Gameshow sayı 14, sayfa 17

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 17

Chicago Bulls'un yeni yıldızı. Sert oyun stilini (şu anda hakeme kafa attığı için altı maç cezalı), güçlü defansını, her maç başka renge boyadığı saçlarını, her tarafını kaplayan dövmelerini falan bırakın, beni asıl ilgilendiren özelliği Madonna'yla yatmayı başarmış olması.

Jordan'ın tahtının en büyük adayı. Bir kaç senelik kariyerine rağmen en çok kazananlardan. Niye hala oynamaya devam ediyor anlamıyorum. Ayakkabı, Pepsi, araba reklamı derken artık

0 kadar parası oldu ki istese ömrünün sonuna

32 CAROLLE ONEAL koşuyoruz, çembere yaklaşırken Insert ile bir depar ve iyi bir zamanlama ile Enter: mükemmel bir smaç. Seyirci ayakta! Göremiyorum ama hayal edebiliyorum. NBA 96'da eğer kuralları değiştirmeden oyuna başladıysanız oyunda bir gariplikler olduğunu anlayacaksınız. Çünkü adamımız çizgiler ötesi koşabiliyor, zıplıyor, yere düştüğünde top hala elinde ama steps için çalınan düdük pek duyulmuyor. Faul falan da olmuyor. 3 saniye, 5 saniye ya da 10 saniye kuralları nerde, nerdeee? O ne topumuzu çember seviyesinin üzerinde inişe geçmişken kestiler ve basket verilmedi. Ama ben kızarım böyle şeyler. Hiç kızmayalım ve hemen kurallar bölümünden tüm bu kuralları hatta ek olarak yaralanma, yorulma, şarj ve defans faulleri olma süresini açıp ayarlayalım. Yoksa basketbolun tadına kesinlikle varamayacağız. Gösteri maçları ile belli bir olgunluğa eriştikten sonra artık sıkı bir sezona ya da playoff maçlarına hazırız demektir. Oyuncularını tanıdığınız bir takımı seçerseniz işiniz daha kolay olacaktır. Çünkü maç içinde oyuncularını numaralarından tanıyabilir ve eğer özelliklerini de biliyorsanız ona göre oyununuzu yönlendirebilirsiniz. Bu arada lige başlayınca farkettim ki maçların başlarındaki oyuncu seremonisi filan bayağı canımı sıkmaya başladı. Siz de hemen TIPS OFF ile maça geçin. Chicago Bulls ile Denver Nuggets'a karşı iyi bir mücadele çıkartıyordum. İlk maçlarımdan birisi olmasına rağmen başabaş mücadele ediyordum. İlk çeyrek 16-14 onların üstünlüğü ile, ilk yarı 32-32 beraber, üçüncü çeyrek 48-50 benim üstünlüğümle bitti. Maçın son dakikasına girmiştik. NBA seyredenler bilirler. NBA maçlarında son saniye basketleri, son 45 salisede alınan molalar falan çok önemlidir ve meşhurdurlar da. Bunlarla ilgili bir sürü programlar hazırlanır. Ben de resmen ilk maçlarımdan bir tanesinde böyle bir durumla karşılaşmanın heyecanı ve tecrübesizliği içindeydim. Son dakikaya 2 farkla önde girdim: GÜZEL! O ne mola aldılar. Bunda şaşılacak ne var demeyin. Basketbolda mola diye bir şey var tabi ama ben bunu niçin şimdi öğreniyorum? Herifler moladan sonra bir üçlük attılar. Ben tüm çabalarıma rağmen mola alamadığım ve bu heyecanı kaldıramadığım için atağımı blok ile harcadım ve maçtan 1 farkla mağlup ayrıldım. Halbuki bir maçta 7 mola hakkınız olduğu gibi yorulan oyuncularını da değiştirebiliyor ve adamlarınıza defans ve hücum için biraz karışık da olsa taktikler verebiliyorsunuz. Nasıl mı? Tabii ki ESC tuşu ile. Bu kadar basit. Aralarda maçla ilgili aklınıza gelebilecek her türlü istatistiği bulabilir, nerede hata yapıyor ya da nerede başarılısınız anlayabilirsiniz. Bir örnek vereyim: