MACBETH

dikilenlere, soğuk bir kış sabahı karların üstünde kendi kanının sıcaklığına sevinerek gözleri açık ölenlere saygısızlık etmek istemem ama insanoğlunun bunca yüzyıldır birbirini yönetmek için verdiği anlamsız mücadelenin hiç ama hiçbir manası yok. Bir varlığın başka bir varlığı yönetmeye daha karar vermeden bile önce kendi saflığından emin olması gerekmez mi? Yönetmeyi bırakın, etkilemek bile inanılmaz derecede saflık gerektiren bir kavram. Tesadüfen bile olsa iki varlığın hayat çizgileri çiçekler dökülenlere, ocaklarına incir ağacı kesiştiğinde ortaya taciz, sömürü, aldatma gibi çok yakından tanımak şanssızlığına eriştiğimiz kara lekeler çıkmaması için etkileyen konumundaki varlığın küçük beyinlerimizin algılama kapasitesini aşan bir seviyeye ulaşmış olması gerekmez mi? Oysa bir de zavallı bizlere bakın, taa işin en başında, formüller hazırlanıp, diagramlar çizilirken insanın yapısına koyulan ya da kazara sızan lekelere, ya da bug'lara bakın. Yalancıyız, öyle yalancıyız ki, kuyruğumuz sıkıştığında, çıkar umudu gördüğümüzde ya da sırf o gün bıçağı alıp başkalarını doğrayacak halimiz olmadığından birilerini yoldan acı çektirmek istiyor olduğumuzdan kafamıza estiği içimizden geldiği gibi, yalan söyleyebiliyoruz. Genelde de kendi zaaflarımızı kapatmak için çatallı dilimizi çalıştırmıyor muyuz? Çünkü zayıfız, çok şükür en azından herbirimizin belası farklı, en azından monoton değiliz ama geldiğimiz yerin, yaşadığımız zamanın sağladıklarına göre (ki bu asla bir bahane değil) çok ama çok zayıfız. Kimileri kendilerini çekemediklerinden, kaçmaya çalıştıklarından o ya da bu maddeye karşı zayıflar, içerler, çekerler bilemem, kimileri kutuptaki pusula misali bir o yana bir bu yana, bir ona bir buna taparcasına, acınacak bir zayıflıkla bağlanırlar, statüye takarlar, paraya takarlar, bazıları Mecnun gibi başka bir insana takarlar, hiçbir şey bulamazlarsa da aynada gördükleri kendi zavallılıkları takarlar. Mühim olan neye taktıkları değil, o da eğlencenin bir parçası ve ben görücüye gelmiş damat adaylarını sorguya çeken kayınbaba olmaya da çalışmıyorum ama başkasından üstün olmaya, onun hayatını günün yasaları el verdiğince eline almaya çalışan, ya da elinden geldiğince karşısındakini biraz o yana, biraz şu yöne ittirmeye çalışan birinin açıkçası bizim sahip olduğumuzdan çok daha gelişmiş bir sağduyuya, çok daha yüksek seviyelere ulaşmış bir olgunluğa ihtiyacı olmalı. Bugünkü acınacak zavallı halleriyle kendilerini dokunulmaz, ulaşılmaz sanan biz garibanları işimiz bittiğinde tuvaletten kalktığımızda arkamızı temizliyor olmamız bile bir mucize. Ama netekim en azından bizim zaafımız zararsız (biraz zararlı ama kimselere söylemeyin) hatta eğitici bile sayılır. Şöyle güzel bir strateji oyunu gelsin, canımı yesin derim hep ama hiç bu kadar güzelini beklemiyordum açıkçası (patlama çocuğum Intel Inside, seni unutmadım, sıra sana da gelecek). Civilization 2 bir geldi, pir geldi. Zaten çoğunuz ne beklemeniz gerektiğini biliyorsunuz, onun için hızlı bir şekilde CIV2'yi analitik olarak inceleyelim bakalım. Öncelikle oyunun yeni izometrik grafikleri benim için fazla bir şey ifade etmiyor (sadece arada bir yanlış yöne basıp özenle hazırlanmış bir saldırıyı mahvediyorum), ama güzel oldukları kesin. Özellikle zoom özelliği (CivNet'de de vardı) bayağı işe yarıyor, iki kıtada birden savaşırken zoom out yapıyorsunuz, yol falan gibi ince işler için zoom in yapıyorsunuz. Genel olarak grafiklerin gelişmiş olmasının (bence) en büyük yararı günümüzün her oyundan muhteşem grafikler bekleyen nankör gençlerinin (sizden bahsediyorum, bakıyorum hiç üstünüze alınmıyorsunuz) bu oyuna olan ilgisini artırması (Bakanlık açıklaması gibi oldu). Onun dışında bir dolu yeni unitler, wonder'lar ve bilimsel ilerlemeler var. CIV'i üstadı olsanız bile en azından sırf bunların ne işe yaradığını denemek için bayağı oynayabilirsiniz. Beni üzen yenilik (ya yenilik eksikliği) oyunun hala eskisi gibi barbar metoduyla kazanılıyor olması oldu. Yani bilimsel ilerlemeleri, ya da yönetim değişikliklerini bile sırf yeni ya da daha çok askeri birlik üretebilmek için yapıyorsunuz. CIV tarihinin başlangıcından beri bana en çok koyan şey budur, şöyle İsviçre misali tuzluya acıya karışmadan ticaret veya bilim amacı güden bir ülkenin bu oyunda hiç şansı yok. Gerçi Sid Meier akıllı adam (artık öğrenmişsinizdir, bu isim geçince saygıyla eğilinecek), uzaydaki koloni gibi farklı bir kazanma imkanı da eklemiş ama bu açıkçası beni kesmiyor. Hiç savaş olmasın demiyorum, ama Sid Meier (eğiliyorsunuz di mi, gözüm üstünüzde) belki bir sonraki oyununda böyle bir şeyler ekler. Yine de, yine de diyorum bakın, CIV tarihiyle, kendi kültürüyle (bu işi ciddiye alırım) diğer stratejicik oyunları ezecek kadar güçlü. Ya alınacak çocuklar, ya da alınmayacak CD ödünç alınıp install edilecek (CD'siz çalışıyor) sonra beğenmedim deyip dükkana gidip para geri istenecek. Tamam Intel Inside, debelenmeyi kes, sana küsüm geçen ayki Hard Disk kazığın bana çok pahalıya mal oldu, getir mektupları, sonra yıkıl karşımdan, seni gözüm görmesin. NEN OBELİX Derginizi Aralık sayısından beri düzenli olarak alıp zevkle okuyorum. Fakat bu ilk mektup yazışım. Önceleri derginizin öbür dergiler gibi olduğunu sanmıştım. Fakat bir iki kere okuyunca bir daha bırakamadım. (Ne güzel de yazıyorum). Şimdi sorulara gelelim. 