AMIGA'NIN DİSNEY ANİMATÖRÜ
Retro bilgisayarAMIGA'NIN
DİSNEY ANİMATÖRÜ
Roger Rabbit filmi üzerinde çalışan ekibin size söyleyebileceği gibi, canlı aktörlerle karton karakterlerin bir araya geldiği sahneleri yaratmak bir animatörün karşısına çıkabilecek en zor görevlerinden biridir. Örneğin Miki Farenin dans sahnesini düşünün: Bu sahne ilk bakışta aklınıza gelebileceğinin aksine bir Disney animatör ekibi tarafından değil, eski Disney animatörü Heidi Turnipseed tarafından, Kaliforniya Ojai'deki evinin huzurlu ortamında bir AMIGA bilgisayarı kullanılarak yaratıldı. Yönetmen Sam Cornell, Heidi Disney televizyon stüdyolarına Mikinin dansının video üzerinde tamamlanmış bir çizimi ile geldiğinde çok hoşnut kalmıştı, Disney'de bu tür çizimler yönetiminin hareketleri onaylaması için hareketleri durdurabilir video kontrol aracında incelenmek üzere yapılır. Heidi'nin tamamlanmış bir video kalem testiyle çıkıp gelmesi yetmiyormuş gibi, sesin tam bir senkronizasyon içinde çıkması da ayrı bir sürpriz kaynağı oldu. Heidi yönetmenin bu senkronizasyonu nasıl sağladığını öğrenmek istediğini, ama ona bilgisayar, sayısallaştırıcı ve yazılımlardan söz etmeye başladığında kendisine Mars'tan gelme biriymiş gibi bakmaya başladığını söylüyor. Heidi Turnipseed önceden çeşitli Disney klasiklerinde görev almış. Bunlar arasında Robin Hood, The Rescuers gibi filmler yer alıyor. Ama Heidi animasyon tarihindeki ününü tüm zamanların en çok gişe yapan
BEN & JEAN MEANS çizgi filmi olan Don Bluth prodüksiyonu “Secret of NIMH” filmi, ünlü video arcade oyunu “Dragon's Lair'in” çizimleri ve efsanevi Spielberg prodüksiyonu “An American Tail” filmleriyle yapmış. Bugün Disney animatörü ünvanını kazanmış elliden az animatörden biri Turnipseed. AMIGA'yı keşfetmeden önceki tüm kariyeri animasyon stüdyolarında geçmiş. Don Bluth Prodüksiyonları 1986 yılında İrlanda'ya taşındıktan sonra Heidi geride kaldı ve sonunda artık bir prodüksiyon stüdyosuna ihtiyacı olmadığını keşfetti. Şimdi Kaliforniya'daki evinde kağıdı, kalemi ve AMIGA'sı ile çalışıyor. Üç yıl önce bilgisayarlar hakkında hiçbir şey bilmezken şimdi her işini bir AMIGA 2000 ile yapıyor.
WALT DISNEY VE GELENEKSEL KLASİK ANİMASYON
Miki Fare geçen yıl 60 yaşına bastı ve diğer Hollywood yıldızları gibi bir yıldız olma özelliğini hâlâ koruyor. Bir Disney filmini oluşturmak için neredeyse bir animatörler ordusu gerekiyor. Disney animatörü karakteri tanımlayan kaba çizimlerle yaratıyor. Filmde saniyede en azından on iki çizim gerekirken, animatör saniyede iki çizim yapıyor. Stüdyo onun bıraktığı yerleri tamamlamak ve rötuşları yapmak için yardımcılar kullanıyor. Disney stüdyolarında animatör olmadan önce bu ara aşamalardan geçmek ve son olarak da animatör asistanlığı yapmak gerekiyor. Animatör asistanı bir süre animatörün çıraklığını yaparak işin inceliklerini öğreniyor. Heidi evinde AMIGA olmaksızın klasik Disney usulü animasyon yapmasının olanaksız olduğunu söylüyor. “Gereken araç ve gereçleri alamazdım, ayrıca animasyon süreci çok zaman alıyor.” İlk önce animatör ana hatları çizerek karakterin hareketlerinin uzandığı sınırları belirtiyor. Daha sonra videodan hareketin bir kutbundan diğerine gidip geldiği bir poz testi yapılıyor, eğer bu kalem testi yönetici tarafından iyi bulunursa, yardımcı sanatçılar animatörün çizimleri arasındaki kareleri tamamlayıp sonucu yeniden teste tabi tutarlar. Eğer beğenilirse, bir asistan animatör son rötuşları yapar. “Sonra laboratuarda çizimler asetat üzerine aktarılır. Bunlar kontrol edildikten ve düzeltildikten sonra boyama departmanına yollanarak ressamlar tarafından elle özenle boyanır. Kamera departmanı elle boyanmış asetatları manzara ressamları tarafından boyanmış arka planlarına oturtur ve sahneyi kare kare filme geçirir.” Klasik animasyon çok pahalıya mal olan zahmetli bir süreç. Heidi AMIGA olmaksızın bu işte bağımsız olarak çalışmasının kesinlikle olanak dışı olduğunu söylüyor. “100.000 dolarlık bir animasyon kamerasına ve gereken diğer araçlara sahip değilim” diyor. Ama bunların yerini birkaç bin dolara mal olan bir AMIGA 2000, bir sayısallaştırıcı, bir genlock ve 8 mm.'lik bir camcorder ile doldurabiliyor.
