Sayfanın metni
Sayfa 13
"ndyCarRacing'e methiyeler düzdükten sonra aynı firmanın ondan sonra ıkardığı, yepyeni, geliştirilmiş Nascar Challenge için ne diyebilirim ki? Valla desem desem YYAVAŞ' derim. Nascar hayatımın en büyük hayal kırıklıklarından biri. İşlemci, grafik kartı derken yatırdığım paraların haddi hesabı yok ama yine de ; bir türlü bu oyunu hak ettiği hızda bir türlü çalıştıramadım. Nacscar'da Papyrus, Indycar'daki grafik sistemini bir adım daha öteye götürmüş. Bu kadar yol, araba, kenar detayına, bu texture kalitesine hayran olmamak elde değil. Resimlere bir bakın ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bir de anormal artı olarak yepyeni bir ses düzeni var. İlk defa bir oyunda (en azından ben ilk defa görüyorum) önünüzdeki ve arkadan size yaklaşan arabaların seslerini gerçekçi olarak duyuyorsunuz. Bunu anlatmak biraz zor, ama bir deneyin, oyuna ne kadar katkısı olduğunu göreceksiniz. Nascar'a en büyük artı puan belki canlandırdığı yarışın özelliklerinden geliyor. Nascar ? arabaları diğerlerine göre daha dayanıklı ve yarış da kalabalık ve kıran kırana olduğu için bu tür yarışın tadına doyum olmuyor. Tam olarak Demolition Derby olmasa bile ittirmece, hafif dokunma (sapıtmayın), sıkıştırma gibi hareketleri başınızı belaya sokmadan bu oyunda rahatça yapabilirsiniz. Bütün bu artılara rağmen Nascar şu haliyle muhteşem grafikli bir kamyon yarışı gibi oynanabiliyor. Pentium'lu, S3 kartlı bir aletle falan biraz daha iyi oluy- ©r ama inanın yine de yeterli değil. İsterseniz P6'lar çıkana kadar siz IndyCar oynayın, ben öyle yapıyom da....
adın kısmı istediği kadar bütün paralarını kırışık düzelticilere, cilt canlandırıcılara falan yatırsın, zaman çok acımasız... Birkaç sene önce bu oyunu oynadığımda zevkten dört köşe olmuştum, şimdi ise söyleyebileceğim en kibar şey bu oyun bir klasik”... Aslına bakarsanız Test Drive yapan firmanın hazırladığı Stunts ya da diğer adıyla 4D Sports Driving yarış oyunu hastalarına bayağı değişik bir heyecan yine sunuyor. Özel pistlerde — 360 derecelik loop'lar, eğik virajlar, tüneller ve bir dolu değişik araba gibi bir sürü güzel özellikleri var. Zaten oyunu tarih olmaktan kurtaran da bu özel pistler. Eğer kafayı yemediyseniz milyarlık bir Porsche'yle deli dolu hareketleri ancak bu oyunda yapabilirsiniz. Bir de oyuna eklenen Track Editor sayesinde özel pistlerden sıkılsanız bile yenilerini yapmanız mümkün. Bu editör oldukça detaylı ve oyunda yer alan bütün özel cisimleri kullanmanıza izin veriyor. Yalnız dikkat etmeniz gereken şey çoğu engelleri geçebilmek için arabaların belirli bir hıza ulaşması gerektiği. Onun için arka arkaya iki tane loop koyarsanız oradan geçmek imkansız hale gelir. Stunts'da bir dolu eğlenceli rakip de var. Her ne kadar programcılar her rakibin kendi stilinin olduğunu iddia etseler bile ben böyle bir özelliğe rastlayamadım. Bana herkes basa bas gidiyor gibi geldi. Zaten zamanınızın çoğunu pistte kalmaya çalışarak geçireceğinizden onlarla yarışmak biraz zor oluyor. Eğer sizi fazla zorlarlarsa onlara en yavaş arabayı verip siz Ferrari F40'a atlayabiliyorsunuz. Bütün bu iyi özelliklerine rağmen Stunts'ı ancak PC'sinin gücü diğer yarış oyunlarına yetmeyenlere tavsiye edebilirim. Eğer 286'ınız falan varsa, Stunts'ı alın, ya da Stunts'ı alacağınıza bir 486 alın. Karlı çıkarsınız.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 12
