Bilgisayar, ABD ile Sovyetler'i barıştırıyor Açılış hamleleri

Çeviren: Tuğrul Dereli

Sovyetler Birliği'nin Bilgi İşlem Sorunları Enstitüsü'nün ünlü yöneticisi Boris Nikolayeviç Naumof Moskova'daki bürosunda yumruğunu masasına heyecanla vurarak şunları söylüyordu: “Bilimde, temel araştırmalarda, uygulamalarda, üretimde ve yeni kuşak bilgisayarlarda Batıyla işbirliği yapmaya hazırız. Birçok farklı alanda mümkün olduğunca kısa bir zaman içinde ortak yatırımlara girişmek istiyoruz. Herşey, bize değil size bağlı. Biz hazırız. Ya siz? DATAMATION'la Moskova'daki özel görüşmesi sırasında Naumot'un yaptığı Doğu ile Batı arasında işbirliği çağrısı, Gorbaçof'un kamu oyunda kendisinden çok söz ettiren yeni glasnost politikasını yansıtıyordu. *“Benim görüşümce bu işbirliği için denenebilecek birçok yol var”, diyerek sözünü sürdürüyordu Naumof. “Bunun hem sizin hem bizim için kârlı olduğunu anlamamız gerek. Kârlı derken yalnızca paradan değil, bu işbirliğinin teknolojinin ilerlemesi bakımından çok yararlı olduğundan söz ediyorum.” Naumof safdil değil, büyük ve talepkar yeni bir pazarın Batı iş alemi için heyecan verici olduğunun da, ABD ile SSCB arasında artan bilgi işlem ticaretinin SSCB'nin askeri gücünü arttıracağına ABD'de pek çok kişinin inandığının da farkında. Naumof bu görüşün yanlış bir bakış açısından kaynaklandığını düşünüyor. “Bir şirketin sahip olduğu bir sırrı saklaması gerekebilir. Ya da ketlerde kullanılan teknoloji cinsinden bir şeyi paylaşmak imkansız olabilir ama başka şeyler için böyle bir sorun sözkonusu olamaz. Örneğin kişisel bilgisayar. Bir kişisel bil, da stratejik ne olabilir ki?” ABD'den Doğu Blokuna yapılan yüksek teknoloji ihracının denetlenmesi konusunda Naumof'un ileri'sürdüğü bu görüş artık ABD'de de paylaşılıyor. (Bak “Washington'un Tepkisi”). Gerçekten de Doğu Batı işbirliği bazı biçimlerde her iki yana da yarar sağlayabilir. Çoğu gözlemci Sovyetlerin büyük bilgisayarlarda Batı'dan beş yıl geride olduğu görüşünde. Sovyetler 16 bitlik kişisel bilgisayar, 32 bitlik süpermini ve IBM'- in VS/VM'ine benzer sistemlerle çalışan çok işlemli mainframe'lerin kitlesel üretimine daha yeni geçiyorlar. Küçük: bilgisayarlar alanındaki ise, özellikle işletim sistemleri ile süreç ve üretim denetleme uygulamalarında daha az. Sovyet bilimadamları, aralarında şimdi Japonların Beşinci Kuşak Projesinde kullanılan dil derleme teorileride olan birçok önemli ilerlemeyi gerçekleştirdi (Bak “*Sovyetlerin Önde Oldukları Alan'') Sovyetlerin mükemmelliğe ulaştıkları alan bilgi işlemin bilimsel yönü, uygulama algoritmaları, yani kısacası teori. Yoksun oldukları ise, bu teorileri gerçekleştirecek büyük çaplı üretim. Zaten bunu Naumof kabul ediyor. “Bazı sorunlarımız bulunduğu ve bunların hiçte basit şeyler olmadığı ortada”', diyor Naumof. “En büyük sorun yeterince bilgisayarımızın olmayışı. Başlıca engel bilgisayar tasarımında değil, üretimin örgütlenmesinde çıkıyor. Kullanıcıların taleplerine uygun üretim yapan çağdaş bir bilgisayar sanayisi geliştirme sorunuyla karşı karşıyayız. “Şirketleriniz ve yöneticilerinizle her alanda ciddi görüşmeler yapmaya hazırız. Size bizimle işbirliği yap- Maya şu sırada istekli olup olmadığınızı sormamazın nedeni bu. Ama siz hazır değilseniz, o zaman bizi bağışlayın ve hoşça kalın. Siz olmasanız da başımızın çaresine bakarız.”

