Mektuplar

oyunlarından biri (diğeri de herhalde Tetris ama o zaten zeka oyunu, onun işi bu). Şimdi dostunuz olarak alın, yararlı vatandaş olarak (ne gibi yani?) geçirebileceğiniz saatleri çöpe atın demicem, zaten birincisinden ilk ağır yarayı aldıysanız sizi bağlasam (ne hemen yanlış anlıyorsunuz, efendi olun aramızda bayanlar var) durmazsınız. Şöyle diyeyim, dikkatli yaklaşın, bir kere yakayı kaptırırsanız kolay kolay kurtulamazsınız (belki de 10 göreve indirerek bize iyilik yapmışlardır) Intel Inside, çocuğum getir mektupları, o en üsttekine dikkat et, O Muder'in mektubu, kendisi yakınım olur, bugün hiç içimden canını yakmak gelmiyor (elektrik faturası gelsin, o zaman itinayla oyacam onu). IHRE PERSÖNLICHE Sevgili MAC, Selam... Hayat zor, ama adventure'lar zevkli. Sonunda bilgisayarıma kavuştum. Ve ilk aldığım harbi oyun da sanırım, Full Throttle... Dün aldım, bugün takıldım yarın ne olur ne bileyim? Ama şunları bir 1) Şu Old booster'ıyla arabadan söktüğüm vantilatörümsü nesneyi falan almış iken, elektrikli testereyi de kuşanmış iken, cavefish salaklarından da 30-40 tane öldürmüş iken ben kafayı yemişem, nerde bu salak mağara, nerde bu Rick Myran'ın rampası? Cavefish'leri gördükçe yani motorlarından düşürdükçe, kendilerini patlatıyolar, yazık oluyo adamlara. Soyları da tükenmeyeceğe benziyo, ne edem, ne edem, yollara çıkam, Polecat olam... 2) Meraktan işte, rampayı bulduktan sonra daha çok var mı? Maureen benim kardeşim mi (bacımız!), Corley Motors'a n'olacak? Ripburger'i dövecek miyim? Görmemişin kalite adventure'ı olmuş da, böyle mi olmuş. Böyle mi olurmuş yaaa? Hayret bişey yaa... 3) Virtual Pool'da, Machinegun Lu var, dünya şampiyonu mu neymiş. Adam bi pikeler çekiyo abi. Trick shot'ları var. Aynılarını gerçek hayatta, bilardo salonlarında yapmaya kalktım. Çuha delen Machinegun Muder oldum. Böyle bi şey var mı yaa? Arkadaş soru soracam diye kıvrandım, bittim yaa... 4) Bu son abi. Doom oynarken başım dönüyo. Kalkıp da mutfağa gitsem, geri dönemiyom. Pek alaka olucak ama, Game-Show'un genel dağıtıma geçmesi çok iyi oldu. Full Throttle oynarken mektup yazınca ve bilgisayarla ilgili hiçbişeye dokunmayınca ekranda, oyundaki araçların 3 boyutlu grafikleri çıkıyo, ekranda öööyle dönüyolar... Herşey için, saymıycam, yok oyun açıklamaları, yok nefis köşeler, yok sayfa düzeni yok bilmem ne, saymıycam, herşey için, Çok teşekkürler. Hayat zor, ama Game-Show zevkli... MUDER MAC: Aneeeyyyy, şükür kavuşturana, vay babo, memleket kokuyon yav, hele otur, gız Intel gayfe yap dayına. Eee anlat bakalım divanım

(yoksa civanım mıydı?), uzun zamandır görüşemediydik. Sonunda yayınlayabileceğim (yani içinde soru olan) bir mektup yazdın ya beni ihya ettin. Bir de şu hayırsız Serkan Dolma yazsa (öldün mü, kaldın mı çocuğum, ÖYS başını mı yedi?). 1) Aynı dertten ben de 7 sene yattım zamanında. Kendini patlatan adamları en son öldürmen gerekiyor. Acaba arada bir tane atlıyor musun? Acaba zincirle dövmen gereken herif olabilir mi (bana öyle olmuştu)? Hepsini temizleyince gözlükleri alabileceksin. O zaman ver elini mağara. 