Gameshow sayı 9, sayfa 56

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 56

issst. Sen, evet sen. Canıım okuyucum, merhaba. Korkma ya tanımadın mı, benim, MAC, 7 senedir kapanma, iflas, hastalık, deprem ve sel ve bilumum felaketlerin takdire değer çabalarına rağmen sana yazıyorum ya, işte o benim. Bu kez baktım öyle uzaktan olacak gibi değil kalktım yanına geldim. Merhaba. Yok yok, öpmesen de olur, işimiz acele. Eğer vaktin varsa (yoksa da) kalk biraz yerinden de benle gel. Dergiyi bırakma yavrum, bırakırsan yazının gerisini nasıl okuyacaksın? Hah tamam, çaktırma, aç kapıyı gidiyoruz. Niye hemen aşağı yöneliyorsun, hala dibi bulamadın mı, hayatın istikrarlı bir şekilde yokuş aşağı gitmiyor mu zaten? Yukarı çıkacağız, yok üst kat komşusuna değil, en tepeye, Tanrı'ya, bilinmeyene doğru. Hah işte geldik, biliyorum damın kapısı kilitli, örgütlü bir güçle mücadele ediyoruz, genelde kilitlerler, akıllıdırlar. Kır kilidi bakiim, ellerin kanasa da, kasların kopsa da kır, onlara fazla ihtiyacın kalmadı zaten... Sonunda çıktık en tepeye işte. Şöyle derin bir nefes al, hava pis mis, adettendir. Öyle uzak da durma, yaklaş kenara. Etrafına son bir kez bak. Biliyorum gece ışıkların çok güzel göründüğünü, geç bunları, bunlar fani şeyler, klişe tuzaklar, kartpostal çekmeye gelmedik buraya, al bir son derin nefes... Oh yarasın... Şimdi atla... Ne o, tereddüt seziyorum sanki. Anlaşılan 7 sene yetmemiş, kusura bakma 17 senelik ömrüm kalmadı, ben de daha iyi durumda değilim, çabuk söyle ne seni engelleyen. Ailen mi? Yapma be dostum, sen de mi düştün o tuzağa. İnsanoğlunun icat etmeyi becerdiği en ucuz kontrol mekanizması mı kafana takıldı? Düşünsene biraz, seni 24 saat polis gözlemi altında tutmak ne kadar masraflı olurdu (sadistler, ama enayi değiller), veriyorlar sana bir baba (otorite), bir de anne (şefkat), sorun kökünden halloluyor. Arkadaşların mı? Saçmalama, seninle aynı zamanda, aynı belanın içinde bulunma şanssızlığını gösteren zavallılar. Son zamanlarda hiç kasaba gittin mi? Bak orda her koyunu cart diye kesip kendi bacağından asıyorlar. Yandaki koyunların bu konudaki söz hakkı sıfır. Öyle parmak kaldırıp çok iyiydi, çok iyi meelerdi falan diyemiyorlar. Sevgilin mi? Geç bunları o sadece böğründeki sızı, tenindeki tuz. Karşımızdakiler sadistler ama akıllılar da. Seni iki üç ihtiras dolu dakikanın hatırına köle edip sağ tutmaya çalışıyorlar. Parkta elele, karanlıkta kolkola mı? Kusturma beni lütfen. Vatan, millet, Sakarya ha? Senin ki vatan da, Kartaca'da geberenin, engisizyonda harcananın, Hiroşima'da kavrulanınki padişahın gül bahçesi mi? Bana aynı malı, başka başka sigortacılardan almışsınız gibi geliyor. Yaşamak çok güzel, hayat her şeye rağmen iyi falan diyip beni zıvanadan çıkarma lütfen. Eğer atlayamayacaksan, okuyucuya hizmet, ben seni

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.