Gameshow sayı 15, sayfa 38

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 38

Artık açılma zamanı gelmişti. Bekle beni ELAINE!!! İkinci Bölüm: Takım arkadaşlarımla birlikte denize açılana kadar her şey iyi gidiyordu fakat ne yazık ki gemi denizde ilerlerken dostlarımın gerçek yüzünü görmüştüm. Odama gittim ve masamın üzerinde duran kalem ve mürekkebi her zaman işime yarayabilir düşüncesiyle aldım. Çekmecemi açtım ve içinden çıkan kitabı baştan sona hiç eksiksiz (mutlaka baştan sona okunmalı) okudum. İçinden bir kitap arası çıktı. Daha sonra odamdan çıktım ve alt kata indim. Buradan mutfağa gittim ve dolabı açtım. Dolabın içinden mısır gevreğini aldım ve paketi açtım. Paketten bir hediye çıktı. Yakından bakınca bunun bir anahtar olduğunu gördüm. Yukarı çıktım ve bu sefer depoya indim. Depodan barut ve ipi alıp sandıktaki şarapla odama geri döndüm. Dolabı anahtarla açtım. Çıkan sandığı aldım ve açtım. İçinden çıkan yazıya bir anlam vermedim. Daha sonra aklıma geldi ve bunun kitapta yazan çorbanın tarifi olduğunu tahmin ettim. Tariftekilerden yalnız biri eksikti: Ezilmiş kafatası. Bunun yerine de bayrak kulesinden bayrağı aldım. Sihirli çorba için gerekli her şey hazırdı. Mutfağa indim ve çorbayı hazırladım (cinnamon stick, breath mints, Jolly Roger, ink, small key, rubber chicken, cereal, wine,... ne bulursanız koyun kitap hariç). Birden ağırlaştım ve sanırım bayılmışım. Uyandığımda gemi Maymun Adasına varmıştı. Depodan biraz daha barut aldım ve güvertedeki topa koydum. İpi de taktıktan sonra iş sadece ateşe kalmıştı. Gittim ve kitabı ocağın ateşinde yaktım. Bu arada mutfaktaki kabı da aldım. Tekrar güverteye çıktım, topu ateşledim, kafama kabı taktım, topa çıktım ve kendimi adaya fırlattım. Üçüncü Bölüm: Adaya düşer düşmez yanıma gelen lavuğu başımdan savdım. Ayağa kalkınca gittim ve yerdeki muzu aldım. Bütün sahilleri gezdim ve bulduğum bütün kağıtları okuyup deste halinde yanımda taşıdım. Yanardağın çevresinde gezinirken birilerinin orada bir dürbün, bir parça ip ve top bıraktığını gördüm. Bunları aldım. Topu biraz itince içindeki gülle ve biraz da barut yere döküldü. Orayı terk edip nehrin kaynağına çıktım. Oradan sahildeki muz ağacının vurulabildiğini bir kağıtta okumuştum. Ben de acaba vurabilir miyim diye çıktım ve tahtayla taşı birkaç kez ittirdikten sonra doğru yeri buldum. Taşları taşıyıp, yerine koyup itme beni oldukça zorlamıştı ama sahilden gidip muzları aldığımda oldukça iyi olmuştu. Daha sonra oradaki kağıdın üzerinde duran taşın aslında çakmaktaşı olduğunu fark edince suyun önündeki seti patlatmaya karar verdim. Bunun için sete (dam) biraz barut koyup çakmaktaşını da gülleyle kullanınca büyük bir patlama oldu. Seti patlattım ve göle gittim. Buradaki ölü adamın elindeki ipi de alıp ormandaki yarığa (crack) gittim. İpleri birer birer aşağı sarkıtıp aşağıdaki kürekleri aldım. Küreklerle sahildeki kayığa binip adanın öbür tarafına gittim. Buradaki yerli kampına girdim. Buradan tam muzları almış gidiyordum ki yerliler önümü kesti. O anda onlara verecek bir şeyim olmadığı için beni hapse attılar. Ben de yerdeki notu alıp kafatasının hemen altındaki tahtayı kaldırıp altındaki delikten kaçtım. Kayıkla adanın öbür tarafındaki kumsala, oradan da maymuna gittim. Maymuna elimdeki 5 muzu da verince peşimi bırakmamaya başladı. Onunla beraber tepeye 36 GAME-SHOW

