WALT DISNEY DİJİTAL HARİKALAR DÜNYASI

WALT'S HARI

dünyanın en büyüleyici eğlence parkı. Walt Disney (| 1955 yılında bu parkta çizgi film kahramanlarını hayata geçirmiş | ve onlara bir şehir hediye etmişti. Bu hayal dünyasına dalanlar, Miki V, ve Donald'la mutlu saatler geçiriyorlar. Fakat kimse Disneyland'ın * giderek dev bir bilgisayara dönüştüğünü görmüyor.

Grup rehberi olan robot coşkuyla, ““Oh, hep bunu yapmak diye bağırdığı sırada, eşlik etmekte "olduğu kırk yolcu çok farklı şeylerle ilgilenmekteydiler. Görünmez dev bir el tarafından sallandılar ve koltuklarına yapıştılar. Uzay gemisi ölüm yıldızı yönünde sağa doğru sert bir dönüş yaptığında, emniyet kemerleri karınlarını acıtacak kadar sıktı. Gezegenin pürüzlü yüzeyi büyük bir hızla yaklaştı. İmparatorluk kuvvetlerinin atışları sağda solda patlamaya başlayınca, gemi içindekileri rahatsız edecek şekilde titredi. Herhalde avci gemilerinden biri atışta isabet kaydetmişti. Ancak son sakikada rehber robot gemiye yeniden hakim oldu ve çok tehlikeli bir pike uçuşu sırasında gemiyi yapay bir kanyondan geçirmeyi başardı. Gergin bir biçimde ön monitörü izleyen yolculardan bastırmadıkları bir iç geçirme sesi yükseldi. Nihayet, özledikleri hedefe ulaşmışlardı: Ana reaktörün girişi. Kırk yolcu ve rehber robot maceralarının sonunda gemiyi terkederken, olanlara en fazla on metre uzaklıktaki bir bankta genç bir kadın oturuyor ve sıcak Kaliforniya güneşinin tadını çıkarıyordu. Onun ilgisi şaşırtıcı uzay yolculuklarından çok, karşısındaki yapay Matterhorn dağının tepesinde masmavi göğe yükselen Newswanstone Şatosu'na yönelmişti. Şatonun arkasında bir vahşi Batı kentinin olması, ön tarafta ultramodern bir manyetik trenin sessizce ilerlemesi, genç kadının huzurunu bozmuyordu. Ancak önünden insan büyüklüğünde bir Miki Maus geçtiğinde, bir reaksiyon gösterdi: Çantasından fotoğraf makinesini çıkardı. Zaten onlara şaşırmasını gerektirecek bir durum yoktu ortada. Orası Disneyland'dı. Bu harikalar ülkesinin demir kapılarından içeri girdiğinizde, gerçeklik, duvarların öbür yanında kalır. İnsan, Disneyland'da kapıların dışındakinden farklı kuralların geçerli olduğu fikrine çok çabuk alışır. Ziyaretçilerin gözlerinin önünde fantezinin ve modern masalların bir kompozisyonu yaşanır. Asıl büyüleyici olan ise işin ziyaretçilerin gözlerinden sakla-. nan kısmıdır. Bu harikayı mümkün kılan şey, en modern teknolojidir.

ALIŞILMAMIŞ: MAKARALAR ÜZERİNDE BİR GEMİ Göze çarpmayacak biçimde kullanılmış olan teknoloji, ziyaretçiyi her adımında izliyor. Örneğin yapay Matterhorn dağının içine yerleştirilmiş olan tehlikeler treninde bir bilgisayar, iki araba arasında bulunması gereken asgari mesafeyi garantilemek için, arabalardaki yolcuların ağırlıklarından yola çıkarak tam dolaşma süresini hesaplıyor. Çünkü tamamı erişkinlerle dolu bir araba, içinde tek bir çocuk bulunan bir

PiSNEY ALAR

arabadan daha hızlı hareket edecektir. Disneyland'ın ortasındaki yapay gölde çalışan 19. yüzyıl stilindeki çarklı gemi görünürde büyük çarkının yardımıyla hareket ediyor. Ama aslında güvenlik nedeniyle suyun içine döşenmiş raylar üzerinde ilerlemekte. Sürekli değişen kulislerde gezindiğinizde, palyaçolar, artistler ya da çizgi film kahramanlarıyla karşılaşıyorsunuz. Ziyaretçilerin mutlu olabilmesi için sayısız görevli büyük çaba gösteriyor. Daima cana yakın davranan bu görevlilerin aslına uygun giyinebilmeleri için, Disneyland'ın gardıroplarında yaklaşık 500 bin kostüm ve elbise bulunuyor. Ama bir kostüm taşıyan ve doğal bir canlı gibi hareket eden her şey aslında canlı olmayabiliyor. İlk bakışta bir kontrol tablosunun önünde çalışan bir insan ya da tehlikeli bir aslan gibi görünen bir şeyi biraz daha yakından incelediğimizde onun bir robot olduğunu fark edebiliyorsunuz.