Sovyetler Birliği'deki bilgisayar programının ana hedeflerinden biri, bilgisayar kullanımını ilkKöğrenim düzeyinde teşvik etmek.

“Ama ileride, Japonya'da NEC'- in yaptığı bir hiçbirşeyle uyuşmayan bilgisayarlar yaparak kendi başımıza çalışacak olursak bu asıl sizin iş adamlarınız için kötü olur. Bize herhangi birşey satamazsınız. Çünkü ürünleriniz bizim bilgisayarlarımızla uyuşmaz. “Bu yüzden ileriki bilgisayar sistemleri kuşağının standardizasyonu için temel düzeyde birlikte çalışmak üzere bir uluslararası kurum kurmamızı öneriyorum. Bir kere bu standartları ortaya çıkaralım, sonra siz i ülkenize gider kendi teknolokullanarak sistemler kurarsınız, biz de kendi ülkemize gider kendi teknolojimizle ne yapacaksak yaparız.” Naumof aynı zamanda uydular aracılığıyla tıbbi veri tabanlarını birbirine bağlamak, eğitim amacıyla hem ucuz hem basit küçük ve büyük bilgisayarlar ve entegre imalat sitemleri tasarlayıp geliştirmek için ortak yatırımlar da öneriyor. Ancak Naumof, rasgele ortak yatırım yapmayı kabule de hazır görünmüyor. “Şirketlerinizden eski ürünleri ürütmek üzere ortak yatırımlara girişmek için bazı önerilerde bulunul-

SOVYET SİSTEMLERİ |, Sovyetler'in şu anda bilgi

| duğu görüşünü paylaşan birçok uzman aynı zamanda bu açığın kapanmaya başladığına da inanıyor.

isinde Batının 3 ile beş yıl gerisinde ol-

| Birliği yıllarca süper bilgisayarların geliştirilmesine büyük kaynaklar | ayırdı. Bu alandaki en tanınmış makine, tasarımı 1950'lere kadar giden BESM-6 devi. Bu makina çok hızlı olmamakla birlikte Sovyet uzay programını yürütmeye yetiyor. En gözde süper bilgisayarsa BESM'den çok daha incelikli olan Elbrus. | Bu makinanın 10'a kadar merkezi işlem birimini birleştirebilen çoklu işlemcileri | ve 100 MIPS üzerinde hızı var. $ 1960'larda IBM 360 sistemlerinin nitelikçe üstünlüğünü ve Batı pazarına egemen oluşunu gözönüne alan Sovyet teknologları hem donanım yazılımda bu sistemle uyuşabilen ürünlerin uluslararası ticarette çıkar sağlayacağı görüşüne ! vararak mainframe sistemlerini çeşitlendirmekten vazgeçtiler. IBM 360'ların Doğu Bloku versiyonları olan ES modellerine Batıda Ryad dizileri deniyor. Büyük | ES modelleri Sovyetler Birliğinde, dokuz ve daha küçük modellerse Macaristan, | Çekoslavakya, Plonya, Bulgaristan ve Doğu Almanya'da imal ediliyor. Büyükle- | Tin gücü asgari eski IBM 370/168 düzeyinde. Orta boyların en hızlısı ise IBM 370/148 modelleriyle eşdeğer. Digital Eguipment Corp'ın 16 bitlik PDP 11'iyle Uyuşabilen dizilere de Rusça ''minicomputer system''den hareketle SM deniyor. 1 MİPS hıza ve 4 MB ana hafızaya sahip olan SM 1420, DEC'in PDP-11/23'üyle aynı performası gösteriyor. Doğu Bloku, megaminiler diye adlandırdığı DEC VAX'larla uyuşabilen ama daha düşük yoğunlukta çiplerle imal edilen 32 bitlik E 82 ya da SM 52 işlemcilerinin imalatına da hız veriyor. Apple Il-e benzeri Agat micro bilgisayarı kısa ömürlü oldu. Düşük fiyatlı TV/microlar ile pahalı Elektronika-60 arasındaki açıklık ise bir 1BM PC benzeriyle kapatılacak gibi. Intel 8086'nın çip eşdeğerini kullanan çeşitli modeller şimdiden Leningrad, Moskova ve Minsk'teki işletmelerde sınırlı sayıda üretilmeye başlandı. Bugünkü üretim kapasitesinin yürürlükteki Beş Yıllık Planın 1.1 milyon kişisel bilgisayarlık hedefinin ancak 9620'sini karşılayacağı sanılıyor. Bu kapasite artsa da Sovyetler Birliği herhangi bir darlığa meydan vermemek için PC ithalini sürdürecek.