YENİ ÇIĞIR
Heidi sevinçle “AMIGA olduktan sonra bir stüdyo için çalışma zorunluluğum ortadan kalktı” diyor. Bu sayede kariyerim boyunca ilk defa çalışmamı tüm süreçleri boyunca izleyebildim. Kariyerimin ilk on beş yılı boyunca çizimlerimi bitirir bitirmez elimden alınıyor ve film tamamlanana kadar bu sahneleri bir daha yeniden göremiyordum. Şimdi kendi arka planlarımı kendim boyuyorum, kendi animasyonlarımı renklendiriyorum; şimdi süreç üzerinde tamamıyla kontrole sahibim. Bu da bir yaratıcı olarak beni kamçılıyor.”
EV STÜDYOSU
Heidi animasyonlarına hâlâ en iyi
Disney animatörlerinin “Fantasia”, “Cinderella” gibi filmleri yaratırken kullandığı klasik teknikleri kullanarak başlıyor. Karakterin kaba bir çizimini kalemle yuvarlak bir tutucuya monte edilmiş ince ve parlak kağıtlara yapıyor. Bu tutucuya animasyon çevrelerinde “pegboard” ayar tahtası deniyor. Her kağıtta delikler var, bunların amacı her çizimin tahtaya oturtulduğu zaman diğerlerine uymasının sağlanması. Kağıt animasyon masasında camın üzerinde duruyor ve floresan ışıklarla alttan aydınlatılarak birkaç tabaka kağıt üst üsteyken görülebilmesi sağlanıyor. Bu klasik yoldan, çizim yapmadığı eliyle birkaç kağıdı üst üste getirip hızla çevirerek hareketi kontrol ediyor. Ama bu noktadan sonra geleneksel animasyon yöntemlerini bırakıp AMIGA'sı ile yeni animasyon olanaklarına doğru ilerliyor. Ondan sonra pegboard diski üç 75 wattlık ve bir 100 wattlık yumuşak beyaz ışık veren lambanın aydınlatma-
yı sağladığı bir RCA TC2512 kameranın altında özel bir muhafazaya yerleştiriliyor. Heidi daha sonra çizimlerini kare kare Amiga'ya aktarıyor. Bunu NewTek'in Digi-View'unu kullanarak yapıyor. Heidi bu değişik düzenlemeyi epey denemeden sonra gerçekleştirmiş. “İlk başlarda bir süre düzeltme yapmam gerekiyordu. Açılıp kapanabilir otomatik kontrollü bir kameraya ihtiyacım olduğunu keşfettim, böylelikle gri gölgeler değil, net bir siyah çizgi aradığım zaman onu kapatabilecektim. Ayrıca Digi-View 3.0'daki yeni kenar saptama rutini de yararlı oluyor.” Şimdi Amiga tüm parıltılı 4096 renginin ihtişamıyla görünüyor. Fotokopi ve asetat kontrolü için duyulan gereği tamamıyla ortadan kaldırıyor. Heidi heyecanla “Çizim bir kere Amiga'ya sayısallaştırılarak aktarıldıktan sonra kayması söz konusu bile olamaz. Boyanmaya hazır artık” diyor. “Geleneksel animasyonda asetatın altına çizimleri yaptığınızda hiçbiri yerine denk gelmezdi. Amiga her şeyi aynı kamera ile çektiği için bir çizimi haftalar sonra çekebilir ve yerli yerinde bulabilirim. Animasyonumu bir kere bilgisayara yükledikten sonra iş tamam demektir. Onu boyarken kesinlikle kıpırdamaz, mükemmel bir şey bu!” Ama Amiga'nın animatörleri büyük stüdyolardan kurtaran asıl özelliği kalem testini yapabiliyor olması. Kalem testi animasyonun görsel illüzyonunu hâlâ çizim halindeyken sınama olanağını veren büyülü formülün adı. Geleneksel bir testte, 8000 dolarlık bir video kontrol aygıtı kullanılarak çizimler videoya kare kare aktarılır, böylece yönetmen aksiyon ve zamanlamayı kontrol edebilir. “Video kontrolü sekans sekans süren ve çok karmaşık bir süreç” diyor Heidi. “Eğer 80 karelik bir sekansın ortasındaki iki çizimin