Çev: Balaban TOLAN

Bunlar hemen tüm gösterilerde figüran olarak rol alıyorlar ve örneğin uzay gemisinde teknisyen, ruhlar treninde mezarcı ya da balta girmemiş ormanda yamyam olarak mükemmel şovlar sergiliyorlar. Her gün bu teknolojik harikalardan yaklaşık 1100 tanesi Disneyland'da görev yapıyor. Bu robotların herbiri, hassasiyet ve güvenilirlik bakımından bir harika. En zor koşullarda bile, örneğin suda bir su aygırı olarak, sorunsuz olarak çalışıyorlar. Çok sakin, dikkatli ve şaşılacak derecede gerçeğe uygun hareket ediyor olmalarına rağmen, tabit ki bu hareketleri kendi güdüleriyle yapmıyorlar. Bunların hepsi son derece dikkatli biçimde hazırlanmış bir programın gereklerini yerine getiriyorlar. Hem de saatbesaat, günbegün, aybeay. İçlerindeki teknolojik yapı çok hassas ve güvenlikli hareketler üretiyor. Bunu gerçekleştirebilmek için, kılı kırk yararak geliştirilmiş bir mekanizma kullanılıyor. Bu, şaşırtıcı bir yöntemle gerçekleşiyor. Robotları ses tonları yönetiyor. Sesin ton yüksekliğine göre bir eklem belirli bir hareketi yerine getiriyor. Disney teknisyenleri bu yöntemi ellili yıllarda geliştirmişler ve bugüne kadar da başarıyla uygulamışlar. Komut dizilerinin saklanması için robotlarda modorn teknolojiye göre oldukça harcıalem bir veri bir veri taşıyıcı kullanılıyor: Teyp kaseti. Bu sistemin kullanılması bazı sorunları beraberinde getiriyor. Teyp bantları sürekli çalışmaktan aşınıyor ve iyice bozulmadan değiştirilmeleri gerekiyor. Bir teknisyen, kendilerine verdikleri adla bir ““Disneyland'lı”', tüm bir gün boyunca robotların bantlarını kopyalamak ve değiştirmekle uğraşıyor. Aşınmamış bir çalışmayı garanti edebilmek için, bu işi mükemmel bir plan çerçevesinde yürütüyor. İllüzyonu bozmamak için dev bir uğraş bu.

HAYDİ ROBOTLAR, BANT DÖNÜYOR

Abartılı gibi görünen titizliği her yanda gözlemlemek mümkün. Çünkü tamir bölümünün yöneticisi Larry Langstrom'a göre Disneyland'daki bir teknisyen için en büyük ayıp, çalışmayan bir atraksiyonun varlığı. Onların verdikleri adla ““şov””, mükemmel olmalı. İnsanın farkedemediği teknoloji, bu büyüyü sağlıyor. Tüm figürler ve gereçler düzenli olarak bakıma alınıyor ve denetleniyor. Bu faaliyet, tüm ziyaretçilerin Disneyland'ı terketmiş oldukları saatlerde, geceleri sürdürülüyor. Bu mükemmeliği sağlamak için olağandışı olarak tanımlanabilecek bazı yollara da başvuruluyor. Örneğin bir ışık dizisinde yanmayan bir ampul bulunmaması gerektiğinden, tamir grupları 100 000'den fazla ampulun herbirini, yanmakta olsalar bile, teorik ömürlerinin yüzde seksenine eriştiklerinde değiştiriyorlar. Fazla tedbir göz çıkartmaz.