1) Command and Conquer adlı oyunu geçenlerde bir bilgisayarcıdan aldım. Fakat o da ne??? Install yazdığımda (her iki CD'de) ekran donup kaldı. Acaba sorun benim bilgisayarda mı yoksa CD mi bozuk? Bilgisayarım 486 DX2-50 8MB Ram, 340MB Harddisk (100MB boş), 2x CD Rom, SB16 ses kartıyla geçinip giden bir bilgisayar. 2) Railroad Tycoon'u bir aldım!!! Almaz olsaydım. Hayatımda gördüğüm en kötü strateji oyunu. Bir kere grafikler-0, ses-0. Böylece genelde-0. (Fazla abarttım galiba) 3) The Dig sence CD'si alınmaya değer bir oyun mu? 4) Sence Warcraft2 mi daha güzel yoksa Command and Conquer mi? (Bence ikisi de çok güzel). Engin VEHBİ, İstanbul MAC: Farklıyız tabi. Zaten ana avantajımızın bu olduğuna güvendiğimizden bu ay renkli (tamam bu sayfalar fazla renkli değil, buraların rengi benim) çıkıp evi, arabayı (bende ikisi de yok, Emin'inkileri) ortaya koyduk. Bu stratejik move'un (gerçek hayatta save olmadığından) hayırlı olmasını ve bizi göçertip hayatımızı karartmamasını dilemekten başka (ben bu filmi görmeyi bırakın, daha önce baş rol oynadım) yapacak bir şey yok. Hatta size gayet samimi bir şey söyleyeyim kararsın, yaklaşın, içten konuşacağım), dergiyi daha iyi yapmak için elimizden geleni yapıyoruz, ama fazla reklam bütçemiz, ya da kendimizi yeni okuyuculara tanıtma şansımız yok. Burda sizin yardımınızı istemek durumundayız (ben de size adventure'larda yardım ediyorum di mi?), en azından bir kişinin (beş de olur ama kendinizi yormayın) dergiyle tanışmasını sağlasanız bize büyük bir kıyak yapmış olursunuz. Kimsenin boğazına çök demiyorum (daha o kadar çaresiz değiliz, sıra ona gelmez inşallah), sadece tavsiye, dost nasihatı, telkin yöntemiyle en azından bir tane alıp okumalarını sağlayın. Ben zaten bir kereden sonra derginin içeriğiyle (tıpkı sana olduğu gibi) o kişiye kendini sevdireceğine inanıyorum (ışıklar yansın). 1) Command&Conquer bu açıdan bayağı güvenli aslında, herbir şeyi kendi detect ediyor, bu durumda CD'nin faullü olması daha büyük ihtimal, zaten konfigurasyonun da yeterli görünüyor. İstersen geri götür bir Sid Meier (eğiliyormusunuz diye deniyorum, gözüm hala üstünüzde) oyunu dene. 2) Mesela Railroad Tycoon. En güzel Sid Meier (haha yakaladım sizi, saygısızlar) oyunlarından biri. Demin de belirttiğim gibi yeni bir nesil böyle işte azizim. Her şey render olsun diye bekliyorlar. Aslında haklısınız, sizin hikayenin başını kaçırdığınızdan (64'te strateji oynamak gibi) bazı şeylerden daha fazlasını beklemekte haklısınız. Sana nasihat vermek niyetinde değilim, bu kadar kötü bulduysan durma, sil gitsin, ama yine de en akıllı yapay zekası ve karışık ekonomik modelli bir oyunu kaçırmış olursun (bu yeni taktiğim, bir şey söylemiyormuş gibi yapıp, bir dolu şey söylemek). 3) Ne desem yalan olur. Çizgine göre oynayacaksan (sayı 11) boşver. Ama çözerim, oynarım diyorsan bulabileceğin en kaliteli adventure'lardan biri (aynı zamanda bakınız geçen ayki Seçmece). 4) Haha, şimdi sende beni tuzağa düşürmeye çalışıyorsun. Şimdi ben bir daha güzel diyeceğim, sonra aylarca bir sürü mail gelecek, hatta kendi dergimin kalleş yazarları bile laf arasında bana laf sokuşturacaklar. Olsun, ben varım, bence (geçen ay da söylemiştim) C&C daha iyi. Hatta son Dune2 gibin oyun sıralamamız şöyle: 1) C&C 2) Warcraft 3) Dune 2 4) Warcraft 2. Kulübesinde ise yakında çıkması beklenen 'Z' ve Command&Conquer'in yenisi (mission disk değil)

Sevgili MAC, Derginizi 6 aydır düzenli bir şekilde alıyorum. Senden geçen mektubumda 3. sayınızı istemiştim. Ama dergi bana gelmedi. Üstelik 60.000 lira zarfın içine koymuştum. Lütfen bir zahmet gönderebilir misin? Çok lazım da. Bu ay sana bazı sorularım olacak. Soruların birkaçında derginiz hakkında eleştirilerim var. Darılmamanı ümit ederim. 1) Bizim Şileliler pek uysal, öyle PC, mc dergisi okumayı akıllarının ucundan bile geçirmeyen insanlardır. Bir gün gittim bayiden sizin derginizi aldım, başladım okumaya. Bizimkiler de resimlerine bakarız hiç olmazsa gibilerinden yanıma geldiler. Baktım hepsinin ağzı açık, gözleri faltaşı gibi açılmış biçimde dergiye bakıyorlar. Birisi dedi: “Abi ya bu dergiyi nerden buldun? Ne müthiş dergiymiş bu. Engin Avradından MAC'ına kadar, Memiş ağasından Bitli Hasan'ına kadar her şey var. Meğer böyle bir dergi varmış da haberimiz de yokmuş” deyip doğru bayiye koştular. Bizim bayi de başladı köşeyi dönmeye. Acaba onların dergiyi bu kadar beğenmelerinin sebebi nedir? 