yerini değiştirmek istersem tüm 80 kareyi yeniden çekmem gerekirdi. Ama Amiga'nın sayesinde sıra dosyasını çağırıp kareleri istediğim gibi yeniden düzenleyebilirim.” Heidi tüm çizimlerini Amiga'ya aktardıktan sonra, asıl eğlence başlıyor. Tüm çizimleri MicroIllusions şirketinin Photon Video: Cel Animator programına sırayla yükleyerek onların gösterilmesini istediği hızı seçiyor ve bilgisayar monitöründe istediği gibi kalem testini yapabiliyor. “Bilgisayarda her resmi sayısallaştırmak otuz saniye sürdüğü için biraz daha fazla zaman alıyormuş gibi görünebilir. Ama Amiga'ya yüklendikten sonra birçok işlemi daha kolay yapabiliyorsunuz. Örneğin bir keresinde dörtnala giden bir at animasyonu yapmıştım. Eski sistemde bunu bir Lyons/Lamb video sisteminde çekip sonucu bir videoda izlerdim. Ama o zaman birinci ve onuncu kareler arasını tekrar tekrar beş kere çekerek (yani toplam elli kare) göstermem gerekecekti. Bunlarla atın dört nalını beş kere izledikten sonra yeniden başa dönmek gerekiyordu. Ama Amiga'da Cel Animator ile bu kareleri bir kere belleğe aktardıktan sonra istediğim kadar tekrarlayabilirim. “Bu insana müthiş kolaylıklar sağlıyor. İnsanı hem büyük bir stüdyoya bağlı olmaktan, hem de masraftan kurtarıyor. Amiga'nın evde kalem testi yapma olanağı sağladığını animatörler henüz bilmiyorlar bile.” Amiga'nın sağladığı kolaylıklar saymakla bitmiyor. Heidi bu konuda şunları söylüyor. “Dört nala kalkmış atın orijinal kalem testinde, önce atı çizdim, sonra da sürücüyü hiç kostüm olmaksızın ekledim. Üçüncü aşamada da Viking kostümünü ekledim. “Her versiyonu ayrı ayrı save ettiği için, ata binen Viking'in yerine bir başkasını oturtması ya da Viking savaşçısını at değil de bir ejderhanın sırtına bindirmesi çok daha kolay oluyor. Bu konuda daha bir sürü çeşitleme yapmak da mümkün. RENK?
Heidi karakterinin hareketlerini testten geçirip hoşnut kaldıktan sonra, geriye onu renklendirip manzarayı eklemek kalıyor. Sayısallaştırılmış çizimleri renklendirmek için, geleneksel animasyon tekniklerinde olduğu gibi yeniden yapması gerekmiyor. Heidi animasyon yeteneklerinin, boyama yeteneklerine göre daha gelişmiş olduğunu kabul ediyor, ama Photon Paint ve DeluxePaint II gibi araçlarla bu işi yapması çok daha kolaylaşmış. Üstelik boya alması ya da fırça temizlemesi hiç gerekmeden. Heidi bu konuda da yeni bir düzenleme yaratmış. Mouse yerine daha hassas olan trackball kullanıyor. Onun avantajlarını şöyle anlatıyor: “Bir şey çizmek için elinizi tüm masa boyunca hareket ettirmeniz gerekmiyor. Parmak uçlarınızı hareket ettirmeniz yeterli olabiliyor.” Heidi klasik animasyonun tüm bu ara aşamalarını atlattıktan sonra geriye bir tek ilk başta kâğıt üzerine yapılan çizim kalıyor. Heidi kâğıt ve kalemi de Reichardt von Wolfshield'ın yeni programı “Onion”'u kullanarak çizimlerini de direkt olarak Amiga'ya yapmak suretiyle aradan çıkarabiliyor. Animasyonu doğrudan Amiga'ya çizmek iki yetenek gerektiriyor. Aynı anda birkaç kareyi birden görebilmek ve resimleri birbiri arkasından hareket ettirerek aksiyonun algılanmasını sağlamak. Onion programı animasyon masasının fonksiyonlarını üstlenerek direkt bilgisayara çizebilmesini sağlıyor.
