Macbeth
Retro bilgisayarissst. Sen, evet sen. Canıım okuyucum, merhaba. Korkma ya tanımadın mı, benim, MAC, 7 senedir kapanma, iflas, hastalık, deprem ve sel ve bilumum felaketlerin takdire değer çabalarına rağmen sana yazıyorum ya, işte o benim. Bu kez baktım öyle uzaktan olacak gibi değil kalktım yanına geldim. Merhaba. Yok yok, öpmesen de olur, işimiz acele. Eğer vaktin varsa (yoksa da) kalk biraz yerinden de benle gel. Dergiyi bırakma yavrum, bırakırsan yazının gerisini nasıl okuyacaksın? Hah tamam, çaktırma, aç kapıyı gidiyoruz. Niye hemen aşağı yöneliyorsun, hala dibi bulamadın mı, hayatın istikrarlı bir şekilde yokuş aşağı gitmiyor mu zaten? Yukarı çıkacağız, yok üst kat komşusuna değil, en tepeye, Tanrı'ya, bilinmeyene doğru. Hah işte geldik, biliyorum damın kapısı kilitli, örgütlü bir güçle mücadele ediyoruz, genelde kilitlerler, akıllıdırlar. Kır kilidi bakiim, ellerin kanasa da, kasların kopsa da kır, onlara fazla ihtiyacın kalmadı zaten... Sonunda çıktık en tepeye işte. Şöyle derin bir nefes al, hava pis mis, adettendir. Öyle uzak da durma, yaklaş kenara. Etrafına son bir kez bak. Biliyorum gece ışıkların çok güzel göründüğünü, geç bunları, bunlar fani şeyler, klişe tuzaklar, kartpostal çekmeye gelmedik buraya, al bir son derin nefes... Oh yarasın... Şimdi atla... Ne o, tereddüt seziyorum sanki. Anlaşılan 7 sene yetmemiş, kusura bakma 17 senelik ömrüm kalmadı, ben de daha iyi durumda değilim, çabuk söyle ne seni engelleyen. Ailen mi? Yapma be dostum, sen de mi düştün o tuzağa. İnsanoğlunun icat etmeyi becerdiği en ucuz kontrol mekanizması mı kafana takıldı? Düşünsene biraz, seni 24 saat polis gözlemi altında tutmak ne kadar masraflı olurdu (sadistler, ama enayi değiller), veriyorlar sana bir baba (otorite), bir de anne (şefkat), sorun kökünden halloluyor. Arkadaşların mı? Saçmalama, seninle aynı zamanda, aynı belanın içinde bulunma şanssızlığını gösteren zavallılar. Son zamanlarda hiç kasaba gittin mi? Bak orda her koyunu cart diye kesip kendi bacağından asıyorlar. Yandaki koyunların bu konudaki söz hakkı sıfır. Öyle parmak kaldırıp çok iyiydi, çok iyi meelerdi falan diyemiyorlar. Sevgilin mi? Geç bunları o sadece böğründeki sızı, tenindeki tuz. Karşımızdakiler sadistler ama akıllılar da. Seni iki üç ihtiras dolu dakikanın hatırına köle edip sağ tutmaya çalışıyorlar. Parkta elele, karanlıkta kolkola mı? Kusturma beni lütfen. Vatan, millet, Sakarya ha? Senin ki vatan da, Kartaca'da geberenin, engisizyonda harcananın, Hiroşima'da kavrulanınki padişahın gül bahçesi mi? Bana aynı malı, başka başka sigortacılardan almışsınız gibi geliyor. Yaşamak çok güzel, hayat her şeye rağmen iyi falan diyip beni zıvanadan çıkarma lütfen. Eğer atlayamayacaksan, okuyucuya hizmet, ben seni