Söyleşi: Teknoloji, Mükemmellik

e Bakım hizmetleri bölümünün görevleri nelerdir? Langstrom: Biz her şeyin mükemmel çalışmasından sorumluyuz. Tesisleri her gece denetleriz ve gündüzleri de ortaya çıkan herhangi bir aksaklığı düzeltiriz. Dolayısıyla temel görevimiz tüm tesisleri denetlemek ve doğacak tamir olaylarının önceden en aza indirmek.

e Disneyland'ın en iddialı bölümü hangisi?

dialı bölüm, muhakkak ki Star Tours. Duvarların ardında, kabinlerin zor hareketlerini sağlayan en modern makineler var. Tüm bu makinelerin bakımlarının çok dikkatli yapılması gerekiyor. Çünkü örneğin hidrolik sistemde meydana gelen bir arıza, büyük bir faciaya yol açabilir. Özel bir uyarı sistemi sayesinde bu olasılık minimum düzeye indirilmiş durumda. Senkronizasyonun mutlak mükemmelliğini gerektirdiğinden, Capt'n Eo da oldukça kompleks bir gösteri. Bu gösteride lazer aleti ve projektörler çok özel bakım istiyor. Salt mekanik olan kısımlar ise pek o kadar karmaşık değil.

e En büyük korkunuz nedir? Longstrom: Genel bir cereyan kesilmesi. Tüm makineler, figürler ve tesisler elektrikle çalıştığından, genel bir cereyan kesilmesi bizim

Langstrom: Teknik olarak en id-

MAKİNE OLARAK İNSAN

Bu kadar çok figürün bulunduğu bir yerde kaçınılmaz olarak ortaya çıkabilecek bir arıza olduğunda, tamirat büyük bir hızla ve olabildiğince sessiz bir biçimde yapılıyor. Larry Langstrom gülümseyerek bir anısını naklediyor: “Bir defasında uzay istasyonunun kumando merkezindeki bir robot bozulmuştu. Bir sürü ziyaretçi o sırada içeride dolaşıyorlardı ve biz binayı kapatamıyorduk. Fakat her defasında gruplar toplu olarak gezdirildiğinden, robotu tamir edebil- | mek için kullanabileceğimiz beş -daaçımızdan bir afet anlamına gelir.

e Böyle bir olay hiç başınıza gelde mi? Langstrom: Evet,bir kez, Yaklaşık iki yıl önce. Çok fırtınalı bir gündü. Anaheim'daki santral devre dışı kalıverdi. (Disneyland, Los Angeles'te Anaheim kentinin yakınında kuruludur.) Allah'tan o gün parkta çok az kişi vardı ve arıza da geç bir saatte, akşamüstü saat beş civarında oldu. Lambalar birdenbire sönüverince, büyük bir sorunla karşı karşıya kaldık. Böyle bir durum için önceden hazırlanmış acil durum planlarımız ve herşiyin disiplinli bir şekilde yürümesini sağlamakla görevli bir güvenlik sistemimiz vardı. Bunlara rağmen ziyaretçilerin tümü parkın dışına çıkarabilmemiz üç saatten fazla sürdü. Sevindirici olan tek nokta, kimsenin burnunun bile kanamaması oldu.

e Bu kadar yüksek bir enerji tüketiminiz olmasına rağmen neden kendi santralınıza sahip değilsiniz? Langstrom: Bugüne kadar durumun böyle olması bizim açımızdan daha ekonomikti. Fakat son zamanlarda parkın çöp. imha tesisinden, en azından kullandığımız enerjinin bir kısmının üretilmesi konusunda yararlanmayı düşünmekteyiz. Bu parkta her gün, kısmen yakabildiğimiz 30 ton çöp toplanıyor.