2) Merakını gider diye söylüyorum, daha geldiğin kadar yolun var. Şimdiden değişik akrabevi (hoş laf, ben buldum) bağlar kurma istersen, kıza miras kalır falan, ne bileyim fazla bir şey söylemek de istemem aslında. Oyunun kalitesi ortada, aynı ekibin yaptığı yeni adventure'ın eli de kulağında (ama ben adını unuttum, kovboylu bir şeylerdi). 3) İstersen çuhasını yırttığın yerlerin sahiplerinin ufak tefek olmasına dikkat et. Bir mektup yazdın diye sevindik, son mektup oldu diye üzülmeyelim. Bu bilardo ve genel olarak dayak yeme konularında Engin Hanım'a yazabilirsin, onda tecrübe kaş boyu. 4) Geçenlerde devlet kanalında bir program seyrettim (bu Almanlar manyak), koordinasyon zorluğu çekenlere tedavi niyetine özel hazırlanmış Doom gibin bir şeyler oynatıyorlardı. Yani artık senin de benim de utanacağımız bir şey kalmadı, kabiliyetsiz değiliz, sadece rahatsızız (başkalarının eksiklikleriyle alay edilmez, ayıptır (ama Serkan'a atış serbest)). Game-Show'u beğenmene sevindim, eline fırsat geçmişken tadını çıkar. ZUGANGSKENNUNG ERHALTEN Sevgili MAC, Ben 10 yaşındayım ve şu anda ayağım kırık ve yataktan yazıyorum. Biliyorum, kanlı ve fıtık ameliyatından yazmadıkça mektupları kabul ediyorsun. Derginizi 12. sayısından beri alıyorum. Derginizin renkli olması beni çok sevindirdi. Şimdi lafı uzatmadan (yeterince uzadı ama neyse!) Sorulara geçeyim: 1) Warcraft 1'in cheat'lerini yayınlar mısın? (Mert abi de yayınlayabilir.) 2) Railroad Tycoon'da ray kuramıyorum. Niçin? Nasıl kurabilirim? 3) Göz, kulak, dil, ayak ve kalbini vücudundan ayırdığına göre nasıl yazıyorsun? (Dünyanın en gereksiz sorusu, ama cevapla.) 4) Özür: Kötü yazım, zırt pırt daksil kullanmam ve gereksiz olduğunu bile bile soru sormam için özürler... Hoşçakal (Değil hoşçakal olacak) Onur BABACAN MAC: 10 yaşındasın ha, 10, on, dokuz artı bir, onbir eksi bir, beş çarpı iki. Yani sen ben Mary Ann'le tanıştığımda doğmuşsun, ÖYS'ye girdiğimde konuşmaya başlamışsın, ilk MAC Adventure'ı yazdığımda yürümüşsün, 64'ler inişe başladığında 'Anne kaka' demeyi öğrenmişsin. Ne diyeyim, Allah uzun ömürler ve acil şifalar (ayağın için) versin. 1) Bak küçüksün bilmiyorsun (ay bu mavra çok hoşuma gitti), biz

Gr AL bu köşede ciddi oyunlarda cheat kullanılmasına karşıyızdır. Di mi kız Intel? Normalde böyle bir şey soran olursa (oyununa göre) ya tersleriz ya da Mert'e yollarız. Ama madem sen yenisin (abi 10 yaaa) hatırın (ve minik ellerin için) bir kerelik kuralı bozalım (bir kereden bir şey olmaz lafına inanma, daha uzun yaşarsın), HURRY yazarsan bütün binaların çabuk biter, SALLY yazarsan bütün haritayı görürsün (bunu bana Mehmet Çelik yollamış). Ama hile yaparsan ellerin taş olur, geceleri sakız çiğneyenler de ölü eti çiğnermiş. 2) Adam olacak çocuk... Aferin be, ne güzel oyun seçmişsin kendine böyle. Rayları kurmak için ok tuşlarıyla SHIFT'e aynı anda basacaksın. 3) Zamanı geldiğinde insanın diğer uzuvlarını nasıl kullanabileceğini de öğreneceksin tabi (ama acele etme, beladan başka bir şey getirmez). 4) Önemli değil, canın sağolsun, sana tavsiyem dergiyi okurken Engin'in köşesine geldiğinde gözlerini kapatman. O öyle göründüğü gibi iyi kalpli komşu teyze değil aslında. SIE

