Commodore sayı 23, sayfa 30

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 30

20. yüzyıl gerçekten bilginin tekelden kurtulması yüzyılı olacak mı? Daha da önemli ve acil olanı, pratik bir soru: Biz ne yapalım? Kendi çevremizin, ülkemizin bilgisayar devrimi içerisinde yapıcı ve olumlu bir rol oynaması için kimlerin, neler yapması gerekiyor? Selim Esen'in Commodore Dergisi'nin Kasım sayısında yayınlanan “Bilgi Toplumu Yaratabilmek” başlıklı yazısının bu soruları hatırlatması önemli, ama asıl daha da heyecanlandırıcı olanı, bu sorulara somut bir dü-

İSKENDER SAVAŞIR zeyde cevap araması, belli kurumların alabileceği somut önlemlere işaret etmesi. Bu tür katkılar arttığı ve birileri de kulak verdiği takdirde, kimbilir, belki de daha planlı bir bilgisayar ortamının yaratılabilmesi ve kaçırılmış görünen bilgisayar devrimi treninin, her şeye rağmen yakalanabilmesi hâlâ mümkün olabilir. Maalesef ben kendim, bu tür somut önlemler üzerine düşünmek konusunda pek o kadar becerikli değilim. Yine de, kaba bir özetten ibaret olsa da, bir tarihsel perspektif sunmak yararlı olabilir diye düşündüm. Özellikle, somut, kurumsal önlemlerin yanısıra, bir bilgi toplumunun gerektirdiği yeni davranış biçimleri, zihinsel alışkanlıklar nedir, bunların üzerinde de düşünmek açısından...

BİLGİNİN

Bilindiği gibi, modern çağı mümkün kılan iki süreç, sanayileşme ve ticarileşme oldu. Sanayileşmenin katkısı, kullandığımız herşeyin üretimini, bir anlamda, daha “kolaylaştırmak” oldu. Eskiden, herhangi bir eşyanın üretimi, uzun yıllar boyunca süren bir usta-çırak ilişkisi aracılığıyla edinilen bir hüner, bir tecrübe birikimi gerektiriyordu. Sanayileşme -fabrika üretimi-, bu tecrübe birikiminin yerini, bir iki saat içerisinde edinilebilen mekanik bir beceriye bırakmasını sağladı. Artık herkes herşeyin üretim sürecine katılabiliyordu, çünkü herkes, potansiyel olarak, bir üreticiydi. Ama bütün ürünler bu sanayileşme sürecinden eşit derecede pay almadı. Belki de en başta geleni yükseköğrenim kurumlarında edinilen türden akademik, bilimsel, teorik bilgiler olmak üzere, bazı şeyler sanayileşmedi. Bu tür bilgi üretimi, ancak yine uzun yıllar süren ve geleneksel zanaatkârların usta-çırak ilişkisini andıran bir çerçeve içinde mümkün oluyordu. İşte bilgisayar devriminin yaptığı, bilginin bu ayrıcalıklı konumunu ortadan kaldırmak oldu. Özellikle kullanışlı (user friendiy) dillerin gelişmesiyle birlikte, artık bu tür “yüksek' bilgilerin de üretimi, basit bir tekniğin edinilmesi sorununa indirgeniyor. (Bu noktada, bazı okurlar, bilgisayarcılığın hâlâ bir uzmanlık alanı olduğunu söyleyip, programcılarla sıradan kullanıcılar arasındaki farkın, bu söylediğimi yanlışladığını düşünerek itiraz edebilir. Bu itiraz doğru olmasına doğru da, bu farkın bile nisbeten önemsizleşebileceğini gösteren işaretler yok değil. Örneğin, makro dillerin gelişmesi bu yönde bir işaret sayılabilir. Gerçi dBase III bir “hazır program'dan(!) daha çok zor bir programlama diline benziyor ama yine de hazır program kullanma ile programlama arasındaki farkın, sandığımız kadar mutlak olmayabileceğini düşündürtmeden de etmiyor.)

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.