Biliyorsunuz ben eskiden Commodore'cuyum. Sonra'dan PC'ci oldum, bakalım niye PC'ci oldum. Her şey bir PC dergisinde Indy'nin preview'ını görmemle başladı. Ben bu oyunu nasıl oynayamam, oynamalıyım derken bir de bakmışım Engin Abla bana PC topluyor. Her neyse en sevdiğin beş oyunu say deseydiniz (ama demeyin, yazıyı bitirmem lazım) IndyCar Racing (Indy) kesin bunlardan biri olurdu. Indy efsanesi bundan 5-6 yıl önce Indianapolis 500'le başladı. O zaman texture map falan yoktu tabii ve oyunda sadece meşhur Indianapolis pisti vardı. Sonradan Papyrus o oyunda kullandıkları sistemi kullanarak Indy'i çıkardılar. O zamandan beri de hayatımın yarısı bu oyunun başında geçiyor. Ben aslında oyunlarda üstün grafikler aramam ama iş yarış oyunlarına gelince texture, texture, texture. Ne kadar çok olursa o kadar iyi. Ve Indy bu konuda en iyi oyunlarından biri. Kaza olduğunda (ve sık sık olacaktır) dumanlar çıkıyor, lastikler havada uçuşuyor. Oyundaki her araba en ufak reklam detayına kadar gerçek hayattakilerin aynısı. Bir rivayete göre her pilot da gerçek stillerine göre araba kullanıyormuş ama Indycar kültürüm fazla geniş olmadığından bu konuda fazla bir şey söyleyemeyeceğim. Sadece yarışlardaki başarılı takımlar burada da diğerlerinden hızlı gidiyorlar. Hazır pilotlardan ve hızdan bahsetmişken, Papyrus oyunlarında en sevdiğim özelliklerden biri rakiplerin ayarlanması. Papyrus burada çok akıllıca bir yüzde taktiği geliştirmiş. Bütün pilotların relatif hızlarını kendi kabiliyetinize göre belirli bir yüzdeyle çarpıyorsunuz. Bu ne demek? Şu demek: Oyuna yeni başladığınızda (Eğer, ruhu şad olsun, Senna'nın reinkarnasyonu değilseniz) rakipleri %80'e getiriyorsunuz. Böylece; Fittipaldi'den en sondaki pilota kadar herkes kendi gerçek gücünün %80'iyle yarışıyor. Bu seviyede yeterince başarılı olmaya başlayınca birazcık artırıyorsunuz ve böyle gidiyor. Bu sayede oyundan hemen sıkılmıyorsunuz. Ben uğraşa uğraşa %93'e kadar falan gelebildim. Bence bu diğer oyunlardaki Easy, Medium, Hard yönteminden çok daha iyi. Indy'de dikkatinizi hemen çekecek bir özellik de dış kameralar. Bir yarışı tamamladıktan sonra Replay'i seçip bütün bir yarışı seyredin. Değişik kamera açıları, texture map'ler, dumanlar derken en az canlı yayın kadar güzel olduğunu siz de göreceksiniz (hem de Cine5'teki lavuk spikerler olmadan). Uyarmadan edemeyeceğim, bu oyunu oynamak için bir 486DX bile yeterli değil. Full konfigürasyon harbi bir alete ihtiyacınız var. Hızlandırıcı (mesela S3'lü) bir grafik kartı da fena olmaz hani. Hatta böyle bir aletiniz varsa beni de çağırın beraber oynarız. Daha ne diyebilirim ki. Indy bu türün en iyisi, en azından Formula 1 Grand Prix 2 çıkana kadar (gitti bizim ipucu).