iteyim istersen. Bu kadar kör olamazsın, hadi artık. Elveda... Atladı işte. Kurtulduk ondan. Hayatın iğrenç olduğunu biliyorum. Her yeni güne itinayla yaratılmış belalarla başlamak beni de yoruyor ama artık maymunun gözü açıldı. Yok öyle bir köşede yaralarımı yalayıp inlemek. İyimserlik yapıyorum sanmayın, artık hodri meydan, elinizde ne varsa gönderin. Madem düzülecem, ben de elimden geldiğince karşıma çıkanları aşıp üç kuruşluk mavramı geçerim. İstediklerimi elde edemeyeceğimi öğreneli çok oldu, kaşarlandım bile denilebilir ama madem yalnızım, hem de yapayanlız, ben de tırnaklarımdan bütün vücudumun kanı akana kadar kazırım. Madem gidiciyim, bari bok yoluna gitmeyeyim. Aklınız varsa bu yalnızlığı benle paylaşın, zaten başka hiç kimsem yok, bir siz kaldınız, bir de Intel Inside... - Intel Inside, o'lum nerdesin. Yazıya başladım, mektuplarımı getir. -Hımmphhh. - na'pıyorsun o kağıt yığınının altında, dergi geç kalıyor hadi mektupları getir artık. - Ne, bunlar zaten mektuplar mı? Maşallah, maşallah, işler açıldı galiba. Bu ay hayvan (öküz, ayı, fil) kadar mektup geldi. Sen Serkan Aldanmazlar, siz Killer ve SPK, sen Cenk Özmercan, sen Serkan Dolma, sen Levent Özer, sen Emre Çimen, sen Anıl Onur, sen Mahmut Erdemli ve siz diğerleri... Sizi öyle 'mektuplarınız bana güç verdi' falan gibi üç kuruşluk yalanlarla kandırmayacağım. Artık o kadar battım ki, Cebrail Aleyhisselam bile yardım etmek için back-up (Azrail?) beklemek zorunda. Ama yine de sağolun. Öyle üç kuruşluk sağolun da değil, harbi, içten, yok, ama iki tane böbreğim var, biri lazım olursa DA arayın' cinsinden sağolun. Hepinize cevap veremeyeceğim ortada (6 sayfa kil dediğin derdimi anlatmaya bile yetmiyor) ama bari bu ay oyun muhabbetini pas geçiyorum, elimden geldiğince mektup yayınlayacağım. İlla ne oynadın diyorsanız, Command&Conquer oynadım (yazdım da), Need for Speed oynadım, bir de Jagged Alliance oynadım. Tolga kusura bakmasın, hala şiddetle tavsiye ediyorum. UFO'dan (1 ve 2) azıcık zevk aldıysanız mutlaka deneyin. Hadi artık Intel çıkar ilk mektubu, başlayalım... MAHVOLDUM, Sevgili MAC, Ben Varol Hıdır. Derginizi bu ay ilk kez aldım ve çok beğendim.(Bir de renkli bassanız hiç fena olmaz hani) Neyse bu kadar yıkama yağlama yeter. Size birkaç önerim ve sorum olacak. Cevaplarsanız sevinirim. 1- Derginizin ufak bir eksiği gözüme çarptı. Şimdiye kadar elime geçen bütün dergilerde bulunan oyun hileleri köşesi sizde yok. Niye yok ? 2- Ben bir ay önce 8 MB Ram, 4xCDRom, SBi6, 420 MB HD'li bir 486dx2-66 bir PC aldım. Geçen hafta ise Phantasmagoria adındaki 7CD'lik korku oyunu aldım. Bu oyunu Kasım ya da Aralık sayınızda tanıtırsanız sevinirim. Oyun da hiç ilerleyemedim. 3- Eski bir Amiga'cı olarak PC'deki keyboard'dan kontrollü oyunları oynayamıyorum. Bu yüzden Joystick kullanıyorum. Ama MK2'yi oynayabilmek için 4 tuşlu bir Joystick gerekiyor. Bunu nasıl ve nereden temin edebilirim? 4- İki kişilik oyunları çift joystick ile oynamak için Y-Cable'lar satılıyor. Bu cable'lar bütün oyunlarda çalışır mı ? 5- Bana bir iki tane çizim ve animasyon programı tavsiye eder misin ? 6- Özellikleri ikinci maddede belirtilen bilgisayarımı Pentium ya da dx4-100'e yükseltmem mümkün mü? 7- Eskiden adventure oyunlarında hiç takılmazdım ama artık sevmeye başladım. Bana yeni güzel grafikli ve çok zor olmayan bir adventure tavsiye eder misin.