Sevgili MAC, Bu sana ilk mektubum. Kazara bayide gördüğüm derginizi aldım ve acayip hoşuma gitti. Tam istediğim gibiydi derginiz. Umarım derginizin içeriği bozulmaz ve fiyatınız astronomik bir rakama ulaşmaz. Yalnız derginizi taa ayın 20'lerinde almak beni kudurtuyor. Daha fazla derginiz, derginiz demeden sorularıma geçiyorum. 1) Derginizde (haho) gereğinden fazla CD oyunları var bence. 2-3 günde bir CD alamıyoruz. Disket oyunlarına daha fazla yer verseniz olur mu? 2) Oyun tanıtımlarının sonunda minimum konfigürasyonu daha yararlı olmaz mı? (Zaten onu yazıyoruz demeyin, çoğu tutmuyor.) 3) DX 2-66'mı neye, nasıl upgrade etmeliyim? 4) Colonization ve Civilization'ı bitirdim. Bence Col... her yönden Civ...'e basar. Sence neden Civ daha iyi? 5) 256 renk Windows 3.1'imde Türkçe karakterleri çıkartamıyorum. Onlar yerine abuk subuk şekiller çıkıyor. Türkçe karakterler benim için çok önemli, n'apayım? (Dos'ta sorunsuz bu karakterleri kullanabiliyorum.) 6) Bir arkadaşımda 3.1 16 renkte çalışıyor ve Win altında çalıştırdığımız CD-Rom uygulamalarının grafikleri berbat. Windows'u 256 renk yaptığımızda bu düzelir mi? 7) 4MB RAM'da çalışabilecek el basketbol oyunu? 4MB RAM'da çalışabilecek en iyi futbol oyunu? (Striker95, S.W.O.S. hariç) 8) 72 pin RAM ile 30 pin arasındaki fark nedir? 30 pin neden daha pahalı. 486'ma 30 pin RAM taktığı için bilgisayarcımı döveyim mi? (Bu aralar biraz kaşınıyorum da) : Özellikle 3, 5, 6, 8 sorular benim için çok önemli ve acil cevap lazım. Bişeyler yap. Sakın sorularıma Engin karısına sor diye iz, cevap verme git kendin muhatap ol. İkinize birden mektup yazacak değiliz ya. (Yoksa ööle miyiz?) Hüseyin N. KARACA, Niğde MAC: İşte reklam bütçemiz olmadığından anca kazara yeni okuyucu bulabiliyoruz, na'palım kader utansın. Kaza oranının artması dileğiyle. Derginin içeriğinin değişeceği yok (eğer belirli istekleriniz varsa yazın), ama fiyat işi tamamen bizim kontrolümüz dışında gelişiyor. Sonuç olarak ortada 'kazanç' hanesinde bir para olmadığından masraflar yükseldikçe (ve inanın habire yükseliyor) ona göre fiyat da artıyor. 20'sinde çıkma işine gelince, iki kıtada, çalışanlar birbirini göremeden çıkan bir dergi olarak elimizden geleni yapıyoruz. Bilin ki derginin geciktiği her gün bizim başımıza gelen bin tane belayı simgeliyor (lanetli miyiz nedir?). 1) Bana sorarsan piyasada haddinden fazla CD oyunu var. Bol buldular, habire CD'de çıkarıyorlar. Tamam Zork Nemesis'i falan anlarım ama sırf seslendirme yapacam diye üç kuruşluk arcade oyunları CD'ye tıkmalarına gıcık oluyorum. Şunu da bilin ki (bilgilendirme köşesi) yayın planında disk oyunları her zaman önceliğe sahipler. Son anda gelen bir disk oyunu için ne kadar baba olursa olsun bir CD oyununu atabiliyoruz. 2) Özür diledik di mi (diledik di mi Intel), dilemişiz. Bu konuda daha dikkatli olmaya çalışıyoruz. 