kikalık aralar oluyordu. Ziyaretçiler geldiğinde ya saklanıyor ya da robot numarası yapıyorduk”'. Disneyland'daki yüzden fazla teknisyenden herhangi birini gözlediğinizde, içiniz rahatlıyor. Çünkü hem hatalar çok az oluyor hem de normal bir tamirat için üç kişilik bir ekip en fazla 30 dakika harcıyor. Görünürde herşey mükemmel çalışıyor olmasına rağmen, sürekli yeniden imal ediliyor ve hassaslaştırılıyor. Park ilk açıldığında yalnızca 18 farklı gösteri noktası vardı. Bugün ise parkta 60 farklı bina, şov ve tesis bulunuyor. Varolanlara yeni atraksiyonlar ekleyebilmek için ın kendi içinde bir geliştirme bölümü de var. Walt Disney bu bölümü, Disneyland rüyasını teknik uzmanlar yardımıyla gerçekleştirebilmek için, 1952 yılında kurdu. O zaman bu bölüme “WED Enterprises” adını verdi. WED, Walt Disney adıyla tarihte sağlam bir yer edinmiş olan bu adamın tam adı olan Walter Elias Disney'in başharfleriydi. Bugün geliştirme bölümünde aralarında sanatçılar, dizayncılar, teknisyenler, mimarlar, rejisörler ve bilgisayarcılar bulunan 500'den fazla uzman görev yapıyor. Mühendisler bütün gün yeni figürler, robotlar ve gerçekler üretebilmek için kafa patlatıyorlar. ““Walt Disney İmagineering'' için en önemli iki parola, “mükemmellik ve kalite”. Bu ad, İngilizce “imagination”” (fantezi) ve “engineering'” (mühendislik) sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşmuş. Bu birimdeki görevliler hayal makineleri yapıyorlar. Bu makineler öylesine mükemmel ki, canlandırdıkları hikâyelerle insanları büyülüyorlar. Geliştirme bölümünde çalışanların tek görevi yeni robotlar imal etmek değil. Varolanları mükemmelleştirmekle de uğraşıyorlar. Çok fazla teyp bandının harcanıyor olması ve bunların sürekli değiştirilme zorunluluğunun yarattığı sorunlar, uzmanları yeni çözümler aramaya itmiş. Bulunan ilk çözüm, tüm robotların tek bir merkezden yönetilmesiymiş. Tüm robotlar ve makineler bu merkezle bir telefon hattıyla bağlantı içinde olacaklarmış. Bu plandan 1970 yılında vazgeçilmiş, çünkü böylesine dev bir merkezin arızalanma olasılığı oldukça yüksekmiş. Şimdi tüm park yine “tek bir merkezden denetleniyor, ama her robotun yönetimi doğrudan kendi içinde. Parkın denetlenmesi bilgisayar ve dev bir haberleşme ağı yardımıyla sağlanıyor.

BİLGİSAYARLAR ÇOK DİKKATLİ

Hataları asgariye indirmek için, tüm denetim bilgisayarları karşılıklı olarak birbirlerini de denetliyorlar. “Bu kadar çok verinin yanında, bazen hatalı bir uyarı çıkabiliyor. Böyle bir durumda sistem, örneğin bir arabanın belirli bir noktasında durduğunu zannedebiliyor. Diğer bir bilgisayar durumu kendi bilgileriyle farklı bir sonuca vararak uyarıda bulunuyor”. Disney teknisyenleri bu hataları ve bilgisayarlar arasındaki uyumsuzluğu çözüyorlar. Eğer bu sistem olmasaydı, tüm önemli olayları denetlemek olanaksızdı. Kullanılan bilgisayarlar Disneyland'da geliştirilmişler, Disneyland'ın mühendisleri güvenlik sistemini kendileri planlamış ve kurmuşlar. Bu sistemde ana rollerden birini, 64 Bit genişlikte bir STD veri taşıtına dayalı, iç haberleşme sistemi oynuyor. Yani tüm bilgisayarlar 64 Bitlik bilgiyi aynı anda alıp işleyebiliyorlar. Larry Langstrom büyük bir alçakgönüllülükle “canım, bütün bunlar herkesin sandığı kadar da karmaşık değil” diyor. Disneyland'ın teknik büyücüleri tüm deneyimlerine rağmen bazen bir çıkmazla da karşılaşabiliyorlar. Teyp bandı harcamalarını önlemek için önerilen bir başka çare de, Compact Disk (CD) kullanılması olmuş. Bu fikir başlangıçta pek parlak gibi görünüyormuş. Çünkü bu küçük disklere çalışma sırası geldiği gibi bir kaydı yapmayı bir lazer ışını yapıyor. Birkaç deneyden sonra aşılmayan sorunlarla karşılaşılmış. Bu yöntemde ses taşıyıcısı olan diskin değil, ama onu çalan CD-Player'in aşındığı görülmüş. Haftanın yedi günü 12'şer saatlik sürekli çalışan bu makinelerin CP'nin de bu ağır yükü olumsuz etkilediği görülmüş. CD çağı pahalı bir iş, birçok detay bilgileriyle işletme Disneyland biri teknisyenleri bir bil- Or ve ses eski fişine eski teknolojiyle korumak gerekçeleri dayanıksız söylenemez. Bu KO sayısı en son detayına kadar akıcı hareketleri yapmalarına yetiyor.