2) Geçen ay Win95 altında çalışan iki tane oyun açıklamışsınız. Bunlar sadece Win95'de mi çalışıyor yoksa Dos'ta da çalışıyor mu? Veyahut yavaş mı? Hızlı mı yoksa aynı hızda mı çalışıyor? Serdar “acıların çocuğu” KARGIN, Bursa MAC: Evet 60.000 Liran kaderin kurbanı olarak Almanya'lara kadar geldi. Cebime attım diyemeyeceğim, zaten farkındaysanız bir Mark zor ediyor. Adını Emin'e bildirmiştim, şimdi bir daha bildirmiş oldum. Umarım bu sefer unutmazlar (unutmayın lan, çocuğa ayıp oluyor). 1) Demin de detaylı olarak anlatmıştım, dergimizin sorunu beğenilmek değil tanınmak (yardım edeceksiniz di mi?). Ama genel olarak ağzı laf yapan insanlar olmamız (Hatta Engin'le Mert'i susturmak bayağı zordur) ve benim 64'ler gibi bir okuldan mezun olmuş olmam işimizi bayağı kolaylaştırıyor. 2) Bazı yeni yetme oyunlar var sadece Windows95 altında çalışıyorlar, bazıları da genel olarak Windows bağımlısıdırlar. Eğer yeterince renge ve çözünürlüğe sahip bir grafik kartın varsa her ikisinde de çalışıyorlar. Ben derin bir Win95 hayranı değilim (gerçi çalışmak için ideal ve giderek daha fazla alışıyorum) ama artık bu acı hayat gerçeğine (Pentium'a olduğu gibi) alışmak zorundayız. Direnmenin fazla yararı yok. Ben genelde Windows altındaki oyunların daha yavaş çalıştığına inanıyorum, Microsoft inkar etse bile bence bu böyle. Ama zaten yeterince güçlü bir bilgisayarın varsa (grafik kartı da çok önemli) dert olmaz. Yine de yakın zamanda Wing Commander4, ya da GP 2 gibi bir oyunu Windows altından, pencere içinde süper bir hızla oynayacağımızı sanmıyorum. KEİNEN ZAUBERTRANK Merhaba Sevgili MAC, Öncelikle sana ve Game-Show ekibine uzun bir ömür dilerim. Bu sana 3. mektubum oluyor. Eskiden ben stratejiden başka oyun oynamazdım. (Stratejiler de bir şeye benzese.) Sonraları adventure'a bir ilgi duydum. (ne karmaşık dimi) Sonra ise sağ olsun abim CD aldı. (4speed). Bundan sonra ilk önce NFS'yi sonra Warcraft2'yi ve FIFA96'yı aldım. Ben sizi fazla oyalamadan sorularıma geçeyim: 1) Stonekeep hakkında bilgi verebilir misin? Neyin nesidir bu meret. Stonekeep ile Dungeon Keeper'ın konuları aynı mı? Sence hangisi daha iyi? 2) Bana şöyle kıvamında bir CD oyunu söyler misin? Strateji olursa sevinirim. 3) Sence FIFA96 mı daha güzel yoksa Actua Soccer mi?

4) Gelişen bilgisayar çağında acaba bu CD denen veletler ucuzlar mı? Ucuzlamazsa kendimi katledeceğim. 5) Capitalism'i almaya değer mi? 6) Putty Squad nasıl bir oyun? 7) 11th hour hakkında bilgi verir misin? 8) Gabriel Knight2'nin 2. bölümünü biraz anlatır mısın. (Özellikle tornavida meselesini). Evet sorularım bu kadar. Şahsi soruları sevmediğin için böyle sorular sormamaya çalıştım. Bir hatam varsa affola. — Faruk “Spiderman” ÖZTÜRK MAC: Ne diyeyim amin. Umarım ömrümüz daha böyle yediyüz milyon tane mektup cevaplayacak kadar uzun olur (bunla sınırlı kalmak zorunda değil). Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz (baş yazı gibi oldu). 1) StoneKeep ta Eye of the Beholder'dan beri gelen birinci kişi perspektifli FRP'lerin CD'ye tıkılmış hali. Grafikleri gayet güzel, konusu da fena sayılmaz. Aslında alınabilecek bir oyun (FRP seviyorsan). Dungeon Keeper ise uzun zamandır duyduğum en iyi oyun fikirlerinden biri (Bullfrog hep iyidir zaten). Bu kez işin öbür tarafına geçip kendi dungeon'ını yönetmeye çalışıyorsun. FRP'den çok bir strateji oyunu gibi. Daha sadece bir rolling demosunu gördüm ama bence heyecanlanmaya başlasanız iyi olur. 2) CIV2 desem ayıp mı olur? 3) Her ne kadar ikisini de tam olarak oynamaya Intel Inside'in (konuşmuyorum hıyarla) gücü yetmese bile bana Fifa96 çok daha güzel gibi geldi. Ama bu sadece görünüş üzerine bir yorum. Oynanabilirlik meselesini bir bilene sormak lazım (sordum Emin'e, Fifa96 dedi). 4) Bir gün gelip oyunların ucuzlayacağı taa Spectrum'dan beri var olan bir yalandır. Bunun teknolojiyle pek bir alakası yok, zaten bir CD'nin üretim maliyeti bir doların altında. Geri kalan programlama, paket, reklam ve (tabi ki) kara gidiyor. Bana sorarsan ucuzlamaz. Ama kopya CD'ler yeni bir teknoloji çıkarsa (Writeable CD'ler pahalı) ucuzlayabilir ama zaten biz asla kopya oyun almıyoruz di mi çocuklar (valla almıyoruz memur bey). 5) Bazen ekonomi dersini andırsa bile Capitalism gayet (belki de kendi iyiliği için fazla) detaylı bir strateji. Ben çok beğendim, Mert de beğenmiş. 