3) Valla sana 3 vakte kadar 3 yol görünüyor (fincanlar için sağol Emin. 2x40, 80 yıl hatır borcumuz var sana, öde öde bitmez). Uzun boylu ekonomik bir yabancı DX4-100 kapına dayanmış. Hiç takma onu, paranı sokağa atsan daha iyi, hiç değmez. Tığ gibi orta halli bir gencin de sende gözü var. Adına Pentium 75 diyorlar, ama o da biraz şüpheli. Yani beş ay önceki Pentium 75 zevkiyle şimdiki Pentium 75 zevki aynı değil. Tabi 75 aynı 75 ama piyasa yine aldı yürüdü. Koskoca 75'im var diyorsun, yine de oyunlar yeterince hızlı çalışmıyor. Evde kalacam diye korkuyorsan bir bakabilirsin. Bir de şişko tüccar Pentium 133 var. Şimdilik en masraflı ama en garantili seçenek o gibi gözüküyor. En azından 1 sene falan rahat edersin, bari upgrade yapmışken tam yapmış olursun (hemen üstüme yürümeyin, ben fikrimi söylüyorum, sanki aldığı bilgisayarın parası benim cebime mi giriyor). 4) Colonization yerlilerden yana çok taraf tutuyor, bir de her oynayışta az çok aynı yönde ilerliyor. Daha birbirine benzeyen iki seans yaşamadım. Belki de ilk göz ağrısı diyedir, ama yine de ben Civ diyorum. 5) Kullandığın fontun Türkçe olması gerekiyor, klavyenin doğru seçili olması gerekiyor, İngilizce Windows kullanıyorsan Türkçele (ya da öyle bir şeyler) diye bir disk var, onun install edilmiş olması gerekiyor. Gerekiyor da gerekiyor yani. Bu diski Kamer'den istetebilirsin, ya da en temizi Türkçe Windows install edebilirsin (bu işlem Windows oturumunu kapatacaktır gibisinden saçma mesajlara dayanabilirsen tabi). 6) Az renkle çalıştırdığından programlar kendi çaplarında tonlama yapmaya çalışıyorlar, ortalık bulanıyor tabi. Haliyle 256 renk daha iyi, ama grafik falan yapacaksan en hayırlısı high ya da true color (kartının RAM'ı yeterliyse). 8MB istiyor mu bilmiyorum ama benim en güzel basketbol oyunu o (artık Bulls'ta yetiştiğini de öğrenmiş oldum). Onun dışında eskiden kalma Micheal Jordan in Flight var. Garip grafik teknikli hoş oyun (ama 201n2). Futbol oyunu olarak saydıklarının haricinde bir orijinal Kick Off, bir de kimsenin takmadığı Football Glory var. 8) 30 pin'in daha pahalı olduğuna emin misin. Sanırım bilgisayarcını sana pahalıya sattığı için dövmen gerekecek. 72 pin'de her zaman hayır vardır, sonra elindekileri satman daha kolay olur. WENİGER TAGE Sevgili MAC, Bu benim sana ilk mektubum. Daha önce çok uyduruk il çok şükür ki bu aptal makineyi değiştirdim. 486 işlemcili 4MB ve 540MB bir PC aldım. Derginin ve senin bölümünün ne kadar güzel olduğunu söyleyip yağcılık yapmayacağım (yaptım galiba) neyse sorularıma geçeyim. 1) Ben bir joystick aldım ve X-axis, Y-axis diye bir zımbırtısı var bu beni deli ediyor çünkü oyunların “setup”'ında bunun ayarlaması var fakat ben bunu galiba beceremiyorum. Ve Sensible World of Soccer95 ve Mortal Kombat'ta joystiğimi kullanamıyorum, kullanamıyorum derken Mortal Kombat'ta ya adam hep sağa yada hep sola gidiyor. Sensible da ise seçenekleri seçmek için yaklaşık bir 10 dakikamı harcıyorum. Bunun hakkında bilgi istiyorum yoksa.... 2) “Zak Mc Kracken” bilmiyorum bu oyunun ismini hiç duydun mu? Bu oyun “Lucas Arts” firmasının bir ürünü ve çok güzel ancak bir problem var. O da çoğu “Lucas Arts” oyununda olduğu gibi (mesela Monkey Island) açıklama gerektiriyor. Bu oyunu açıklarsan sevinirim. 3) Mortal Kombat gibi 4MB'ta çalışan oyunları F5 ile açıyorum (malum Windows sorunları) tabi çoğu kez Windows'tan açıyorum ama neyse. F5 ile açtığım zaman Türkçe olan klavyem İngilizceye dönüyor ve bu beni çıldırtıyor, çünkü Ç, İ, gibi harflerde nokta slash gibi işaretleri çıkıyor. Bunun bir çözümü yok mu acaba? 