Commodore sayı 15, sayfa 18

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 18

..

Ülkemizde bilgisayar alanında montaj üretiminin ötesine geçmek zor. Ama programcılıkta bir şeyler yapmak pekâlâ mümkün.

Türkiye beyin açısından çok verimli ve zengin bir ülke ve çok iyi programlar yazılabilir. Ama dünya ile iletişimimiz sağlıklı olmadığından, bu kaynaklar da sağlıklı kullanılamıyor. Türkiye'de yazılım için yatırım yapılabilir. Dünyada bilgisayar sektörüne bakıldığında, bu sektördeki harcamaların sadece %10'u donanım alanındadır. Asıl önemli olan yazılımdır ve Türkiye'de de buna önem verilmelidir. Bülent Aydemir: Türkiye'de bilgisayar olayına çeşitli sektörler itibarıyla baktığımızda, örneğin turizm kuruluşlarının bilgisayar sistemleri kurduğunu görüyoruz. Tek tek firmaların bu şekilde tek tek sistemlere yatırım yapmaları gereksiz olduğu gibi sektörel açıdan merkeziliği de olumsuz yönde etkilemektedir. Yine, devlet sektöründe bilgisayar alımı ile ilgili ihalelere sık sık rastlamaktayız. Bu alımlar iki amaç için gerçekleştirilmekte: 1) Bilgisayar programcılığı için bilgisayar kullanılması, 2) Okullarda eğitimin bilgisayar ile yapılması. Özellikle eğitim konusu üzerinde durmak istiyorum. M.E.B. bu konuda belli bir netliğe ulaşmalıdır. Ne yapılmak isteniyor? Bunun için kalifiye eleman var mı? Örneğin bir BASIC eğitimi söz konusu ise, bu ilk, orta ve lise seviyesinde nasıl olacaktır? Okullarda programcılık ne şekilde yerleştirilecektir? Bilgisayar bir kitap ya da defter olarak kullanılacaksa, bu yatırımlar ne ölçüde işe yarayacaktır? Bugün bilgisayarın girdiği okullarda bilgisayar bir test aracı olarak kullanılıyor. Oysa öğrenci, konuyu grafik şekillerle anlatabilmeli, bilgisayarın çeşitli olanaklarını kullanabilmelidir. Öğrenci karşılıklı etkileşim ile canlı bir eğitim aracına kavuşmalıdır. Bu ise, özel olarak yazılmış birtakım programların varlığını gerektirmektedir. Piyasada bunlara uygun program bulunmuyor. Dışarıdan böyle programların getirilmesi üzerinde ise fazla durulmuyor. Türkiye'de mevcut eğitim sistemi ortada iken, bilgisayar kullanımı ile amaçlanan nedir, nereye varılmak isteniyor bu pek net değil. Bununla birlikte bilgisayarın eğitim alanına sokulması salt bilgisayar alımı olarak kalacaksa, mevcut koşulların farklılaşması beklenemez. İskender Savaşır: Yazılım konusunun önemine ve bu konuda bir avantajımız olduğuna ben de katılıyorum. Ama maalesef bu konuda da karamsarım. Bakın, tarihte tüm teknolojik sıçramaların, o dönemin en az merkezi yapıları tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu görüyoruz. Bu 15. yüzyıl İtalya'sı için de böyledir, 18. yüzyıl sonu İngiltere'si için de, kişisel bilgisayar devrimi için de. Bu son örnekte gayri-merkezilik kısmen suni olarak yaratılmıştır. Kişisel bilgisayar devrimini gerçekleştiren tekeller değil, küçük firmalar olmuştur. IBM bu alana girmemiş, araştırma riskini küçük firmaların yüklenmesini beklemiştir. Sonunda piyasaya girmesininse teknolojik gelişme üzerinde olumsuz etkisi olduğu söylenebilir. Demek ki, teknolojik yaratıcılıkla gayrı-merkezilik arasında bir ilişki var. Oysa biz üniversitelerle ilgili olarak sürekli merkezi çözümlere yöneliyoruz. Bu tabii gerekçesiz değil. Üniversiteler birer yaratıcılık odağı olduğu kadar, birer gayrı-memnuniyet odağıdırlar da. Dünyanın her yerinde bu böyledir. Şimdi demin söylediğim eşitsizlikler arttıkça üniversitelerin bu vasfı daha da ön plana çıkacaktır. Dolayısıyla daha da merkezi çözümler gerekecektir. Bu ise üniversitelerin zeka ve yaratıcılık potansiyelini olumsuz yönde etkileyecektir. Kısacası elimizdeki zeka potansiyelinin önümüzdeki yıllarda azalacağı kanısındayım. O gibi etkileyici grafikler içeren bir helikopter oyunundan sonra bu konuda görülecek bir şey kalmadığına inananlara ne kadar yanıldıklarını gösterecek bir program bu. Önceki programın aksine Gunship'te “simulation” elementi ağırlık taşıyor. Buna rağmen birçok “flight simulation” gibi grafiklerin kalitesi, programın karmaşıklığına kurban edilmemiş. Tabii bunda programın disketten yükleme yapmasının da rolü büyük. Program yüklendiğinde karşınıza gelen ilk ekranda o anki pilotun ismi, rütbesi, aldığı nişan ve madalyalar, puanı, görev yeri, görev türü, görevin gerçeklik oranı ve riski görülüyor. Ekranın üstünde görülen 5 seçenekten birini yardımıyla yönettiğiniz küçük bir okla seçebilirsiniz. Bunlardan en soldaki (Pilot) ölü ve diri tüm pilotları incelemenizi sağlıyor. Bu pilotlardan KİA (görev sırasında öldü) ve MİA (görev sırasında kayıp) olanlar haricindekileri joystick ile seçebilirsiniz. İsterseniz Erase Pilot seçeneği ile bunlardan birini silerek kendi pilotunuzu da yaratabilirsiniz. Yeni pilotlar daima Sgt (çavuş) rütbesinden başlıyorlar, puan arttıkça rütbe de ilerliyor. İlk ekranın ikinci seçeneği olan Duty size görev alanınızı seçme hakkını veriyor. Görev alanlarından ilki ABD içinde bir eğitim bölgesinde bulunuyor; bu görevi seçerseniz hiç vurulmama avantajını da kazanırsınız. Diğer görev alanları ise, zorluk derecesine göre sırayla Orta Amerika, Orta Doğu ve Batı Avrupa.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.