Seçmece Bunlar
Retro bilgisayarGün doğmadan tepelerin üzerinden önce yüzlerce atlının, Gam savaşçıları takip eden kadınların ve çocukların ve her şeyden önemlisi her kabilenin özenle süslenmiş kutsal borularının sesleri çadırıma kadar geldi. Önümdeki zor günün ağırlığı omuzlarımda asamı alıp dışarı çıktım. Biraz sonra ilk günün ilk ışıklarıyla beraber birer birer tepeleri aşıp ovaya doğru akmaya başladılar. Kutsal kum kurdu işlemeli flamalarıyla Dune2 kabilesi herkesten önce yerini aldı, onları Orc kanıyla boyanmış kırmızı bayraklarıyla Warcraft'çılar izledi. Warcraft2'nin özenle seçilmiş 20 Elven Archer'ı soylu bir edayla mavi sancaklarını diktiler. En son yeri titreten bir gürültüyle Command&Conquer'ın mekanize savaşçıları ovaya daldılar ve artık iyice yükselen güneşin ışıkları dört bir yana yansıtan kartal armalı bayraklarıyla ovanın kalbini deldiler. Artık geriye dönüş yoktu. Önce her kabilenin ağzı laf yapanları ovanın ortasındaki beyaz dairede toplandılar. Herbiri kendi inancına göre neden onların en iyi olduğunu anlatmaya başladı. Her kabile kendi konuşmacısını deliler gibi destekliyor, başkaları konuşurken de silahlarını birbirine vurarak onların sesini boğmaya çalışıyordu. Güneş yolculuğunun üst noktasına ulaştığında konuşmacılar çoktan yorulmuş, kabilelerin üstüne bir huzursuzluk çökmeye başlamıştı. Alınlarından yere akan tere aldırış etmeden devam ettiler, ne zaman biri biraz üstünlük sağlasa diğer 3 kabile birden onu susturuyor, boğucu sorularla geri adım atmasını sağlıyordu. Güneş yorulup akşam dinlenmesi için tepelerin ardına gitmeye başladığında Warcraft2 kabilesinin konuşmacısı birden ayağa kalktı, Dune temsilcisinin oturduğu yere doğru yürüdü ve hiç beklenmeyen bir hareketle onun ayaklarının önüne tükürdü. 'Siz de multi unit select bile yok!' diye bağırdı. Bir anda ovaya bir sessizlik çöktü, yaprak bile kıpırdamıyordu. Bulunduğum yerden biraz sonra akacak kanın kokusunu alabiliyordum. Böyle bir saygısızlık asla görülmemişti ve asla da affedilemezdi. Bütün temsilciler bayraklarını alıp kabilelerine döndüler, sessizlik aniden dört bir yandan saldırıya uğradı. Komutanların emirleri, atların kişnemeleri, kadınların ağıtları ovayı kapladı. Artık konuşmanın manası kalmadığını anlamışçasına herkes bir ağızdan bağırıyor, belki de hayatlarını alıp götürecek savaşın heyecanıyla yerlerinde duramıyordu. Bu kadar yakından tanıdığım, sevdiğim dört kabilenin birbirlerini katletmelerine izin veremezdim, yaşlı bacaklarımın beni taşıyabildikleri hızla tepeden aşağı koştum ve asamı beyaz dairenin ortasına diktim. Dedim, 'bu sorunun cevabını kan akıtarak bulamazsınız, bırakın en iyinin kim olduğuna Seçmece karar versin'... y/