Mektuplar

konuşup bir şeyler öğreniyorsunuz. Üç objeden fazla bir inventory var, bir yere gelip examine dediğinizde bir şeyler anlatan bir metin var. Ne diyeyim, uzun zaman olmuş. Zaten Legend firmasını tutarım, biliyorsunuz (öğrenin, Intel Inside sen de öğren kara cahil) Infocom teknolojiye kurban gittikten sonra oradan ayrılan birkaç sağlam adamın kurduğu firma bu işte. Steve Meretzky (önünde eğilenecek bir isim daha) ve dostları Spellcasting serisini falan yapmışlardı. Her ne kadar bu oyun çok yeni, çok zor ya da text adventure olmasa bile (buna da şükür) en azından insana adventure oynadığı hissini veriyor. Alın, aldırın, ama sakın kaçırmayın. Bunu oynadıktan sonra bir daha yeni Sierra oyunlarına tükürmezsiniz bile. Tükürmek dediniz de, Intel Inside'ın size söyleyecek bir şeyi var, hadi konuş bakalım... - Şeey... - Şey, mey yok, açık açık suçunu itiraf et! - Şeey, sayın okuyucular, ben iki sayı önce... - Eeee, sen iki sayı önce, geveleme lafı, öt bakalım. - İşte ben iki sayı önce, tam sahibim insaflı insan Mac dergiyi bitirdikten sonra HardDisk'imi bozdum da... - Sonra ne oldu, onu da söyle çabuk... - Şeey, benim yüzümden bütün dergi direkten döndü, sahibim merhametli insan Mac bana kızdı ama sonra beni affetti, affettiniz di mi? - Affetmedim Intel Inside, bu kazığını kolay kolay unutmam, seni Allah'a havale ettim sadece. Şimdi sana ne yapacağımı okuyuculara bırakıyorum, cezana onlar karar verecek. Şimdi yıkıl karşımdan, mektupları getir, bu HardDisk'in üstünde toz göreyim, seni o toz kadar parçalara ayırırım. - Peki efendim, peki geniş yürekli sahibim, hemen getiriyorum... ZU RISIKEN Sevgili MAC Derginizi uzun süreden beri takip ediyorum. Şimdiye kadar Eskişehir'den hiç mektup yayınlamadın. Eminim bu senin hatan değildir. Artık buralarda da bir gönül dostun var. Unutmadan kendimi tanıtayım. İsmim Mecit “Scorpion” Bağcı. Senin yazılarını 64'ler'de de takip ediyordum. Fakat şimdiye kadar yazmak nasip olmadı. Yazıların çok güzel. Özellikle 12. sayıdaki yazın beni çok etkiledi. Bu konudaki düşüncelerimi diğer mektubumda yazacağım. Sanırım lafı fazla uzattım. İşte sorular; 1) PC'mi Mart başında aldım. 4MB'lık güzel birkaç oyun önerebilir misin? (Strateji ilk tercihim.) 2) Sürekli bahsediyorsun Ufo çok güzel diyerek. Fakat hangisini beğendiğinden hiç bahsetmedin. İkisi de çok güzel ama senin tercihin hangisi? 3) Şu Dune2, Warcraft kavgasına bir son verelim artık. Her oyun türünün bir babası vardır. Bu türün babası Dune2'dir. Bu sebepten Dune2'ye laf söyletmem. Ama Warcraft'ın kalitesi de ortada. Bundan dolayı böyle bir tartışmaya gerek yok. Haksız mıyım? (Bu olayın biraz daha gündemde kalması PC sahiplerini ikiye ayırıp kan davalarına bile sebep olabilir.) 4) Üç arkadaş masaüstü FRP ile ilgileniyoruz. Hobby Shop'tan kitap sipariş ettik, fakat Hobby Shop kitap dağıtım işini bırakmış. Buralarda böyle kitap bulunmuyor. Mümkünse oradan bize yardımcı olacak bir arkadaş bulabilir misin? Eğer yardımcı olabilirsen belirt de adresimi göndereyim. (Malumunuz dost var, düşman var.) Şimdilik sorularım bu kadar. Ama mektubumu yayınlamadığın sürece benden kurtulacağını sanma. Saygılar, Sevgiler Mecit BAĞCI, Eskişehir MAC: Eskişehir'e karşı (eski diye hoho) bir düşmanlığım yok, denk düşmemiş ya da bu dalgalı denizlerde çırpınan fındık kabuğu dergimizi Eskişehir'de alan tek Allah'ın kulu sen olabilirsin (bu durumda Emin'in deyimiyle gönüllü Game-Show elçisi olmakta yarar var). Böylece yurdumuzun bir köşesine daha Macbeth hizmetini götürmüş oluyoruz (Intel Inside, haritayı işaretle). 