dergi bayram edecek. Hadi hayırlısı deyip (Serkan'dan ne hayır gelecekse) Serkan'ın peşine düştük. Şirkete (Kamer'e) girdik. Lazım olur diye bir askı aldık ve ilk kapıdan odamıza girdik. Serkan'ı hatırlamak için beslediğim fareyi kafesinden aldıktan sonra intercom'u dinledim, alttaki dolabı açıp içinden alkolü aldım. Odadan exit ile çıktıktan sonra masada oturan ENGİN ABLA ile konuşup kapımın önünden fareyi ona doğru bıraktım. Narin kadın tabii korktu biraz, neyse biraz ilerledim, ablamızın masasının biraz üstündeki gözü açıp içinden iki anahtar aldım. Yandaki kapıdan içeri girdim, masanın üzerindeki ve biraz ilerdeki kitapları açıp okudum. Ortadaki masadan filmi aldım ve projektöre taktım, camın üzerindeki beyaz perdeyi indirdikten sonra projektörü kırmızı düğmeye basarak çalıştırdım. Biraz

AMAZON

seyrettikten sonra kapattım. Duvarda asılı olan yayın altındaki blowgun'ı aldım. Vitrini mavi anahtarla açıp iksiri aldım ve çantamdaki alkolle birleştirdim. Odadan çıktım ve koridorun sonundaki MEG'in odasına girdim. Patronla Serkan hakkında biraz konuştuk, sonra beni evime gönderdi. Kaset çaların yanından zarf açacağını alıp kapının önündeki paketi açtım. Mektubu ve anahtarı aldım. Şirkete geri döndüm. Yeşil arabanın bagajını yeşil anahtarla açtım, içinden lövye ve kerpeteni aldım. Mavi arabanın kapısını askı ile açtım, soldaki düğme ile arabanın farlarını açtım ve şirkete girdim.

Projektörün olduğu odaya gittim, paketten çıkan anahtar ile ortadaki masanın altındaki dolabı açtım, içinden bandı aldım, sonra duvardaki dartın okunu aldım. Kendi odama geldim. İspirto ocağını kırmızı düğmesinden açıp alkolle birleştirdiğim iksiri ocağın üstüne koydum, rengi değişince çantamdaki okla birleştirdim, iksirli oku da blowgun'la birleştirdim. Library'nin yanındaki kapıdan arka bahçeye çıktım. Önümüzdeki ağaca çıkıp bekçi Murtaza abinin arkası dönükken blowgun'ı üzerinde kullandım. O sırada bahçede dolaşan Engin Abla bekçinin gazabına uğradı. Elimi çabuk tutup kerpetenle çöp kutusunun zincirini kırdım. Yerdeki elbisenin yanındaki anahtarı alıp yukarıdaki kapının yanına gittim. Birden o cüssesiyle çalıların arasından Levent çıktı, ben ise o sırada yerden aldığım anahtar ile kapıyı açtım, karşımda bir robot hemen kapıdan geri çıktım. Levent'in dağıttığı çöp kutusunu aldım ve robotun yanına döndüm. Robottan nöbeti devraldıktan sonra duvardaki kolu indirdim, açılan bölmedeki çekmecelerden sağ alt köşedekini lövye ile açıp içinden mikro filmi aldım. Dışarı çıkıp library'nin yanındaki görevli ile konuştuktan sonra (1. seçenek) mikro filmi karşıma çıkan makinenin ortasına yerleştirdim, başa kadar sarıp okudum ve çıktım. Arabama binip evime döndüm. Evimi dağıtmışlar, bandı teybe takıp dinledim ve koltuğun kenarındaki parlayan ring'i aldım. Ama mektupla birlikte kayboldu. Projektörün olduğu odaya gittim ve dartı yerinden oynatıp, arkasındaki kasayı çantamdaki ufak şifrenin yazdığı kağıttaki şifreyle açıp Serkan'ın yıllardır biriktirdiği paraları aldım. Arabama bindim, kendimi havaalanında buldum, tankerin yanındaki kırmızı bidonu aldım, tankerin kapısını açınca yere düşen sigara paketini aldım, sonra bisikletin üzerindeki pompayı aldım. İçeri girdim, görevliyle konuşurken “offer” seçeneği ile ona para verdim, o da bana kırmızı kartını verdi. Bardan içeri girdim, barmenle konuşurken “offer” ile kırmızı kartı verdim, pilotlarla konuşmama izin verdi. Pilotlarla konuşunca biriyle anlaştım. Artık uçağın içerisindeydim, tavuk kafesinin yanına gittim. Biraz bekleyince pilot elinde bir silahla çıka geldi. Bir süre konuştuktan sonra pilot “I'm waiting” deyince tavuk kafesini açtım. Artık uçakta yalnızım, hemen yerdeki paraşütü alıp pilot kabininin koluna bağladım, kapı açılınca içeri girip “lever”i aşağı indirip “throttles”'ı çektim ve direksiyonu hareket ettirdim, yumuşak bir inişle uçağı indirdim. Sandığı açtıktan sonra içindeki kutuyu da açtım, çıkan botu aldım ve pompayla şişirdim, dışarı çıktım. El Loco'nun mekanına geldim. Yerdeki sopayı aldım, el arabasından kırmızı biberleri alıp lokantaya girdim. Güzel aşçıyla konuştum. Arkası dönükken bıçağı aldım ve çantamdaki biberleri ince ince kıydım. Dışarı çıktım ve girdim; masadaki adamlar yok oldular. Kadının arkası dönükken masalardan peynir, pezo ve çakmağı aldım. Kadının arkası dönükken tezgahtaki tabağa ince kıyılmış biberleri attım, sonra kadınla konuştum. Çocuk tabağı alınca ben de dışarı çıktım ve El Loco'nun yanışını izledim. O su içerken ben de otele girdim. Ahizeyi kaldırdım ve pezoları telefona attım, sonra telefonu çevirdim. Bu sırada merdivendeki kapanı alıp peynirle birleştirdim. Telefon üç defa çaldıktan sonra kapattım ve peynirle birleştirdiğim kapanı merdivene bıraktım fare yakalanınca delikten paraları aldım. Dışarı çıktım, el arabasının yanındaki satıcıdan alabildiğim her şeyi aldım ve lokantaya girdim. Biraz misafirimizi bekledim ve gelince onunla (2-3-3-2) şeklinde konuştum. Dışarı çıktım, kapının yanındaki merdiveni aldım ve otelin köşesine dayadım, üzerine çıkıp çantamdaki sopa ile otelin cephesindeki tahtaya vurdum. Düşen tahta El Loco'nun kafasını yardı, aşağıya inince çocuk bize bir miktar altın verdi. Kanoya çıktım ve Serkan'ın yanına geldik. Tam “aldık adamı götürüyoruz” derken çatışma çıktı Maya kırık köprünün sonuna kadar gidip küreği oraya koydu ve karşıya geçti, ben de ardından geçtim. Serkan, adamlar peşimizden gelmesin diye “köprüyü keseyim” dedi ama kendisinin de köprü üzerinde olduğunu akıl edemedi (O'ndan kurtulduğumuzu sanıyoruz).

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.