THE LOST FILES OF SHERLOCK HOLMES
Retro bilgisayarArkadaşlar, şimdi burada hep beraber çok güzel bir 15 dakika geçireceğiz. Ben size Sherlock Holmes'ün “Case of the Rose Tattoo” adlı hikayesinin genel bir değerlendirmesini yapacağım ve sizler de beni can kulağıyla dinleyeceksiniz. Bazen yazıların arasında (47) şu anda gördüğünüz gibi sayılar görürseniz, “Ulan, bunlar da ne” diye kafayı yemeyin. Bu sayılar 1000'e ulaştığında benim yazım bitmiş olacak ve aynı zamanda da, yani inşallah, kovulmamış olacağım (Yazımı gizli gizli işte yazıyorum da. (86)) Sherlock Holmes'ü bilen bilir, bilmeyen bilmez. Bilmeyenler için ben biraz anlatayım. Sherlock Holmes eski İngiltere'de yaşamış (yaklaşık 1850'li yıllarda) ve birçok çözülemeyen cinayet, adam kaçırma, hırsızlık, kalpazanlık gibi suçları üstün zekası ile çözmüş danışman dedektiftir. En büyük yardımcısı ise neredeyse onun kadar ünlü olan Dr. Watson'dır. Holmes'ün birçok hikayesi beyaz perdeye de aktarılmıştır ve ister istemez gelişen teknoloji ile bu hikayeler bilgisayarlarımıza da girmiştir. “Lost Files of Sherlock Holmes” serisinin ilki ile yıllar önce tanışmıştınız. Etkileyici grafikleri ve müzikleri ile o zamanlar hiçbir oyunda bulunmayan atmosferi ile adventureseverlerin ilgisini çekmişti. Şimdi ise serinin ikinci bölümü ile Sherlock Holmes yine karşınızda. Fakat ikinci bölüm demem kesinlikle sizi yanıltmasın çünkü bu oyunun birincisi ile hiçbir bağlantısı yok. Anlayacağınız yeni bir macera, yeni bir aşk, yeni bir hayat. Şimdi efendim Sherlock Holmes'ün bu macerasının adı “Case of the Rose Tattoo”, anlamı ise Gül dövmesi vakası. Niye bu ismin konduğunu oyunu oynadığınızda anlarsınız yani ben anlatmayacağım? (220) Ama isterseniz konuyu biraz anlatabilirim. Bu oyundan anlıyoruz ki Sherlock Holmes'ün bir kardeşi varmış ve bu kardeşi erkekmiş, en azından ilk görünüşte veya uzuv olarak diyebiliriz. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de Holmes fanatikleri olabilir ve bana itiraz edip, beni aşağılayabilirler. Holmes'ün erkek kardeşi olduğunu buradan değil daha evvelden anlıyoruz diye egosal bir yorum yapabilirler. Valla ben buradan anlıyorum. Kasım 1889'da, İngiliz savunma bakanlığından çok tehlikeli ve patlama gücü yüksek bir bombaya ait planlar çalınır. Holmes'ün erkek kardeşi (???) Mycroft bu olayı araştırmaya başlar. Tam Holmes'den yardım almaya karar verdiğinde büyük bir patlama ile ağır bir şekilde yaralanır. Bu olay Holmes'ün o ünlü Baker Street 221B'deki evinde mateme yol açar. Olayda hiç kasıt aramayan Holmes, Dr. Watson'ın bir sözü ile titrer ve kendine gelir. Dr. Watson'ın uyarısı Holmes'ün suratına bir tokat
Sonra hemen polise gidiyor (adam akıllı). Polisler Serkan'ı yakından tanıyorlar; “Her akşam evinin yolunu unutur, caminin orada ağlar durur, biz de gidip alırız, bir çorba içirip iki tokat atıp evine götürürüz, bizim karakolun maskotu gibi bir şey o” diyorlar. Ama iki gece önceden beri Beşiktaş'ta ilik yükseliyor, çığlığı borkanım diyor “akşam eve gelmedi, yatağı bozulmamış, bulun onu bana getirin yavrumu!” diye ağlıyor. Hiç bulmak istemiyoruz aslında ama ayıp olur diye Sherlock'u arıyoruz, geliyor, hemen (adam cin) odasında dolaba saklı bir aşk mektubu buluyor.
tanıyorlar. “Küçükken annesi kafasının üstüne düşürmüştü, kafasını alçıya almıştık. Sonradan alçıyı çıkartırmayı şaşırırlar, beyni kalmış, geçen hafta” diyorlar. Hemen alçıyı (av 9 ge adam) ve diyor (Einstein
gibi çarpar, kendine bile itiraf edemediği, yıllarca içine gömmüş olduğu bir gerçek gibi, bir anı gibi suratında patlar. Dr. Watson der ki “Peki ya kaza değilse!!!” İşte bu laftan yola çıkan Holmes ve Dr. Watson olayın üzerine gitmeye başlarlar. (385) Ben bu oyunun birincisini oynarken çok zevk almıştım ve bayağı zorlanmıştım. Aynı duyguları burada da yaşayınca memnun oldum çünkü oyun hiçbir özelliğinden kaybetmemiş aksine zengin grafikler, hoş müzikler ve en önemlisi zeka yüklü bilmecelerle daha da zevkli hale gelmiş. Oyunun bu özelliklerini birazdan konuşacağız merak etmeyin. Şimdi bu kadar artı saydık ve sayacağız da, peki bu oyunun hiç mi eksi yanı yok? Aslında yok ama bizim için var. Yani şunu demek istiyorum, oyunun dili biraz zor. Belki normalde İngilizce olarak başka oyunlar oynuyor olabilirsiniz fakat burada zorlanacağınız kesin. Nedeni ise, oyunun zamanın eski İngiltere'sinde geçmesi. Bilir misiniz bilmem ama o zamanın dili biraz ağırdır, hele kullanılan kelimeler. Vurgulama ise Amerikan İngilizcesine hiç benzemez. İşte bu sebeplerden biraz zorlanabilirsiniz. Oyunun konusunu hatasız anlamanız oyunu çözmeniz için tek şarttır, bunu unutmayın! (516) Oyunu “Case of the Serrated Scalpel” isimli
oyunu hazırlayan ve ödül alan ekip hazırlamış.
