Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 24
Can Yalçın eçen ay başladığımız söyleşi köşesi sizlerden gayet olumlu bir tepki aldı ve bu inanın hepimizi çok mutlu etti. Gerçekten, biraz düşününce, siz gençleri anlayacak, belki konularında yine aydınlatacak kişiler yine gençler. Bu yüzden biz de C-64'ün gruplar dünyasından, alanlarında başarılı gençlerle yaptığımız bu söyleşileri sürdüreceğiz. Bu sefer hepinizin aslında her oyunda karşılaştığı, ancak haklarında çok az şey bildiğiniz bir dalda konuğumuz var. Konuğumuz şu anda Almanya'nın belki de en iyi kırıcı gruplarından HYSTERİC'in swapper ve modem trader'larından SIR MANIAC adlı grup üyesi. Swapper'ın ne olduğunu bilmeyenler için açıklayalım. Swapper'lar, üyesi oldukları grubun programlarını posta yoluyla dünyanın dört bir yanındaki diğer swapper'lara ulaştıran kişilerdir. Modem Trader'lar ise, bilgisayarlarını telefon hattına modem denen aletle bağlayıp diğer modemlere bağlanıp grubunun prgramlarını modem yoluyla dağıtanlara denir. Sir Maniac geçen Kasım'a kadar 170 kişi ile yazışıyordu, ancak okulu yüzünden swapper'lığı bir süre için bıraktı. Artık devamlı modem'inin başında grubunun programlarını dağıtıyor. Kendisi cracker olmamasına rağmen cracker'lar hakkında sorularımıza cevap verebilecek kadar bilgi sahibi. Büyük bir şans eseri, konuğumuzu Türkiye'de bulduk!. Türkiye'ye tatil için gelen Sir Maniac'ı pek kolay bırakmadık.. Eveet, yine tutturdum gidiyorum, en iyisi misafirimizi de söyleşimize katalım, merak ettiğimiz konuları kendisinden dinleyelim. CAN: Merhaba Sir Maniac. (garip isim hani..) Seninle derin bir kırıcılık sohbetine girmeden önce okuyucularımızın seni daha yakından tanıması için kendinden bahseder misin? SIR MANIAC: Herkese merhaba. Artık bildiğiniz gibi takma ismim Sir Maniac ve Hysteric adlı Alman cracker grubunun üyesiyim. 17 yaşındayım, 1.80 boyum, sarı saçlarım ve mavi gözlerim var. (CAN: Bayan okuyucularımızın dikkatine sunulur..) En büyük habilerim futbol (CAN: Danimarka yenilgisinden sonra bile mi?) uyumak ve tabii ki bilgisayarlar! CAN: Grubundaki görevlerin hakkında bilgi verir misin? SIR MANLAC: Benim gruptaki görevim, modem ve posta yoluyla grubumun çıkardığı tüm ürünleri diğer gruptaki arkadaşlarıma ulaştırmak. CAN: Hemen bu modem olayına eğilmek istiyorum, çünkü modem kullanmak pek Türkiye'deki C-64'çülere nasip olan bir şey değil. Modem kullanmak bir grup için ne kadar önemli? İyi ve kötü yanları nedir? SIR MANLAC: Herhangi bir grup için bir şey söyleyemem ancak bir kırıcı grup için modem en önemli olaydır. Mutlaka her kırıcı grubun modem trader'ları olmalıdır. First Release denen olayı zaten sadece modem'le başarabilirsiniz. Amerika'ya en hızulaşmak sadece modem ile başarılıyor. Modem'in iyi yönü, istediğiniz an, istediğiniz merkeze bağlanıp, oradaki istediğiniz programları elde edebilmeniz. Kötü yanı ise bol sıfırlı telefon faturaları. Mesela yarım saatlik modemle bir Amerika bağlantısı, yarım saat Amerika ile konuşmuş gibi fatura getiriyor. * CAN: Peki swap nasıl bir iş? O kadar kişiyle yazışmak zor gelmiyor mu? Swap yapmanın güzel yanları neler? SIR Tabii ki çok zor. Zamanında 150-170 kişiyle yazışırdım. Geceleri sabahlara kadar disk kopyalamaktan okula hiç uyumadan gittiğim günler oldu. Zaten bu yüzden şu anda bıraktım, okula daha fazla önem vermek zorundayım. Ancak çok yakında yine başlayacağım, umarım bu sefer beraber götürebilirim. Swap yapmanın güzel yanları neler... Aslında her yönü güzel. Düşünün, dünyanın her yanından arkadaşlar ediniyorsunuz. Şu anda 30 ülkeden diğer swapper'larla yazışan swapper'lar tanıyorum. Müthiş bir arkadaşlık. Başta birbidisk atıyorsunuz, sonra arkadaşlığınız ilerliyor, çikolatalar, armağanlar, hatta birbirinin ülkesine gidip buluşmalar. Swapper olmak çok güzel, tek kötü yanı disk kopyalamak, mektup yazmak gibi bir sürü angaryası olması. Çok zor, çok zaman alıyor. CAN: Şu anda C-64 dünyasında kaç tane kırıcı grup var? Bir tahmin yapabilir misin? SIR MANIAC: Hmmm.. Yaklaşık 100 kadar olmalı. Ancak bunların birçoğu kalitesiz, kötü kırıcılarla dolu gruplar. 