Gameshow sayı 17, sayfa 52

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 52

Bir daha asla açılmaması umuduyla yapılan o devasa kapılar açıldığında, sonsuza kadar unutulma umuduyla hapsedilen dışarı çıktığında, son bir umut diye koyulan muhafızlar yere serildiğinde, bütün duyguların babası, bütün lanetlerin atası, sonsuzluğun başı ve sonsuzluğun sonu olan korku insanları avucunun içine aldı. Korkunun karşısında öyle zavallıydılar ki bir an direnmek bile akıllarına gelmedi, ruhlarını bir anlık acı, tatlı rahatlamayla ona teslim ettiler. Yüzlerindeki kanın çekildiğini, ellerinin bir anda buz kestiğini hissettiler, aralarındaki en zayıflarının dişleri bile çatırdadı ama kimseden bir şikayet bile gelmedi. Bu onlar için çok yeni bir şeydi, sevgiyi, üzüntüyü, ihtirası ve kaybı hissedebiliyorlardı ama korku öylesine netti, öylesine keskindi ki sanki onları saran bir duygu değil de, uzun zamandır ne olduğunu merak ettikleri varlığın onları okşamak için uzanan eliydi. Ve bu el onları aldı, her hücreleri daralana kadar sıktı, alınlarındaki damarlar zonklamaya başlayana kadar sıkıştırdı ama hiçbirini bir gram bile incitmedi. Sadece herbirine, herbirinin kendi en iyi anlayabileceği şekilde, hemen ama hemen boyun eğmezlerse bu acının çok daha büyüğünün, sınırlarını bilmeyenin geri geleceğini ve onları avcuna aldığında unufak edene kadar bırakmayacağını anlattı. Acının ne olduğunu bildiklerini sananlar, herşeye dayanabileceklerini sananlar, kendi iç güçlerine güvenenler, o anda mühim olanın yedikleri birinci darbe olmadığını, insanı asıl yıkanın gelecek ikinci darbenin korkusu olduğunu anladılar. O anda, bu anlamanın keskinliğiyle bütün güçleri, saf ve temiz olan bütün inançları, kendi çaplarında daha iyi olabilmek için yaptıkları herşey onları terk etti. Korku tek sahipleri oldu. Herbirini teker teker ele geçirdi ve herbirinin en büyük zaaflarını önlerinde sallayarak onları kendine köle etti. Artık ne yapabilecekleri, neye karar verecekleri önemini kaybetti, her hareketlerini, her nefeslerini başlarına geleceklerin korkusu yönetmeye başladı. Uyandıkları her anda, attıkları her adımda korkunun lanetini hissettiler. Gelecek bir zararın, ellerinden gidecek bir malın, sırtlarına yiyecekleri bir bıçağın, kaybedecekleri bin yoldan, ya da karanlık bir gecede, onları en zayıf anlarında yakalayacak isimsiz bir lanetin korkusu ruhlarını çizdi ve acımasız zaman, susmayan ağızlar, hedefini iyi tanıyan çatallı diller bu çiziği derinleştirdi, derinleştirdi, derinleştirdi. Taa ki Tanrının onlara üstüne hayatın müziğini çizsinler diye verdiği beyaz, tertemiz ruhları ortasında korkunun soysuz sarı kanından bir nehir akan lanetli bir vadi haline gelene kadar... Nitekim iti öldürmeyecekmişsin, korkutacakmışsın, Allah bizi öyle bir korkuttu ki GameShow kadrosu olarak tepemizde sallanan kapanma kılıcın altında, iğne üstündeki sorunlu varlığımıza devam ediyoruz. Intel Inside'ın tuzu kuru tabii, ben nasıl olsa elektrik faturasını ödüyorum (beyimiz 220 voltla besleniyor, ama ben her telefon çaldığında Emin'in arayıp boşuna sayfaları yapma, bu ay çıkamayacağız demesinin korkusuyla yaşıyorum. Settlers 2'nin gelmiş olması korkumu hafifletmiyor ama en azından biraz unutmamı sağlıyor. Yıllar önce oynadığımda çok sevmiştim, yine çok sevdim, sorun bu değil (böyle soruna can kurban olurdu), sorun niye sevdiğim. Bilmiyorum ki! Kız Intel sen biliyor musun? Yok, o da bilmiyor (zaten ne biliyor ki salak). Bir oyun işte beyler (bayanlar da, bir adet bayan okuyucum varmış, mektup yazdı, sağolsun, Mary Ann mektubu okuyan gözlerimi oydu), başlıyorsun, ne olacağını biliyorsun, savaş bölümünün iyi olmadığını biliyorsun, yeni eklenen gemi ve katapultların safsata olduğunu biliyorsun, nereye ne yapacağını biliyorsun (canım sen de her bir şeyi biliyorsun), saatler boyunca binaların yapılmasını bekleyeceğini biliyorsun, ama yine de oynuyorsun işte. Birincisinde 30 olan görev sayısı 10'a inmiş, pek de yeni binalar eklenmemiş, hala maden tabelaları sonradan kaybolup insanı sinir ediyor, askerleri tam olarak kontrol edebilmek imkansız kime ne? Yine de oynuyorsun işte. Her bir oyunda burun kıvıracak bir şeyler bulabilen ben (sizin için yapıyorum çocuklar) bu kendi halinde basit oyunu saatlerce oynuyorum. Döndük dolaştık aynı yere geldik, niye? Settlers 2 bilgisayar tarihinin en manasız şekilde insanı kendine çeken

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.