TEARS OF BEGGAR
8- Bana FIFA ve Player Manager 2 dışında hangi futbol ya da menejerlik oyunu tavsiye edersiniz? Şimdilik bu kadar yeter. Ama sonra yazacağım. Cem ile Orçun'da yazacaklar tabii. Mektubumu yayınlamasan bile en azından yazında biraz bahsedersen sevinirim. Varol Hıdır, Türkiye (?) MAC: Sağol, Varol, Hıdır (kelime oyunu). Dergiyi beğenmen açıkçası beni dört köşe (kare, dikdörtgen, paralelkenar) etti, ama sence biz derginin nasıl renkli basılacağını bilmiyor muyuz? Ya da acaba renk körü müyüz? Olayın içinde bizi aşan ve halk arasında kısaca işaretiyle gösterilen bazı unsurlar var. Bu '$'lar oluk oluk Beşiktaş'a akmadan renkli dergi hayal. 1) Yaa. yaaa. yaaaa. Bizde de var ama sadece Neyzen Bar (Ortaköy No:18) Mert Bey'i azat ettiğinde, ya da kız arkadaşı onu üzmediğinde (kızım çocuk bir deri bir kemik kaldı, inat etme artık) yayınlanıyor. Bu ay Doom'a özel olarak dokundurmuşlar, ilgilen, sayfa 60.
2) Eğer Phantasmagoria'da da takıldıysan
MAC Adventure seni kesmez, sana Futurekids tavsiye ediyorum, orda yaşıtlarınla beraber oynarsınız. Şaka bir yana, iyi oyun çok kolay, ama yine de takıldıysan ballısın, bu ay tam çözümü var, Sayfa 32 (parasızlıktan boş Zamanlarımda içindekilercilik yapıyorum).
3) Şimdi benim burnum kanasa, Intel SA Inside sarhoş olsa veya klozette boncuk bulsam hemen Kamer'i arıyorum. Haksız reklam yapmak istemem (ama yaparım, kime ne) Tel: 227 43 16. 4) PC alanlar çok yakında öğrenirler ki, hiçbir şey, ama hiçbir şey bütün oyunlarda çalışmaz. Onun için umutlanma, eğer varsa bir çaresi, Engin karısına sorarım, o yazar. 5) Şimdi ne çizeceğin de önemli tabi. Eğer Deluxe Paint fantazileri içindeysen Adobe Photoshop. Yok eğer çizdiklerin kağıda basılacaksa Corel Draw (Intel Inside, o'lum Corel'ın önünde saygıyla eğil bakiim), eğer ben aştım bunları, üçüncü boyuta çıkacam diyorsan 3D Studio v4.0. 6) Çok geç. O *$' işaretleri demiştim ya, onlar hayatını ele geçirmişler bile. Bu saatten sonra PC'ne nazar boncuğu asmak bile sana bayağı paraya mal olacak. Ben niye Intel Inside salağını (duymasın) 66 beygir gücünde kullanıyorum sanıyorsun? 7) Kolay deyince akla... Lost Eden geliyor. Birazcık daha zor olarak Full Throttle, ama onun da tam çözümünü yayınladık. Kırmızı sayıda (İçindecilikte para yok, şimdi yer göstermecilik yapıyorum). 8) Bingooo! Ormanda giderken mayına basmak tehlikelidir (Jagged Alliance oynayanlar bilirler). Bu ay Seçmece'de bu konuyu enine boyuna irdeledim. Sayfa 8 (Ek iş olarak yapıyorum abi, ekmek parası işte). BİTTİM, Sevgili MAC, Ben Alper. Senin yeni okuyucularındanım. Ben birkaç adventure'da takıldım. Bir zahmet şunlara bir el at da geçelim. (Ayrıca ben *B' sınıfındanım) 1- Lost Secret of Rainbow diye bir adventure aldım. Sadece iki sahne gidebildim. Bana 3-4 sahnelik kısa bir çözüm yapar mısın? 2- Alone in the Dark 2'de merdivenin başında