6) Açıkçası tam manasıyla neşeli bir zıp zıp (MAC'ce: platform). Pek senin ilgi alanına girmiyor gibi. 7) Hatta açıklama bile verebilirim ama bir ay beklemen lazım (gelecek sayıda var da). İlk çıktığında geleceğin oyunu olduğu söylenen 7th Guest'in ikincisi. Ben böyle oyunlardan (Myst, Frankenstein, Evocation) biraz sıkılmaya başladım. Zamanında böyle render oyunların resimlerini biriktirirdim, 3 boyut konusunda ustalardan bir şeyler öğrenebilmek için ama artık böyle muhteşem grafikli oyunları oynarken sıkılıyorum. Açıkçası kendimi yalnız (antisosyalimdir dr) hissediyorum. Yani dolaşıyorsun, dolaşıyorsun ve dolaşıyorsun. Güzel ekranlar ve tek tük cisimler birbirini takip ediyor ama oyunda pek bir hareket olmuyor. Bence artık render grafiklerin yanına biraz da renk katmak (derginin renkli olduğunu fark ettiniz mi?) zamanı geldi de geçiyor bile. 8) Tornavida işinde karışık bir şey yok. Odanda şöminenin önündeki alet çantasında buluyorsun, sonra yukarı bakıp deliğe sokuyorsun (eski bir gelenek). Böylece dolaptaki gizli geçit açılmış oluyor. Kaçırmana imkan yok, hem delik, hem tornavida öküz kadarlar (eski bir dilek). Bu arada kişisel sorular lafını pek anlayamadım, yani son 6 senedir falan bana olan her şeyden okuyucuların da (antisosyalim demiştim dimi?) direkt olarak haberi oluyor. Yani kafanıza ne ip geliyorsa yazın, çizin, sorun

(buldunuz garibi, vurun). ICH HABE DİR Sevgili MAC Bu benim sana ilk mektubum. Zaten PC'nin dünyasına gireli fazla olmadı. Bunun için sorularımı kolay bir dille cevaplamanı rica ediyorum. Ben 486 DX2-66 8MB Ram 420MB Harddisk 2X CD rom SB16'sı olan bir bilgisayara sahibim. Sence yeterli mi? Ve sorularıma başlıyorum. 1) Bir gün senin köşene bakıyordum ve Full Throttle adlı oyunu övdüğünü gördüm ve aldım. Oyunun sonlarına doğru uçağın içindeyken merdivenlerden yukarı çıktığımda karşıma bir bilgisayar çıkıyor bilgisayara dokunduğumda ise çok karışık bir menü var, eğer biliyorsan lütfen açıkla: 2) Ben adventure seviyorum. Şu ana kadar bir sürü adventure bitirdim (Simon1-2, Prisoner of Ice, İgor, Gabriel Knight, Larry 5-6, Red Hell, The Dig, Tentacle gibi). Bana güzel grafikli bir adventure önerir misin? 3) Herkes FIFA96'nın disket versiyonunun çıkmadığını söylüyor, ayrıca ben de aldım çıkartamadım. Bu doğru mu? 4) Bir kopya CD'ye oyun yüklenebilir mi? Mesela bende Prisoner of Ice var onu silip içine oyun yükleyebilir miyim? 5) Sence Win95 almalı mıyım? Bana ne avantajları olur? 6) Jagged Alliance diye bir oyun aldım. Fakat ilerleyemedim. Bana biraz ipucu verir misin? 7) Battle Beast'ın disket versiyonu var mı? 8) CD'yi hızlandırabilir miyim. Sanırım Smartdrv'den ayarlanıyormuş anlatır mısın? Mektubumu bitirirken sana mesleğinde başarılar dilerim. Biz senin köşenin daha çok sayfa olmasını istiyoruz. Umarım mektubumu yayınlarsın. Yayınlamazsan çok üzülürüm: Mustafa CEPLİOĞLU, Üsküdar-İstanbul MAC: Bence yetmez ama CD-Rom ve RAM dışında benim salak Intel Inside'in aynısı olduğundan konuşmak bana düşmez. Yani başka şansımız var mı, yetmese bile sen de ben de bu alete daha bir süre mahkumuz. 1) Yok canııım, o kadar da karışık değil. Windows95'i kurabilen biri için çocuk oyuncağı. Birincisini diyorsan orada bir yerlerde 'gear' menüsü olması lazım. Onunla tekerleri yere indiriyorsun. Yok ikincisini diyorsan, onda da 'Defence' menüsünden “Machine Gun' menüsüne gireceksin ve 'Control'ü seçeceksin. Gayet basit, aslında ben de unutmuşum dergiye baktım. Ama oyunun hemen sonuna gelmişsin, ben iyisi mi sana yeni bir adventure tavsiye edeyim. 2) Full Throttle da bittiğine göre aslında pek bir şey kalmadı. Ortalarda The Ripper diye bir dedektifimsi adventure var (demosunu gördüm) fena sayılmaz. Eğer dövüşebiliyorsan TimeGate de güzel oyun. 3) Disket versiyonu var, sende çalışmaması için de bir sebep yok (biz bilgisayar kardeşiyiz), istersen bir de Kamer'dekini dene. Gerçi taşındılar, bak şimdi Üsküdar'dan Beşiktaş vapuruna bineceksin, Corner Cafe'nin ordan.... Biliyormuşum gibi yapmayayım ama adres dergiyle aynı. 4) Olsaydı güzel olurdu ama şu andaki Writeable CD'lere sadece bir kez yazılabiliyor. Sanırım çok kez yazılanları çıktı, ya da çıkacak mı öyle bir şey (piyasayı da takip ederim hani). 5) Şu durumda o kadar da büyük bir avantajı olmaz. Bazı yeni programlar (mesela Corel6) sadece Win95'den çalışıyorlar, illa Corel6 isterim diyorsan (ben Emin'in başının etini yedim, bak ne haldeyim) ya da setup işlerini falan biraz kolaylaştırmak istiyorsan al. Ama 8 MB, Windows95'in pek sevdiği bir laf değil (siz recommended

Şan