kullandığınız şutların yerlerini, hangilerini soktuğunuzu ya da kaçırdığınızı üçlükleri de nerelerden kullandığınızı ekrana gelen sahanın üzerinde yuvarlaklarla işaretlenmiş olarak bulabiliyorsunuz. Bence çok etkileyici. Çok akıllıca düşünülmüş. Peki eski bir basketbolcu olan bendenizden başarıya giden yolun taşlarını gözlerinizin önüne sermemi ister misiniz? Ben isterim. Öncelikle defanstan bahsedelim. Kontrol ettiğiniz adamı sahada iyi takip edin. Diğer adamlarınız üzerlerine düşen görevi en iyi şekilde yapıyorlar zaten. Eğer siz de iyi defans yaparsanız takımınıza çok faydalı olursunuz. Defanstayken bir karmaşa oluyor. Önem vermeniz gereken nokta adamınızın nerede olduğu (tekrara mı girdim ne) ve hücum oyuncusunun nerede olduğu. Eğer kendi adamınızı devamlı olarak üç saniye koridorunun içinde tutarsanız potanıza yapılacak drive'ları önlemiş olursunuz ve reboundlara daha yakın olursunuz. Diğer bir seçenek de devamlı topun en yakınındaki adamı kontrol etmek ve bu karmaşa içinde top kapmaya çalışmak, baskılı savunma yapmaktır. Bu seçenekleri skora göre değerlendirin. En güvenli ve kontrollüsü üç saniye koridorunu kontrol altında tutmaktır. Peki ya hücum? Çok pas yapmak. Yüzünüz potaya dönükken ve ortalama bir uzaklıktan şut kullanmak sakin bir hücum olabilir. Eğer fast break atmak istiyorsanız topu hemen oyuna sokmalı, en uçtaki adamınıza topu güvenle ulaştırmalı ve kısa bir depar ile skora ulaşmalısınız. Eğer adamınız Enter ile şut çekmiyor olduğu yerde yapıyorsa bu özelliği setup'dan şut kontrolünü computer olarak değiştirin. Böylece Enter artık şuta kalkmanız demektir. Topu kaybettiğiniz anda geriye koşmaya başlayın. Press yapmak oldukça uzun vadede kazanacağınız bir yetenek olacaktır. Hücumda defans yerine yerleştiyse forvetlerinizden biriyle ya da guardınızla (adamlarınızın oynadığı yeri kısaltmalardan anlayabilirsiniz) içeri drive edin. Ya faul ya da basket olacaktır. Tabi ya da blok. Basketbolseverler, Game-Show tarihinde yazdığım en beğendiğim spor oyunlarından bir tanesi NBA Live 96. Görüntüleri, müzikleri, ses efektleri, movie'leri, ayrıntıları, istatistikleri ile bir basketbol hayranı için hem inanılmaz bir bilgi birikimi hem de zevkle oynanabilecek bir oyun. NBA Live 96'ya açık çek veriyorum. Basketbolla ilgilenen herkesin alması gerektiği bir oyun olarak tanıtımıma son vermek istiyorum. Tanıtımım bitti ama hayat? Devam ediyor değil mi? Tüm bu ayrıntılar, benim içinde boğulduğum acı dolu çukurda nefes almamı sağlayabildiler mi? Etrafımdaki pislikleri temizleyip, gövdemi ve benliğimi yapış yapışlıklardan soyarak, hayata çırılçıplak, tüm benzersizliği ile hazırlayabildiler mi? Hayır! Ama hayatı güzelleştirenlerin ayrıntılar olduğunu hatırlattılar. Yaşamın sadece geçen zamandan ibaret olmadığını, sezdiklerimizle, gördüklerimizle, hissettiklerimizle, düşlediklerimizle, beynimizin kıvrımlarında canlandırdıklarımızla, doğayla bir bütün olduğunun altını çizdiler. “Yaşamın en küçük şeyleri bile bakım ister: Ufak ayarlamalar, düzenlemeler, onarımlar... Ya büyük şeyleri?... -Yaşamın BÜYÜK şeyleri yoktur ki; yaşamın herşeyi küçüktür, ufacıktır, ayrıntıdır.” (Oruç Aruoba, De Ki İşte, sf.71).

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.