SES SENKRONİZASYONU
MİKİ hareket ettiği ve konuştuğu zaman onu canlı bir karakter olarak görüyoruz, ama ayak sesleri ayağını yere indirmeden duyulsa ya da ağzı biz onun konuştuğunu duymadan önce kapansa onun canlılığı illüzyonu tamamıyla bozulurdu. Karakterin hareketlerinin çıkan seslerle senkronize olması animasyonun başarısı açısından hayatidir. Geleneksel animasyonda, yönetmen bir sahnenin nasıl zamanlanmasını istediğine karar verdikten sonra, seslendirme sanatçılarına ve ses efektlerini yapanlara devreder ve soundtrack bu şekilde oluşturulurdu, ondan sonra soundtrack düşük hızda dinlenir ve animatöre yollanırdı. Animatöre düşen görev hareketin daha önceden kaydedilmiş olan seslerle uyumlu olmasını sağlamaktı. Heidi bu işleri de Amiga'sı yardımıyla halledebiliyor. Önce sesleri PerfectSound programı yardımıyla sayısallaştırarak Amiga'ya aktarıyor. Sonra IFF ses dosyasını Cel Animator'e yükleyerek yeniden çalabiliyor. Böylece Amiga sayesinde önce animasyonun yapıldığı sonra da seslerin onlara uydurulmaya çalışıldığı klasik animasyon yönteminden de kurtulunmuş olunuyor. SON ÜRÜN
Her hareket gerçekçi görünüyor ve renkler göze hoş geliyorsa, animasyonu videoya aktarmanın zamanı gelmiş demektir. Heidi Amiga'sı ile 8 mm'lik camcorder'ına gerçek zamanda kayıt yapabilmektedir.
Amiga 2000'i 9 megabaytlık bir bellekle güçlendirilmiş olduğundan, 96 kareyi 320 x 400 çözünürlükte ve 4096 tam renklik HAM modunda saniyede on karelik bir tempoda gösterebilmektedir. Bu da 10 saniyelik bir animasyona tekabül eder. Heidi, “Tüm bağımsız sahneler on saniyeden daha fazla sürmez, bu nedenle istediğim her şeyin animasyonunu yapmam mümkün” diyor. 8 mm format kullanıyorum, çünkü renkler örneğin VHS'ye göre daha parlak oluyor.” 8 mm kameranın ürünlerini ilk kez Jim Sachs bana Denizler Altında 20.000 Fersah filminden bazı sahneler gösterirken izleme fırsatı buldum. Onu bir Amiga monitörüne bağlamıştı ve bu kadar animasyon ve sesin bellekten nasıl çıktığını bir türlü anlayamamıştım. Sonra Jim bana 8 mm'lik kamerasını gösterdi ve ben de koşup hemen bir tane aldım.
ŞANSLI BİR KARİYER VE AMİGA'NIN BİRLİĞİ
Heidi Turnipseed animasyon dünyasına neredeyse çocukluğunda girmiş. Disneyland ziyaretleri ve Bambi gibi o zamanın ünlü animasyon klasikleri çocukluğunun en unutulmaz deneyimleri arasında yer almış. Lisedeyken öğretmenlerinin karikatürlerini çizip fotokopilerini diğer öğrencilere satıyormuş. Disney eskiden beri kapılarını genç animatör adaylarına kapalı tutmaktaydı. Ama 1971 yılına kadar o zamana kadar Disney'in bütün yükünü çekmiş olan dokuz usta yaşlanmaya başlamıştı ve Disney yeni animatör nesli için bir eğitim programına başladı. 1972 yılında portfolyosuyla Disney'in kapısına dayanan Heidi animatör çıraklığına başladı. “Frank Thomas ve Ollie Johnson gibi animatörlerle çalıştım. Çoğu 60 yaşlarındaydı ve 70 yaşına gelene kadar çalışmayı sürdürdüler. Amaç bu tecrübeli animatörlerin yeni bir ekip yetiştirmesiydi.”