3 duran iki canavarı nasıl geçeceğim ? Silahla 4 kez vurdum ölmedi, kılıçla vurdum kılıcım kırıldı, tekme attım, yumruk attım gene ölmedi. Ne yapıcam ben abi yaa...? 3- Sen kaç yaşındasın yaa? Abi mi, dede mi, baba mı ne diyelim sana ?Ya MACbeth ne demek ? 4- Simon the Sorcerer 2'nin sistem özellikleri nedir? 386 Ram, 520 MB HD ile çalışır mı? VW Alper Koruyucuoğlu MAC: Intel o'lum saçımı tara, gömleğimi ütüle, sende kendi tozunu al, yeni okuyucu gelmiş, ürkütmeyelim. Hoşgeldiniz Alper Bey, şeref verdiniz (Intel Inside, çaktırmadan soruların cevabını bul, maksat ayakları alışsın). 1) Şimdi Lost Eden var, Secret of Monkey Island var, bir de çok eskiden Rainbow Warriors vardı, ama bu senin Lost Secret of Rainbow'u bulamadım. Yeni okuyucu, ilk sorusu rezil olduk. 2) Vazgeç artık desem ayıp olur di mi? Bak “ee her şeyi yapmışsın, o herifin vahşetle öleceği yok galiba, istersen sen bir de “eg hinlik yapmayı dene. Merdivenin orda üstlerinde birer çızık olan zımbırtılara bulacağın aynaları yerleştir. 3) Yenisin diye kendimi tutuyorum (daha doğrusu Intel Inside beni tutuyor), herhalde bu konuda komplekslerim olduğunu bilmiyorsun (yakında öğrenirsin). Şöyle söyleyeyim, İTÜ'deki başarılı öğrencilik destanımın 7. (ve tüzüğe göre son) senesindeyim. MACbeth ne demek öğrenmek için önce meşhur efsanevi 'MAC NE SORUSUNA CEVAP BULMAK GEREKİYOR (Intel Inside o'lum şu Caps Lock tuşunu kır, artık sinirime dokunmaya başladı). Onu da öğrenemeyeceğine göre (yenisin, öğrenemeyeceğini eskiler sana söyler) Macbeth'i Shakespeare'in bir eseri ya da benim sonu gözyaşlarıyla biten acıklı hikayem olarak kabul et. 4) Çalışır çalışmasına da sen bitirebilir misin bilemem. Bitiremezsen tam çözümü: Sayfa 44 (Hoş görün, tavuk etinden başka bir şey yemeyen şımarık bir köpeğim (Wolfy) var, ona yemek götürmek zorundayım da). TÜKENDİM, Sevgili MAC, İkinci mektubumu yazmak için bir ay daha sabredemedim. Muhabbeti bir sonraki aya saklayarak hemen sorularıma geçiyorum.(Cevap anahtarını kurşun kalemle doldurunuz. İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz) 1- Daha önce söylediğim gibi derginizi ilk kez altıncı sayısını aldım, yavaş yavaş önceki sayıları da alabiliyorum. Altıncı sayıda Diamond Stealth adında bir karttan bahsetmişsin. Bunun hakkında biraz bilgi verir misin?(yararları, fiyatı gibi) 2- Bilgisayarıma yeni yeni alışıyorum. PC'den önce console kullanıyordum. Tahmin edebileceğin gibi çok az sayıda oyun oynayabiliyordum. Beat-em-up, Shoot-em-up, Platform gibi. Bu aralar daha önce oynayamadığım oyun türlerinde kendimi sınıyorum. Özellikle adventure ve frpler çok hoşuma gidiyor. Şimdi de strateji ve simulasyonlarına geçmek istiyorum. Bana tavsiye edeceğin oyunlar ve ipuçları nelerdir. 3- Adventurelara el atana kadar diğer türleri eğlenceli sanırdım. Meğer esas zevk bunlardaymış. Bilhassa Day of the Tentacle ve Monkey Island beni gülmekten çatlattı. Bunlar kadar esprili hangi oyunlar önerirsin? 4- KO6' da kitapçı bana kitabı başka bir kitap getirirsem verebileceğini söylüyor. Bu kitabı nereden bulabilirim? (Sanırım Wonder Island..Ama nasıl) 5- Sizi gerçekten tebrik ederim. Dergi iki ayda gerçekten mükemmelleşmiş. Bazı okuyucular boyuttan ve renksiz basımdan şikayet ediyorlar ama bu eksikliklerinde yavaş yavaş giderileceğinden eminim. 64'ler kapandıktan sonra bir ara dergiye uğramıştım.