12. sayıya baktım, ne yazmışım diye, sevindirdin beni. Etkilenmeyi bırak, kaale almış olman bile belki de sandığım kadar yalnız olmadığıma dair bir işaret (belki de kendimi kandırıyorum yine). 1) Pizza Tycoon 4 MB'da kesin çalışıyor. Biraz suludur, oynarken insanın karnı acıkır ama iyidir. Zeppelin de çalışıyor, onlar olmadı diyelim Pirates Gold var. 2) Ben birinciyi daha çok beğendiğime karar verdim (şu anda). İkincinin sonlarına doğru işler biraz çabuk gelişiyor, belki de ben hiç bitmesin istediğimden öyle oldu. Ben şu aralar birden başlayıp tekrar bir tur oynamayı düşünüyorum. 3) Ben asla Dune2 türün babası değil dedim mi (Intel Inside search yap demiş miyim, demişsem sil, dememiş olayım)? Gelecek ay (eğer hala dergi olursa ve bir aksilik çıkmazsa) kesin olarak gelecek olan okuyucu anketi bu konuya kesin bir cevap getirecek herhalde. Bu arada Birleşmiş Milletler ayaklarını da tuttum hani. 4) Farkındaysan buradan gelecek her bir şey Almanca olacak. Eğer buna razıysan Kamer Bilgisayar'a uğra, ya da ara, tam olarak istediğin şeyleri söyle, ben Mannheim'ın biricik FRP dükkanına bir bakayım. UND NEBENWIRKUNGEN Sevgili BigMAC, Bu mektubu sana müritlerin Atıf (He-Man) ve Taylan (Şiredir) yazıyor. Önce “pisuar” ve pisuarın “kaşarlı” versiyonu hakkında bilgi verir misin (13. sayıda yazmıştın). Şimdi sorularımıza geçiyoruz: 1) Ya abi bu Command&Conquer'ın 12. bölüme gelene kadar anam ve ben hüngür hüngür ağladık. 12. bölümde üssün etrafı Flarak-Stellung'larla çevrili. Benim helikopterim oyunun başında üsse girmek isterken mefta oluyor. Kaç kere denedim ama bir türlü başaramadım. Acaba helikopterin içinde ne var? Bir de bana bir doktor veriyor. Bir işe yaradığı da yok. Bize yardım et. 2) En gıcık olduğumuz şey Windows altında çalışan programların 16 renk çalışması. Sırf bu yüzden Sim Tower'ı, Sim Town'ı, Eski Çağlar ve Türkiye CD'lerini kullanmıyoruz. Bizim bilgisayarlar 256 renk (idare ediyoruz). Bu renk ayarını nasıl yapabiliriz? 3) Bir de Defend The Alamo diye kıl mı kıl diye bir oyun var. Meksikalı'ların yaptığı ilk saldırıyı püskürttüm. Sonra güney duvarıma sulanan topu da parçaladım ama 2. günün başında bana şifre sorup bilemeyince oyunu bitiriyor. Elini ayağını öpeyim yardım et. 4) Bize X-Com serisi hakkında bilgi verir misin? Hangilerini tavsiye edersin? 5) Steel Panthers adlı oyunu

“gördün mü? Görüp de hatırını sordun mu? Azıcık da oynadın mı? Biz 11 disketlik disket versiyonunu (yani) oynadık. İğrenç bir şey. C&C'nin tırnağı bile olamamış. Onu sana söyleyeyim yani (Bizim Almancacı). Sen beğendin mi? 6) Colonization'da bağımsızlık savaşında krallığın Seville'de 2 dragonu kala bize teslim oluyor. Ama, mesela İngilizler'e saldırmak istediğimizde bir mahluk çıkıp bize bağımsızlık savaşında yabancı kolonilere saldıramayacağımızı söylüyor. Acaba elin gavuru bunu kasten mi yapıyor? Ne iş bu iş? Bir de Sid Meier'in Colonization ve Civilization'dan başka tavsiye ettiğin oyunları var mı? a - 7) Tavsiye ettiğin müthiş strateji oyunları var mı? VE (Warcraft1-2, C&C, SimCity2000, Transport Tycoon Deluxe, Dune2 ve Caesar2 dışında.) 8) Sırada özel sorular: Sorması ayıp şu yolun sonundaki Terso kim? Game-Show gibi namuslu bir dergide Engin Abla'nın ne işi var? Bu Serkan da çok olmaya başladı. Stratejide sana kafa tutmak onun neyine? (Gene de severim keretayı.) Gitsin o 1RAM'lık (kader utansın) oyunlarıyla oynasın. Çok sevgili bir arkadaşımızın yeşil bir Amstradı var (burada da kader harikiri yapsın). Bunu ne yapsın? İçine kum doldurup eskiciye mi satsın turşusunu mu kursun? (muallim). . Taylan SEYİRCİ, Atıf KAYA MAC: Nedir bu, Mac'i eski sayılar hakkında sorguya çekme ayı mı? Kininizi biriktirdiniz biriktirdiniz, birden mi kusuyorsunuz? Pisuarlık ulaşılacak, ya da düşülecek bir düzeydir (Allah düşürmesin) ben şimdi anlatsam nafile, o hale geldiğinizde anlarsınız. 