Macbeth
Retro bilgisayarÜn olur alır başımı giderim... Gidebilir miyim, cesaret edebilir miyim, bunca zamandır beni bağlamadıklarına kendimi inandırmaya çalıştığım onca baskıdan bir çırpıda kendimi kurtarabilir miyim bilemem, ama tek bildiğim gitmeliyim. Gitmeliyim çünkü artık bıktım. Görmek istemediklerime bakmamaktan, duymak istemediklerimi dinlememekten, değiştiremeyeceğimi bildiklerimin kıyısından köşesinden geçmekten bıktım. Ait olamayacaklarıma imrenmekten, ait olmadığıma şükrettiklerime acımaktan bıktım. Her yeni yüze şüpheyle, her iyi söze de korkuyla bakmaktan bıktım. Üstte kalmak için altımdakini boğmaktan, daha yukarı çıkmak için tepemdekileri aşağı çekmekten bıktım. Oturduğum yerden dünyayı kurtarmaktan sonra da işin aslını görünce kuyruğumu indirip gerisin gerisi kaçmaktan sıkıldım. İki harbi laf her şeyi anlatacakken bin türlü yalana mana vermeye çalışmaktan aşındım. İşime sokulan burunlardan da, sırtıma sokulan bıçaklardan da nefret ettim. Aynı dakikanın içinde hem cenneti, hem cehennemi, hem doğruyu, hem yalanı, hem yoldaşlığı hem de kalleşliği yaşamaktan, sonra da hiçbir şey olmamış gibi omuzumu silkeleyip devam etmekten iğrendim. Yarına bakıp korkmaktan, düne bakıp pişmanlık duymaktan, bugün tapındığım şeyleri yarın önemsememekten utandım. Gece yattığımda kendimi gerçekten inanılmaz derece yalnız hissetmekten, yalnız olamadığımda da yalnız olmayı özlemekten daraldım. Milim milim tırmanıp sonra kendimi aşağı bırakmaktan, dibe yapıştığımda kendime acımaktan bezdim. İstediğimi söyleyememekten, söylediklerimi de gerçekten istememekten pişmanlık duydum. Kaçan fırsatlara yanmaktan, yakaladıklarımı da harcamaktan artık iyice rahatsız oldum. Ölmeyi, kaybolmayı, bitmeyi, yeniden başlamayı, ayrılmayı, yok olmayı arzulamaktan ürktüm. Her darbeden sonra tekrar kalkmaktan, her ucuz aferinden sonra sevinmekten çöktüm. Kendi yaptıklarımın yarısını bile kontrol edememekten dehşete düştüm. Bin kez, yüz bin kez gitmeliyim, gideceğim demekten yoruldum. Artık yeter, gitmeliyim ve gideceğim de. Nereye gitmeliyim bilemem, oraya varınca anlar mıyım onu da bilemem, vardığımı anlayınca pişman olur muyum tahmin bile etmek istemem. Tek bildiğim eğer aklınız varsa siz de benimle gelirsiniz... Ya da gelmezsiniz, o sizin bileceğiniz iş, ama siz de biraz düşünürseniz olduğunuz yerde olmamanız için bin tane iğrenç (ve çok da geçerli) sebep bulabilirsiniz. Şimdi bu sebepleri bir kenara bırakın, ve başlayalım. Intel o'lum sana hatırlat dediklerimi hatırlat bakiim yavrum, güzel RAM'larını biraz yor da verdiğimiz paraya değsin... - Efem Jagged Alliance'ı yazacaktınız... - Onu geç, Tolga'ya verdik o yazıyor. - Ama efem okuyuculara söz vermiştiniz... - O'lum sana kaç kere diyeceğim, bana tutamayacağım sözler verdirtme diye, sen ne işe yararsın, getir bana içerden lehimi, gözüne sokacağım. - Efem, lütfen efem, zaten son yazınızı save etmeyi unuttum diye bütün devrelerimi yaktınız, daha tamirden yeni geldim, kıymayın bana... - Aslında seni ince ince kıymam lazım o'lum Intel Inside. Elin Cyrix'leri bile senden iyi çalışıyor be. Bak senin yüzünden yazı geç kalıyor, başka ne vardı? - Dün uyurken 'açıklamalıyım, mutlaka açıklamalıyım!' diye sayıklıyordunuz efem, ne olduğunu tam anlayamadım... - Tamam tamam, iyiki hatırlattın, gerçekten açıklamalıyım. Şimdi sayın okuyucularım ve merhaba