Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 52
yalnızlığı, ilerlemeyen zamanı, göz kamaştıran, mantığı aşan yaradılışı, gören ilk gözleri, alınan ilk nefesi, ilk gülümsemeyi, ilk acıyı, hepsini tattım. Topraktan et, etten hayat, hayattan da sonsuz problemler oluştuğunda, evrenin sonsuz dansı acımasızca sürdüğünde, başlangıç sona erdiğinde ve son başladığında sessiz bir şahittim. Çocuklarının büyümesini seyreden bir anne şefkatiyle insanlığın başlangıcını seyrettim. Utanılacak çıplaklıklarını, mana veremedikleri açlıklarını, gözlerini kör eden zevklerini gördüm. Tertemizdiler, bilgisizdiler, basittiler ama en azından saftılar. Görünmez bir göbek bağından kana kana besleniyor gibi doğanın sunduklarıyla yetindiler, avlandılar, beslendiler, ürediler, öldüler. Ölenler düştükleri yerde kaldı, yeni gelenler ölülerin üstlerinden yükseldi. Sonsuz sabrımın bir iyonunu bile doldurmayacak milyonlarca yıl böyle yaşadılar. Onlar yaşadılar, ben seyrettim. Bu monotonluğun verdiği uyuşturucu mutluluktan mı, yoksa bana verilen görevin bilinmez bir şartından mı bilmiyorum karanlığın gelişini göremedim. Karınlar tok, sırtlar pekken bir anda inen yumruk, yumruğu yiyen kadar beni de şaşırttı. Silahları tutan ellerin kontrolü içgüdüden beyinlere geçtiğinde, hedefler doğanın hediyelerinden öz kardeşlere çevrildiğinde, ihtiras ihtiyacın önüne geçtiğinde zavallılar için ağladım. Boşa dökülen ilk kan kurumadan, duvara çizilen ilk resim bitmeden, ilk ezilenin acısı dinmeden işlerin nereye varacağını gördüm, gördüm ama bir şey yapamadım. Lanet olsun ne yapabilirdim ki? Neden, neden diye sordum. Milyonlarca yıl önce ekilen, özenle büyütülen, kaçınılmaz hasadı bekleyen bu ruhlar tarlasına bir anda dalan hastalık onları çürüttü. Sunulanla yetinmeyi, yanında düşene yardım etmeyi, ihtiyacı olanı aldığında durmayı unutturdu. Acaba hastalığın ilk tohumları baştan beri vardı da ben mi görememiştim, acaba haddimi aşan, sürekli arayıp bir türlü bulamadığım amaç bu muydu? Yoksa evrenin dansı sürerken, bu zavallılardan önce, belki benden bile önce burada olan bir şey kötülüğün beslediği sabırla ortaya çıkıp her şeyi bozmak, saflığı yıkmak için doğru bir anı mı bekliyordu? Tek bildiğim sonunda o kazandı, tanrının çocukları onları besleyen göbek bağını kurumuş kardeş kanıyla kirlenmiş kör bir bıçakla kestiler, sorunsuz basitliğin yerine karmaşık kalleşliği seçtiler. Çizilen yoldan çıktılar, onları aşan alanlara yayıldılar. Baştaki bilinmez amaç
Ben daha ortada kimseler yokken buradaydım, sonsuz kıtaları bastılar, her yer kaplanana kadar giderek artan manyakça bir ihtiras içinde belki de önceki basitliklerinin hırsını çıkarırcasına tepindiler, ta ki koyu kırmızı her yeri kaplayana kadar. Ve ben seyrettim... Ve gördüm ki güzelim Zork serisi nerelere gelmiş. Uzun zamandır her baktığım yerde reklamını, demosunu, övgüsünü gördüğüm Zork Nemesis sonunda bizim buralara da düştü ve ben de biraz oynadım. Bilmeyenler (hepinize çok teessüf ederim, böyle Macbeth okuyuculuğu olur mu canııım?) Zork en eski (valla) ve en köklü (billa) adventure serisidir. Taa zamanında bilgisayarların monitör ve klavye gibi iki önemli eksiklikleri varken ataları ortaya çıkan bu oyunlar önce Infocom'un göçüşü (yüreğim yanıyooo) sonra da piyasanın tamamen değişmesiyle değişe değişe değişe değişe (şıktım mı?) bu hale geldiler. Aslında Zork Nemesis'e herhangi bir Zork oyunu gibi bakmamak lazım. O zaman öyle bakmayalım (mantık), son zamanların en çok lafı edilen CD adventure'larından biri olarak bakalım. Tamam bakalım. Şimdi bir dolu yorum yapmayacağım, size bir örnek vereceğim, oyunun başlarında altar room denilen yerde bir dolu bilmeceli oda var. Bir tanesinde