1) Tam olarak doğru hatırladığıma emin değilim ama galiba helikopter her türlü düşüyor, boşuna kendini üzme. Doktor'u da kollaman lazım, farkındaysan o ölürse görev bitiyor. Bunun dışında pek farklı bir şey yok, yine de bütün binaları patlatman lazım. 2) 16 renkte çalışıyorlar diye bir şey yok, sen Windows Setup'da kaç renk ayarladıysan ona uyuyorlar. Windows'a girmeden önce, win directory'sindeki setup'ı çalıştır. Orada ekran çözünürlüğünü seçebiliyorsun ama standart 16 rengin üstündekiler için kendi grafik kartının disketi lazım (her zaman kaybolur ve kolay kolay bulunmaz). Bulamadın di mi? Başın belada, ilk olarak şansını bilgisayarı aldığın yerde dene. Seni başlarından savdılar di mi? O zaman sağa solu soruştur, bak bakalım aynı kartı olan kimse var mıymış. Yokmuş di mi? Sanki koca ülkede bu kartı alan tek kişi senmişsin gibi di mi? Son çare (modemin varsa) gördüğün her board'a mesaj bırak. Ne diyeyim, bu driver dertlerinden az çekmedim, Allah yardımcın olsun. 3) Son birkaç yıldır neredeydiniz çocuklar? Bu şifre işini daha önce hiç duymadınız mı? (Sanmam ama) bu oyunu çok beğendiyseniz mecburen ya kırık versionunu ya da orijinalini alacaksınız. Sizdeki dertlerin de maşallahı var. 4) X-Com turn'ler halinde oynanan birazı kombat birazı genel stratejiden oluşan değişik bir oyun. Severim valla. Özellikle savaş bölümlerinde kullanarak) bu güne kadar gö filmlerindeki numaraları kullanabilirsiniz. Demin de dediğim ya ikisi de olur, ama baştan başlamak daha olur. 5) Zaten Command&Conquer'la pek alakası olan bir oyun değil. Tamamıyla

Bk. A ie

5 başka bir tür, gerçek bir wargame'le normal bir strateji arasında sıkışmış kendi halinde bir oyun. 6) Derdiniz kolonilerle değil ki, zaten bağımsızlığınızı ilan ettiğinizde (hazır olmadan etmeyin) sizin (eski) tarafınız başınıza olmadık kadar bela gönderecek. Onları yenmeniz lazım. Sid Meier'ın (sen niye eğilmedin bakayım çocuğum, ha! yeni okuyucumusun, iyi bu seferlik tamam, ama bir daha olmasın) SilentService'i yapan adam olduğunu biliyor muydunuz? Aslında çok oyun çıkaran bir adam değil, bunca senede Silent Service, Pirates, Covert Action, Railroad Tycoon, Civilization, Colonization ve Civ2 kadar az oyun çıkardı. Bunlardan Covert Action hariç hepsi (yaşadım bilirim) delisi olup, o oyundan başka hiçbir şey konuşmaz hale gelene kadar oynanabilir. 7) Valla ben bu günlerde (kör topal, CD'siz ve yavaş olsa bile) sırf Civilization 2 oynuyorum. Windows probleminizi halledebilirseniz mutlaka deneyin. 8) Terso eskiden beri bilgisayar işinde uğraşıp, durmadan oyun, hardware ve bilumum diğer firmalardan kazık yiye yiye hayata ters gözle bakmaya başlayan bir yazarımız. Pek buralarda dolaşmaz, zaten yanına da yaklaşılmaz. Serkan da garibim ne yaptığını bilmiyor ki işte. Ben de severim kendilerini netekim ama bu karanlıkta görsem öperim manasında değil, benden uzakta, başkalarının sinirini bozduğu sürece (şimdi öyle) en sevdiğim adamlardan biridir. Bu arada Amstrad zamanında kullanıp bayağı eğlendiğim (Football Manager, Fighter Pilot ve Traffic oynardım) bilgisayarlardan biri: Bence daha fazla saygı hak ediyor, mesela bana yollayabilir. FRAGEN Şimdi sen nereden çıktın demeyin! Teessüf ederim! Teessüf ederim! Sen mektubumu nasıl yayınlamazsın be MAC! Olur mu be! Yapılır mı benim gibi eski bir okuyucuna. Hadi neyse affettim seni. Mektubumu yayınla da barışalım. Nasılsın be MAC? Almanya'da işler nasıl? (Benimki de tam babaoğul muhabbeti oldu). Sen kapağı oralara attın kurtuldun. Ya benim gibi vizelerle, finallerle uğraşıp duran şu mutsuz azınlık ne yapsın. Neyse muhabbeti burada kesip sorularıma geçiyorum (Muhabbeti sürdürelim diye). 