Seçmece Bunlar

Süzmece

Bunlar bu bildiğiniz sıcaklarda değil oturmuşuz, etrafımızda volkanlar patlıyor, dinozorlar bağırıyor, kısacası bir karmaşadır almış gidiyor. Ben oturmuşum mızrağımın ucuna bağladığım taşı yontuyorum (yontma taş devri), Emin de biraz geride bulduğu kare şeklindeki taşları parlatıyor (cilalı taş devri). Bir ara garip bir çığlık atıp yanıma geliyor; heyecanlı heyecanlı '“Umgunah magarıh dah dah ba' yani “Bak bu taşlar çok ilginç, bunları üst üste koysak, kendimize küçük bir ev yapabiliriz. Artık o deli ayının mağarasında kalmayız' diyor. Aslında fena fikir değil ama son kez Emin'in fikrini dinlediğimde kendimizi koca bir volkanın göbeğinde bulmuştuk. O zaman da volkanın ortasında daha kolay söylemişti. Onun için bu kez ihtiyatlıyım ve 'Danguna buh buh cuuuup daba ni “Bak yine başımızı belaya sokacaksın, karnım acıktı” diyorum ama az galiba, hemen *Caaak caak cak guhbah cuh cuhunuhab' yani olmaz, ben taşları hazırlarım sen de üst üste koyarsın, ben üretici olurum sen de inşaat müh.

SAAT FAKÜLTESİ' yazan bir tabela asmaya başlıyorlar. Aynı amcaların biraz daha irileri beni kollarımdan tutup karanlık binanın böğrüne doğru çekiyorlar. İşte bütün bu inşaat, ev yapmaca, şehir kurmaca maceram böyle başlıyor. Bu ay karanlık binadan kurtulmamın şerefine şehir kurmaca oyunlarına bakıyoruz. SimCity'le başlayan bu tür bakalım nerelere gelmiş.