beş tane (nasıl derler) düdükümsü (bulamadım) alet var. Bunların beşine de klikliyorsunuz sonra yerdeki haritadaki bütün mor yıldızları yakıp mavi yıldızları söndürüyorsunuz (öbür türlü de olabilir, bu bir örnek, önemli olan ana fikir, takip edin ana fikre geliyorum (yavaş yavaş)) yukarıdan merdiven iniyor, bu odayı çözmüş oluyorsunuz. Ya da öbür odadaki resimleri, çevirip doğru resim gelene kadar bekliyorsunuz. Demeye çalıştığım (fazla yavaş oldu di mi?) nerede kaldı bunun interaksiyonu, nerede kaldı bunun adventure'lığı. Ben şahsen ipucusuz bilmecelere karşıyım. Salak olduğumdan değil (aksini iddia edenler olabilir tabii, demokrasi), eğer bir bilmecenin en azından ne konuda olduğunu ya da sonra ne çıkacağını biliyorsanız, çözdüğünüzde en azından güzel beyninizi yorup (fazla yormamak lazım) bir mantık bağlantısı kurduğunuzdan bir zevk alabilirsiniz. Mesela Death Gate'deki saat bilmecesi. Aynı Zork Nemesis'tekiler gibim grafik bir bilmece (yani görsel olarak çözülüyor) ama önce şiir kitabını okuyup oradaki manayı kavrayabilirseniz bağlantıyı kurup yarım saat saati (tesadüf oldu) kurcalamadan çözebiliyorsunuz. Nemesis'te ise saldım çayıra, mevlam kayıra, orayı klikle, burayı klikle, belki çözülür. Aranızda 'yok abi, ben öyle yapmıyorum, böyle bilmeceleri düşünerek çözüyorum' diyenler olabilir,
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 53
yerinize. İskelet elin kapattığı kapının sol elin birinci parmağına, sağ elin ikinci parmağına klikleyince açıldığını müneccimlerle yasak ilişkiye girmeyen kimse bilemez. Sonra deneyip çözünce de bir marifet yapmış gibi gerinmemek lazım. Zaten konudan da daralmış bulunuyorum, Intel Inside, güzeller güzeli, bahtsız yavrum, mektupları getir, efkar dağıtacağız... ALSO BESORG Sevgili MAC, Bu sana yazdığım ilk mektup. Ben bir strateji oyunu manyağıyım. Ben daha küçükken Dune2 ile tanışmıştım (Amcam almıştı). O zamanlar bu oyundan pek bir şey anlamamıştım. Şu anda o oyundan tek hatırladığım düşmanın hiç patlamayan bugay (jip) si Harvester ve kum canavarı. Ama şimdi her şeyi daha iyi anlıyorum. Neyse şimdi bunları bırakıp sorulara geçeyim. 1) C&C 2'nin çıkıp çıkmadığını biliyor musun? 2) Engin Abla'nın gerçek cinsiyeti nedir? 3) Bana Civilization 1-2'den başka birkaç güzel strateji oyunu önerebilir misin? 4) Civ 2'nin disket versiyonları var mı? Varsa bunların CD versiyonlarından farkı var mı? 5) Beni DOS ve Win95'te usta yapacak birkaç kitap veya dergi önerir misin? Sorularımı burada son verirken şimdilik güle güle. (Bu mektubu lütfen yayınla). Gökhan MERCAN, Kartal/ İstanbul MAC: Çocukları küçük yaşta kötü şeylere alıştırmamak lazım (sayın amca bey), sonra çıkıp strateji manyağı oluyorlar, sonra da zaten bu kötü şeylerin esiri olmuş insanlara mektup yazıyorlar. Şimdi size bir soru (uzun zamandır aklımda, fırsat kolluyordum) mesela birkaç kişi geyik yapıyor. Konu futbol, politika ya da haliyle karşı cins olabilir (hatta büyük ihtimalle karşı cinstir). Biri de bu manasız geyiğe katılacağına kendi başına oyun oynamayı tercih ediyor. Acaba geyik yapmak yararlı bir şey midir? Geyik yapanlar iyi bir iş mi başarmaktadır? Geyik yapmayıp oyun oynayan kişi, eğer geyik yararlı değilse başka bir şey yaptığından iyi mi etmektedir (tamam bir sorudan fazla oldu, düşünmeden yazmamak lazım, Intel Inside, not a1)? Eğer geyik iyiyse, oyun oynamayı tercih eden kişi suçlu mudur? Bu onu manyak yapar mı? Çizgisiz kağıda, kurşun kalemle lütfen. 