1) Düşünebiliyor musun tam 2,5 sene önce sattığım Amiga'dan sonra hiç oyun oynamadım. Geçen aylarda bir fuara gi Ve feleğim şaştı. CD-ROM oyunlarının teknolojisi hakikaten çok şaşırttı beni. Vay be! Oyun teknolojisi ne kadar gelişti böyle. Tabii ki hemen bir PC aldım. (Soru olmadı ya neyse.) 2) Abi be! Şöyle CD-ROM'da ve diskette az İngilizce isteyen birkaç tane adventure önersene. Mesela Full Throttle nasıl? Alacağım ama sonra çok iyi İngilizce ister de oynayamazsam karışmam ona göre. 3) Sence Command and Conquer'ı alayım mı? Yoksa önce Dune2 ile başlayıp Warcraft'ı da oynadıktan sonra mı Command'ı alayım? (Bu arada Dune2 mi Warcraft mı sorusuna da yanıt bulacağım.) 4) Kızma ama ben Civilization'u da oynamadım. Eski ama alsam mı acaba? (Haa! Bu arada ismimi de unutmadan söyleyeyim. İsmim Alparslan. Belki unuturum da). 5) Geçen gün Softex'te Wing Commander4'ü gördüm ve -4 Oynadım. Bana çok iyi

3 bir oyunmuş gibi geldi. Harcadıkları paraya değmiş galiba. Sen ne dersin bu konuda? Ayrıca yanımızdaki pilotla iletişim kurabiliyoruz. Bunun için iyi İngilizce şart mı? 6) Bana şöyle çok iyi birkaç uçak simülasyonu önersene? İnanır mısın MİG vurmayalı o kadar zaman geçti ki görsem seni bile vurabilirim. 7) Şimdi sen benim yukarıdaki soruma cevap olarak U.S. Navy Fighters ve Eurofighter 2000 diyeceksin. Ben de sana bu konuda şunu sormak istiyorum. Şimdi bu oyunların OEM (sadece CD) versiyonları ve kutulu olanları var. OEM haliyle daha ucuza mal oluyor. Kutulu mu yoksa OEM mi alayım? Mesela FIFA96'yı OEM tercih ederim ama U.S. Navy Fighters'ın kutulusunda görev açıklamaları, haritalar vs. olabilir ve kaçırmak istemem doğrusu. 8) Abi şu Kick Off'la baş edecek bir futbol oyunu PC'de yok mu? Mesela FIFA96'da çok müthiş ara ekranlar, ses efektleri falan var. Ve insanı havaya sokuyor, ama gördüğüm kadarıyla yavaş. Futbolcuların koşması çok yavaş gibi geldi bana. Sen ne dersin? Gerçi senin ilgi alanın değil ama. 9) Geçen gün bir dergide bir haber okudum. Senin de bilmeni istedim (belki biliyorsundur). Oyunlar sesi tanıyorlar başlıklı haberde Sierra'nın son oyunu Command: Aces Of The Deep anlatılıyordu. Bu bir denizaltı simülasyonu ve bu oyunda bir mikrofon yardımıyla mürettebata sesli olarak komut 9 verebiliyoruz. Bu konuda düşünceni bilmek isterim. Düşünsene bir uçak simülasyonunda sesli olarak diğer pilotlarla iletişim kursak ne müthiş olurdu değil mi? 10) Abi be! Sana mektuplarımızı fax'la ulaştırabilir miyiz? Dergiye fax çeksek mektubu sana ulaştırabilirler mi? Postane yolunu arşınlamaktan bıktım da. Alparslan ŞENTÜRK, Avcılar-İstanbul MAC: Kurtulup kurtulmadığımı anca zaman gösterecek ama şimdilik iyi gidiyoruz. Buralarda vize, final olmadığı fikrine nereden kapıldın bilmiyorum, ama senin yerinde olsam bavulumu toplamaya başlamazdım. 1) İyi, 2) Her adventure haliyle biraz İngilizce ister. Full Throttle'u cine5'i dekodersız seyrediyor gibi olursun, yani bir şeyler anlarsın ama asıl action'ı kaçırırsın. İstersen Sierra'nın yeni gıcık oyunlarını dene. Anlasan da olur, anlamasan da. 3) En iyisi en baştan başlamak. Nasıl olsa çoğu yönden birbirlerine benziyorlar, hem daha fazla eğlenmiş olursun. Bu arada sorunun cevabını bulursan hayatımı kurtarmış olursun (yanlış cevap bulursan ben senin hayatını kaydırmış olurum). 4) Şimdi gözü dönmüş sapıklar gibi bir o oyuna bir bu oyuna saldırıyor gibi bir halin var. İstersen biraz bekle, tansiyonun biraz düşsün, zamanın bol olduğu bir zaman oynarsın. Öyle iki dakika bakmak için alıp Sid Meier'a (aferin, aferin, cin gibisiniz maşallah) ayıp etmiş olursun. 5) Şu anda sayfa yapmak amacıyla iki üç görev dışında oynamadım ama çok güzel görünüyor, şu yazıyı kaydeder etmez hemen oynamaya başlamayı düşünüyorum (sağ ol Emin). Bence al. Tabi haliyle yanındaki