Çocukluğunda adlarını çizgi filmlerin jeneriklerinde okuduğu insanlarla çalışmak ona büyük bir heyecan vermekle birlikte stüdyo ortamı çok stresliydi. Önceden saptanan tarihte işleri tamamlayabilmek için bazen günde on on beş saat kadar çalışmak gerekebiliyordu. Heidi özellikle stüdyoda çalışırken ikide bir birilerinin gelip konsantrasyonunu bozmasından şikayetçiydi. Heidi'nin yazgısı Disney animatörlerinin en ünlülerinden biri olan Don Bluth'un yanında çalışmaya başlamasıyla değişti. Onun yanında çalışarak asistanlığına kadar yükseldi. En sonunda 1978 yılında Don Bluth'un yönettiği bir filmde animatör payesine ulaştı. Heidi kendi ustası olan Bluth'un karizmatik kişiliğini şöyle tanımlıyor. “Hayatta tanıdığım yalnızlığına en düşkün insanlardan birisi idi ama profesyonelce ilişkiler geliştirebiliyor ve insanlara en iyilerini yapmalarını sağlayacak ilham ve gücü verebiliyordu.” Bluth tüm animasyon dünyasında çalkalanan bir kararla, 1979 yılında Disney'den ayrıldı ve kendi prodüksiyon firmasını kurdu. Heidi ve 14 başka animatör onu izlediler. İlk başta Bluth ve ekibi evinin garajında “Banjo the Woodpile Cat” adlı yeraltı klasiğini ürettiler. Bundan gelen kârla bir stüdyo kiralanarak ünlü başyapıt “Secret of NIMH” filmine giriştiler. Bu film Ulusal Akıl Sağlığı Enstitüsü laboratuvarlarında kendilerine çeşitli ilaçların aşılanmasıyla üstün zekâlı olan bir fare türünü konu alıyordu. 86 dakikalık bu film milyonlarca insanın yüreğini hoplattı. Artık Steven Spielberg'in Don Bluth'un kapısını çalmasının zamanı gelmişti. Tam Heidi Spielberg prodüksiyonu “An American Tail” üzerinde çalışırken, Bluth İrlanda'dan çok cazip bir teklif aldı. Heidi'yi çok zor bir karar bekliyordu. Kalmaya karar verdi ve bir stüdyodan bağımsız olarak neler yapabileceğini düşünmeye başladı. Bir rastlantı eseri gördüğü bir ilan üzerine Amiga almaya karar verdi, ama işsiz bir animatör nasıl bilgisayar alabilecekti ki? Babası imdada yetişerek Amiga'yı ona doğum günü armağanı olarak aldı. Bundan sonra Heidi'nin engellenemez yükselişi başladı. Çeşitli çalışmalarını gören Disney stüdyoları ayrıldığından dokuz yıl sonra Heidi'yi yeniden göreve çağırdılar. Üstelik artık stüdyoda değil, evinin huzurlu ortamında çalışabilecekti. Amiga'sı sayesinde aynı zamanda eskisine göre çok daha verimli bir tempoda çalışması da mümkün oluyordu. Bir aylık sürede 15 m. kadar animasyon üretti. Oysa Disney stüdyolarında en usta animatörlerin bile aylık animasyon üretimi 12 m.'yi katiyen geçmiyordu. Böylece Heidi hem daha rahat bir ortamda çalışabilme hem de daha çok kazanç sağlama fırsatını buldu. Evde çalışmalarına tek engel, bazen çok fazla miyavlayarak konsantrasyonunu bozan ve kâğıtlarını karıştıran kedisi Punkin.
GELECEĞE DÖNÜŞ
1987 yılında ünlü Disney animatörü Frank Thomas, eğer animasyon süreçlerini hızlandırmak için birileri bilgisayar teknolojisini kullanacaksa, bunların Disney sanatçılarından başkası olamayacağını söyledi. “Sadece teknolojik donanımı olan bir sanatçı karakterlere kişilik kazandırmakta başarılı olamaz.” Disney ekibinden John Lasseter bilgisayar kullanarak yarattığı animasyon filmi “Tin Toy” ile bu yıl Oscar ödülünü kazanarak onun bu sözlerini haklı çıkardı. Disney gizli bir projede kullanılmak üzere şu sıralarda bir sürü Amiga satın almış bulunuyor. Heidi düşlerini bir Amiga yıldızı altında kurdu ve tümü gerçekleşmiş durumda. Dağların sakinliğinde istediği zaman yürüyüş yapabiliyor ya da atına binip gezebiliyor. Ama bir faks, bir Amiga ve modem ile iş dünyasına ulaşması birkaç saniyeden fazla zaman almıyor. Amiga ile Heidi'nin mutlu birlikteliği hiç sona ermeyecek gibi görünüyor.
barbi
Barbi
Ki 1 > DA z kl z