(ne bir arası en az beş kere) Fatma Abla ile konuştuğumuzda dergiyi kapattıran şeyin renk ayrımı olduğunu söylemişti. Bunun için şu an renksizlikten şikayet etmiyorum. Zaten geri kalan her şeyi çok iyi. Son sayı bir harika olmuş. Mektubu burada bitiriyorum. Yayınlarsan sevinirim. Not: Kusura bakma. Sorular öneriler üzerine. Napalım acemiyiz. Serkan Dolma - MAC: Senin elinin kolunun bağlı olduğunu biliyorum Serkan, ama ben (ve Intel Inside) sizin için varız. Soyadı kanunu çıktığı yıllarda (1925?) nüfus memuruna gidip 'Ben filancalardan falan, soyadımın DOLMA olmasını istiyorum.” diyen aile büyüğünün adresini, veya rahmetli olduysa mezarlık parsel numarasını bana yazarsan onla yüzyüze hesaplaşmak istiyorum. (Bu arada ne iş her ay Dolma, dolma diyen diğer okuyucularıma not: 64'ler ve renklerin gizemli dünyası ile ilgili soru bende bu mektubu cevaplandırma mecburiyeti yarattı.) 1) Ah Diamond, vah Diamond. Şöyle söyleyeyim, aldım, taktım, çalışmadı. İki ay süren çabalardan sonra Windows için gerekli driver disketlerini buldum da hayatım değişti. Eskiden bana her ekranı kaydırdığımda ısrarla ihtiyaç molası verme imkanı sağlayan Photoshop artık tıkır tıkır çalışıyor. Indycar Racing (Mac Favorit) uçuyor. Fiyatını bilmiyorum, benimkini Emin doğumgünüm (29 Ağustos) için Singapur'dan getirdi, malum hediyenin fiyatı sorulmaz (ama ben öğrendim 150-350 $ arası değişiyor). 2) Yavaş ol be güzelim, önce tavsiye edeyim, sen takıl, sonra ipucu vereyim (ipin ucunu kaçırmak üzereyim zaten). FRP oynayacaksan Arena dicem, hiç şaşırmayacaksın (her sorana aynı cevabı veriyorum). Bu arada Thunderscape geldi (güzel), o da olmazsa Menzo. Simulasyon biraz daha karışık, geçen ay CAP demiştim, bu ay vazgeçtim (dönek), onun yerine bütün zorluk option'ları açık Wings of Glory ya da modernciler için US Navy Fighters (CD) diyorum. Intel Inside, hatırlat da gelecek ay fikir değiştirmeyeyim, itibarımız sarsılıyor. 3) Espri konusunda Discworld ve Simon2 kapışır. 4) Wonder Island tahminin doğru. Ordan bir ekran sağa gidince bir kurt (kitap kurdu?) göreceksin. Bu kurdun yavrusu kaybolmuş, onu da başka bir adada bulacaksın. Yavruyu getirince kitabı alabilirsin. 5) Şimdi eşek derler bir hayvan var, genelde aptal olarak bilinir, ama halk arasında derler ki o bile öğrenirmiş. Evet 64'lerin, okyanusun (Atlantis?) karanlık sularına gömülmesinde full renkli yayına geçmenin (benim fikrim) büyük etkisi var. Forgive me father, for have Ben de uzun kulaklı ama benden akıllı dostlarımdan aldığım akılla aynı hataya düşmemeye karar verdim. Önce solumuza, sonra sağımıza, sonra tekrar solumuza bakıp kaderin bizi dümdüz etmeyeceğine kanaat getirmeden renkli yayına geçmeyeceğiz. Şöyle düşünün B&W GameShow mu, yoksa NO GameShow mu? BİTTİM (Demiş miydim?) Sevgili Mac, Nasılsınız, doğrusu geçen ayki GameShow'u alınca çok heyecanlandım. Yeni düzen ve sayfa kalitesi süperdi. Senin elinin değdiği yazılardan belli oluyordu. Neyse girişi uzun tutarsam mektubu kırpmak zorunda kalacağın için ve mektubumun kuşa dönmesini istemediğim için kısa kesip sorularıma geçiyorum. 1) İngilizce FRP kitabı okur musun? 2) TSR'nin hangi dünyası daha çok hoşuna gidiyor? 3) Amiga'dan PC'ye geçmek nasıl bir duygu? 4) Son üç aydır drive'ıma (yani Gabriel Knight bittiğinden beri) adventure sokamadım. Bana ne olur iyi bir adventure tavsiyesi! 