4) Bilgisayarıma Multimedia Kit takıyorum ve Osmanlı Devletinin CD'si hakkında senden bilgi istiyorum. Yani animasyonlar var mı padişahların portreleri, devlet sınırları gibi şeyler... (Bilmiyorsan Not Enough Serkan, Engin Abla veya birine sorup bunu öğren yoksa bir daha derginizi almam (mega yalan). 5) Bana hangi menajerlik ve platform oyunlarını önerirsin? En son aldığım Player Manager2'de oyunun “save” edilmesi olanaksız herhalde bu oyunu aldığım bilgisayarcının hıyarlığı ve ayrıca güya maçı seyrediyorsun. Fakat ne yazık ki “Watch”'a gittiğim zaman ekranda çizgiler oluşuyor ve oyun kilitleniyor. Bu oyun acaba benim aldığım yerden dolayı mı böyle yoksa bütün dünyada bu oyun yanlış olarak mı üretildi? (Pek sanmıyorum ama.) * Sana söyleyeceğim son bir şey var o da bu mektubu yayınlaman. Lütfen, yalvarıyorum, n'olursun.... (Biraz fazla abarttım galiba). Sevgilerle. Francesco MAC: Hayırlı uğurlu olsun (bakın hiçbir şey demiyorum, sonra upgrade hıncı olan gelip benden çıkarıyor). Çoğu oyun için yeterli ama tez zamanda (ve piyasa dağılmışken) RAM işine bir bak istersen (tutamadım kendimi), C&C gibi oyunlarda performans arttırdığını göreceksin. 1) Oyunun setup'ıyla joystick'ini ayarladıktan sonra üzerindeki ayarlara dokunmaman gerekiyor. Onlar trim ayarları, en ortada durmalarında hayır vardır. Baktın joystick'e dokunmuyorken adamın hareket ediyor, o zaman trim ayarıyla adamını sabitlemeye çalış (ters yöne çevirerek). Genelde kaliteli programların zaten iyi setup'ları olur, çoğu oyunda oyunun ortasında ayar bozulursa tekrar setup'a girebilirsin. 2) ZakMcKracken ve Maniac Mansion, Indy ve Monkey Island serilerinden önce LucasArts'ın kendi oyun sistemini (SCUMM) ilk kez kullandığı oyunlardı. O zaman için çığır açmışlardı (ben bu değişime karşıydım, text severim de), sonradan diğerleri çıkınca unutuldular. Zak tam manasıyla manyak bir oyun, belki yakın zamanda klasik köşesinde yayınlayabiliriz, bir de Day of The Tentacle var, o da iyi oyun. 3) F5'le açınca bütün config ve autoexec dosyalarını pas geçmiş oluyorsun. Burda bulunan ve türkçe komutunu içeren satır güme gidiyor. Onun yerine F8'le aç, her şeye no, türkçe satırına yes de. Az bir hafıza farkıyla türkçeye kavuşmuş olursun. 4) Süpeeeeer bir reference CD'si diyemicem ama ilk deneme olarak bayağı kaliteli. Çok fazla bir şey bekleme (önce RAM al). Ben senin yerinde olsam önce The Need for Speed alıp (ne bu, ulema mı olacan?) biraz CD-ROM'umun tadını çıkarırdım. 5) Menajerlik olarak Ultimate Soccer Manager öneririm (kim ne derse desin). Platform olarak da Alaaddin ya da Lion King (kusacak olsan bile en iyi platformlar bunlar). Player Manager2'in bariz bir şekilde bozuk (dünya tahminin biraz iyimser). Tekrar (ve başka yerden) çektirtmekte yarar var. PER EINSCHREIBEN VON DER Sevgili MAC, Ben Kağan, beni hatırlayacaksın bundan önce bir mektup daha yazmıştım. Mayıs sayınızı yine heyecan ile aldım. O da ne dergi artık renkli. Gözlerime inanamadım, bu beni ve

ATBER HERE FOOTWORK AREL MI ARD® ANDREA MO!