arkadaşlar. Geçen aylardan anladığım kadarıyla MACBETH'i okuyanları iki ana kategoriye sokmak aslında gayet mümkün. Yani mesela, a) Eski MAC ADVENTURE'cılar. Yani bir bakıma canlarım, ciğerlerim, biz yüz atlı o gün koca bir orduyu yendik dönemlerinden beri köşeyi takip edenler, b) Yeniler, yani ya kim bu adam, ne anlatmaya çalışıyor, MAC ne demek, niye MACBETH de Hamlet değil diyenler. Şimdi *a' grubundakiler diyor ki, 64'ler kapandıktan sonra neler oldu, na'ptınız. *b' grubundakiler de soruyor ki bu köşe nereden gelip nereye gitmekte. Ben aslında bunları açıklamıştım ama açıklama yanlış (ismi lazım değil, herkes hata yapar) dergide çıktığından pek çoğunuz göremedi. Bu ay, genel istek üzerine değil de aynı şeyleri tekrar anlatmaya üşendiğimden o kadersiz yazıyı bir daha yayınlıyoruz. Böylece herkes (ben de dahil olmak üzere) buralarda neler olup bittiğini anlamış olur. Bunu da hallettiğimize göre gelelim ana işimize, mektup cevaplamaca! Intel Inside, çıkar o'lum mektupları, bakalım neler var. ŞU BELGEYİ GETİR... Sevgili MAC, Merhaba ben Serkan. Senin sadık hayranlarından biriyim. Ve de bunca zamandan sonra senin yeni yazılarını okumaktan çok memnunum (eskilerini hala her akşam okuyorum) Hemen şunu belirteyim ki klasından hiçbir şey kaybetmemişsin. (Bu arada heyecandan olsa gerek dergide hiç dizgi hatasına rastlamadım.) Anlatacak ve soracak o kadar çok şey var ki hangisinden başlayacağım bilmiyorum. Çoğunu da sonraki mektuplarıma saklıyorum. İşte sorular. 1. Dergini 2 gün önce ilk defa aldım. 64'lerden sonra başka yerlerde de yazdın mı? 2. Day Of Tentacle'ın CD versiyonunda tüm konuşmaların demoda olduğu gibi seslendirildiği doğru mu? 3. PC'mi daha geçen hafta aldım. Her türde en iyilerinden birkaç oyun tavsiye eder misin? (eskiden bu tür soruları cevaplamazdın ama) 4. Bu aralar en sevdiğin adventure hangisi? (hala Elvira 2 deme sakın) 5. Bilgisayarı yeni aldığım için pek fazla bir şey bilmiyorum. Neler tavsiye ediyorsun. (kitap, program v.s.) 6. Bu sayıda bir ara makinanın S3 kartlı olmasından, P6 hakkında konuşuyordun. Bunlar neyin nesidir. S3 ekran kartı mı? 2 MB PCI ekran kartı iyi midir? Sorularım şimdilik bu kadar cevaplamazsan yazımı okuduğuna dair bir şeyler belirtirsen sevinirim. Sana artık düzenli olarak yazacağım. Arada bir de dergiye uğramayı düşünüyorum. Eskiden olduğu gibi. Serkan Dolma MAC: Hani demiştim ya iki tür MACBETH okuyucusu var diye, yalandı, aslında dört tür var. Açıklayayım efendim c) Sadık MAC okuyucusu, yani mesela Serkan. Uzun zamandır tanıdık bildik insanlar. Bir bakıma Abone, ya da müdavim. d) Sadık MAC okumayıcısı. Bir kez bakıp bu bana yazmaz deyip geçenler, ya da bir kez okuyup bir de üstüne mektup yazıp yazma, beğenmedim' diyenler. Şimdi 'c' grubundakilerden Serkan (aynı zamanda 'a' grubu da oluyor, aslında 'b'den 'a'ya geçmek kolay, ama 'd'den 'c'ye ve 'a'ya genelde geçilmiyor) ve diğerleri bilir ki benim şiddetli bir yazım yanlışı hastalığım var. Kırım Harbi sırasında aldığım kalleş bir kurşun yarası yüzünden — Ax mesela uzun bir zaman 'strateji' — (ği yazamadım, sadece 'starteji' ya da yazabildim. Şükürler olsun Allah'ıma, Word çıktı mertlik bozuldu Serkan, artık Türkçe Spell Check de yapılabiliyor. Intel Inside, o'lum bu başarıda senin de payın var, okuyuculara selam ver, ama şımarma. 