Commodore sayı 19, sayfa 36
Sayfanın metni

Sayfa 36

Gorbaçov'un Aralık 1985'te getirdiği örgütsel yeniliklerden biri olarak kurulan Sektörlerarası Bilimsel ve Teknolojik Kompleks (ISTC) de Naumov'a bağlı. Bu kurumun başında, toplumun ve sanayinin özgül dikey sektörlerinden sorumlu Sovyet Bakanlıklarının katı yapısının üstesinden gelmeye uğraşıyor.

Naumov, bu kurum için “yeni ve ilginç bir forum”, diyor. “Biz öncü örgüt olarak kişisel bilgisayarlar alanında çalışan bütün grupları çevremizde topluyoruz. Her düzeydeki kişisel bilgisayarlara ilişkin tüm teknik konulardan sorumlu olarak programlar hazırlıyor, işlem tasarlıyor ve gereksineceğimiz PC sayısını tahmin ediyoruz.” Bu tahminlere göre 1990'a değin 1.1 milyon bilgisayarın yerleştirilmesinin ardından, mikroların sayısı her beş yılda üç katı artacak. Bu sayı Batıya oranla az görünse de Naumov, “Bu bir milyon bilgisayar 1990'a kadarki gereksinmelerimiz bakımından yeterli olacak” diyor. “Ekonomimiz planlı olduğundan, pazar için üretim yapan ülkelerden farklı olarak her sanayide ne kadar ve hangi türde bilgisayara ihtiyacımız olduğunu bilecek ve buna göre üretim yapacağız.”

Sovyetler Birliği'ndeki bu mikro devriminin ilk aşamalarında birinci öncelik, eğitim sisteminin güçlendirilmesinde. Naumov'un öngörüsüne göre, “şu anda mikro bilgisayarlarımızın yarısından azı eğitim amacıyla kullanılıyor.” Şu anda ülkede birkaç bilgisayar okulu bulunuyor. Moskova'daki bilgisayar eğitim merkezinde yaşları 15 ile 16 arasında 1500 öğrenci haftada bir gün eğitim görüyor. Naumov bilgisayarı çok daha küçük yaşlardaki Sovyet çocuklarına götürmeyi istiyor. “Okul öncesi çağındaki çocuklar için çok büyük ve ucuz bilgisayarlar geliştirmek istiyoruz. Batıdaki pif, pof, pif, poflar yerine zihni geliştirici ve karar vermeye yöneltici şeylerin tasarlanması gerek”. Naumov, “softwarelerin ilk önce basit, sonra da etkili olması gerekli” diye düşünüyor.