LAR wingman'le aynı dili konuşmak avantajlı olur. Japon pilota yardıma gel diye derdini anlatana kadar işin iş. Bence boş ver oyun oynamayı, İngilizce öğren (sende saplantı olmuş gibi sanki). 6) Ay sanki içime doğmuş geçen ay seçmece'nin konusu uçak simülasyonları, oraya bir bak (kardeş köşe de okunsun biraz). 7) Demedim ama dilimin ucuna kadar geldi, gerçi TFX'i o kadar oynamadım. Bu işin kolay bir kuralı var, FRP, simülasyon ya da Sierra adventure'ı (onlar her zaman manual'a bir şeyler saklar) alıyorsan kitabı da al, işe yarar. Stratejileri çözmek (wargame'ler hariç, onlardaki unit tabloları hep lazım olur) nispeten daha kolay. Fotokopi tavsiye etmedim, size öyle geldi. 8) Herhalde Fifa96'yı da yeterince hızlı çalıştıran makinalar vardır (birilerinde, bizde değil), ama seninki yetmiyorsa |! (masumca söyledim) Football Glory diye bir oyun var (çoğu kopyası bug'lı) ya da nostalji yap Sensible al. 9) Bu alet uzun zamandır var (en azından Almanya'da). Birkaç kelime öğrenebiliyor, ve simülasyonlarda çok işe yarıyor(muş). Ses kartını kullanarak istediğin oyuna göre ayarlıyorsun, mesela 'GEBER!' diyorsun, füze atıyor (space'e programlıyorsun). Ne kadar iyi çalıştığını bilemem, denemeye param yetmez. 10) Fax'da olur, yeni İnternet adresimizden E-Mail'de olur (Emin printer'ına kıyabilirse) ama en temizi mektup olur. SIE

Sevgili, çok değerli, üstün, güçlü ve harika bir karaktere sahip olan MAC, eğer sorularımı cevaplamazsan hepsini geri alırım. Ben seni taaa 64'ler den beri takip eder dururum. Beni hatırlayamazsın, çünkü ben sana hiç yazmadım, olsun belki 573. kuşaktan akraban olan beni tanırsın; ben MCA (Nihohoha, benim de kısaltma adım var) hani şu mektuplarına diyalogla falan başlamayan çocuk (bu laf Nisan ayında yazan Gökçe the Wasted Talent'a dır, biline). Inınınıımm sorular: 1) MAC'ın anlamı nedir? Eğer anlamı yoksa bunu ne diye kullanıyon, eğer var ise a) ne diye açıklamıyon? b) eğer açıklayacaksan, ne zaman?(Kompleks soru). 2) Sakın ha Engin Abla yılların Rengin Ablası mı? 3) Almanya'da PC'de hiç Dark Stalkers gibi kaliteli bir karşılıklı dövüş oyunu yok mu? Tamam, yani Dark Stalkers yok mu? Biliyorum sadece adventure, strateji ve simülasyon ile ilgileniyorsun, ama lütfen ve ne olur cevapla. (Aslında ben senin ne ile ilgilendiğini bile bilmiyom) 4) Tie Fighter'la ilgili bir açıklama eğer Secret Mission'ları oynamak istiyorsanız ilk önce görevi normal olarak bitirin, pardon oyunu (işkence) sonra yeni bir adla oyuna tekrar girin ve tekrar ilk adla olan oyuna dönün ve Combat Chamber'a girin şimdi battle cart, mission curt yazıyor olması lazım (cart ve curt yerine sayı koymayı deneyin, işe yarıyor). Şimdi Enter Mission yapın ve “G” (alfabenin 23. harfi, he he he kandırık yaptım aslında 8. harfiydi) harfine basarak Bonus Goals'u öğrenin sonra ikinci adla girdiğimiz oyuna girin ve bu öğrendiklerinizi yapın. Bunu ben yaptığımda 12. görevde Emperor'un Secret Order'ına girdim. 5) MAC, Tie Fighter'ı hangi zorlukta oynuyorsun? (Şahsen ben

BENETTON WILLIAMS ME AREN LIN CÁRUA