1) Şimdi olay şöyle (açıklama geliyor manasında) iki tane Command&Conquer 2 var (iki kere iki dört, yani acaba dört tane mi oluyor o zaman (aciz yazar)). Biri Eylül, Ekim gibi çıkacak olan Alarmstufe Rot. Bu birincisinin yeni silahlı yeni görevli olanı. Bir nevi C&C bir buçuk (kebap esprisi isteyenler? İstemeyenler? Reddedildi). Bir de bilinmeyen bir tarihte çıkacak olan (bilinmeyen tarih nasıl oluyor acaba) ve birincisinin sonundaki demoda görünen robotlu mobotlu C&C. 2) Dergi batmayıp biraz para kazanırsa ameliyatını ödeyeceğiz (fedakar işveren), o da iki arada bir derede kalmaktan kurtulacak. 3) Sabrın yeterse (bakınız cevap 5) Conquest of the New World güzel (ama yavaş), Master of Orion çok güzel, Ascendancy onun taklidi (ama o da güzel), illa Civilization gibi diyorsan Master of Magic de onun taklidi (günümüzde orijinallik bulmak çok zor azizim), Rise&Rule da CIV taklidi ama güzel değil (o zaman niye tavsiye ediyorsam). 4) Ah ulan yeni nesil, ben
CIV1'in CD'si olduğunu bilmiyordum. Yeni yetmelerin altları CD temizleyiciyle temizleniyor tabii. CIV2 bir kere CD'den install edince CD olmadan normal çalışıyor, sadece arada çıkan animasyonları (wonders için) göremiyorsun. 5) İki tane ana kaynak verebilirim, biri Budist usta Lama Dlama'nın 'Meditasyon ve Sabır teknikleri' öbürü de Çinli ünlü Hangı Ayoong Uhhh'un 'Mazoism'de Yeni adlı eserleri. Şaka bir yana hiçbir şey bilmiyorsan DOS for Dummies ve Windows for Dummies diye her bir şeyi sinir edecek kadar basitçe anlatan iki kitap var. Ama İngilizceler (English for Dummies var mı bilmiyorum). IHR DEN KICK Hi Seni 12. sayıdan beri izliyorum. Ama her ay “çıkacak mı, çıktı mı, yoksa, yoksa battılar mı!!” demekten harbiden bıktım. Ben endişe sevmeyen bir adamım (Mesela yani). Acaba size mektupla bir oyun için boş disket göndersem, o mektubu açar mısınız? Zaten eğer bu mektup yayınlanırsa ya soruma cevap almış olacağım ya da gidip bir piyango bileti alacağım. 1) Universe'de, oyunun başlarındaki köprüyü geçtikten sonra, bir koridorda garip bir araba duruyor o arabaya binemiyorum. N'apmam gerek (bana eski sayıyı al deme, 1. sayı kalmamış). 2) Colonization'un Civilization'dan ne farkı var? (Dur telaşlanma, eğiliyoruz işte...) 3) Şu oyun açıklamalarında hep “renderi kaplı” filan deniyor, ya nedir bu render, texture ayakları? 4) Her kafadan bir laf çıkıyor. Bari bizde bir kafa olalım. Bence Dune2, Warcraft'tan daha prof. Daha fazla mantık var. Ama Warcraft da daha hızlı ve güzel grafikli bir oyun. Tek avantajı Dune'dan geç çıkmış olması. Fakat, yakın tarihte, çıkan C&C hepsine harbi takar. Yani tercihim Westwood-Virgin koalisyonu. 5) Okul, sınavlar derken, üç beş kuruş para biriktirdim. Şimdi iki CD oyunu alacağım. Ama pişmaniyet bir geri dönüş değildir. Lütfen bana yardım et. (Teklif edeceğin oyunun bende olabileceğini hesaba katarak, biraz fazla örnek vermeni rica ediyorum.) 6) Eğer daha önce yayınlamadıysanız, size Rebel Assault 2'nin tüm şifrelerini gönderebilirim. Bir iki cheat de bizden olur. 7) Eğer isterseniz size C&C edit'i (bu programda isteyen, infantrylere lazer verir ya da dinozor üretimine başlar) ve C&C money'i (bununla da 999.999.999 USD edinebilirsiniz) gönderebilirim. Ayrıca SC2000 için Cash2000 de var. 8) Bir arkadaşımın C64'ü var ve Basic'i çok seviyor. Fakat yeni aldığı için Basic'i tanımıyor. Bu konuda en iyi senin yardım edebileceğini düşündük. 9) Senin E-Mail adresin var mı ağzını hiç açma: Timur'unki timur&sup...., biliyorum. 10) Serkan'ın bu dergide işi ne, Kimse Not Enough Serkan'ı okumuyor ki (kendi hariç). Bir de senle boy ölçüşmeye kalkıyor. Not Enough işte. 11) Tamam, biliyorum MAC bir şeyin kısaltması tamam da beth ne oluyor? Ayrıca attığın o Almanca başlıklar ne tür bir anlam taşıyorlar? 12) Sen bu dergiyi taa oradan nasıl yapıyorsun? 13) Umarım ben yaşadığım sürece deniz üstündeki mantar mahiyetlerinde kalırsınız. Can “The Eye” ÖZ MAC: Kasap ve koyun olayı