yak 3 laflarına bakmayın), sinirlenebilir, sana olmadık nazlar yapıp zorluklar çıkarabilir (şu anda yeni install ettiğim WinWord7'nin yavaşlığı beni şoka uğratmış durumda da). Önce RAM işini düzeltebirsen kullanımının daha Kolay (user friendiy diyor gavurlar) olduğu kesin. 6) Eğer ilk bölümü geçebildiyden (umarım geçmişsindir) yapacağın şey mümkün olduğu kadar ağacı olan sektörleri alıp (pek ipucu olmadı ama) düşmanla olan sınırını mümkün olduğu kadar az ve iyi savunmalı tutmak. Moruk herifin hakeretlerine aldırma, hergün kahramanlıklar yapmak zorunda değilsin, para durumun iyi olduğu sürece adamları dinlendirip tedavi et (doktora ve çilingirciye karcanan para iyi yatırımdır) ve ilk fırsatta daha iyi adamlar almaya çalış. Bu arada ölenleri gömmeyi unutma (al sana klas ipucu) adamların biraz hassaslar. 7) Görmüş ya da duymuş değilim, ama eminim varsa gelecek ay on kişi yazıp bunu yüzüme vurur. 8) Smartdrive bir nevi cache programı, okuyacağın şeyleri bir — süre önceden RAM'a alıp okumayı hızlandırıyormuş gibi yapıyor. Ama kendi de RAM istediğinden mesela tam 8MB isteyen bir program (mesela mesela Photoshop) smartdrive varken çalışmaz. Bu arada Windows95'de CD'ler için read ahead optimization diye birşey var. Bu da cache'ler sayesinde data transferini (bunu ben mi yazdım Tanrım?) hızlandırıyor. Al sana bir Windows95 yararı daha. Çok yararlı olmayacak ama (valla benden bu kadar) smartdıv /? yazdığında göreceğin parametrelerele (/wincachesize ve /B) bu iş için ayıracağın RAM mitarını seçebilirsin. Genel cache kuralı (meksikaca) : Senyor gives Pepe (meksika smartdrive'ı) more ram, senyor gets more speedy gonzales. SCHON TAUSEND MAL GESAGT Sevgili MAC (Herkes böyle başladığından böyle yazdım.) Biliyorum, acemileri sevmezsin ama ben de acemilerdenim. (Bilgisayar değil, dergi konusunda.) Hani şu 12. sayıdan sonra Türkiye'ye yayılma konusu varya. Hıh işte ben şu siz 12. sayıyı çıkartırken ben de “bilgisayarda az oyun var, biraz oyun bakayım” derken bizim markette bu Game-Show dergisini kaptığım gibi kasaya gittim. Bizim araya bilgisayar derginiz birtane geldiğinden hergün marketi takipte oluyorum. Neyse fazla konuşmadan sorulara geçeyim. 1) Bilgisayarım 386 DX CPU ve 4MB RAM. Buna bağlı olarak b bana önereceğin bir oyun var mı? (Mümkünse adventure yada strateji) 2) Sensible Soccer oyunu bilgisayara ilk install edişimde F8 ile çalıştırıyordum. Oysaki ikinci install edişimde normal şekilde çalıştı. Bilgisayarın RAM'ını yükseltmediğimize göre bu MB'tan mı kaynaklanıyordu? (Cevaplamasan da olur.) 3) Warcrafi2 tipi strateji, adventure oyunlar bilgisayarımı aşıyor. Daha az RAM isteyen bir oyun önerirmisin? (Warcraft2 tipi). 4) Destruction Derby oyunu görünüşte çok hoşuma gitti, ama bilgisayarıma uymuyor. (Ah şu bilgisayar derdi.) Onun yerine NASCAR'ı önerirmisin? (NASCAR güzel mi çirkin mi anlamında.) Fikret KARAKURT, İzmir MAC: Yok öyle acemileri sevmem diye birşey, bu ay hakkımdaki asılsız dedikodular almış yürüyor. Orda değilim diye mi yapıyorlar (Engin karısından şüpheleniyorum). Şu andaki tirajla her yere 100 tane dergi göndermemiz mümkün değil (zaten göndersek satılır mı acaba?), ama (tahmin ettiniz değil mi) başta bahsettiğim

(inşallah). 1) Aslında o kadar kötü durumda değilsin. 386'lıların kral olduğu dönemde bir dolu güzel oyun çıkmıştı. Şimdi strateji olarak Civilization (bu ay Sid Meier'ı (eğilin çabuk) anma ayı), Warlords, Third Reich gibi bir dolu oyun var. Adventure olarak da eski Indy'ler, eski Sierra'lar (özellikle Police Ouest'in eskileri) yeterde artar bile. 2) Bu PC'lere Tanrının laneti (Amiga'yı katlettiler diye olsa gerek) convential memory meselesinin ürünü. Ne kadar RAM'ın olursa olsun, illa conventional memery isteyen lanet programlar vardır. (mesela Sensible, ya da F15 Il! (di mi Emin?)), bu bölgeye yüklediğin bir program bile (mesela mouse driver) oyunun çalışıp çalışmamasına sebep olabilir. Herhalde instal'dan sonra böyle birşeyler değiştirmişsindir (mem /c yaz, no'oluyor oralarda gör). 3) Bu tür oyunların en düşük konfigürasyonlusu Dune2 ama o da Warcraft2 kadar güzel değil (bu sıkıcı hayattan sıkıldım, belamı arıyorum da). 4) NASCAR çok, ama çok güzel, ama valla bunu sana söyleyen ben olmak istemem ama NASCAR çoğu 486'da bile doğru dürüst çalışmıyor (çektim, bilirim, acı tecrübe). Onun yerine Indianapolis500, ya da 4D Sports Driving'e bakmakta yarar var (bilgisayar alma konusunda ağzımı bile açmıyorum (nasıl taktik?)). DASS DU ALS KLEİNES KIND Merhaba MAC, Öhöm... (Umarım bunu basarsın) O klavyeye alışmışım daktilo yazmak zor geldi. (Elle yazmaktan kolaydır.) (Printer'im yok da...) (Nihohahahaaa) Eeee efendim ben bir “adventure, strategy, simulasyon, platform” oyuncusuyum. Yaa şimdi kalkıpta ne iyi ettinizde bu köşeyi kurdunuz gibi yalakalık etmiycem. (Çünkü gerçekten iyi etmişsiniz) (Nihohahaha) Beni adventure'a alıştıran Simon'a teşekkürler. Lafı uzatmayayım. (Acaba uzatsam mı?) (Harharhar) 1) Adventure sapığı (sizden az olmayayım) olduğumdan beri bir iddiaya girdim (yani kendi içimde). Neyse (Indy The Last Crusade'i bile oynadım). İşte (tüh ne soracaktım ben?) Monkey Island2'yi aldım. Sonuç olarak 3. bölümünün başındaki koskocaman kapı ve üzerindeki kilitleri geçemedim. Yaa. 2) Ya abi ben bir gaflete düşüp Sam and Max'ı aldım. (Bunu Engin Abla'ya danışsan iyi olacak). Şimdi gidiyom ilk ekranda işim bitiyo arabaya biniyom karnaval mıdır nedir orayı işaretliyom sonra ekran kararıyor ve bir tuşa bastığımda oyun Dos'a çıkıyor ve acayip mesajlar veriyor. Anlatayım “sound 17 not in room 12 a 2074165-95898” neden acayip olduğunu anladın mı? Sonra sesleri kapattım vee “room 15 not inroom 15... gibi. 3) Hmmm. X-COM'u aldım yani almıştım. Savaşları pek beceremiyorum (Crash Site'lar dışında). Bana Terror Site'larla ilgili önerilerin var mı? Ha bir de şu tanklarda G. Cannon'lu olanını yüklemeye çalıştığımda “not enough rounds....” deeye. (Öööle) 4) MAC'cığım senin bir sorun vardı. “Neden bu oyunları oynuyoruz?”