PARİS'TE DİSNEYLAND

Robotların gelişme çizgisi içinde sayısal ses saklanması erişilmiş son nokta değil. Şimdiye kadar yaratılmış figürlerin hareketleri oldukça sert. Teknisyenler bunların ziyaretçilere daha esnek davranmalarını sağlayacak bir interaktif sistemin hayalini kuruyorlar. Ama henüz bu robotlar ne Disneyland'da, ne Florida'daki Disney World'e, ne de Tokyo'daki üçüncü Disneyland'da geliştirilmiş değil. Ama belki 1992 yılında Paris'in doğusunda açılacak olan dördüncü parkta bu robotları görmek mümkün olacak. Bu yeni Disneyland, bir anlamda birçok bakımdan abartmalar-. dan oluşan bir proje. Örneğin dev bir alanı kaplıyor. Bu alan Paris'in yaklaşık beşte biri kadar. Ayrıca içeride olacaklar için de çoğu şimdilik gizli tütulan büyüleyici planların yapıldırçek. Şimdiye kadar öğreniarasında, Külkedisi'nin sailinen atraksiyonların yanı vrupa'dan İmagineering anlandırılacak masallar lar mühendislerin en çok tıkları konu, son derece olan teknoloji değil, parkangi dilin kullanılması gerektiği. Fransa'da olmasına rağmen, isney-Company yöneticileri e'den, Almanya'dan, İspanve İtalya'dan bir sürü insanın parkı gezmeye geleceğini hesaplıyorlar. Bu insanların kendi dillerinde yazılmış metinler ve tabelalar görmek istemeleri doğal. Belki Disney uzmanları bu konuda da robotlardaki gibi şaşırtıcı bir çözüm bulabilirler.

ÜÇ BOYUTLU MICHAEL JACKSON

CD-Player'ların genel kullanım için uygun olmadıkları kanıtlanmış olmasına rağmen, Disneyland'daki şovlardan biri sayısal süper-sese dayanıyor. Disneyland dünyada, Michael Jackson'ın eşi görülmemiş 15 dakikalık “Capt'n Eo” video klibinin oynatıldığı tek yer. Filmde tehlikeli bir görevi yapmak zorunda olan küçük bir uzay gemisi komutanı ve onun şekilde deli mürettebatının hikâyesi anlatılıyor. Gösteri sırasında şaşırtıcı uzay seslerini sağlamak için 16 kanal stereo ve çok derin bas veren bir müzik sistemi kullanılıyor. Videonun sinema perdesinde gösterildiği salon her zaman ağzına kadar dolu olmasına rağmen, her ziyaretçi sesleri net ve yoğun bir biçimde duyabiliyor. Filmdeki bir diğer üstün özellik, mükemmel bir üç boyutluluk efekti. Salona giren her ziyaretçi, pop pem-

Disneyland'da dünyanın 40 değişik ülkesinden gelen 800 kadar farklı bitki var. Tam gün çalışan 50 bahçıvan, 4.500 ağacın ve 40.000 tarhın bakımıyla uğraşıyorlar. En yaşlı ağaç 150 yaşında. Disneyland'ın en yüksek ağacı ise 22 metre besi renkte bir özel gözlük alıyor ve gösteri sırasında bunu takıyor. Gözlüğün özel camları resmi filtre ederek, sağ ve sol gözlerin farklı görüntüler algılamasını sağlıyor. Bu sayede sahnedeki figürler görünürde doğrudan seyircilere doğru süzülüyor ve seyirciler üzerlerine gelen bu figürler karşısında ister istemez bazen iki büklüm olmak zorunda kalıyorlar. Bu olay, özel bir kayıt yöntemi ve Kodak firmasıyla Disneyland'ın birlikte geliştirdikleri 65 mm'lik bir film sayesinde gerçekleşiyor. Yeni film metodlarıyla yapılan denemelerin geçmişi, Disneyland'ın kuruluş yılı olan 1955'e kadar uzanıyor. Disneyland'da dünyanın ilk 360 derecelik sineması var. O zamanlar “Circarama” olarak adlandırılan bu “Circle Vision 360”ta, 35 mm'lik film için dokuz özel projektör aracılığıyla, resimleri tüm kubbeyi dolduran sinema filmleri gösterebiliyordu. Bu teknik, örneğin Grand Canyon'da yapılan bir balon uçuşu gibi, etkileyici efektler yaratılmasına olanak veriyordu. İnsan sanki balonun içinde bizzat oturuyormuş gibi, başını çevirdiği her yönde farklı manzaralar görüyor. Bu, 1955'te üç boyutlu bir film etkisinin yaratılabilmesi için çok şeyler vaat eden bir denemeydi. Amerika'nın tarihini anlatan ya da Çin'in harikalarını gösteren filmler sine- Oteller ve Restoranlar