muştu. Bizim eski ürünleri değil, yenilerini satın almamız gerekiyor. Bunların, Unix ya da kullanmak istediğimiz başka herşey gibi softwareimizle uyuşabilir olması ve yüksek düzeyli interfacelere sahip bulunması gerek. Amerikalıların bize çok kötü şeyler sattıkları bazı durumlar oldu ama artık o kadar aptal değiliz ve gelecekte böyle şeyler satın almayacağız. Japonlardan aldıklarımız çok iyi bilgisayarlardı. Okullar için çok basit bir şebekeyle birlikte 4000 Yamaha bilgisayar aldık. Bunlar çok güvenilir olduğu gibi çok da ucuz. Ancak IBM bize IBM XT'ler satmak istese bu çok kolay oluyor da, Japonlardan bir şey almak istesek onay al makta on katı fazla güçle karşılaşıyorlar.” Gorbaçof'un giriştiği geniş ekonomik ve toplumsal reformlar büyük ölçüde bilgisayar teknolojisi kullanımını gerektiriyor (Bak “*Gorbaçof'un Kumarı”). “Belki de bizim için bilgisayarları önce üretim süreçlerinin kontrolünde kullanmak daha önemliydi. O zamanlar bunları büro otomasyonunda o kadar çok kullanmadık. Şimdiyse bilgisayarları, metin işlem büro hesapları yerel bilgi ağları vb. alanlarda Naumof'un deyişiyle, “ulusal ekonominin elektronikleştirilmesi ve bilgisayarlılaştırılması”, üç yönlü bir politikaya dayanıyor: bağımsız ve daha güçlü bir Sovyet bilgi işlem sanayisinin kurulması, öteki Doğu Bloku ülkeleriyle teknik işbirliğinin yaygınlaştırılması ve Batıyla daha güçlü ticari ve bilimsel bağlar kurulması. “Birçok ülkede insanlar yanılgı içinde” diyerek, Naumof bir saptama yapıyor. “Sanıyorsunuz ki, bi: ABD ya da öteki ülkelerden bilgisayar satın almaktan başka bir yolumuz yok. Oysa şunu anlamalısınız ki, bizimki de ABD gibi büyük bir ülke ve çözmek zorunda olduğumuz ilk sorun kendi sanayiimizi geliştirmek. Durum ne olursa olsun bilgisayarı yalnızca satın almak olanaksız. Kendi sanayiimizin olması gerek. Bu bizim ana yolumuz ve bu yolda etkin bir biçimde de ilerliyoruz. Kendilerine en yüksek öncelik tanınmış olan öteki sosyalist ülkelerle anlaşmalarımız var.” Doğu Bloku anlaşmaları 11 sosya-

NAUMOF KİMDİR?

1927'de Moskova'da doğan Naumof, 1950'de Moskova Enerji Enstitüsünü bitirdi, 1966'da teknik bilimler doktoru, iki yıl sonra da profesör oldu. Mesleğinde erişebileceği en yüksek mertebeye çıkarak Sovyet Bilimler Akademisi üyeliğine getirildi 1984'te yapılan seçimde de akademisyenliğe yükseldi. Naumof meslek yaşamı boyunca 100'den fazla bilimsel yapıt yazdı ve aralarında Ukrayna Devlet Ödülü de bulunan birçok ödül kazandı. 1955'te getirildiği İdari Sorunlar Enstitüsü Bilim Sekreterliği sırasında esas olarak Massechussets Teknoloji Enstitüsünde (MIT) konuk öğretim üyeliği yaptı. 1967'de önemli bir bilgisayar yapım kuruluşu olan Instrumentation, Otomasyon ve Denetleme Sistemleri Bakanlığı'na (MINPRIBOR)'e bağlı Elektronik Denetleme Donanımı Enstitüsünün yöneticisi oldu. Bu görevi sırasında süreç kontrolü bilgisayarlarının M serilerinin sorumluluğunu üstlendi. 1974'ten başlayarak DEC PDP ile uyuşabilir genel amaçlı SM silsilesi minibilgisayarların baş tasarımcısı oldu. İlgilendiği alanlar arasında multimicro sistemlerin mimari ve programlaması, şebekeli bilgisayarlar, yüksek düzeyli dilleri birleştiren işlemciler ve yayım sistemleri bulunmaktadır. 1983'te de Sovyet Bilimler Akademisine bağlı olarak yeni kurulan Bilgi-İşlem Sorunları Enstitüsünün yöneticiliğine atandı. Naumof, geçtiğimiz yıl Kişisel Bilgisayarlar için Sektörlerarası Bilimsel ve Teknolojik Kompleks (ISTC) genel yöneticisi oldu.