6) Tie Fighter'da en çok sevdiğin demo hangisi? (Benimki kalleş Amiral Harkov'u yakaladığımız oluyorum ne? 7) The last question is: Niye zavallı Intel Inside'a bu kadar kötü davranıyorsun, sana ne yaptı ki zavallı? (Onu öldüreceksin biliyom ama yine de söyleyeceğim bizim eve gelecek Pentium'un annesi Intel Inside'mış galiba (seninki) ve yine duyduğuma göre hala bir 386 ile berabermiş.) M. Coşkun “Cloaked Figure” AYKAÇ MAC: Çok sevgili analiz ve değerlendirme yeteneği özürlü MCA (yoksa sen adını bir türlü öğrenemeyen özürlü yeğenimin çocuğumusun? Bin kere dedik ona A, C'den önce diye, ama nafile). Bende güçlü karakter yargısına varabildiysen, soruları cevaplasam ne olur, cevaplamasam ne olur. 1) MAC'in anlamı gizli. Şöyle açıkça belirteyim, siz merak etmeye devam ettikçe gizli kalacak. Kimse merak etmediği zaman (kendi kendimden saklayacak halim yok herhalde) da açıklayacağım. MCA ne demek, sakın M.Coşkun Aykaç olmasın? Zekiyimdir netekim. 2) Keşke olsa, Rengin Abla kendi halinde (bazen bağırırdı ama olsun), sakin (bazen sinirlenir ama olsun), saygıdeğer bir hanımdı. Engin ise Beşiktaş için bile ileri seviyede çirkef bir karı. İçinde bulunduğumuz gemiye (hani fındık kabuğu olan) de uğursuzluk getirdiğini dü: 3) Yokmuş (sordum). Benim gördüğüm son dövüş oyunu olan Tohshinden'i tavsiye ederim. Değişik açılardan dayak yemek çok ilginç ve değişik oluyor. 4) Keşke bunu ben oynuyorken yazsaydın da saatlerce uzayda tek başıma debelenmeseydim. Neyse sağ ol (ben sonra alırım intikamımı). 5) Hard'da sadece son tur oynadığımda (3 oldu) oynadım. Ve gerçekten çok daha zevkli olduğuna karar verdim (her vurduğunuz gemide zevkten kudurmak yorucu oluyor). Zaten böyle bir oyunda hile yapmak asla asla asla ve asla düşünülemez bile). 6) Ben hem imparatorun chamber'ındaki grafikleri beğendim. Nedense yıllardır beslediğim çarpık, bir fantazi gerçekleşiyormuş gibi oldum, sanki ben de gerçek bir

Tie Fighter pilotuymuşumfoafjıs Intel Inside çabuk suratıma su serp, kaptırdım kendimi. 7) Ne yaptığını hepiniz öğrendiniz artık. Zaten cezaya da siz karar vereceksiniz. Bu kazığı umarım kimseden yemezsiniz, insan Harddisk acısını taa ciğerinde hissediyor. Bu arada keşke önceden Intel Inside'ın karnında bir Pentium olduğunu bilseydim rahmini kendi çıplak ellerimle parçalayıp çıkarırdım. O debelenirken de onu yere atıp yerine kanlar içindeki yavru yeni Pentium'u göbek bağını kesmeden koyardım (sadistlik hakkında ne demiştin? ) 386 işini bilemem, ben onu kurcalamıyorken (ve HardDiske zarar vermediği sürece) istediğini yapar, istediğiyle sürter, ben karışmam. (liberal sahip). IİHREN ARZT Dear MAC Ben senin sadık hayranlarından biriyim ve dergilerinizin bütün sayıları vardı bir zamanlar çalınmadan önce, sınıfta çalındılar. Evet hazır ol soru yağmuru başlıyor. 1) CD-Rom almayı düşünüyorum. Hangi markayı alayım? 2) Bana güzel futbol oyunu söyle (Striker 95 hariç!)? 3) Mad TV'de para kazanamıyorum. Kazanmanın ya şifresini ya da nasıl olacağını söyle. Lütfen. 4) Bundan bir ay önce bilgisayarıma virüs girdi, fakat geçen hafta Terminal Velocity'yi yüklerken Crazyboot ve 1.0 gibi bir yazı gördüm. Bu virüsten kurtulmanın yolunu söyle. F-Prot 2.20 buluyor temizlemiyor, Toolkit 6.20 bulmuyor, ne yapacağım ben? Evet MAC işte bu kadar soru yağmuru sayılmasa bile bayağı soru var. Eğer bu sorularımı nisan sayısında yayınlarsan sevinirim. Senin Fanatiğin, Mert BARLIK MAC: İnsanların çalacak kadar değer verdikleri bir dergiyi batmasın diye almamaları sizce komik değil mi (bence haliyle değil, insan batan derginin içindeyken bir şeyleri komik bulmak çok zor)? Ya biliyorum hepimiz size S.O.S kustuk ama durum sandığınızdan (ve aslına bakarsanız benim sandığımdan) daha vahim. 