Disneyland yalnızca büyüleyici bir eğlence parkı değil, aynı zamanda “Walt Disney Company” ve Anaheim kenti için bir altın madeni. Disneyland kurulmadan önce Anaheim Los Angeles'in güneyinde cansız bir kasabaydı. Park 17 Temmuz 1955'te açıldığında, kasabada toplam 87 yataklı 5 otel ve 34 restoran vardı. Bugün toplam 15.000 odalı 170 otel var boyunda bir çam. Ana girişte, çiçeklerden oluşan büyük bir Miki Maus resmi var. bu resmi oluşturan çiçekler yılda beş kez yeniden ekiliyor. Bitkilerin çoğu parkın büyük alanında dekorasyon görevi yapayor.

C3PO bir uzay aracını tamir etmeye çalışırken, ziyaretçiler onun önünden geçiyor.

ma sanatı bakımından çok önemli eserler değildiler. Seslerin ve müziğin, sinemanın sanki belirli bir noktasından gelmesini sağlayan haparlör sistemi, filmin etkisini artırmaya yardım ediyordu. Capt'n Eo'ya giden yolda atılan ikinci adım, ilk kez 65 mm'lik filmin kullanıldığı kayıt yönteminin geliştirilmesiydi. Tamamen titremesiz bir resim oluşturabilmek için, çok hassas kameralar saniyede 75 resim kaydediyorlar. Kıyaslayabilmeniz ve her fiyat sınıfından oda bulmak mümkün. Hemen her otelden Disneyland'a ucuz otobüs servisi var. Ama en heyecan verici servisi “Disneyland sunuyor. Manyetik sistemle işleyen tren yolcuları otelin kapısından alıyor ve parkın ortasına götürüyor. Bir şeyler yemek isteyen biri ise 450 restorandan birinde mutlaka yer bulabiliyor.

Kontrol tablosundaki göstergeler bir ev bilgisayarı ile yönetiliyor.

için: Normal bir televizyon resmi saniyede yalnızca 50 resim kullanır. Bu yeni yöntemle üretilmiş iki üç boyutlu film olan ““Magic Disney World'deki Epcot-Center'de hâlâ gösteriliyor. Bu üç boyutlu illüzyon bazı hilelerle daha da güçlendiriliyor. Bir lazer ışını, aynı anda hem seyirci salonunun boşluğunda hem de duvarlarda görülecek şekilde video sırasında gönderiliyor. İnsan kendini birdenbire yanıp sönen ışik şimşeklerinin yoğun karmaşası içinde buluyor. Tüm bunlar öylesine ayarlı ve doğal bir biçimde gerçekleşiyor ki, seyirci otomatikman kendini videonun bir parçası gibi hissediyor. Bu mükemmel koordinasyonu tabii ki bilgisayarlar sağlıyor. İçeriği, müziği, efektleri ve görüntüleri “Capt'ın Eo”'nun günümüzün en iyi müzik video klipi olmasını sağlıyor. Senkronizasyon, diğer bileşenlerin ne zaman kullanılacağını belirleyen bir CD-Player'deki RS232 bağlantısı üzerinden sağlanıyor. Bir sürü gereç ve sistemin uyumlu çalışması gerektiğinden, Disney teknisyenleri tüm bu gerçekleri birbirinden ayrı çalıştırmaktan çekindiler. Günün birinde meydana gelebilecek ufak bir kayma, tüm şovu bozabilirdi. Bu nedenle tüm sistem her çalıştırıldığında müziğe göre yeniden ayarlanıyor. Bu karmaşık sistem işin uzmanı teknisyenler tarafından her gün büyük bir titizlikle denetleniyor, çünkü zamanlamada saniyenin yüzde biri kadar bile bir sapma olmaması gerekiyor. Herhangi bir prizdeki gevşeklikten meydana gelecek ufak bir kontak bile her şeyi karman çorman edebilir. Bakım sırasında en yoğun ilgi gören kısım ise lazerler. Lazerlerin de çok. özenli ayarlanması gerekiyor, çünkü gösteri sırasında demetlenmiş bir lazer ışınının kontrolsuz bir biçimde seyircilere ulaşması, herhangi bir seyircinin doğrudan gözüne gelmesi, körlüğe neden olabilir. Bu video klip mutlaka izlenmesi gereken bir olay. Ama Disneyland'- ın ziyaretçilerine sunduğu en mükemmel gösteri değil. “Capt'n Eo” binasının hemen yanında en etkileyici atraksiyon sergileniyor: “Star Tours”. Bu gösteri Disney Imagineering ve bilimkurgu sinemasının klasiği olarak kabul edilen “Yıldızlar Savaşı” filminin yaratıcısı Lucas Films firma-