bütün Game-Show'cuları çok sevindirdi. Onun dışında başta Macbeth olmak üzere dergi yine çok iyi. Serkan yine bir şeyler atıp tutmuş. Sana verilen küçücük altı sayfacığın ziyan olduğunu söylüyor. Bence onun hiçbir işe yaramayan, boşu boşuna yer işgal eden üç sayfasını sana katsalar vatana millete çok hayırlı bir iş yapmış olurlar. Bir de yazdıklarından bir şey anlayamıyorsa bu onun sorunu. Bunu ona ilet. Sonra derginin oyun içeriği oldukça iyi. Yani derginin tek eksiği renk de giderildiğine göre artık süper bir dergisiniz; (Yanlış anlama önceden de bir numaralı dergi idiniz: .) İstersen sorularıma bir göz at. 1) Seçmece bunlardaki uçak muhabbeti çok iyi idi. Top Gun oldukça doyurucu bir oyuna benziyor; ama sakın alacağımı zannetme. Bilgisayarımın teknik özelliklerinden dolayı ben hala F29 Retaliator oynuyorum. Bana 386'da çalışan birkaç uçuş simulasyonundan bahsetsene. 2) Haydi hayırlı uğurlu olsun bizim de bir adventure'ımız oldu. Hem oyundaki sesler de Türkçe'ymiş. Dedektif Fırtına hakkında bir bilgin var mı? 3) Sepultura “Roots”'u çıkardı. Bak hiç düşünme, hemen git al dinle, tavsiye ederim. 4) Şu senin iyi dediğin F1 GP benim 386'ımda iyi çalışır mı? 5) Indy Car2 oynadın mı? Birincisinden onu ayıran en önemli özelliklerinden biraz söz etsene. Ben bilgisayarcıda gördüm, biraz yarış seyredince bile aralarındaki farkı anlamak pek zor olmuyor. Görüyor musun şu işi? Bir zamanlar Indiana Polis pistinde yarışırdık; şimdi nerelere geldik. 6) Bilgisayar fuarında The Need For Speed'i sıradan bir Pentium 75'de oynarlarken gördüm, yavaştı. Yazın bir bilgisayar almayı düşünüyorum. Bu bir P75. Eğer buna 16MB EDO RAM ekletip Diamond Stealth 64 Video 3200 taktırırsam bu favori oyunumu rahatça oynayabilir miyim? 7) Son olarak SWAT'ı gördüm bir harikaydı. Film gibi oyun. Şunu da belirteyim oyunu sevmemin nedeni digitize grafikler değil. Oyunun her bir şeyi güzel. Sen bu konuda bir şey demedin. Oyun hakkındaki görüşlerin ne? Zaman ne çabuk geçiyor. Bir zamanlar Monkey Island oynarken (hala oynarım) şimdi nerelere geldik. 6-7 CD'lik oyunlar çıkıyor. Hiçbir zaman yetişemiyorsun. Acaba bir gün bütün oyunları çalıştırabilecek, hepsini hafızasına alabilecek (biraz uçtum galiba (F29'dan dır)) bir sistem yapılabilinecek mi? Kağan “Infinite Dreams” ATAMER MAC: Macbeth yazmak bıçak sırtında yürümek gibi bir şey. Çok fazla uçmayacaksın (tutuklanmamak lazım) ki okuyucudan kopma, ama çok da inmeyeceksin ki köşenin geleneği (köklüdür) bozulmasın. İki türlü de ayakların kesiliyor. Üst sınırı ayarlamak zor, ama sağ olsun Serkan, alt sınırda çok yardımcı oluyor. Kural gayet basit, eğer Serkan anlamıyorsa yazı iyi olmuş demektir, asıl tehlike bir gün gelip 'ne güzel yazmışsın, ben de aynı fikirdeyim' derse. Allah bana o günü göstermesin. 1) TopGun gerçekten iyi oyun, şimdi bir de mission disk'i çıkıyormuş (sanki öbürünü bitirebilmişiz gibi) ama yeterli aleti durmadan uzak durmak lazım. 