list ülke arasındaki ortak projelerle ilgili. Bu projeler halen kullanılmakta olan mainframelerle mini ve kişisel bilgisayar dizilerinin üretimini kapsıyor. Bu ülkelerin bilim Akademileri arasında Yapay Zekâ programları ve bilgisayar mimarisi gibi geleceğin teknolojileri alanındaki geniş çaplı ortak araştırma programlarına ilişkin bağlar kurulmuş ve hepsi Doğu Bloku'- nun 2000 yılına kadar Kapsamlı Bilimsel ve Teknolojik İlerleme Programının içine alınmış: Ancak bütün bu görkemli planla. ra karşın Naumof Sovyet teknoloji sinin hala bazı yönlerden zayıf olduğunu kabul ediyor: “Bu gelişmenin ancak birinci evresindeyiz,” diyor. Bununla birlikte varolan sanayi altyapısının çabucak iyileştirilebileceğinden de emin gözüküyor. Kendi deyişiyle “atı dizginlemek hayli zaman alabilir ama biz, bir kere dizginledik mi atı hizli koşturmayı severiz. Nükleer enerji ve uzay teknolojisinde kazandığımız başarılara -tabif Çernobil değil- bir bakın!”

Gerçekten de, Sovyet bilgisayar sanayisi giderek bağımsız hale geldi. Örneğin Naumof'un açıkladığına göre, kendisi şu sıralarda birleşik bir televizyonla 16 bitlik bir bilgisayarın tasarımını tamamlamak üzere ve fiyatı sıradan bir renkli TV ile aynı olan aygıtın bu yıl sonlarında seri üretimine geçiliyor. Gülümseyerek, Reagan'- ın uyguladığı kısıtlamaların umduklarından daha süratli ilerlemelerine yol açtığını belirten Naumof daha sonra ciddileşerek şöyle diyor: “Çoğu kez Batılıların bizim DEC ya da IBM'i kopya etmekten başka birşey yapmadığımızı söylediklerini duyuyorum. Böylesi doğrudan kopyalar yapmamız olanaksız. IBM'in bilgisayarları bizimkilerden çok farklı. Biz şimdi kendi yolumuzda ilerliyoruz.”

“Naumof'un üzerinde durduğu nokta önemli. Çeşitli bileşenleri üretimde Sovyet teknolojisi hayli gelişmiş olsa da ABD ya da Japonya'dakinin inceliğine erişemiyor. Bu yüzden bir ABD aygıtını çip çip kopya etmek olanaksız. (Bak “Sovyet Sistemleri”'). Bununla birlikte Naumof geçmişte DEC ve IBM'in Sovyet dogelişmesine yol gösterdiğini kabul ediyor. Naumof'un şimdi Bilgi İşlem Sorunları Enstitüsü'nün (IPIAN) başı olarak oynamakta olduğu rol Sovyet bilgi işlem sanayisinin gelişmesi bakımından oldukça stratejik. IPIAN Moskova'daki yönetim merkezi ve ülkedeki üç bürosunda 900 dolayında uzman çalıştırıyor. Bu kurum, Sovyet Bilimler Akademisi'ne bağlı ve Sovyetler Birliğinde bilgisayar kullanım politikasını çizen başlıca örgüt olan yeni Devlet Bilgisayar ve Bilgi İşlem Komitesinde temsil ediliyor. IPIAN geniş bir çalışma alanına sahip. Bir araştırma ve danışma kurulu olarak kullanıcı gereksinmelerini tahmin ediyor ve bunları yeni ürün ve sistemler için önerilere dönüştürüyor. Bu çalışma başlıca üç alanda gerçekleşiyor: hem donanım hem yazılımda kısa vadeli üretim geliştirme, tüm Sovyet sanayi ve bilim camiasına karşılıksız bilgi işlem danışmanlıği ve teknolojiler alanında uzun vadeli araştırmalar. Naumof'un bugünkü uğraşının çoğu kişisel bilgisayarlarda odaklaşıyor.