Kiz)

gittim ve oradaki totemin burnunu çektim. Kapı açılmıştı ama bırakınca tekrar kapandı. Ama maymun sağolsun, benden sonra burnu bir tuttu ve bırakmadı. Bende kapıdan girip küçük totemi alıp yerli kampına gittim. Onlara totemi verince benimle dost oldular. Onlar gidince hapishanedeki muz toplama aletini alıp dışarıda duran Herman Toothroort' a verdim O da bana yerlilere vermem için bir anahtar verdi. Anahtar daha çok bir kulak pamuğuna benziyordu. Neyse, ben gittim ve büyük maymun kafasının kulağında anahtarı kullandım ve maymunun ağzı açıldı. Yerlilere döndüm ve onlarla konuştum(1-1-4-4-4-1-1-2-1). Sonra elimdeki kağıtlardan birini onlara verdim(leaflet). Bana yol bulma kafasını verdiler. Gittim ve maymunun kafasına girdim. Gemiye kadar kafayı kullanarak gösterdiği yönü takip ettim. Gemiye gelince kafayla kısa bir sohbet sonucu bana kolyeyi vermesi için onu ikna ettim(2-3-3- 3-3). Sonrada kolyeyi takıp gemiye girdim Kaptanın odasından pusulalyı kullanarak asılı duran anahtarı aldım. Anahtarla kümesin oradaki kapağı açtım Tavuğun düşürdüğü tüyü alıp ki adamın ayağını gıdıkladım. Adam elindeki kupayı düşürünce onu alıp kümesin oradan alt kata indim. Sinirli fareyi kaba koyduğum içkiyle bayıltıp ilerideki kazandan biraz gres yağı aldım. Güvertedeki gıcırdayan kapıyı yağlayıp içerdeki korumayı uyandırmadan eşyalarla dışarı çıktım. Kapalı kutuyu aletlerle açtım, Doğrusu sona yaklaştığımı hissediyordum. Kutudaki kök birasını alıp yerli kabilesinin köyüne geri döndüm. Bana iksiri hazırladılar ve hemen gemiye koştum ama çok geç kalmışım. Gemi sevgili Elaine” le birlikte Melee adasın gitmişti Öğrendiğime göre de LeChuck benim biricik sevgilimle evlenecekmiş. Ama ben adaya nasıl döneceğim? Bu arada yaşlı Toothroot bana yardım edebileceğini söyledi ve beni gemisiyle adaya götürdü e geminizi patlatmadıysanız arkadaşlarınız aynı İ Son Bi Adaya i inince hemen kiliseye gittim. Yoluma çıkanları kök birasıyla erittim. Sıra LeChuck” taydı ki kök biram tutukluk yaptı, Aaaa, o da ne! Elaine aslında Elaine değilmiş. El Guybrush “Burak Bayburtlu” Threepwood! Çevirmenin Notu: Elimize geçen hatıra defterinin son sayfaları yanmış, bitmiş ve hatta ve de hatta kül olmuştur. Başınıza geleceklerin bundan sonrası için ne yazar, ne dergi, ne de bir başkası sorumlu değildir. Son hamleyi artık kendiniz çıkarabilirsiniz herhalde(umarım). Saygılar, esenlikler, BOL OYUNLU GÜNLERİ!!!

rma”:

LUCASARTS (ADVENTURE)

2 HD - 5MB HardDisk 1 MB RAM - VGA Min. PC 286 arar”

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.