Commodore sayı 49, sayfa 65

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 65

Çocukluğunda adlarını çizgi filmlerin jeneriklerinde okuduğu insanlarla çalışmak ona büyük bir heyecan vermekle birlikte stüdyo ortamı çok stresliydi. Önceden saptanan tarihte işleri tamamlayabilmek için bazen günde on on beş saat kadar çalışmak gerekebiliyordu. Heidi özellikle stüdyoda çalışırken ikide bir birilerinin gelip konsantrasyonunu bozmasından şikayetçiydi. Heidi'nin yazgısı Disney animatörlerinin en ünlülerinden biri olan Don Bluth'un yanında çalışmaya başlamasıyla değişti. Onun yanında çalışarak asistanlığına kadar yükseldi. En sonunda 1978 yılında Don Bluth'un yönettiği bir filmde animatör payesine ulaştı. Heidi kendi ustası olan Bluth'un karizmatik kişiliğini şöyle tanımlıyor. “Hayatta tanıdığım yalnızlığına en düşkün insanlardan birisi idi ama profesyonelce ilişkiler geliştirebiliyor ve insanlara en iyilerini yapmalarını sağlayacak ilham ve gücü verebiliyordu.” Bluth tüm animasyon dünyasında çalkalanan bir kararla, 1979 yılında Disney'den ayrıldı ve kendi prodüksiyon firmasını kurdu. Heidi ve 14 başka animatör onu izlediler. İlk başta Bluth ve ekibi evinin garajında “Banjo the Woodpile Cat” adlı yeraltı klasiğini ürettiler. Bundan gelen kârla bir stüdyo kiralanarak ünlü başyapıt “Secret of NIMH” filmine giriştiler. Bu film Ulusal Akıl Sağlığı Enstitüsü laboratuvarlarında kendilerine çeşitli ilaçların aşılanmasıyla üstün zekâlı olan bir fare türünü konu alıyordu. 86 dakikalık bu film milyonlarca insanın yüreğini hoplattı. Artık Steven Spielberg'in Don Bluth'un kapısını çalmasının zamanı gelmişti. Tam Heidi Spielberg prodüksiyonu “An American Tail” üzerinde çalışırken, Bluth İrlanda'dan çok cazip bir teklif aldı. Heidi'yi çok zor bir karar bekliyordu. Kalmaya karar verdi ve bir stüdyodan bağımsız olarak neler yapabileceğini düşünmeye başladı. Bir rastlantı eseri gördüğü bir ilan üzerine Amiga almaya karar verdi, ama işsiz bir animatör nasıl bilgisayar alabilecekti ki? Babası imdada yetişerek Amiga'yı ona doğum günü armağanı olarak aldı. Bundan sonra Heidi'nin engellenemez yükselişi başladı. Çeşitli çalışmalarını gören Disney stüdyoları ayrıldığından dokuz yıl sonra Heidi'yi yeniden göreve çağırdılar. Üstelik artık stüdyoda değil, evinin huzurlu ortamında çalışabilecekti. Amiga'sı sayesinde aynı zamanda eskisine göre çok daha verimli bir tempoda çalışması da mümkün oluyordu. Bir aylık sürede 15 m. kadar animasyon üretti. Oysa Disney stüdyolarında en usta animatörlerin bile aylık animasyon üretimi 12 m.'yi katiyen geçmiyordu. Böylece Heidi hem daha rahat bir ortamda çalışabilme hem de daha çok kazanç sağlama fırsatını buldu. Evde çalışmalarına tek engel, bazen çok fazla miyavlayarak konsantrasyonunu bozan ve kâğıtlarını karıştıran kedisi Punkin.

GELECEĞE DÖNÜŞ

1987 yılında ünlü Disney animatörü Frank Thomas, eğer animasyon süreçlerini hızlandırmak için birileri bilgisayar teknolojisini kullanacaksa, bunların Disney sanatçılarından başkası olamayacağını söyledi. “Sadece teknolojik donanımı olan bir sanatçı karakterlere kişilik kazandırmakta başarılı olamaz.” Disney ekibinden John Lasseter bilgisayar kullanarak yarattığı animasyon filmi “Tin Toy” ile bu yıl Oscar ödülünü kazanarak onun bu sözlerini haklı çıkardı. Disney gizli bir projede kullanılmak üzere şu sıralarda bir sürü Amiga satın almış bulunuyor. Heidi düşlerini bir Amiga yıldızı altında kurdu ve tümü gerçekleşmiş durumda. Dağların sakinliğinde istediği zaman yürüyüş yapabiliyor ya da atına binip gezebiliyor. Ama bir faks, bir Amiga ve modem ile iş dünyasına ulaşması birkaç saniyeden fazla zaman almıyor. Amiga ile Heidi'nin mutlu birlikteliği hiç sona ermeyecek gibi görünüyor.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.