“Bu aygıtlara Sovyetler Birliğinde en ucuz teknoloji olmasından ve daha büyük sistemlere göre daha etkin olmasından ötürü birinci öncelik tanınıyor” diyor Naumof. “Ancak biz kişisel bilgisayarı bağımsız bir makina olarak görmüyoruz. Bana göre bunları mini ve micro olarak ayırmak olanaksız. Bu ayırım Amerikalıların yaptıkları bir tanımlamanın sonucu. Bizse, bunlara çok geniş uygulama alanları olan kişisel kullanım amacıyla yapılmış bilgisayarlar demeyi tercih ediyoruz.” “Bu ayırım Batıda küçük bilgisayarlar için politika saptanırken yapılan stratejik bir hataydı. Standart PC'yi alacak olursanız bunun etrafına bir çok şey takmak olanaksız. İnterfacelerin çoğu ilke olarak ancak orada var ama bunu Lotus 1,2,3- türünden daha büyük konfigürasyonlarda paylaşmak istediğiniz de bunu yapamazsınız.”

“Ama DEC'in her zaman farklı türlerde işletim sistemleri ile kullanılacak şekilde tasarlanmış sistemleri oldu. Şimdi Amerikalılar da DEC yaklaşımına geri dönüyor. Birçok Amerikan şirketi stratejik bir yanlışlk yaparak başta PC'lerde kazandıkları bazı başarılara aldandılar ve birçok uygulama alanında uzağı görmekten yoksun kaldılar.” Naumof'un güçlü entegrasyon ve standartlaştırılmış çok kullanıcılı küçük sistemler felsefesinin ışığında İPLAN “kişisel bilgisayarlar için yeni mimariler, yerel şebekeleri olan PC'ler PC'lere bilimsel, tıbbi ve fabrikalarda kullanılan araçları bağlayacak değişik interfaceler üzerinde çalışıyor

- O

GORBAÇOV'UN KUMARI

SBKP Birinci Sekreteri Mihail Gorbaçov tuttuğu yolda yürüyebilirse Sovyet eko- 'nomisi köklü bir değişikliğe uğrayacak. Yaygın bilgisayar teknolojisi kullanımı ise Gorbaçov'un planının kilit unsurlarından birini oluşturyor. 280 milyon tüketiciye 24 milyon çeşit ürün üreten Sovyet ekonomisinde son onbeş yılda görülen büyüme hızının yavaşlaması sorunu üzerine görüşlerini yazan, ülkenin önde gelen iktisatçılarından Abel Agabenyan, “bu olumsuz eğilimlerin ekonominin yönetimindeki yanlışlık ve eksikliklerden kaynaklandığını” belirtiyor. En çok uğraşılan sorun olan denetimin aşırı merkezileşmesinin sonucu olarak imalat sektörü tüketici taleplerini doğrudan doğruya karşılayamıyor. Agabenyan, “onbinlerce işletmeden olaşan bir ekonomik kompleksi artık yalnızca merkezden etkili bir biçimde yönetmek olanaksız” diyor. Hedeflerinin ''merkeziyet ve ademi merkeziyetin akla uygun bir bireşimini yaratmak”' olduğunu söyleyen Agabenyan Bakanlıkların bundan böyle daha çok ulusal ekonomiyi etkileyen konularla uğaşacağını ve böylece “işletmeler üzerinde kurdukları yararsız vesayetten ve işletmelerin çalışanlar kollektifinin halledebileceği sorunlarla uğraşmaktan kurtulacaklarını”” düşünüyor. Sovyet hükümeti bilgi işlem teknolojisini bu modernleşme sürecinin sıçrama tahtası olarak görüyor. Sovyet bilgisayarcılığının geleneksel olarak güçlü olduğu üretim süreci kontrol sistemlerinin yanısıra şimdi asıl olarak gereken şey, yeni muhasebe sistemleri, pazar araştırması, bütçe denetimi ve büro otomasyonu için PC'ler, kolay kullanılabilir uygulamalar ve eğitim amaçlı software. Bu yüzden işletmeler çabuk, ucuz ve etkin çözümler peşinde. Yürürlükteki Beş Yıllık Plan hedeflerine göre 1990'a kadar 1.1 milyon bilgisayara ek olarak ve işletmelere açık uçlu uygulama paketleri yerleştirilmesi gerekiyor. Bu kadar hızlı ve köklü değişikliklerin üstesinden gelmek, hangi ekonomide olursa olsun, ancak bu değişimden en çok etkilenen işçi ve yöneticilerin desteğiyle mümkün. İşçiler bu değişikliklerin kendilerine ne getireceğini bilmek isteyeceklerdir. Belki de bu sorunun cevabı Gorbaçov'un Komünist Partisi Merkez Komitesi- 'nin Ocak'taki toplantısında yaptığı şu konuşmada yatıyor: hava kadar ihtiyacımız var. Eğer... demokrasiyi genişletmek, ilerletmek ve ülkenin emekçi halkını ulusal yeniden kuruluş çabalarına yaygın olarak katmak yolunda ciddi adımlar atmazsak, politikamız tökezleyecek ve planlarımız suya düşecektir.”