Havai Fişek Gösterileri ve Çevre

Haziran ortasından Eylül başına kadar parkın her günü çok etkileyici bir havai fişek gösterisiyle kapanır. “Göklerdeki Fanteziler” adını taşıyan gösteride havai fişek uzmanları saat dokuz buçuktan itibaren berrak gökyüzünde ışık ve ateşle ilginç kompozisyonlar oluştururlar. Anaheim kenti sakinlerinin bu gösterilerinden pek memnun oldukları söylenemez. Dizi film klasiklesının ortak çalışmasıyla geliştirilmiş. Star Tours'da, üzerinde yıldızlar saüçüncü döneminin yaşanmakta olduğu orman gezegeni Endor'a yapılan bir uçuşun hikâyesi canlandırılıyor.

rinden “Bard's Tale''in programcısı Bill Heinemann da bu rahatsız olan kişilerden biri. Parkın yakınında bir banliyöde oturan Heinemann, yazları her akşam gösteri başladığı anda günün yorgunluğu nedeniyle haketmiş olduğu huzurdan kopuyor. Parkın açıldığı tarihten bu yana 30 yıldan fazla bir sürede toplam 2 600 havai fişek gösterisi yapılmış durumda.

Bir çok ziyaretçi iki ya da üç kez katılmak istediğinden, Star Tours binasının önünde her zaman müthiş bir kalabalık oluyor.

Uçuş sırasında yanlış gidebilecek her şey, mutlaka yanlış gidiyor. Çünkü gemiyi yöneten robot maalesef uzay limanındaki doku terk ederken biraz aklını oynatmış durumda. Bunu da pek kınamamak lazım, çünkü onun da ilk uçuşu bu. Böylece yolcular hedefe erişmeden önce uzay istasyonunda, bir uzay savaşı bölgesinde ve ölüm yıldızına yapılan bir saldırıda geçen nefes kesici çılgın bir yolculuğa katılmış oluyorlar. 10 dakikalık filmin trük çekimleri, Lucas Films'in şimdiye kadar yapmış olduğu en başarılı olay olarak kabul ediliyor. Aslında film yalnızca bir detay. Tam olarak bakıldığında Star Tours, günümüzde para karşılığında elde edilebilecek en iyi uçuş simülasyonu. Star Tours binasına girdiğinizde, kendinizi gezegenler arası uçuşlar için hazırlanmış bir istasyonda hissediyorsunuz. Girişin hemen yanında, “Yıldızlar Savaşı''ndan tanıdığımız yumurta biçimli robot R2D2, android arkadaşı C3PO'nun direktifleri yardımıyla, bir lazer top mermisinin sıyırıp geçtiği bir mekiği tamir etmeye çalışıyor. Etrafınıza baktığınızda, bunun sizi Endor gezegenine götürecek bir araç olduğunu fark ediyorsunuz. Uzay istasyonunun tüm özelliklerini anlatan tabelalar asılı. Ayrıca dev bir multivizyon perdesinde Endor gösteriliyor. Ayrıca bu binada, Endor için döviz bozdurmak isteyenlere bilgi verilen bir yer var. Binanın içinde ilerlediğinizde, 23. yüzyılda bulunduğunuz duygusu, tehlikeler treni bir pazar eğlencesi gibi kalarak yok oluyor. Sürekli belirli bir yolculuğu öneren anonslar duyuyorsunuz. Dünyaya ait olmayan bir dille yazılmış metinler de fütürist atmosferi tamamlayıcı bir etki yaratıyorlar. Aralı kapıdan geçip, C3PO'nun yanına geldiğinizde, onu karmaşık göstergeler ve diyagramlardan ve yanıp sönen kumanda levhasının önünde görüyorsunuz. İlk bakışta duvarın arkasında, bir C3PO'nun, yanında bir cep bilgisayarı olduğu izlenimine kapılıyorsunuz. Grafikler ve göstergeler aslında "Neochrome" adlı bir program-