1) Yazmıştım, bir kere. Şimdi o yazı bu yazının sonunda olmalı, tabi Intel Inside çocuğum sayfayı yaparken hatırlatırsa. 2) Doğru, CD bu, 600 küsur Megabyte. Doldur doldur bitmiyor, onun için genelde bu günlerde full seslendirmeli oyunlar yapmak moda. Yalnız her işte olduğu gibi bu işi de iyi yapan var, kötü yapan var. Mesela Full Throttle'daki sesler muhteşem ama Prisoner of Ice'dakiler bayağı (hem de bayağı) komik olmuş. Güzelim adventure'da atmosfere takılacakken seslendirmeye gülüyorsun. Yazık, hem de çok. 3) O eskidendi. Artık yemek tarifi sorularını bile yanıtlıyorum. Şimdi kafadan sayıyorum, Yarış: Indycar, Uçak: CAP, Strateji: Transport Tycoon, Adventure: Discworld, Prisoner of Ice, Full Throttle, FRP: Menzo. 4) Elvira 2 ve ben uzun bir süre önce ayrıldık. Beni zehirlemeye çalıştı da. Şimdilerde yukarıda saydıklarımı oynuyorum. 5) Program ve kitap tavsiye etmiyorum, hatta zinhar yasaklıyorum. Madem yeni PC aldın, her yeni PC'ci gibi bir süre paso oyun oyna. Kafanı bile kaldırma. Bu dönem yaklaşık iki hafta sürmeli (benimki bir ay sürdü ama ben eski vak'alardanım) sonra gözlerinin akmaya başlamasına doğru mutlaka 3D Studio (mümkünse version 4) ve Corel Draw denemelisin. Bence bunlar başlı başına PC almaya değecek programlar. 6) S3 bir kart değil, bir chip. Grafik kartlarında oluyor, Indycar oynarken saçlarının uçuşmasını sağlıyor. Benim bir Diamond Stealth saplantım var ama bunu size empoze etmek istemem. 2MB PCI kartı 1MB PCI kartından iyidir herhalde. (Kibarca bunu bana değil, Engin Hanım'a sor diyorum yani). GİT ŞURAYA İMZALAT...
| Efinim merhaba,
Bana Levent derler. Şimdik aslen senin beni bir yerlerden hatırlaman lazım. Nerelerden dersen bir zamanlar benim bir Amigam, bir dergim (64'ler) ve bir köşem adventure) vardı. Herneyse yıllar geçti ekmek 10.000 dolar 50.000 TL oldu. Bu ekonomik zorluklardan sonra okul harçlıklarından artırarak aldığım A1200'ümü satmak zorunda kaldım. Yerine DX-4 100 AMD, 8 MB ram, 540 MB harddisk, Sound Blaster 16, CD ROM neyin aldım. Ne yapasın kader işte. Tabii bu mektubu sana son iki sene neler yaptığımı anlatmak için yaz- Madım. İşte sorularım. 1. Yaşını ve nerde okuduğunu merak ediyorum. Kıllık değil mi abi? 2. Senin en tuttuğum yönlerinden biri, pek çok tür oyunu oynaman ve bunları oldukça isabetli bir şekilde değerlendirmen. Tecrübelerime göre iyi oyun anlayışımız yüzde 100 aynı idi. Ya sen paranoyakmısın kardeşim neyine güveniyon da Warcraft'la, Dune'u yani kefeye koyuyon. birisi stratejide bir çığır açmış, grafik, animasyon, efekt dalında süper altına düşmemiş bir şaheser, diğeri ise PC'nin nimetlerinden faydalanan basit bir taklit. Sen Warcraft'ı, Dune 2'ye tercih edeceğini söylüyor ve birde yemin ediyorsun, ne diyeyim Allah' ından bul. 3. Eğer mümkünse bana en son çıkan (ama en son çıkan) oyunlardan her ne tür olursa olsun beş tane önerebilirmisin. 4. CD-ROM oyunlarının o kadar parayı haketmediği görüşüne de katılıyorum. O kadar para sayıp CD alınca, karşısına geçip bön bön bakmakta pek hoş olmuyor. Bu nedenle çok iyi olduğunu bildiğin bir iki oyun hakkında bilgi verirsen memnun olurum. 5. Güvenilir bir kaynaktan aldığım bilgiye göre bu ay dergi renkli basılacakmış. 