. Ben oyunlarımı sonlarındaki demoları izlemek için oynarım. Bana göre oyunlarkitaplara benzer, tek farkı oyunda kâhramana siz yön verirsiniz. (Basıcan di mi?) Vay be ben bile bunu nasıl yazdım. (Nasıl yazdım?) Umarım bu mektubun karışık ve anlaşılmaz yapısı anlaşılır. Bu mektup ilk ama SON değil! Baybars “Gezmeden bilen” MAC: Sanırım hipnotize oldum. Yüzyıllık daktilonla usturuplu bir şekilde 500 kere yazdığın “bunu yayınla'lafı beynimi oydu. Bir an

42 kendimi 'niye bilmiyorum ama bunu mutlaka yayınlamalıyım' diye sayıklarken buldum. Zaten yayınlayacaktım (severim X-COM'u) ama olsun, işe yaradı. 1) Çok kolay soru, hemen cevaplayayayım, ya da en iyisi cevaplamayayım. Gelecek ay Monkey Island 2'yi açıklayacağız (bu ay birincini yayınladık), istersen o sayıyı al sen (biliyorum adice, ama dergi satmaya çalışıyoruz değil mi). Bu arada gelecek ay Engin Abla'nın çıplak resimleri, benim ciğer filmlerim (hala içmiyorum), her okuyuca bir Pentium 166, Emin hakkında bilmediğiniz şeyler ve Serkan'ın bağırsakları (deşecem) gibi süprizlerimiz olacak (dergiyi alın diye yapıyorum). 2) Bariz bir şekilde (ben bile anladıysam barizdir) ses dosyalarında problem var. Büyük bir ihtimalle install sırasında birşeyler olmuş, sen kaçırmışsın. Çare: Tekrar install etmek. Olmadı diyelim, demek diskte birşey var. O zaman Çare: Yeniden çektirmek. 3) Terror site'ların karada olanı kabus misali gıcık. Eğer şehirlerdeyse çaresi şu. Adamlara ikişer ikişer guruplanacak (Engin'le Serkan aynı gruba verilmeyecek, bir gruba bir salak yeter), birine orta halli bir silah, öbürüne hafif silah verilecek. Bunun amacı hafif silahlı olanı gözcü gibi kullanmak. O birini gördüğü zaman, öbürü ateş edecek (ve mümkünse vurmayacak). Yük gemisine indiğin görevler nispeten kolay, yine aynı taktik, biri kapıları açacak (ve eğilecek), öbürü şöyle omuz hizasında (V formation) duracak, kapının arkasından ne çıkacağı belli olmaz. El bombalarını da bol bol kullanabilirsin. İlk fırsatta da geminin en üst seviyesine çıkmaya çalış, ordan bazı kalleş yaratıkları avlayabilirsin (nişancılığı iyi adamla). Diğer gemi görevini (yolcu gemisi) ise adamların belirli bir seviyeye gelene kadar pas geçmeni öneririm. Burda vurunca patlayan kalleş yaratıklar (adlarını unuttum) çok olduğundan yaralanmalar (daha . ziyade ölümler) çok oluyor. Üs görevlerine geldiğinde bir mektup i daha yaz, çok pis taktiklerim vardır (profesyonel oldum da). Bu arada G.Cannon'lu tankın, öbürünün aksine ammoya ihtiyacı var. G.Cannon Ammo ısmarlaman ya da üretmen lazım. Diğer tank kendini şarj ediyor. 4) Valla son demolar benim için her zaman hayal kırıklığı olmuştur, her zaman keşke bitmeseydi diye düşünürüm. Ben sanırım kendimden çok oyunun akıllı olmasının tadını çıkarmak için oynadığımı düşünürüm. Mesela (şimdi mazoist demeyin) Railroad Tyccon'da rakiplerim borsa numarası çektiğinde, Civilization'da (Sid Mei.. (fake attım korkmayın)) beklemediğim bir yerden saldırıya uğradığımda ya da adventure oynarken karşımdaki karakter kelime oyunu yapıp bana yanlış lafı söylettiğinde sevinirim. Bunların çıkardığı zorlukları geçtiğimde de sevinirim ama o başka. HINEİNGEFALLEN BIST! Sevgili MAC.... Hey! MAC... Sayın MAC... Merhaba MAC... Bundan sekiz sene kadar önceydi sanırım. O zaman bilgisayar denilen aletle tanışmamıştım. Izdırap içinde geçen sıradan günlerden biriydi o gün de benim için. Babamın aklından geçenleri bilemezdim ki. İşte o günün akşamı olanlar oldu. Babam elinde beyaz üstünde kırmızı ve lacivert şeritleri olan bir kutuyla içeri girdi. Dün gibi hatırlamam o günkü heyecanı da duymuyorum, ama öyle yada böyle bu inanılmaz dünyanın bir parçasıydım artık. Kutunun içinden çıkan bir C64'tü. Sen bilmezsin o zamanlar C64 çok iyiydi. hatta en iyisiydi. Ortası delik beş parayla simit alırdık biz. Böyle kumandalı arabalar falan yok telden araba yapardık. Meşin top nerdeee? Kağıtları kıvırır kıvırır top yapar, öyle V oynardık. (...) 4 ip Biliyorum mektup şimdiden kuşa döndü. O kuşların da daha küçük kuşlara dönmesi mehtemel ama ben gaza gelmiş bir vaziyette yazıyorum. Başımda bere, elimde sarı madenden boru gidiyorum katarın gittiği yöne doğru... 