C3PO'ın formu sizi ikiye bölüyor. Orada sizinle sürekli görevlendirilmiş iki robotun bakımını yapmak gerekiyor, fakat onlar. Denemeleri pek hoş karşılamıyor. Görünürde bozuk olan robotları susturabilmek için, arada sırada cereyanı kesiyor. Bu sohbet programı yinelenene kadar yaklaşık

20 dakika sürüyor. Ama kimse robotların yanında o kadar kalmadığından, ziyaretçiler robotların kendileriyle serbest bir biçimde sohbet ettikleri izlenimine kapılıyorlar. Bu iki robot tüm yaşamları boyunca Star Tours'da değillermiş. Önceleri uzun zaman başka bir masal gösterisinde kaz olarak çalışmışlar. Daha sonra binaları yıkılmış ve bunlar Star Tours oluşturulana kadar adeta işsiz ortada kalakalmışlar. Teknisyenler bunları alarak, kıyafetlerini yenilemişler, bazı yeni lambalar eklemişler ve hareketleri yöneten ROM modülünü değiştirmişler. Böylece or-

THE END yaratmak için ortaya yepyeni High-Tech robotlar çıkmış. Bir masal kazından bir uzay masalının başrol oyuncusu doğmuş. Robotları yakından incelediğinizde eski kimliklerinden kalma perdeli palet ayaklarını fark ediyorsunuz. Bundan sonra asıl Star Tours başlıyor: Endor'a uçuş bölmesi gibi görünen dört kabinden birine yerleştiriliyor. Koltuklar var. Uçuş başlamadan önce herkes emniyet kemerlerini takmış, çünkü yaşayacağınız uçuşun ya-

Star Tours baş-

kemi kişilik her elerin içink koltuk-

1 gerçeğe uyarlıyor. İvme evralarda gemiyi sarsıyor, virajlardaki yan yatışları, kendi etrafındaki dönüşleri ve son olarak ölüm yıldızına doğru yapılan pikeyi tümüyle hissediyorsunuz. Teknik verilerin çok gizli tutulmasına rağmen, gerçekçi bir uçuş hissi öğrendik. İçinde yolcuların önce farketmeye çekiliyor. Filmde, seyircilerin bu son savaş hareketi farketmek üzere, neşeli bir müzik oynatılıyor. Bu bölümünü oluşturan kabin yukarı eriştikten birkaç saniye sonra kıyamet kopuyor. İlk önce kabinin çok hızlı düşüşü nedeniyle yolcuların denge hissini tamamen yokeden bir pike uçuşu gerçekleşiyor. Aslında insan gerçekten de boşlukta düşmüş oluyor ve en hafif hareketin bile anlamına inanmaya son derece hazır hale geliyor. Ardından kabinin hafifçe sağa eğilmesiyle geminin sağa döndüğü izlenimi yaratılıyor. İnsan ivmeyi bizzat vücudunda hissediyor. Uzay gemisi ışık hızının üzerine çıkmak üzere hızlandığında, yolcular koltuklarına yapışıyorlar. Aslında bu sırada yalnızca kabin biraz arkaya eğiliyor. Filmdeki olağanüstü görüntüler geminin hareketleriyle tam bir uyum içinde. Efektler öylesine gerçekçi ki, Star Tours'un filmdeki görüntüler, ani dönüşler ve ufuk çizgisine doğru farkedilmeyecek kadar yavaş geri kayışlarla sağladığı 180 derecelik bir dönüşü aynen yaşıyorsunuz. Ufak bir sarsıntıdan sonra Endor'a indiğinizde, en az yarım saat sürmüş olan gerçek bir uzay uçuşu yapmış olduğunuza inanıyorsunuz. Uçuşun olağanüstü mükemmelliğinde her gün bu hayhuyu bıkmadan sahneleyen insanların verimliliğini görebiliyorsunuz. Star Tours'u yönetenlerin mutlak soğukkanlılıkları şaşkınlık verici. Ziyaretçilerin tüm sorumluluğunu sırtlarında taşıyorlar ve örneğin herkesin kemer bağlamış olup olmadığını denetlemek zorundalar. Star Tours, Disneyland'ın tartışmasız en üstün gösterisi. Uzun süre kuyrukta beklemek gerekse bile, bir çok ziyaretçi ikinci hatta üçüncü kez uçmak için sıraya giriyor. Star Tours, şimdilik bu türün en iyi simülasyonu. Çünkü Disney World'de bunun daha gelişkin bir benzeri kuruluyor: “Star Wars”, insan vücudunun içinde bir seyahat.