5) Abi Amiga'yı satalı bir yıl oldu, şu soru içimde ukte kaldı, Elite hyperspace jump ile başka bir gezegene veya orbite gidiyorum, ama bir daha jump yapamıyorum. Sadece bir kez mi jump yapılabiliyor? Şuna cevap ver de bir yıllık işkence bitsin. Ali Aksöz, Kırklareli MAC: Toplanın bakayım kamp ateşinin etrafına çocuklar. Size önemli bir şeyler anlatacam. Şimdi hiç merak ettiniz mi, önümde bir dolu mektup varken (Intel Inside onların altında) niye ben elimi attığımda hep aynı kişilerin mektuplarını cevaplamak durumunda kalıyorum? Etmediyseniz edin, çünkü anlatacam. Çünkü bazıları (mesela Ali) yayınlanacak mektup yazma işini çözmüşler. Bakalım şimdi, baştaki güzel sözleri geçiyoruz, bu (kesinlikle) bir yayınlanma sebebi değil. Şimdi önemli kısıma geliyoruz, Ali 1 yazmış, sonra a-aaaa soru sormuş. İşte bu gayet önemli bir nokta. Bana içlerini döken, bunalımlarını anlatanlara teşekkür ediyorum, bana kalsa (Sultan Süleyman'a kalmayan dünyanın bana kalma ihtimali sizce ne kadar?) köşeyi böyle mektuplarla doldururdum (onların hepsini okuyup kendi kendime “haklısınız ulan” dediğimi de bilin) ama eğer MACbeth'de çıkmak (ben her ay çıkıyorum, hayatımda yine de bir düzelme yok) gibi bir idealiniz varsa soru sormak yararınıza olur. Görev gereği sorulu mektupları yayınlamak durumundayım. ) Yanlış anlayıp muhabbeti de kesmeyin ama (şimdi ben ne dedim?). Neyse kulaklarınızı tıkayın, şimdi size kamp şarkıları söyleyeceğim. 1) Okurum (param varken) ama biliyorsunuz (bilmiyorsanız öğrenin, sonra bana teşekkür edersiniz) Akmerkez'deki Remzi Kitabevi'ndeki FRP kitaplarını parasını ödemeden dışarı çıkarmaya çalıştığınızda alarm çalıyor (ve başınız belaya giriyor). 2) Genel dünya görüşümün aksine bende zevk aldığım şeyler konusunda müthiş bir tutuculuk söz konusu (aranızda hala Petit Beurre yiyen var mı? Benim en sevdiğim bisküvi odur) olduğundan ben Forgotten Realms severim. 3) Bu duyguyu anlatan çok iyi bir ata sözümüz var: İyi halt ettik. Açıkçası (her türlü nefret mektuplarına hazırım) her Windows (2095 olsa kaç yazar) yüklediğimde lanet ediyorum. Ama burdan bir kez (belki) açıklayayım, Amiga muhteşem alet. Yalnız benim hayatımı bilgisayar kullanarak kazanmak gibi bir dezavantajım söz konusu. Bu durumda giderek software desteği ölen bir alete bel bağlamak eşittir aç kalmak oluyor. 4) Bu ay sayfaları yapacam bahanesiyle Simon 2 oynadım, açıkçası hem espri kalitesi, hem de zorluk olarak hoşuma gitti. Çözümü bu sayıda var (sayfa 44, borcunuz 50.000 TL.) hala okumadıysan bence al. Bir de iki ay önce Bureau 13 oynamıştım. O da iyiydi. 5) Var bir yanlışlık. Senin ya... (Inside, okuyucuları uyar, kalem kağıt çıkarsınlar, şıklı cevap geliyor): a) yeterli yakıtın yok b) geminin menzili yetersiz c) bu yayınlanan ikinci mektubun diye diğer okuyucular sabotaj yapmış. - Intel Inside, hadi gel yazıyı kaydet, çok uykum geldi.... O'lum nerdesin gelsene.... Niye ellerin havada senin bakiim? - Efem, emniyetten gelmişler, yazının başını tam okumayıp damdan atlayan okuyucular hakkında konuşacaklarmış. - O'lum çabuk kamufle setimi getir, yan kapıdan kaçacağız, tam siper. Ama önce yazıyı kaydet, okuyuculara mektup yazmalarını hatırlat. Ya ben bir gün şu lanet çenemi tutmayı öğrenecem ama bakalım ne zaman. - Hesaplarıma göre hiç bir zaman e'fem. Murat'LessThanZero'ADANÇ Köyiçi Cad. Şair Leyla Sok. Mutlu Han (kötü bir seçim di mi?) 80690 Beşiktaş, Istanbul