1) Civ Net'in fazla kişiyle oynanması dışındaki marifeti nedir? Niye böyle 1MB'tan 8MB'a fırlamış? 2) Oyunların sonundaki kontigurasyon açıklamalarının doğruluğundan eminmisiniz? Yazarın notu: Şimdi ben bu soruyu niye yazdım? Yanlışlarınızı buldum da ondan. Örneğin; Alone In The Dark1, 1MB'ta çalışıyor tıpkı Dune ve hatta Dune2'nin 386'da çalıştığı gibi. Bana biraz uçuyorsunuz gibi geldi. 3) Settlers? Settlers? Settlers? 4) Tie Fighter'ı bitirmiş biri olarak soruyorum; Bana beni oyalıyacak bir simulasyon. 5) Genghis Khan2'yi bitirdim. Geçen ay da Romance4'ü j okudum menüler çok benziyor. Sence alayım mı? Para vermeye değer mi? 6) Sence oyun firmaları uçmuyor mu? Yani, Pentium işlemci isteyen, min 8MB de çalışan oyun yapmanın anlamı ne? değil. Tabi...Tabi...) Düşük p işler yapmak zor mu geliyor? Bu insanlar ? kolaya mı kaçıyor? Bunları asalım mı? Abarttım mı? Tamam EŞ Kİ müebbete çevireyim. Yazarın notu: Düşük hafızada büyük i işler yapmak; Ör: Tie Fighter, 2MB RAM ve 386SX işlemcide çok verimli çalışıyor. 7) Beni kutla MAC! Sonunda bilgisayarımı 4MB ve 486DX'e çevirecem. (İki aya kadar) Tamam ne gülüyosun? Bizim paramız buna yetiyor. Şimdi almışken Pentium al veya 8MB'a çıkar gibi bir ukalalık yapma lütfen. Bak hala gülüyor. 8) Diyelim ki; Bilgisayarımı 2MB den 4MB ye çıkarttım. İşlemcim 386 olduğundan Ramlar 30 pinlik, daha sonra işlemcimi de 386 dan 486 ya çıkartıcam. Şimdi soru şu; İşlemcimi 386 dan 486 ya çevirirken birde Ramları 30 pinden 72 pine çıkarmak zorunda mıyım? Ya da şöyle sorayım; 386 dan 486 ya upgrade etmenin fiyatı ...Dollar ise bu paraya Ramların 30'dan 72 pine çıkması fiyatı da dahil midir? Dahilse sorun yok da, eğer dahil değilse bana ne kadar girer? MAC'in yazara notu: Ben bunlardan anlamam. Engin karısına sor. Yazarın MAC'e notu: Hepinize ayrı ayrı mektup mu yazıcez? 9) Engin Abla'nın erkek olduğunu niye saklıyorsunuz? Telefonda konuştum gayet erkekti... Şimdi bi de Engin Abla erkekmiş de sen kadınmışsın. Ne gülerim. Şştth ayol kız MAC! 10) İki sayı önce haber kısmında, Commodore Pack adlı bir oyundan bahsediliyordu. Bu Commodore tarihinin 15 hit oyunu hangileri? Örneğin Em-Hu Soccer var mı? 11) Etrafında hiç oyun yapan insanlar var mı? Bak benim bir fikrim var, daha önce de yapıldığını sanmıyorum. Bir futbolcu simulasyonu; Player Manager'deki gibi takımın içindeki tek futbolcusun. Kariyer yapmaya çalışyorsun. Transfer olmak, sakatlanmak, antrenörle takışmak, kart cezası, şike yapmak gibi şeyler var. Hatta seçeceğin ünlü bir futbolcunun kariyerini oynamak da olabilir. Ne dersin olur mu? 12) Pirates Gold'u 386 DX 40 işlemci, AMB RAM ve 512k ekran kartı olan bir bilgisayarda oynadım. Grafikte parçalanmalar oluyordu. Bu işlemciden mi? Yoksa ekran kartından mı? Yada ne yani? 13) Geçen seneye kadar üniversite kapısında sürünüyordum. Şimdi içinde sürünenlerdenim ve â. engin tecrübenden

3 yararlanmak istedim. Bak iyi dinle; Finaldeyiz, adam sekiz soru sordu, yedi tanesini kitap açıp yaptım ve 40 aldım. Şimdi bu ne mana? Ben bu kitabın yazarını ne yapayım? 14) Simulasyon oyunlarının tanıtımı eksik oluyor gibi sanki. Yani sadece klavye örtüsü değildir ki simulasyonlar. Görevler hakkında da bilgi vermelisiniz bence. Mesela tutuklama görevi nasıl yapılır? Devriye veya koruma görevlerinde nelere dikkat edilir? İniş kalkış nasıl yapılır? 15) Bilgisayarı olan herkes DOS uzmanı demek değildir. Bu konuda bir köşe açmalısınız diye düşünüyorum. Ama basit şeyler hakkında. Yani EMS, XMS nedir? Smartdıv ne işe yarar? Attrıb nasıl kullanılır?... 16) Gazetelerin son zamanlarda başlattıkları bilgisayar promosyonu hakkında bir bilgin var mı? Biriktirmeye değer mi? Altuğ CANITEZ, Bursa MAC: Netekim (...)'le işaretli yerden biraz kesme yapmak zorunda kaldım (bana da konuşacak yer lazım) ama süper mektuptu netekim (duble netekim). Şu beş kuruş işi bana pek inandırıcı gelmedi, sen bilmezsin lafını da sevmedim (Engin şimdi de hakkımda yeni yetmedir diye mi dedikodular çıkarıyor, bu karı hiç Durmaz mı? (Beşiktaş gençler Korosu: Durmaaaaz, durmaaaaz!)), ama yine de tarihi aydınlatma açısından gayet yararlı bir mektuptu (evet netekim). Flashback için kusura bakma, araştırıyorum. 1) Dediğim gibi, zoom özelliği var, Windows altında çalışıyor (lanet Ram artışının sebebi bu olabilir mi acaba), onun dışında yine aynı süper oyun. 2) Bazı oyunları her makinada denemek fırsatı olmuyor, netekim (no'oloz ya) hatalar konusunda haklısın. Gerekli kulaklar çekildi (MAC:Ahhhh, Emin:Aaaahhh), daha dikkat edicez (söz), verdiğimiz rahatsızlık dolayısı yüzünden özür dileriz (saçma inşaat 3) Settlers2, Settlers2, Settlers2! Yine aynı şeye ama bazı eklemeleri var, ben bir bölümlük demosunu oynadım (bakınız haberler), çok hoşuma gitti ama yine de anormal sabır istiyor. 