Benim atladığım ve aslında çok önemli olan başka bir nokta ise oyunun içinde geçen mekanlar. 3-D render edilmiş bu
TANITIM mekanlar oyunu gerçekçi bir ortamda oynatıyor. Sherlock Holmes'de bu mekanlardan yaklaşık 50 adet var. Her şey 3D rendered ortam tabii ki değil, müzikler de önemli. Sherlockçular bunu da düşünmüşler ve oyuna orijinal müzikler yaratmışlar. Biraz midi havasındaki bu müzikler ortamı çok değiştiriyor. Hele stresli sahnelerde. (594) 80'den fazla aktör de oyuna video görüntüleri ile renk katmışlar. Hepsinin kostümleri ve etrafın dizaynı tamamen Viktorya tarzı. Bu da bir oyun için harcanan emeğin ufak bir göstergesi sanırım. Siz ne düşünüyorsunuz bilemiyorum ama ben şu CD oyunlarındaki konuşmalardan çok sıkılıyorum. Ve ne yazık ki bu iş Sherlock Holmes'de yine başımıza geliyor. Profesyoneller tarafından seslendirilmiş saatler süren konuşmalar sizleri bekliyor. Oyun içinde 10 adet sinematik giriş ve birçok fotoğraf var. Oyunu tarihi kılıyor açıkçası. Oyun esnasında siz -tabii ki- efsanevi dedektif Sherlock Holmes'ü canlandırıyorsunuz. Bulmacaları çözebilmek için onun gibi düşünmeli ve bir dedektifin bütün maharetlerine sahip olmalısınız.
Ayrıca kimya bilginiz de sağlam olmalı. (698) Çünkü bir dedektif olarak o zamanlar ne balistik var ne de başka bir olay, her şey evinizdeki çalışma masanız ve cebinizdeki büyüteç. Bilgisayarım kapasitesi bu olaya yeter mi derseniz hemen cevap vereyim: Evet, yeter. Ben nereden bileyim yeter mi yetmez mi. Lütfen saçmalamayın ve aşağıdaki kutuyu okuyarak siz karar verin. (744) Belki bize kızıyorsunuz. Neden tam açıklamayı vermiyorsunuz da böyle gereksiz şeyler anlatıyorsunuz diye. Efendim, bu oyun yeni çıktı hem de çok yeni. Daha dergiler bile oyunun çıktığının farkında değil. İnanır mısınız bilmem ama Electronic Arts (oyunu yapan firma) bile böyle bir oyunu çıkarttıklarından haberdar değil. Sarhoşmuşlar oyun çıktığında. Bu sebeplerden dolayı biz de oyunun açıklamasını bu sayımıza yetiştiremedik fakat bayağı ilerledik sayılır. Öbür aya herhalde açıklarız. (819). Oyunu yüklediğinizde oyunun konusu ile ilgili render grafiklerle dolu çok güzel bir demo çıkıyor. Bu demoyu geçtikten sonra anlıyoruz ki Sherlock abi bunalıma girmiş (yazık) ve Dr. Watson da onun kötü gününde yanında olarak teselli etmeye çalışıyor. Yazının ortalarında bir yerlerde Sherlock Holmes'ü yönetiyoruz dedim ama burada, yani oyunun başında Dr. Watson'ı (kötü gün dostu) yönetmekteyiz. Dr. Watson, bunalımdaki
Sherlock'u
kendine getirebilecek mi? Sherlock Holmes 'Gül Dövmesi Vaka'sını aydınlatabilecek mi? Sherlock Holmes ile Dr. Watson arasındaki ilişkinin boyutları nedir? Bütün bunlar bir aksilik olmazsa gelecek ay derginiz Gameshow'da...
Ne yazacağımı bilmiyorum. Abiliilli!!! Hah buldum! Arkadaşlar Allah izin verirse Ocak sayısında A4'üz. Bu bir devrim demek. Hit derginiz artık A4 olacak. Muhteşem bir olay bu. İçeriği ise acayip zenginleşecek. Emin'in kağıtlarını karıştırırken gördüğüm kadarı ile birçok yeni köşe eklenecek dergimize. Fakat bunlar kesin değil çünkü Emin Almanya'ya giderek Mac ile bu konuda bir görüşme yapacakmış. Fakat ben size biraz çıtlatayım. Mesela Zabaninin hazırladığı bir Amiga köşesi, Internet köşesi gibi. Yaaa? (898) Eeee, daha daha naber? “De”lerin ayrı yazılması çok hoş bir olay çünkü salak Serkan Word bunları ayrı bir kelime olarak görüyor. Diğer dergideki arkadaşlar bilirler yani kelime saymanın ne demek olduğunu bilirler. Ben onlara bir tüyo vereyim buradan. “De”, “ki” gibi ekleri ayrı yazsınlar. Mesela bir oyunu açıklarken şöyle yazabilirler. Yukarıya da basınca da yukarıdaki yöne doğru gider de ki. Gibi bir mantıkla hareket ederlerse daha iyi ederler. 1000 kelime oldu veya olmadı ben yazıyı burada kesiyorum. (979) ElTimur Çataklı