386'da F18 II (Jetfighter'dı galiba), F15 II, F117, Falcon 3, hepsi iyi çalışır. Kısacası aslında durum o kadar da vahim değil. Belki texture kaplı falan değiller ama yine de herbiri zamanında beni uçurmuş güzel oyunlar. Eğlenmek istiyorsan (F29 oynuyorsan herhalde derdin eğlenmektir) Jetfighter ya da F15 II'ye bak. Bunlar nispeten hafif simulasyonlar. Yok iyice zora girecem diyorsan Falcon3'e bak. 2) Bu ay sayfasını yaparken biraz bakabildim. Adventure oyunu olarak değil de ilk Türk adventure'ı olarak değerlendirmek lazım bence. Gidip FullThrottle'la karşılaştıramazsın ama vatana millete hayırlı uğurlu olsun. Bence alıp bir bakmalısınız, (Euro96'da göçtüğümüze göre) milli duygularınız kabaracaktır. 3) Metallica da Load'ı çıkardı (Emin'e yaklaşık 8000 yıl artı üç hafta hatır borcum oldu). Şimdi çalıyor. Bu ay dinleyin, gelecek ay en iyi şarkı hangisi ona karar verelim. 4) Çok iyi olmasa bile çalışır, en azından yol texture'ını falan kapatırsın, ama ŞU anda elinde ondan başka fazla bir alternatif yok. Zaten ikincisi çıkamadığına göre hepimiz ona mahkumuz. ; 5) Indycar2 high res olabilmesinden başka (yohoo, Emin Beeey) o kadar da büyük bir farkı yok. Texture map'lerin kaliteleri biraz artmış, CD olması sayesinde spiker ve yeni sesler eklenmiş, ve pek gerçekçi olmayan bir dışardan oynama modu var. Birincisi sizde varsa para verip bunu almaya değmez. 6) Bu alacağın alet (size gelebilir miyim?) The Need for Speed'e yeter (Diamond Stealth tercihini de takdir ettim) ama mesela TopGun ya da ATF'de zorlanır. Onun için istersen daha hızlı bir pentium almayı düşünebilirsin. Hayatın acı gerçeği bu. 7) Davulun sesi uzaktan hoş geliyor. SWAT beni hayal kırıklığına uğrattı. Tamam böyle grafikleri önceden hayal bile edemezdik ama Police Quest I bile SWAT'dan daha zevkliydi. İlk 2 görevi bitirmek 10 dakikanı bile almıyor ve bütün süslerin oyuna hiçbir hayrı olmuyor. Böyle bir bilgisayar çıkar mı bilmem ama diyelim çıktı, mesela adı Super. Kalleş adamlar önce yarı güçte Super30 çıkarırlar, sonra biraz geçince Super50 çıkar, tam para biriktirip onu alınca Super100 çıkar, onu da rüyanda bile göremezsin. Hayatın kuralı olmasa bile kapitalizm böyle yürüyor. DEUTCHEN TELEKOM Sevgili MAC, Eski bir 64 kullanıcısıyım ama senin yazılarını hiç görmedim. (Aptal mıyım neyim?) Ayrıca bu sana ilk mektubum. (Biraz ilginç olduğum doğru.) Ve uzatmadan sorular: 1) C&C kaç bölüm? (GDI ve NOD'lar için “CD versiyonu'). Son demo güzel mi? (GDI ve NOD'lar için tekrar “CD 2) Derginiz elime neden ayın 15'inde ulaşıyor? Derginiz elime neden ayın 15'inde ulaşıyor? Derginiz elime neden ayın 15'inde ulaşıyor? (Çabuk ve kesin cevap için tekrarlama yöntemi) 3) C&C2 çıkacak mı? (15 bölüm fazla olan bir tane var. Ondan başka C&C 2 çıkacak mı?) Çıkacaksa nasıl olacak, bilgin var mı? 4) Poster, disket, lavabo açacağı, tuvalet temizleyici gibi şeyler verecek misiniz? 5) Phantasmagoria'da (doğru mu yazdım acaba?) 4'üncü bölümde uyandıktan sonra aşağı inip kadına gazeteyi verip Cyris'le (adamın adı galiba buydu) konuştuktan sonra ne yapacağım? (Arkadaşım git yamuk ağacı devir dedi ama kendisi bile devirememiş. Nasıl devireceğim?) 