C.A.P.
Retro bilgisayarBazı kadersiz oyunlar vardır, kağıt üzerinde ne kadar iyi fikirmiş gibi görünseler, sayfalarca reklamlarda (artık bizim de bir oyun reklamımız var) grafikleriyle sizi etkileseler bile sonunda ele geçirip başlarına oturduğunuzda deriiin bir eksiklik hissedersiniz. Grafikleri, sesleri gayet iyidir, oynanabilirlikleri de fena değildir ama yine de bir şeylerin olmadığını fark edersiniz. İşte bu tanımlanması zor his, ya da hadi hatırınız için tanımlayayım 'oyunun ruhu', iyi bir oyunla süper bir oyunu ayıran ana etkenlerden biridir. Şimdi söylemesi ayıp, CAP, yani Combat Air Patrol bu 'ruhsuzluğun' en güzel örneklerinden biri. Teknik olarak incelediğinizde tamamen yeterli, hatta çoğu oyundan daha bile iyi. Mesela texture mapleri çoğu oyuna göre daha hızlı hesaplayabiliyor, düşük konfigürasyonlarda bile iyi kötü bir frame rate'i var, ama size verilen karmaşık görevi okurken ister istemez 'şimdi ben niye kendimi yorup bu görevi yapayım ki?' gibisinden bir hisse kapılıyorsunuz. Kalkacaksın, uçacaksın, vuracaksın, döneceksin, eeee? Karın ne olacak? Bir mission successful ekranı mı? Ya da şöyle iyi çizilmiş bir madalya grafiği mi? Açıkçası beni işimden kaldırmak için (dedim ya, Serkan'ın sayfasını yapmam lazım), çok daha iyi bir şeyler lazım. Belki CAP'i yapanlar (ve gayet iyi programcılar oldukları her hallerinden belli), programlama sırasında şöyle yetenekli bir creative direktör bulsalardı (gencim, bekarım, işsizim) bu oyun bugün çok ayrı bir yerlerde olurdu. İlk geldiğinde biraz heyecan yaratmış olsa bile (açıkladık) sonraları delete edildi, unutuldu gitti. Kısacası diğer ruhsuz oyunlarla beraber, ruhsuz oyunlar mezarlığındaki (SWAT ve This Means War'ın yanında) yerini aldı.