6. Her sayıda iki sütun ayırdığın felsefi görüşlerin ben acaip tatmin ediyor (valla billa) Ama diyorum ki konuya daha çabucak girsende senin seviyende olmayan aradaşlarımızı memnun etsen. (Egonu mu tamin ediyon napıyon. Sen bunu eskiden de yapadın. Hani yapma demiyorum. Biraz daha kısa tutsan hı.) 7. Ben karakter olaraktan her zaman yeni oyun oynarım. Game Show için bir oyun açıklamayı çok isterim. Ama herhalde her oyun açıklaması yollayanın yazısı yayınlanmıyor. Nelere dikkat ettiğiniz merak ediyorum. Acaba özellikle istediğiniz bir tür var mı. Her şey bir yana Eylül ayı sayınız muhteşem olmuş. Cildi, sayfa düzeni, yeni açılan köşeler hedefi 12 den vurmuş. Sana vakit buldukça (iki ayda bir) mektup yazmaya çalışacağım. Sen de cevapla emi. Levent Özer İZMİR MAC: Sayın 'b' sınıfı okuyucuları, mektupların genelde ve sınıfı okuyuculardan gelmesi dikkatinizi çektimi acaba? Bunun böyle olması şart değil biliyorsunuz. Sayın 'a' ve 'c' sınıfı okuyucuları teşekkür ediyorum. 1) Evet kıllık abi. 2) Bunu tartışarak pek bir yere gelemicez Levent, şimdi kısaca anlatıyorum, birinde spice topluyorsun, öbüründe para, birinde tank var öbüründe knight, birinde fabrika kuruyorsun öbüründe ahır, birinde ekranın hepsini göremiyorsun, öbüründe de göremiyorsun. Yani aslında ikisi aynı oyun. Warcraft'da bazı değişik (mağara) görevleri ve biraz daha iyi grafikler var. Özde aynı olan iki şeyin biraz yeni ve geliştirilmişini tercih ediyorum diye beni vuracan mı? 3) Bak Warcraft var, çok güzel, hatta Dune 2'den de daha güzel. Sonracığıma Virtual Golf var, Hi-Octane var. Beni grafink olarak çok etkileyen Magic Carpet var. Adventure'lardan DiscWorld var. 4) Dedim ya US NAVY FIGHTERS var. Aslında senin
DX4 100 bile zorlanır ama muhteşem bir oyun. O gün Emin'le biraz Mech Warrior 2 oynadık, o da çok iyiydi. Eğer ucuza kapatabilirsen Prisoner of Ice da hiç fena sayıl- Maz. 5) Evet biz aslında renkli bastık ama sen renk körü olmuşsun. Benim sayfa aslında mor fona sarı harflerle basıldı. Bu arada çerçeveyi beğendiniz mi? Aslında geçen ay da olacaktı ama her zamanki gibi tam benim sayfaya geldiğimizde problem çıktı: Var bende birşeyşler ama çıkaramadım. 6) Intel Inside, o'olum sekiz metre kefen bezi al, bir kefen dik, bu arada multi-task yap (Windows'95 çıktı ya), Levent'i yatır musalla taşına, iyice bir yıka. Canım çekti, arkasından iki sutün acıklı veda yazısı yazacam. 7) Alın size hodri meydan. Şu anda herkes, istediği her oyunu yazmakta serbest. Sizden tek istediğimiz yazıların diskte olması, ve varsa yazdığınız oyunun save dosyalarını bize yollamanız. SONRA ŞURAYA DAMGALAT... Dear MAC, Bu mektubu yazmadan önceki gün, yani bugüne göre dün çok sıkılmıştım (herzamanki gibi), hergün yapacak şeyler bulmak benim için sorun oluyor. Dışarı çık, dolaş, eve gel, müzik dinle, dışarı yine çık, yabancı dergilere bak, dönerken atari salonuna uğra, eve gel.... Herneyse monoton günlerden biriydi yani. Oyalanmak için dergi almaya karar verdim. Ama yeni Amiga dergileri hala gelmemişti. Bende gittim PC olmadığı halde Game Show aldım. Eve geldim müzik setimin play tuşuna bastım WORLD DEMİSE çalmaya başladı ve ilk sayfalara şöyle bir bakıyordum ki oda ne. MAC gibi birşeler ilişti gözüme inanamadım dergiye bir daha baktım ne diye. Evet bu o MAC idi. Yoksa o bu MAC miydi. Amaaaan bunu daha fazla düşünmeyip yazılarını okumaya başladım. MACBETH'e geldim. Daha da mutlu oldum. Bunca yıl sonra yine bir MAC köşesi ama bir PC der- |, gisinde. Köşeyi okudum ve (il bulamadım. (demek ki o MAC'in bu MAC olması gerekiyormuş.) Fakat üzülmedim çünkü sen dergiye ısındıkça ve okurlar seni tanıdıkça eski formuna kavuşacağına inanıyorum. 