SOVYETİ İN ÖNDE OLD! ALAN

Unix ve bilgisayar dili çeviri sistemlerinde uzmanlaşan İngiltere'deki M.S. Associates Ltd. bilgisayar şirketi Ocak'ta C-Index adı verilen standart C-ISAM paketinden beş kere daha hızlı bir Unix database sisteminin üretimine başladı. Bu sistemin temelinde ise SSCB'nin önde gelen iki matematikçisi G.M. Adelson-Velski ile E.M. Landis'in 1962'de yayımladıkları “Bilgi Örgütlenmesi İçin Bir Algoritma” başlıklı bilimsel tezden alınan bir teorik dallanma yapısı var. Bu metni ortaya çıkaran M.S. Associates'ın yazılım mühendisi Robert Manning "Ruslar bu tür matematik teorileri alanında mükemmeller” diyor. Sovyetlerin geride oldukları asıl alan üretim teknolojisi. Öteki alanlardaysa Sovyetlerin önemli başarıları var. Sovyet bilgin ve teknisyenleri bilgisayar tasarımları yapıyor ve bir sürü işleyen prototip ortaya koyabiliyorlar. B.I. Ramayev önderliğindeki tasarım grubu daha 1950'lerde DEC Multibus'unun ve IBM Block Multiplexor'unun atası olan açık uçlu bir Giriş/Çıkış taşıtı yapmıştı. Aynı dönemde V.M. Gluşkov'un geliştirdiği Mir bilgisayarı da mikro kodlu derleyicisiyle ROM-temelli dil işlemcilerinin geleceğini müjdeliyordu. Batı 1Mb'lik bileşenleri standartlaştırırken Sovyetler Birliği de LSI (Yüksek Düzeyli Tümleşme) teknolojisinde arayı kapatıyor ve artık 256 Kb'lık hafıza çipleri kullanıyor. Stalin'in ölümüne kadar sibernetik araştırmalarının SSCB'de siyasal açıdan sakıncalı görülmesine karşın doğrusal programlama ilkelerini ortaya koyanlar Sovyet bilginleri olmuştu. Dünyadaki tüm petrol rafinerileri ve kimya sanayisinde karmaşık imalat süreçlerinin optimizasyonunda kullanılan esas teknik olan bu algoritma uygulamasından başka Sovyetlerin uzman olduğu alanlar arasında tıbbi sistemleri ve süreç kontrolünü kapsayan algoritmalar da var. Bunun yanısıra Sovyetlerin dil derleme teorisi üzerine çalışmalarının kaynaklık ettiği Macaristan'daki araştırmalar sonunda AI dili Prologu için bir derleyici yapıldı. Japonlar Beşinci Kuşak projeleri için bunu satın aldılar. Galler'deki Cardiff Üniversitesi'nde minik işlemci sistemleri araştırmalarına başkanlık eden Prof. Martin Healey bir bilgisayar mimarisi uzmanı olarak “Birlik teorik konularda hep zamanın önünde gidiyor,” diyor. “Araştırmaları çok matematiksel ve teoriyi sınayacak teknoloji bulunmadığından çoğu zaman uygulamadan kalıyor. Son yıllarda özellikle paralel işlem bahsinde, bilgisayar mimarisi üzerine tezler yayımlıyorlar. Bir kere bu sistemlerin temelini oluşturarak çipleri yapmayı başarırlarsa teori bir anda geçerli ve uygulanabilir hale gelecek. Olayların bu şekilde çakışması bu alanda öne sıçramalarına yolaçabilir.

Batılı şirketlerin yetenekleriyle Sovyetler Birliği'nde yapılmakta olan uygulama algoritmalarını birleştirmek isteyen Naumov, bu alanlarda ortak yatırımlara girişmek dileğinde, ancak, “Batıda bir sürü insana, bir sürü şirkete, IBM'e, “haydi gelin anlaşalım” dedim ama birilerine sormadan imza atamıyorlar,” diyor. Naumov Helsinki Anlaşması'nı havaya kaldırarak, “bakın” diyor, “bunun 46. sayfasında bilgisayarlar ve bilgi işlem teknolojisi alanında işbirliğinden söz ediliyor ve ABD Başkanının da imzası var, ama hiç bir işe yaramıyor. Ben ABD Başkanının imzasına inanmıyorum, kendi alanımda inanmıyorum,” diyor. Bu anlaşmalarla ticari anlaşmaları karşılaştıran Naumov, “Benimle iş yapan şirketler verdikleri sözü %100 yerine getirdiler, ama Başkanın imzası sıfır” diyor. Ona göre, “Sorunun kaynağı bilgisayar şirketlerinin yöneticileri değil, bir bit ile bir bayt arasındaki farkı idrakten aciz bürokratlar”. “Dünyada tek bir kültür var,” diyerek sözlerini bağlıyor Naumov, “bu kültür size, bana, herkese ait. Bilgisayar bilimi bunun bir parçası haline geliyor. Ve eğer, bizler dostsak, karşıt bakış açılarından da olsa bir şeyi tartışıyorsak, kimbilir belki biz de birlikte yeni bir parlak fikir ortaya çıkartabiliriz.”

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.