100 grubun 30-40 tanesi tanınan, yaklaşık 15 tanesi ise herkesin bildiği en önemli kırıcı gruplardır. CAN: Şimdi önemli bir soru.. Aslında insanların cracker'lara karşı olmasının nedeni.. Neden crack işiyle uğraşıyorsunuz? Sizin bu yaptığınız programcılara karşı bir şey değil mi? Adamlar o kadar uğraşıyorlar ve sizler kırdığınız için fazla orijinal satamıyorlar, para kazanamıyorlar. Hiç cracker'lar kendilerini suçlu hissetmiyorlar mı? SIR MANIAC: cracker olmanın en zevkli yanı, bir programcının günlerce uğraşıp programladığı korumayı yoketmektir. (çok iyi korunan bir bahçeden elma çalmanın zevki gibi..) Cracker'lar oyunlarla değil, onların korumalarıyla ilgilenirler. Onlar için zevk korumayı ortadan kaldırmaktır. Programcılar bizlerin oyunlarını kırmamızla hiç ilgilenmezler, çünkü onlar yaptıkları oyun için paralarını peşin olarak alırlar. Oyunu firmaya teslim ederken paralarını alırlar, firma oyunu piyasaya sürer, tüm bunlaran sonra oyun kırılır. Bu yüzden biz programcılara zarar vermiyoruz, kendimizi de suçlu hissetmiyoruz. CAN: Az önce konuşurken cevaplarının birinde First Release diye bir şeyden bahsettin. Bunu ve bir de IFFL denen terimden bahseder misin? Bunlar hep kırıcı grupların kullandığı terimler. SIR MANIAC: First Release denen olay, .eracker'lar dünyasında en önemli olaydır. Olay kısaca şu, İngilizcede First Release, “İlk olarak piyasaya sürmek” gibi bir anlama geliyor. Yani, bir program piyasaya çıktığı an o programı ilk eline geçirip ilk kıran grup onu Frist Release yapmaya büyük adım atmış olur. O programı hemen kırıp, modem aracılığıyla Amerika'ya yetiştirmek zorundadır. Amerika'da ulaştırdığı partneri, hemen Avrupalı grubun kırdığı bu oyunu Amerikan sistemi olan NTSC'de çalışır duruma getirir. Böylece Avrupa'da çıkan bir oyun Amerika'da da oynanılabilir. Daha sonra hem Avrupalı grubun, hem de Amerikalı partnerinin introları eklenir ve oyun resmen modem'le dağıtılır. Tüm bu işleri yapan ilk grup, oyunu First Release yapmış olur ve ne kadar hızlı bir kırıcı grup olduğunu ispatlayıp prestijini arttırır. Bu First Release olayı o kadar önemlidir ki, kırıcı gruplar her şeylerini seferber ederler, sadece 1-2 dakika ile First Release'i başka gruba kaptırabilirsiniz. Amerikalı bir partneri olmayan Avrupalı grup First Release yapamaz. Mesela Avrupalı LEGEND grubu Amerikalı NEI ile, PROJECT Amerikalı EMPİRE ile ve biz HYSTERIC partnerimiz ARMAGGEDON ile çalışırız. Modem olmadan bu işleri başarmak imkansızdır, bu yüzden en büyük kırıcı grupların yetenekli modem trader'ları ve Amerikalı bir partnere ihtiyacı vardır.. IFFL sistemine gelince. Bu daha 1-2 sene önce keşfedilen bir şey. Bir oyunun 20 bölümü olduğunu düşünün. Bu 20 bölümü diskte 20 ayrı dosya halinde göstereceğine, tek bir dosya halinde gösterir, Bu IFFL oluyor. Bir IFFL dosya yaklaşık 400-600 blok uzunluğunda olabilir. Tek bir dosya, ama çok çok büyük bir dosya. Böylece kırıcılar oyuna hızlı yükleyici koyabilirler ve her şey daha güzel çalışır. Aslında IFFL o kadar önemli bir olay değil, her şeyin daha derli toplu görünmesini sağlar. CAN: Senin favori cracker grupların hangileri? SIR MANIAC: Öyle pek hayranı olduğum favorim yok. Eskiden Paramount ve Illusion'ı çok beğenirdim, ancka şu anda her şey birbirine çok yakın, 4-5 grup First Release'ler için savaşıp duruyorlar. Hayranlığımı kazanacak kadar diğerlerine fark atan bir grup yok. CAN: Her grup First Release yapmak ister tabii. Peki bu oyunların orijinallerini nereden buluyorsunuz? Sırf kırmak için gidip satın mı alıyorsunuz, yoksa yardım eden birileri mi var? SIR MANIAC: Şahsen benim elime öyle pek hızlı orijinal oyun geçmez, sadece Bomico