1) CD-ROM alırken her zaman MAC kuralına uyun, TEAC almayın. Benim almış olmam sizi etkilemesin, kimsenin başını yakmak istemem (Keşke Emin de benim kadar fedakar olsaydı) . O dışında play falan düğmeleri olan Philips'ler aslında güzel. Asıl önemli olan kaç hız alacağın? 2 zaten olmaz, 4'ler eskidi, 6'lar orta karar, 8'ler çok pahalı. Seç beğen al (yardım buna denir). 2) CD-ROM'u aldıktan sonra Fifa'96'yı da alırsın herhalde. Biraz dişini sıkarsan Actua Soccer'ın Avrupa Şampiyonalı yeni versionu çıkıyor. Ona da bakmak lazım, ne de olsa içinde Türkiye de var. 3) İl başlarda sıfır seyirci sınırı olan reklamları alırsan ve hemen en pahalı en erotik filmlere dalmadan önce Masanın yanındaki haritayı kullanarak (gözden kaçması kolay) yeni bir uydu alırsan yavaş yavaş para kazanmaya başlarsın. Uyduyu alınca izleyici sayını oldukça artıracağından daha zor ama daha pahalı reklamlar alabilirsin. Zaten biraz oynayınca insan hangi reklamdan hayır, hangisinden bela geleceğini öğrenmeye başlıyor. Strateji oyunlarında cheat kullanmakta ayıptır bu arada. 4) Duuuur Mert, dayaaan, yettim. «4 Umarım zamanında yetişebilmişimdir . Crazyboot son zamanın en lanet virüslerinden biri. Biraz daha kurcalarsan HardDisk'i (Intel Inside'a talimat, her sabah yatmadan önce virus check yapılacak) fena dağıtacak, bir daha boot'lamayabilir ve hatta her şeyini kaybedeceksin (talimata ek, iki kere virus check yapılacak ve dişler fırçalanacak). Bu virüsün tek ilacı kendi özel killer programı Haliyle adı da Crazboot Killer, (akıllıca bir seçim olmuş açıkçası) Bulamazsan Kamer'de var (biz de az çekmedik bu lanet virüsten). Sevgili MAC, Derginizi mart ayından önce hiç görmemiştim. O zamandan beri derginizi zevkle okuyorum. (Zevk benim en iyi arkadaşım olur.) Yayın hayatınızda da Bizlere başarılar dilerim. Size sadece bir tane sorum olacak. Bu bir tanecik soruma karşı da sizden tam bir cevap bekliyorum. 1) Alone In The Dark2'nin başında yerde duran adamı kalkıp öldürdükten sonra üstünden çıkan eşyaları alarak ilerliyorum. (Ayrıca bu eşyalar arasında bulunan flask'ı içmeli miyim?) Karşıda duran 4 adamı öldürsem de, öldürmesem de yandaki taşı itip labirente doğru ilerlerken pencerede biri beliriyor ve pat diye yere yığılıyorum. Adamları öldürüp labirente girmeden İlerlediğimde başka bir kapı bulamıyorum. Neyse lafı fazla uzatmayayım. Eğer bu soruma cevap verirsen çok Hama çok çok sevinirim. Çünkü ben bir Alone In The Dark serisi manyağıyım. (Duyduğuma göre 4.'sü de çıkmış). Tekrar size yayın hayatınızda başarılar dilerim. Sevgilerle. Umut DİKİCİ 9 MAC: Tabi daha Mart'dan beri tanışıyorsak haliyle 10.sayıda Alone in the Dark'ı açıkladığımızı bilemezsin. Ama Eski Sayılar sayfasına bir göz atabilirsin. Artık eski sayıları almak çok kolay, tek yapacağınız bir telefon etmek, sonra istediğiniz sayılar ödemeli postayla evinize kadar geliyor. 1) Tamam eşyaları alacaksın, burası doğru. Flask enerjini tamamlıyor, hemen kullanma, ilerde lazım olur. Sonra yaptığın gibi taşı itip hıla labirente girmen lazım. Yani bir zamanlama hatası oluyor gibi sanki. Labirente girdikten o adamları zaten avlaman gerekiyor. Serinin 4.sü olduğu söylenen oyunu da açıkladık ama geçen sayıda kimse okuyabildi mi bilmiyorum. APOTHEKE