4) İçimden bir ses (soru 7) yakında upgrade edecen diyor. Bak bakalım yeni bilgisayarın Wing Commander4'ü çalıştırabilecek mi. O zaman kolay, yok çalıştıramazsa geçen ay haberlerdeki Renegade2 var. O da güzel. Ama sen benim yaptığımı yap, Tie Fighter'ı bir daha oyna (kendi kendine sanki önceden hiç oynamamış gibi yap, öyle daha zevkli oluyo00). 5) Aynı firmanın, aynı serisinden olunca birbirlerine benziyorlar netekim (yeller, rüzgarlar, alın şu lafı ağzımdan). Ama Cengiz'in (samimiyet) savaş bölümleri daha iyi, bir de bütün dünya olunca, ve her ülkenin özel unitleri olunca daha eğlenceli oluyor (bence çocuğun olup saltanatın devam etmesi süper fikir (genlerin iyiyse tabi)). 6) Bu konuyu uzun uzun tartışırız (yine bir yere gelemeyiz), nedendir bilinmez, her bilgisayar da böyle şeyler oluyor. Adamlar alıp başlarını yürüyorlar, biz geride kalıyoruz. Ben Intel Insıde'i (şeytan gösün suratını) alalı tamı tamına 11 ay oldu ve o zamanki durumumla bana servete (kendi ölçülerimde) mal oldu. Şimdi 11 ay sonra hamile dinazor durumunda. Ya ben bir servet daha harcayıp upgrade yapacam, ya da Intel İnside ameliyat masasında, bacakları havada ölecek. Gelen oyunların yarısını doğru dürüst oynamamak bana da koyuyor. 7) Yok ağzımı açmıyorum, hayırlı uğurlu olsun, bu arada 6 no'lu cevabımı gördün mü? (tuttum bu yeni pasif takti 8) Engin karısına sor dicektim lafı ağzımdan aldım. Kendin sorup kendin  cevaplarsan ben ne oluyorum? Söğüt ağacı mı? Yok eğer 4 MB'da kalacaksan 486 board'ında da bunlar için yer var, sadece sonra RAM eklerken iki türü karıştıramıyorsun. Yani tez zamanda zaten mecburen 72 pin'e geçeceksin (ne sinirleniyon, benim suçum mu? Para benim cebime mi giriyor, git japonlara kız). 9) Birşey sakladığımız yok, o senin konuştuğun Engin Abla'nın abisi Engin Abi'ydi. Onun adı da Engin (bana kızma, ailesinin hayal gücü darmış, ya da birinci çocuğun adını Engin koyduklarını unutmuşlar (dar hafıza) !hanım, bu çocuğun adı Engin olsun” demişler, duble Engin olmuş.) Engin Abi, Engin Abla, kim kimin abisi, kim kimin ablas relatif olarak gözlemcinin durduğu yere bağlı (fizik yaptım sana). Evet, itiraf ediyorum, ben aslında kızım, annem hep okul problemleri olan, dergi batırıcı, gezgin bir oğlu olsun istermiş (geniş hayal gücü), onun için beni böyle yetiştirmiş. 10) Evet bahsediliyordu, ama orda bahsedilmeyen bunların Commdore tarihinin hit olmuş ACTIVISION oyunları olduğu. Dolayısıyla Hughes yok (Ama River Raid var, o bana yeter). 11) Oyun yapamayan, ya da yapmaya çalışan biri var: Omay. Son oyununu 6 senedir hazırlıyor, bitti galiba. Ama oyun fikrini Omay'a vereceğine sana geyik koymaya çalışan taksiciye anlat, taksicinin yakın zamanda programı bitirme ihtimali daha fazla (tembel, topalak). Bu arada güzel fikir ama böyle uluorta söylenir mi. Ya şimdi Sierra'da birileri Game-Show okuyorlarsa, fikrini çalmazlar mı? Olur mu olur, ben yazıyı kaydederken kaç aydır (11) doğru ürüst çalışan Hard Disk göçtüğüne göre bu hayatta her şey olur (kötüler bana, iyiler başkalarına olur). 12) Ekran kartının yavaşlığından olabilir (oyun SVGA) ama ben birşey demiyorum, sen ne olur ne olmaz 6. Cevabımı bir daha Oku, bakalım yeni birşeyler anlayabilecen mi. 13) Kitabı yazan adamın ne suçu var (sende hedef seçme problemi var). Burdan çıkan mana, o hoca ya da asistan, sen ağzınla kuş tutup yere inmeden iki takla atsan da seni geçirmeyecek. Sana tavsiye (sorduğun adama bak, 4 kere Analiz2 almışım, melhemi sürmediğim yer kalmadı) bütünlemeye girecem diye boşuna uykundan olma, yat keyfine bak, seneye de o dersi başka hocadan al (mümkünse adını bilmeyen ve Gâme-Show okumayan birinden). 14) Her simulasyonda aynı iniş, kalkış meselelerini anlatmak pek manalı değil. Eğer oyunun belirli bir konusu varsa görevlerler ilgilenmeye çalışıyoruz (TopGun istisna, bakınız derginin künyesi), eğer belirli hareketlere problemin varsa bana yaz, melhemi bölüşelim. 15) Valla böyle köşeleri açtın mı sonu gelmez (64'lerdeki Seka örneği); biz şimdilik oyun takılmaya kararlıyız. Ben kıt bilgimle elimden geldiğince yardım etmeye çalışıyorum, Engin karısı da gezmeden, eğlenceden zaman bulursa teknik soruları yanıtlıyor. Zaten piyasada yeterince sıkıcı dergi var, bari bizimki temiz kalsın. 16) Şahin'den, Emin'den duyduğum kadarıyla birşeyler veriyorlarmış. Ama artık bu işin suyu çıkmadı mı? Sen verdikleri süper mutfak robotlarını ya da eniyisi dev müzik setlerini gördün mü? Kargalar gülmekten kalp krizi geçirmiştir. Umarım televizyon işine dönmez. Sanırım artık durmam lazım (yoksa yazı sayfaya sığmayacak, Alparslan Şentürk, mektubunu cevapladım, ama gerçekten sığmadı, gelecek aya söz), İntel Insıde, köpek, yazıyı kaydet, Hard Disk'e birşey olursa da seni ibretialem için kazığa oturturum,ona göre ayağını denk al.. Murat'Resigned'ADANÇ Ihlamürdere Cad. Çelebioğlu Sok. No: 2/5-6 80690 Beşiktaş, Istanbul (severim Istanbul'u)