Gameshow sayı 14, sayfa 16

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 16

NBA Türkiye'de her ne kadar spor denince akla futbol gelse de özel basketbol kulüplerinin bu alana yatırım yapmaları ve federasyonun özverili çalışmaları ile Türkiye'de artık basketbol da adını hem kulüpler düzeyinde hem de Milli Takım düzeyinde duyurmaya başladı. Örneğin Milli Takımımız grubunda birinci durumda, Efes Pilsen Koraç Kupası'nda finale kaldı (bu yazımı yazarken kupayı kimin kazandığı belli değildi, umarım Efes işi bitirmiş, basketbol tarihine ismini yazdırmıştır), Ülkerspor da Şampiyon Kulüpler'de çeyrek finalde çarpışıyor. Tüm bunların yanında basketbol, futbolun yanında oldukça nezih bir spor olarak gözüküyor. Seyirci kitlelerinin farkından mıdır, oynanış biçiminin sertlikten çok hıza ve zekaya bağlı olmasından mıdır yoksa USA'nın bu konuyu da tüm dünyaya NBA gibi bir etiket altında pazarlamasından mıdır nedir bilemiyorum. Tek bildiğim gençken, 14-18 yaşlarında, İTÜ'de basketbol oynadığım, Türkiye'deki maçları “o zamanlar maçlar Harbiye'de Spor Sergi'de oynanırdı” ve NBA liglerini çok yakından takip ettiğimdi. NBA basketbolun bittiği yerdi. Basketbol NBA'de oynanıyor, biz ise burada onu taklit ediyorduk. Olimpiyatlarda görüyoruz ki hala da öyle. NBA basketbol kalitesi ile olduğu kadar maçlar ve oyuncular için tutulan inanılmaz detaylı istatistikleri ile de bizleri etkiliyor. Basketbolu yaşatıyor. Bu arada bilgisayar piyasasında neler oluyor? CD olayı disketleri yiyor, yutuyor. 3-4 Mb.'lık oyunlar bile CD'de çıkıyor ve kopyalanamıyor (yani disket kadar kolaya ve ucuza kopyalanamıyor). Biz Türkler yine de bu işe bir çözüm getiriyor ve oyunun orasını burasını koparıp CD-Rip diye de Türk işine İngilizce isim takıp CD oyunlarını diskete sıkıştırıyoruz. Oyun firması oturuyor oyunun havasını güzelleştirmek için ses efektleri, demolar ekliyor, biz karar mercisiyiz ya “ya boşver bu ayrıntıları, oyunu tuzsuz bibersiz de oynarız” diyoruz ve fazlalıkları!! atıyoruz. Diskette olsun taştan olsun mantığı. Yukarıdaki iki paragraf son basketbol oyunu NBA Live 96'da kesişiyor ve hatta birleşiyor. Bir kere NBA 96 tam bir CD oyunu. Ne demek tam bir CD oyunu? Yani tam bir bilgi, görüntü ve ses bankası. Disket versiyonu da şimdilik yok galiba. Gerçek basketbolseverler zaten disket versiyonu ile tatmin olmayacaklardır. Çünkü basketbolseverler ayrıntıları da severler. İlk beşlerinin resimlerini görmek, oyuncuları aralarında karşılaştırmak, hatta transfer yapmak, seyircinin uğultusunu şut çekerken kulaklarında duymak, smaçlarında alkışlanmak, maç oynanırken istatistikleri görmek, basketbolcuların geçen sezondaki tüm performanslarını, şut yüzdelerini, her istatistiği incelemek isterler. Basketbol 4 çeyrekten (NBA'de bilirsiniz 2 yarı 4 çeyrek) oluşan koşuşturmaca değildir. Basketbol bir bütündür. Basketbol bir kültürdür. NBA 96 da bu kültürün en iyi temsilcisi. NBA 96'da ilk başlarda güçlü bir takımı seçin ve güçsüz bir takıma karşı gösteri maçları

Kibarca 'öküz' diyebilirsiniz. 10 senedir vefalı bir şekilde New York Knicks'in uzun adamı olarak oynayan Ewing anormal boyu ve hayvani gücüyle gece karşılaşmak isteyeceğiniz bir zenci değil (zaten gece göremezsiniz)

NBA'in çirkin ördeği, suratına bakılmayacak kadar ucube olsa bile Knicks'ten Chicago Bulls'a kalkıp artist yerine basketbolcu olduğuna dua edelim.

olaylı transferinden beri ligin en sağlam oyuncularından. Yatıp yapın. Takımların güçlerini bir çok konudaki sıralamalardan anlayabiliyorsunuz. Bu maçlar sırasında öncelikle hangi kamera ile en iyi oynayabildiğinizi keşfedin. Benim favorim COURTSIDE. Sonra da Press kameraları geliyor. Şimdi de bilgisayarınızın oyunun keyfini çıkartarak oynayabilmenize hangi şartlarda izin verdiğini keşfedin. Benim zavallı 8 Mb. Ram'lı 486 DX2/66 sistemim, insanı havaya sokan müzik kapalı, ses efektleri orta, tribünler simsiyahken, saha da ekranımın yarısını kaplarken ve medium çözünürlükte fena çalışmadı doğrusu. Sıra oyunun kontrolünde. Tuşlar default olarak iyi bir düzenle ok tuşları, sağ shift, enter ve insert olarak seçilmiş. Çaprazları önemsemedim. Sağ shift, top kontrolümüzdeyken paslaşma, defans yapmamız gerekirken kontrol ettiğimiz adamı değiştirmek içindir. Enter şut atmak (tabi pozisyona göre iyi kontrol edildiğinde, örneğin potaya yakınken biraz uzun basarak, smaç ya da çengel atış için de), defansta da blok yapmak ya da rebound için zıplamaya yarıyor. Insert de depar atmamızı sağlıyor: Bir fast break yapmışsınız, topu rakip defansın arkasına güzel bir pasla geçirmişsiniz

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.