Sevgili MAC, Bu sana yazdığım ilk mektubum. (İnşallah yayınlarsın.) Yazılarını beğenerek okuyorum. Lafı fazla uzatmadan sorularıma geçiyorum. 1) Pizza Tycoon için biraz tarif verebilir misin? 2) çalışacak güzel birkaç oyun (tür fark etmez) önerebilir misin? 2) Transport Tycoon mu daha güzel yoksa Railroad Tycoon mu? 4) Şarkı sözleri yayınlar mısın? | 5) Play Station neyin nesi, biraz açıklar mısın? Sorularım şimdilik bu kadar. Şimdiden teşekkür eder, yayın hayatınızda başarılar dilerim. Uğur The “Odinn” KAYASOL, Bursa MAC: Intel Inside yavrum arada bir kelime sayısını kontrol et, geçen ay gibi milyon kelime yazıp sonra karınca kadar harfler kullanmak zorunda kalmayalım. Okuyucuların gözleri bozulsun istemeyiz. 1) Haho, tabii ki verebilirim. Oyun ilk geldiğinde ben ve Kamer'deki birkaç salak genel yemek kültürümüze dayanarak bu tarif kısmını halledebileceğimizi sanmıştık. Saatler süren debelenmelerden sonra anladık ki tarifler anca güvenilir bir kaynaktan gelirse bir işe yarıyor. Şimdi ben sana kaynaklık yapayım: Pizza Mix mesela. Kocaman domateslerle önce bütün pizzayı kapla (350g). Parmesan peynirini 2 kere parçalayıp onu da koy (100g). Şimdi sıra Mincemeat'de. Tüm haliyle pizzanın ortasına haç şeklinde yerleştir (280g). Parsley'i de bir kere ufalayıp pizzanın kenarına yerleştir (12g). Şimdi Chillies'i bir kere ufaltıp onu da kenara diz. Chillies'in üstüne de iki kere ufalanmış mushroom'ları yerleştir. En tepeye kocaman bir pineapple dilimini en tepeye koy. Ben şahsen böyle bir şeyi hayatta yemem ama hakemler bayağı beğeniyor. İkinci tarifimiz ise Antalya'dan Ayla Hanım'dan. Önce domates ve Parmesan işlemini aynen yapın. Sonra mushrooms'u 1 kere ufaltıp pizzanın üstünü kaplayın. Şimdi sıra tekrar Mincemeat'de. Ortaya itinalı bir şekilde yerleştirin (200g). Onions'ı da bir kere ufaltıp yerleştirin. En ortaya da bir dilim yumurta ve bir parça da zeytin koyun (yersem namussuzum). Bu iki tarif seni idare eder herhalde. 2) Serkan bu ay Warlords'u yazmış. Harbi ve güzel bir stratejidir. Geçenlerde bir daha ThemePark oynadım, ne kadar iyi çalışır emin değilim (herhalde çalışır) ama o da çok iyi oyun. 3) Ne yapmak istediğine bağlı. Transport Tycoon'un grafikleri çok güzel ve şehirlerin aynı rayla birleştirilmesi zorluğu olmadığından saatlerce karmaşık ray sistemleri kurabiliyorsun. Aynı zamanda (özellikle Deluxe'da) bir dolu yeni araçlar çıkıyor. Ama rakiplerin çok zayıf. Seni hiçbir zaman rahatsız bile etmiyorlar (döşedikleri eğri büğrü rayların dışında) onun için oyunun ilerileri biraz sıkıcı ve yalnız geçiyor (ben yine de sonuna kadar oynadım). Railroad Tycoon ise grafik olarak günümüze göre geri ama rakiplerin canavarlığı ve oyunun genel zorluğu insanı kendine bağlıyor (onu da sonuna kadar oynadım). 4) Hemen anında hizmeti işte size yeni Cure albümünün ilk single'ının sözleri: Do it to me, Do it to me, Do it to me, It feels gooood. Do it to me, Do it to me, Do it to me, It feels gooood. Do It to me, Do it to me, Do it to me, It feels gooood. Bu albüm alınmalı bence. (Sıkın dişinizi Metallica'ya da az kaldı). 5) Play Station Sony'nin çıkardığı yeni jenerasyon oyun makinalarından biri. CD'yle çalışıyor ve genelde Fatal Racing tipi texture kaplı oyunları var. Benim gördüğüm oyunu Ridge Racer'dı ve en hızlı Pentium'daki en hızlı yarış oyunundan bile daha hızlı çalışıyordu. Alet aslında ucuz, 399 Mark ama oyunların her biri 100 Markı buluyor ve kopya bulmak (herhalde) zor. Intel Inside yavrum yazıya dikkat et, son şansını iyi kullan, bakalım okuyucular sana ne gibi bir iyilik düşünecekler. Yatmadan önce kulaklarınızın arkasını yıkamayı unutmayın. Gece giderseniz bari oranız temiz olsun. Murat'TheRevival ADANÇ Ihlamurdere Cad. Çelebioğlu Sok. No:2/5-6 80690 Beşiktaş, Istanbul (özellikle yazları severim)