Gameshow sayı 7, sayfa 12

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 12

Biliyorsunuz ben eskiden Commodore'cuyum. Sonra'dan PC'ci oldum, bakalım niye PC'ci oldum. Her şey bir PC dergisinde Indy'nin preview'ını görmemle başladı. Ben bu oyunu nasıl oynayamam, oynamalıyım derken bir de bakmışım Engin Abla bana PC topluyor. Her neyse en sevdiğin beş oyunu say deseydiniz (ama demeyin, yazıyı bitirmem lazım) IndyCar Racing (Indy) kesin bunlardan biri olurdu. Indy efsanesi bundan 5-6 yıl önce Indianapolis 500'le başladı. O zaman texture map falan yoktu tabii ve oyunda sadece meşhur Indianapolis pisti vardı. Sonradan Papyrus o oyunda kullandıkları sistemi kullanarak Indy'i çıkardılar. O zamandan beri de hayatımın yarısı bu oyunun başında geçiyor. Ben aslında oyunlarda üstün grafikler aramam ama iş yarış oyunlarına gelince texture, texture, texture. Ne kadar çok olursa o kadar iyi. Ve Indy bu konuda en iyi oyunlarından biri. Kaza olduğunda (ve sık sık olacaktır) dumanlar çıkıyor, lastikler havada uçuşuyor. Oyundaki her araba en ufak reklam detayına kadar gerçek hayattakilerin aynısı. Bir rivayete göre her pilot da gerçek stillerine göre araba kullanıyormuş ama Indycar kültürüm fazla geniş olmadığından bu konuda fazla bir şey söyleyemeyeceğim. Sadece yarışlardaki başarılı takımlar burada da diğerlerinden hızlı gidiyorlar. Hazır pilotlardan ve hızdan bahsetmişken, Papyrus oyunlarında en sevdiğim özelliklerden biri rakiplerin ayarlanması. Papyrus burada çok akıllıca bir yüzde taktiği geliştirmiş. Bütün pilotların relatif hızlarını kendi kabiliyetinize göre belirli bir yüzdeyle çarpıyorsunuz. Bu ne demek? Şu demek: Oyuna yeni başladığınızda (Eğer, ruhu şad olsun, Senna'nın reinkarnasyonu değilseniz) rakipleri %80'e getiriyorsunuz. Böylece; Fittipaldi'den en sondaki pilota kadar herkes kendi gerçek gücünün %80'iyle yarışıyor. Bu seviyede yeterince başarılı olmaya başlayınca birazcık artırıyorsunuz ve böyle gidiyor. Bu sayede oyundan hemen sıkılmıyorsunuz. Ben uğraşa uğraşa %93'e kadar falan gelebildim. Bence bu diğer oyunlardaki Easy, Medium, Hard yönteminden çok daha iyi. Indy'de dikkatinizi hemen çekecek bir özellik de dış kameralar. Bir yarışı tamamladıktan sonra Replay'i seçip bütün bir yarışı seyredin. Değişik kamera açıları, texture map'ler, dumanlar derken en az canlı yayın kadar güzel olduğunu siz de göreceksiniz (hem de Cine5'teki lavuk spikerler olmadan). Uyarmadan edemeyeceğim, bu oyunu oynamak için bir 486DX bile yeterli değil. Full konfigürasyon harbi bir alete ihtiyacınız var. Hızlandırıcı (mesela S3'lü) bir grafik kartı da fena olmaz hani. Hatta böyle bir aletiniz varsa beni de çağırın beraber oynarız. Daha ne diyebilirim ki. Indy bu türün en iyisi, en azından Formula 1 Grand Prix 2 çıkana kadar (gitti bizim ipucu).

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.