Gorbaçov'un Aralık 1985'te getirdiği örgütsel yeniliklerden biri olarak kurulan Sektörlerarası Bilimsel ve Teknolojik Kompleks (ISTC) de Naumov'a bağlı. Bu kurumun başında, toplumun ve sanayinin özgül dikey sektörlerinden sorumlu Sovyet Bakanlıklarının katı yapısının üstesinden gelmeye uğraşıyor.

Naumov, bu kurum için “yeni ve ilginç bir forum”, diyor. “Biz öncü örgüt olarak kişisel bilgisayarlar alanında çalışan bütün grupları çevremizde topluyoruz. Her düzeydeki kişisel bilgisayarlara ilişkin tüm teknik konulardan sorumlu olarak programlar hazırlıyor, işlem tasarlıyor ve gereksineceğimiz PC sayısını tahmin ediyoruz.” Bu tahminlere göre 1990'a değin 1.1 milyon bilgisayarın yerleştirilmesinin ardından, mikroların sayısı her beş yılda üç katı artacak. Bu sayı Batıya oranla az görünse de Naumov, “Bu bir milyon bilgisayar 1990'a kadarki gereksinmelerimiz bakımından yeterli olacak” diyor. “Ekonomimiz planlı olduğundan, pazar için üretim yapan ülkelerden farklı olarak her sanayide ne kadar ve hangi türde bilgisayara ihtiyacımız olduğunu bilecek ve buna göre üretim yapacağız.”

Sovyetler Birliği'ndeki bu mikro devriminin ilk aşamalarında birinci öncelik, eğitim sisteminin güçlendirilmesinde. Naumov'un öngörüsüne göre, “şu anda mikro bilgisayarlarımızın yarısından azı eğitim amacıyla kullanılıyor.” Şu anda ülkede birkaç bilgisayar okulu bulunuyor. Moskova'daki bilgisayar eğitim merkezinde yaşları 15 ile 16 arasında 1500 öğrenci haftada bir gün eğitim görüyor. Naumov bilgisayarı çok daha küçük yaşlardaki Sovyet çocuklarına götürmeyi istiyor. “Okul öncesi çağındaki çocuklar için çok büyük ve ucuz bilgisayarlar geliştirmek istiyoruz. Batıdaki pif, pof, pif, poflar yerine zihni geliştirici ve karar vermeye yöneltici şeylerin tasarlanması gerek”. Naumov, “softwarelerin ilk önce basit, sonra da etkili olması gerekli” diye düşünüyor.

