Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 63
Disney animatörlerinin “Fantasia”, “Cinderella” gibi filmleri yaratırken kullandığı klasik teknikleri kullanarak başlıyor. Karakterin kaba bir çizimini kalemle yuvarlak bir tutucuya monte edilmiş ince ve parlak kağıtlara yapıyor. Bu tutucuya animasyon çevrelerinde “pegboard” ayar tahtası deniyor. Her kağıtta delikler var, bunların amacı her çizimin tahtaya oturtulduğu zaman diğerlerine uymasının sağlanması. Kağıt animasyon masasında camın üzerinde duruyor ve floresan ışıklarla alttan aydınlatılarak birkaç tabaka kağıt üst üsteyken görülebilmesi sağlanıyor. Bu klasik yoldan, çizim yapmadığı eliyle birkaç kağıdı üst üste getirip hızla çevirerek hareketi kontrol ediyor. Ama bu noktadan sonra geleneksel animasyon yöntemlerini bırakıp AMIGA'sı ile yeni animasyon olanaklarına doğru ilerliyor. Ondan sonra pegboard diski üç 75 wattlık ve bir 100 wattlık yumuşak beyaz ışık veren lambanın aydınlatma-
yı sağladığı bir RCA TC2512 kameranın altında özel bir muhafazaya yerleştiriliyor. Heidi daha sonra çizimlerini kare kare Amiga'ya aktarıyor. Bunu NewTek'in Digi-View'unu kullanarak yapıyor. Heidi bu değişik düzenlemeyi epey denemeden sonra gerçekleştirmiş. “İlk başlarda bir sürü düzeltme yapmam gerekiyordu. Açılıp kapanabilir otomatik kontrollü bir kameraya ihtiyacım olduğunu keşfettim, böylelikle gri gölgeler değil, net bir siyah çizgi aradığım zaman onu kapatabilecektim. Ayrıca Digi-View 3.0'daki yeni kenar saptama rutini de yararlı oluyor.” Şimdi Amiga tüm parıltılı 4096 renginin ihtişamıyla görünüyor. Fotokopi ve asetat kontrolü için duyulan gereği tamamıyla ortadan kaldırıyor. Heidi heyecanla “Çizim bir kere Amiga'ya sayısallaştırılarak aktarıldıktan sonra kayması söz konusu bile olamaz. Boyanmaya hazır artık” diyor. “Geleneksel animasyonda asetatın altına çizimleri yaptığınızda hiçbiri yerine denk gelmezdi. Amiga her şeyi aynı kamera ile çektiği için bir çizimi haftalar sonra çekebilir ve yerli yerinde bulabilirim. Animasyonumu bir kere bilgisayara yükledikten sonra iş tamam demektir. Onu boyarken kesinlikle kıpırdamaz, mükemmel bir şey bu!” Ama Amiga'nın animatörleri büyük stüdyolardan kurtaran asıl özelliği kalem testini yapabiliyor olması. Kalem testi animasyonun görsel illüzyonunu hâlâ çizim halindeyken sınama olanağını veren büyülü formülün adı. Geleneksel bir testte, 8000 dolarlık bir video kontrol aygıtı kullanılarak çizimler videoya kare kare aktarılır, böylece yönetmen aksiyon ve zamanlamayı kontrol edebilir. “Video kontrolü sekans sekans süren ve çok karmaşık bir süreç” diyor Heidi. “Eğer 80 karelik bir sekansın ortasındaki iki çizimin yerini değiştirmek istersem tüm 80 kareyi yeniden çekmem gerekirdi. Ama Amiga'nın sayesinde sıra dosyasını çağırıp kareleri istediğim gibi yeniden düzenleyebilirim.” Heidi tüm çizimlerini Amiga'ya aktardıktan sonra, asıl eğlence başlıyor. Tüm çizimleri MicroIllusions şirketinin Photon Video: Cel Animator programına sırayla yükleyerek onların gösterilmesini istediği hızı seçiyor ve bilgisayar monitöründe istediği gibi kalem testini yapabiliyor. “Bilgisayarda her resmi sayısallaştırmak otuz saniye sürdüğü için biraz daha fazla zaman alıyormuş gibi görünebilir. Ama Amiga'ya yüklendikten sonra birçok işlemi daha kolay yapabiliyorsunuz. Örneğin bir keresinde dörtnala giden bir at animasyonu yapmıştım. Eski sistemde bunu bir Lyons/Lamb video sisteminde çekip sonucu bir videoda izlerdim. Ama o zaman birinci ve onuncu kareler arasını tekrar tekrar beş kere çekerek (yani toplam elli kare) göstermem gerekecekti. Bunlarla atın dört nalını beş kere izledikten sonra yeniden başa dönmek gerekiyordu. Ama Amiga'da Cel Animator ile bu kareleri bir kere belleğe aktardıktan sonra istediğim kadar tekrarlayabilirim. “Bu insana müthiş kolaylıklar sağlıyor. İnsanı hem büyük bir stüdyoya bağlı olmaktan, hem de masraftan kurtarıyor. Amiga'nın evde kalem testi yapma olanağı sağladığını animatörler henüz bilmiyorlar bile.” Amiga'nın sağladığı kolaylıklar saymakla bitmiyor. Heidi bu konuda şunları söylüyor. “Dört nala kalkmış atın orijinal kalem testinde, önce atı çizdim, sonra da sürücüyü hiç kostüm olmaksızın ekledim. Üçüncü aşamada da Viking kostümünü ekledim. “Her versiyonu ayrı ayrı save ettiği için, ata binen Viking'in yerine bir başkasını oturtması ya da Viking savaşçısını at değil de bir ejderhanın sırtına bindirmesi çok daha kolay oluyor. Bu konuda daha bir sürü çeşitleme yapmak da mümkün.