6) Battle Beasts'i oynadın mı? Güzel mi? Alayım mı? 7) Attrib komutu nedir? (Arkadaşım dizinleri saklamak için kullanıldığını söyledi) Nasıl kullanılır? Sorularım burada bitti. Lütfen mektuba uçma yeteneği kazandırma. (Kuşa çevirme.) (Kısaltma.) Baki “Falcon” ÇAKICI MAC: Genelde çalıştığım dergilerin hepsi mürekkepleri kurumadan battığından (valla bu sefer tövbe edecem galiba) beni görmemiş değil de 'yakalayamamış' olabilirsin. Bari buraya zamanında yetiştin (yarın çok geç olabilirdi). 1) 15'erden 30 bölüm, , ama size tavsiyem bir NOD, bir GDI oynayın. Yeni birlikler ve görev zorluğu açısından paralel gittiklerinden birini sonuna kadar oynayıp öbürüne başlarsanız ilk başlardaki görevlerin zevkinden mahrum kalırsınız. Son demo bayağı güzel, ben sadece GDI'ı oynadığımdan bir tek onu gördüm. 2) Çünkü her ay bin aksilik çıkıyor, çünkü her ay yüzbin aksilik çıkıyor, çünkü her ay her doğru giden şey için milyon tane aksilik çıkıyor (anla diye tekrarlıyorum). Benim Almanya'da olmam her bir şeyi on kat zorlaştırıyor. 3) Piyasada olan mission diski (ve zor da hani), 2.si gelene kadar seni bir süre oyalayabilir. Command&Conquer2: Red Alarm hakkında ilk haberler çıkmaya başladı. Toplam 26 görev (13 biri, aha 13 de öteki) olacakmış, grafikler SVGA olacakmış, casus, sabotör, gezici radar istasyonu, denizaltı, avcı ve bombardıman uçakları gibi yeni birlikler olacakmış. Warcraft2 gibi bu sefer olaya hava ve deniz savaşları da karışacakmış. İsteyen Network'ten çok player oynayabilecekmiş. Her şeyden önemlisi bilgisayarın yapay zekası öncekine göre çok çok artacakmış. Yani bayağı bir belaya hazır olun. 4) Yakın zamanda böyle bir plan var aslında ama gelecek ay çıkıp çıkmayacağını bilmediğiniz bir dergide ileriye dönük planlar yapmak zor oluyor tabi. 5) İki kişi bir ağacı deviremediniz yani, aslında haklısınız, ağacı sizin değil Cyris'in devirmesi gerekiyor. Onla konuştuktan sonra ağacın olduğu yere gidin, zor işi o yapsın. 6) Battle Beasts'i boş ver, bak bu ay haberlere, yakında Virtua Fighter geliyor. Onu beklemekte yarar var. Benim gördüğüm en güzel dövüş oyunu (anlarmışım gibi yaptım). 7) Şimdi çocuklar, diskteki her dosyada değiştirebileceğiniz 4 özellik var. Bunlardan birinci read-only ve çok yararlı bir özellik. Attrib komutuyla bir dosyayı read-only yaparsan sonra bu dosyanın üstüne değişiklik kaydedemezsin. Böylece önemli dosyaları korumuş olursun. Diğer özellik hidden, bunun sayesinde dosyaların dir alırken saklanmalarını sağlayabilirsin (erotik gif'ler için yararlı), archive pek de bir işe yaramaz, dosyanın bir kopyasının alındığını gösterir, bir nevi back-up kontrolü, system de bilgisayarın işletim sistemi için gerekli dosyalarda işaretlidir. /s diyerek bir directory içindeki tüm dosyaların özelliklerini değiştirebilirsin ama bunu DOS yerine Windows'dan çok daha kolay olarak yapabilirsin (properties). Yine sözümü tutamadım, yine yazı son geceye kaldı (niye hatırlatmadın ulan Intel Inside) ve yine sabah oldu. Şimdi HardDisk'çik uçağa binip Türkiye'ye gidecek ve ben ölüm uykusuna yatarken Emin'in koşuşturması başlayacak. Mutlaka mektup yazın ama sakın beni uyandırmayın, Intel Inside üstümü

Murat “TheDilemma” ADANÇ Ihlamurdere Cad. Çelebioğlu Sok. No:2/5-6 80690 Beşiktaş, Istanbul (park sorunu kötü ama)