Commodore sayı 57, sayfa 37

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 37

HR bu hareketle tavadaki taşlardan birisi oynuyorsa o taşın altına gelerek devamlı zıplayın. Taş başınıza düşünce yukarı çıkabilirsiniz. Bazı odalarda bir şişe ile karşılaşıyorsunuz. Bu şişelerden büyük olanları bir üçgen kazandırıyor, eğer küçüklerden birini içerseniz yaralanarak kaybettiğiniz içi boş üçgenlerden biri doluyor. Ama dikkat edin, bazı şişeler gücünüzü azaltan zehirler taşıyor. oyunun en zor ve en çok kullanılan fonksiyonunu yazmak istiyorum. Bazı odalarda kahramanımızın atlayamayacağı uzunluklarda aralar var. Bu boşlukları şu yöntemle rahatlıkla geçebilirsiniz. Koşarak en uca kadar gelin. Uzun atlamayı yapın. Hemen ateş tuşuna basın ve kahramanımız:

karşı kenara tutunana kadar da basılı tutun. Eğer başarılı bir atlayış yaptıysanız kahramanımız karşı kenara tutunacaktır. En basit yeri burası, ateş tuşunu bırakmadan joystick'i yukarı itin, kahramanımız yukarı çıkacaktır. Oyun esnasında bazı tuşlar işimize yarıyor. Boşluk çubuğuna basarsanız kalan zamanınızı oyunu durdurur. Oyun ilk defa PC'ler için yapıldığı için nümerik klavyeden de kontrol eklenmiş. Oklu sayı tuşları ile adamı yönetirsiniz. Ateş tuşu yerine geçen tuş ise sol AMISA tuşu.

EA

Birinci kademeyi geçmek için kılıcı aldıktan sonra iki savaşçı ile dövüşmeniz gerekiyor. Birinci kademeden sonra bilmece odasına giriyorsunuz. Burada oyuna başlamadan önce oyunu kıran grup tarafından hangi zehiri içmeniz gerektiği belirtiliyor. Size söylenen harfin altındaki zehiri için. O doğru seçim olacaktır.

Bence BRODENBUND'a yakışan bir oyun bu. Extra hafızaları olan arkadaşlara kesinlikle tavsiye ederim. Sizi saatlerce bilgisayar başından kaldırmayacak bir oyun. Tam anlamıyla bir macera oyunu. Hareketli oyunları seviyorsanız PRİNCE OF PERSİA'yı hiç kaçırmayın.

Oyunun Değerlendirmesi:

AMIGA MEGAHIT AMIGA/1 MGByte

GRAFİK : 9 SES 16 ZORLUK : 9 KURGU : 8 GENEL : 8 erşey Japonya'da küçük bir şehirde başlar. Bu şehirdeki bir karate okulu iki gruba ayrılmıştır. İyiler ve kötüler. İyilerden tarafta olan bir öğrenci birgün tüm enirikalardan bıkar ve Amerika'ya kaçar. Ancak Amerika'da suç oranı yüksektir ve kötüler çoğunluktadır. Hele yaşadığınız şehir New York'ta ise bu oran bir hayli yüksektir. İşle bu durumdan da bıkan muhteşem karetecimiz “SPLINTER” yeraltında yaşamaya başlar yani kanalizyonlara yerleşir. Burada yalnıca fareler, su, pislik ve kaplumbağalar vardır. Birgün Splinter ve çevredeki kaplumbağalara pembe bir sıvıya düşerler ve korkunç olay olur. Splinter bir fareye dönüşür. Kaplumbağlar ise inanılmaz ölçüde büyüyerek bir insan boyutuna ulaşırlar. Ve değişik yetenekler kazanırlar. Örneğin hızlı hareket etmek hızlı öğrenmek bu kabiliyetlerden yalnızca ikisidir. Her iki taraf da bu ilginç olayın şokunu atlattıktan sonra Splinter değişen dört büyük kaplumbağanın MASTER'ı yani hocası olur. Onlara bildiği herşeyi öğretir. Bu dört büyük kaplumbağanın artık birer

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.