3 mektup geldiğini okuyunca şok oldum. Bunun üzerine mektup yazmaya karar verdim. (O kadar yıl benim mektubum yayınlanmaz diye hiç yazmamıştım veya tembellik etmiştim. Madem ki mektuba ihtiyacın var Ahmet hemen yardımına koşar.) Şimdi sorularıma geçeyim. Fakat benda hala A500 var. PC alabilirem ancak bir dahaki seneye. (Babam öyle diyor.) 1. Üniverse de oyunun başındaki kız (adını unuttum) evine girdikten sonra yukarı çık diyor fakat kapıyı açmak için gerekli şifreyi bulamıyorum. Robot gelip beni yakalıyor. Biliyorsan söyleee (rmisin)? 2. Frontier deki otomatik pilot müthiş. Ne zaman oyunu bitirmek istesem otomatik pilota takıp gezegene bir üsse inmeye deniyorum sonra arkama yaslanıp seyrediyorum. Gerçekten her seferinde çok estetik çarpıyor. Bende inemiyorum ne yapcam? 3. Yine Frontier da bir gemi patlattım. Animal skin falan çıktı ama alamadım. Nasıl alınacak? (zaten gezegen üslerine inemedikten sonra almanın anlamı yok) 4. Sensible World Of Soccer de futbolcuların fiyatını arttıramıyorum. Galatasaray'a Valancia'yı transfer ediyorum her maçta en az 3 gol atıyorum ve yine de artmıyor neden. 5. İnsanların artık adventurlar da takılmadığı hakkındaki hipotezin yanlış. Çünkü çevremdeki doğrudan ilk bilgisayar olarak PC alan şahsiyetler adventure oynamıyor. Bu tür genelde Doom MK felan oynuyorlar. Adventure'lara şöyle bir bakıp aman bununla da uğraşılır mı deyip action oynamaya devam ediyorlar. Sevgilerimle... Ahmet “The Frustrated' Uysal Bursa Ya ne demek eski MAC'i bulamadım? Eski MAC, yeni MAC diye bir şey yok, zaman içinde ordan burdan darbe yiye yiye eller tarafından özenle şekillendirilmiş bir MAC var. Bundan bayağı rahatsız oldum, dua et İntel Inside'ın kefen bezi bitmiş. 1) Öyle bir derde düşmüşsünki Ahmet, ben ne desem nafile. O kodları bulabilmek için oyunun crack versionunu veya her zamanki gibi orjinalini bulman lazım desem? 2) Tabi nerde eski auto-pilotlar diyebilirsin, ama aslına bakarsan Frontier'daki autopilot asla bir işe yaramadı. Öyle gezegene varmaya iki ay kala açıp zamanı da hızlandırırsan sonun kötü olur. Gezegene manual olarak usturuplu yaklaşman gerekiyor. Son anda auto-pilotu açarsan iner (belki). 3) Kaportaya 500.000 kredi sıkışmış da ondan alamıyorsun. Gayet makul fiyatlarla Cargo Scoop'lar mevcut eğer vurduğun adamın fuel'unu da yürütmek istiyorsan Fuel Scoop'da var ama bu iki alet de geminde yer kaplıyor. Yeterince büyük bir gemiye sahip olana kadar istersen vazgeç. 4) Biraz kadersizlik problemimiz var galiba Ahmet. İstersen bir muska falan yazdır, bu derdinin de çaresi yok. Oyun bug'lı. Eğer başka bir versionunu bulabilirsen herşeyin takır takır işlediğini göreceksin. Benim bildiğim kadarıyla Kamer Bilgisayar'daki normal çalışıyor. 5) Galiba haklısın da, onları da suçlayamazsın ki. Belirli bir süre gelişmeleri (halk arasında pişme) gerekiyor. Ondan sonra başlarlar, nasıl olsa takılırlar, ee o zaman bizim işler de açılır. Tabi bu arada siz de boş durmayın, takıldığınız yerleri ya da söylemek, bağırmak istediklerinizi bana yazın. Dedim ya, benim şimdi gitmem gerekiyor, Intel Inside, topla tezgahı, taşınıyoruz.
Murat 'Wanderer' ADANÇ Köyiçi Cad. Şair Leyla Sok. Mutlu Han 16/14 Beşiktaş 80690 Istanbul