ve Ability tarafından yapılan oyunları ilk olarak ben elime geçiririm. (tabii bunlar grubum tarafından First Release olur.) Genelde arkadaşlardan veya Supplier dediğimiz ve gruba orijinal oyun bulan grup üyesinden buluruz. CAN: Bazı firmalar sırf cracker'lar kıramasın diye oyunlarını kartuşlarda çıkarmaya başladılar. İşin ilginç tarafı, tüm bu oyunlar da kırıldı. Bunu nasıl beceriyorlar? Gö- Tünüşe göre cracker'lar engellenemiyor. SIR MANLAC: Evet, bazı firmalar böyle bir denemede bulundular. Aslında biliyor musunuz, kartuş oyunlarını kırmak bazı iyi korunmuş normal oyunları kırmaktan çok çok daha kolay. Tek yapmanız gereken kartuşun belleğini bilgisayarın RAM'ına aktarmak, sonra oradan da diskete saklamak. Diskete saklanmış dosyaları bir de fastloader koydunuz mu, işte size kartuştan kırılmış oyun. Shadow of the Beast, Chase Hg 2, Robocop 2, bunların hepsi kartuştan kırıldı. Hatta Robocop 2'nin orijinalinde programlama hatası vardı, onu kıran cracker bu hatayı düzeltti. Kırılmış versiyonu orijinalinden daha güzel, heh he! CAN: Eğer bir cracker yakalanırsa cezası ne oluyor? SIR MANIAC: Bir cracker yakalanırsa çok yüksek bir para cezası ödemek zorunda kalıyor. O mahkemeye evinde bulunan her kırılmış oyun için 2500 Mark ödemek zorunda. Çok katı yani. CAN: Peki senin hiç başın belaya girdi mi? SIR MANIAC: Sadece bir kez, ancak önemsiz bir şeydi, her şeyi hallettim, şimdi aktivitelerime devam ediyorum. CAN: Telif haklarının en zorlu olduğu ülke hangisi? Ya hiç olmadığı ülkeler? SIR MANLAC: Yanılmıyorsam Almanya en sıkı kontnrol edilen ülke. Bildiğim kadarıyla hiç olmayanlar ise İtalya ve Türkiye.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 25
İsviçre'de sözde telif hakkı var, ama hiç kimse aldırmıyor. CAN: Oh, Simulmondo gibi dev bir firmanın bulunduğu İtalya'da telif hakkının olmaması çok ilginç. Peki, sen yasadışı bir grupta swapper'sın. Peki polisler senin kırılmış oyunları dağıttığını bilmiyorlar mı? Bir swapper'ın adresini her yerde bulmam mümkün. Polislerin bulup seni yakalamalarından korkmuyor musun? Bu sadece senin için de değil, en az 1000 tane swapper var ortalıkta. SIR MANIAC: Ben polislerin benim adresimi bildiklerine eminim, ancak bana bir şey yapmaları için benim gerçekten yasadışı olduğumu ispatlamaları gerekir. Yani evimde kırılmış oyunları bulmaları gerekir, ben ise tedbirimi almış durumdayım. Basılsam bile hiçbir şeyi ispatlayamazlar, o yüzden hiç korkmuyorum. CAN: Çok merak ettiğim bir soruyu her konuğumuza soruyorum. Türkiye'deki bilgisayar dünyasından neler biliyorsun? Hangi gruplar, tanıdığın kişi veya programlar var mı? SIR MANIAC: Türkiye'de kırıcı grup yok, yanılmıyorsam bunun nedeni Türkiye'- de telif hakkının olmaması. Benim tanıdığım 2 grup var, bunlar da Cligue ve Accuracy. Cligue, Türkiye'den çıkmış en ünlü grup ve şu anda benim | numaralı diskdergim olan script'i çıkarıyorlar. Remix/Cligüe ile devamlı yazışıyorum, ancak Türkiye'ye gelince diğer Cligue elemanlarından Smile, Scotch, Tuareg, Metalic ve Rattlehead ile de tanıştım. CAN: Eveet, artık söyleşimizin sonuna geldik. Burada söylemek istediğin bir şeyler, veya selam göndermek istediğin arkadaşların var mı? SIR MANIAC: Tabii, ilk olarak tüm HYSTERİIC grup arkadaşlarıma selamlarımı gönderiyorum. Daha sonra Ans/SPIRIT, Myxin, Cult, Mike/SUNRISE, Astoroth/LEGACY, Erotyc/SUNRISE, Communist/F4CG, Son olarak da beni Türkiye'- ye davet eden ve neredeyse tüm Türkiye'yi gezdiren, yanımdan ayrılmayan tüm CLI-OUE elemanlarına teşekkür ederim.Bu küçük söyleşi için de sağolun, artık bu yazının çıkacağı sayıdan bir tane gönderirsiniz de- Bil mi? CAN: Hiç merak etme, Ağustos'ta elinde, Cevapların için çok teşekkür ederiz! İşte bir söyleşi de burada bitti. Umarım kırıcılar hakkında aklınızda olan birkaç so- Tu işaretini silmeyi başardık, konuklarımız devam edecek, siz hep bizimle olun. Sevgiler...