Heidi karakterinin hareketlerini testten geçirip hoşnut kaldıktan sonra, geriye onu renklendirip manzarayı eklemek kalıyor. Sayısallaştırılmış çizimleri renklendirmek için, geleneksel animasyon tekniklerinde olduğu gibi yeniden yapması gerekmiyor. Heidi animasyon yeteneklerinin, boyama yeteneklerine göre daha gelişmiş olduğunu kabul ediyor, ama Photon Paint ve DeluxePaint II gibi araçlarla bu işi yapması çok daha kolaylaşmış. Üstelik boya alması ya da fırça temizlemesi hiç gerekmeden. Heidi bu konuda da yeni bir düzenleme yaratmış. Mouse yerine daha hassas olan trackball kullanıyor. Onun avantajlarını şöyle anlatıyor: “Bir şey çizmek için elinizi tüm masa boyunca hareket ettirmeniz gerekmiyor. Parmak uçlarınızı hareket ettirmeniz yeterli olabiliyor.” Heidi klasik animasyonun tüm bu ara aşamalarını atlattıktan sonra geriye bir tek ilk başta kâğıt üzerine yapılan çizim kalıyor. Heidi kâğıt ve kalemi de Reichardt von Wolfshield'ın yeni programı “Onion”'u kullanarak çizimlerini de direkt olarak Amiga'ya yapmak suretiyle aradan çıkarabiliyor. Animasyonu doğrudan Amiga'ya çizmek iki yetenek gerektiriyor. Aynı anda birkaç kareyi birden görebilmek ve resimleri birbiri arkasından hareket ettirerek aksiyonun algılanmasını sağlamak. Onion programı animasyon masasının fonksiyonlarını üstlenerek direkt bilgisayara çizebilmesini sağlıyor.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 62
WALT DISNEY VE GELENEKSEL KLASİK ANİMASYON
Miki Fare geçen yıl 60 yaşına bastı ve diğer Hollywood yıldızları gibi bir yıldız olma özelliğini hâlâ koruyor. Bir Disney filmini oluşturmak için neredeyse bir animatörler ordusu gerekiyor. Disney animatörü karakteri tanımlayan kaba çizimlerle yaratıyor. Filmde saniyede en azından on iki çizim gerekirken, animatör saniyede iki çizim yapıyor. Stüdyo onun bıraktığı yerleri tamamlamak ve rötuşları yapmak için yardımcılar kullanıyor. Disney stüdyolarında animatör olmadan önce bu ara aşamalardan geçmek ve son olarak da animatör asistanlığı yapmak gerekiyor. Animatör asistanı bir süre animatörün çıraklığını yaparak işin inceliklerini öğreniyor. Heidi evinde AMIGA olmaksızın klasik Disney usulü animasyon yapmasının olanaksız olduğunu söylüyor. “Gereken araç ve gereçleri alamazdım, ayrıca animasyon süreci çok zaman alıyor.” İlk önce animatör ana hatları çizerek karakterin hareketlerinin uzandığı sınırları belirtiyor. Daha sonra videodan hareketin bir kutbundan diğerine gidip geldiği bir poz testi yapılıyor, eğer bu kalem testi yönetici tarafından iyi bulunursa, yardımcı sanatçılar animatörün çizimleri arasındaki kareleri tamamlayıp sonucu yeniden teste tabi tutarlar. Eğer beğenilirse, bir asistan animatör son rötuşları yapar. “Sonra laboratuarda çizimler asetat üzerine aktarılır. Bunlar kontrol edildikten ve düzeltildikten sonra boyama departmanına yollanarak ressamlar tarafından elle özenle boyanır. Kamera departmanı elle boyanmış asetatları manzara ressamları tarafından boyanmış arka planlarına oturtur ve sahneyi kare kare filme geçirir.” Klasik animasyon çok pahalıya mal olan zahmetli bir süreç. Heidi AMIGA olmaksızın bu işte bağımsız olarak çalışmasının kesinlikle olanak dışı olduğunu söylüyor. “100.000 dolarlık bir animasyon kamerasına ve gereken diğer araçlara sahip değilim” diyor. Ama bunların yerini birkaç bin dolara mal olan bir AMIGA 2000, bir sayısallaştırıcı, bir genlock ve 8 mm.'lik bir camcorder ile doldurabiliyor.
YENİ ÇIĞIR
Heidi sevinçle “AMIGA olduktan sonra bir stüdyo için çalışma zorunluluğum ortadan kalktı” diyor. Bu sayede kariyerim boyunca ilk defa çalışmamı tüm süreçleri boyunca izleyebildim. Kariyerimin ilk on beş yılı boyunca çizimlerimi bitirir bitirmez elimden alınıyor ve film tamamlanana kadar bu sahneleri bir daha yeniden göremiyordum. Şimdi kendi arka planlarımı kendim boyuyorum, kendi animasyonlarımı renklendiriyorum; şimdi süreç üzerinde tamamıyla kontrole sahibim. Bu da bir yaratıcı olarak beni kamçılıyor.”
EV STÜDYOSU
Heidi animasyonlarına hâlâ en iyi