SOVYETİ İN ÖNDE OLD! ALAN

Unix ve bilgisayar dili çeviri sistemlerinde uzmanlaşan İngiltere'deki M.S. Associates Ltd. bilgisayar şirketi Ocak'ta C-Index adı verilen standart C-ISAM paketinden beş kere daha hızlı bir Unix database sisteminin üretimine başladı. Bu sistemin temelinde ise SSCB'nin önde gelen iki matematikçisi G.M. Adelson-Velski ile E.M. Landis'in 1962'de yayımladıkları “Bilgi Örgütlenmesi İçin Bir Algoritma” başlıklı bilimsel tezden alınan bir teorik dallanma yapısı var. Bu metni ortaya çıkaran M.S. Associates'ın yazılım mühendisi Robert Manning "Ruslar bu tür matematik teorileri alanında mükemmeller” diyor. Sovyetlerin geride oldukları asıl alan üretim teknolojisi. Öteki alanlardaysa Sovyetlerin önemli başarıları var. Sovyet bilgin ve teknisyenleri bilgisayar tasarımları yapıyor ve bir sürü işleyen prototip ortaya koyabiliyorlar. B.I. Ramayev önderliğindeki tasarım grubu daha 1950'lerde DEC Multibus'unun ve IBM Block Multiplexor'unun atası olan açık uçlu bir Giriş/Çıkış taşıtı yapmıştı. Aynı dönemde V.M. Gluşkov'un geliştirdiği Mir bilgisayarı da mikro kodlu derleyicisiyle ROM-temelli dil işlemcilerinin geleceğini müjdeliyordu. Batı 1Mb'lik bileşenleri standartlaştırırken Sovyetler Birliği de LSI (Yüksek Düzeyli Tümleşme) teknolojisinde arayı kapatıyor ve artık 256 Kb'lık hafıza çipleri kullanıyor. Stalin'in ölümüne kadar sibernetik araştırmalarının SSCB'de siyasal açıdan sakıncalı görülmesine karşın doğrusal programlama ilkelerini ortaya koyanlar Sovyet bilginleri olmuştu. Dünyadaki tüm petrol rafinerileri ve kimya sanayisinde karmaşık imalat süreçlerinin optimizasyonunda kullanılan esas teknik olan bu algoritma uygulamasından başka Sovyetlerin uzman olduğu alanlar arasında tıbbi sistemleri ve süreç kontrolünü kapsayan algoritmalar da var. Bunun yanısıra Sovyetlerin dil derleme teorisi üzerine çalışmalarının kaynaklık ettiği Macaristan'daki araştırmalar sonunda AI dili Prologu için bir derleyici yapıldı. Japonlar Beşinci Kuşak projeleri için bunu satın aldılar. Galler'deki Cardiff Üniversitesi'nde minik işlemci sistemleri araştırmalarına başkanlık eden Prof. Martin Healey bir bilgisayar mimarisi uzmanı olarak “Birlik teorik konularda hep zamanın önünde gidiyor,” diyor. “Araştırmaları çok matematiksel ve teoriyi sınayacak teknoloji bulunmadığından çoğu zaman uygulamadan kalıyor. Son yıllarda özellikle paralel işlem bahsinde, bilgisayar mimarisi üzerine tezler yayımlıyorlar. Bir kere bu sistemlerin temelini oluşturarak çipleri yapmayı başarırlarsa teori bir anda geçerli ve uygulanabilir hale gelecek. Olayların bu şekilde çakışması bu alanda öne sıçramalarına yolaçabilir.

Batılı şirketlerin yetenekleriyle Sovyetler Birliği'nde yapılmakta olan uygulama algoritmalarını birleştirmek isteyen Naumov, bu alanlarda ortak yatırımlara girişmek dileğinde, ancak, “Batıda bir sürü insana, bir sürü şirkete, IBM'e, “haydi gelin anlaşalım” dedim ama birilerine sormadan imza atamıyorlar,” diyor. Naumov Helsinki Anlaşması'nı havaya kaldırarak, “bakın” diyor, “bunun 46. sayfasında bilgisayarlar ve bilgi işlem teknolojisi alanında işbirliğinden söz ediliyor ve ABD Başkanının da imzası var, ama hiç bir işe yaramıyor. Ben ABD Başkanının imzasına inanmıyorum, kendi alanımda inanmıyorum,” diyor. Bu anlaşmalarla ticari anlaşmaları karşılaştıran Naumov, “Benimle iş yapan şirketler verdikleri sözü %100 yerine getirdiler, ama Başkanın imzası sıfır” diyor. Ona göre, “Sorunun kaynağı bilgisayar şirketlerinin yöneticileri değil, bir bit ile bir bayt arasındaki farkı idrakten aciz bürokratlar”. “Dünyada tek bir kültür var,” diyerek sözlerini bağlıyor Naumov, “bu kültür size, bana, herkese ait. Bilgisayar bilimi bunun bir parçası haline geliyor. Ve eğer, bizler dostsak, karşıt bakış açılarından da olsa bir şeyi tartışıyorsak, kimbilir belki biz de birlikte yeni bir parlak fikir ortaya çıkartabiliriz.”