Bilgisayar ve Toplum
Bilgisayar ve Toplum konulu panel, 10 Nisan 1987 Cuma günü, Cumhuriyet Kitap Kulübü tarafından FM Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen kitap fuarı kapsamında yapıldı. Panele Doç. Dr. Eşref Adalı, Ram Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Bülent Aydemir ve Commodore Dergisi Yayın Yönetmeni İskender Savaşır konuşmacı olarak katıldılar. Hayatımızda giderek daha geniş bir yer tutan bilgisayar özellikle iş dünyasında çeşitli düzeylerde tartışılıyor olmakla birlikte, olayın toplumsal boyutu henüz çok sınırlı bir platformda tartışma konusu ediliyor. Bilgisayar olayını bir buzdağına benzeten görüşten yola çıkarak, suyun altındaki kısmı da göz ardı etmemek, olayın sağlıklı değerlendirilmesi ve geleceği açısından önem taşıyor. İnsanlığın tarihinde önemli dönüm noktalarından birini teşkil eden bu buluşun, toplumsal yansımaları ve karşılıklı etkileşimin konu edildiği böylesi tartışmalardan biri de Bilgisayar ve Toplum konulu paneldi. Bülent Aydemir, ilk tur konuşmalarını şu sözlerle açtı: Bilgisayar olayının genellikle bize yansıdığı gibi teknolojik boyutundan başka sosyal boyutunun da olduğu unutulmamalıdır. Türkiye açısından olaya bakıldığında, “Bilgisayar ile, kaçırılan Birinci Teknolojik Devrim'den sonra İkinci Teknolojik Devrimi'ni yakalamak olası mı?”, “Türkiye bilgisayar ile bu anlamda bir 'atak' yapabilir mi?” sorularını sorabiliriz. Bu sorular doğrultusunda bilgisayarın teknolojik gelişiminden başlarsak: Dünyada bilgisayarın teknolojik gelişimi nasıl olmuştur ve ileriye yönelik gelişim olanakları nelerdir? Eşref Adalı: Bugün kullanılmakta olan bilgisayar sözcüğü aslen yanlış bir sözcük. Fakat artık bu sözcüğün değiştirilmesi pek mümkün gözükmüyor. Bilgisayarın gelişimini 1880'lerden başlatabiliriz. Bugün artık çok ilkel kalan delikli kartlarla. Daha sonra 2. Dünya Savaşı sırasında askeri amaçla geliştirilen bilgisayarlar var ki, bunlar aralarında dolaşılacak kadar büyük aletler. Üstelik kullanım sürelerinin ancak %10'unda çalışabiliyorlardı. Geri kalan zamanda boş durmak zorundaydılar. Nihayet 1950 yıllarında transistörün keşfedilmesi ile bilgisayar kiralanabilir ve satın alınabilir oldu. Türkiye'ye ilk bilgisayar ise Marshall Yardımı ile birlikte Karayolları'na geldi. 1971'de bilgisayar alanında önemli gelişmeler kaydedildi. Bu tarihe kadar bir bilgisayar bir buzdolabı büyüklüğünde iken, 1971'deki gelişmeler ile bu boyutlar büyük ölçüde küçüldü. Bilgisayar alanındaki gelişmelere birkaç örnek verecek olursa 1971'den önce 10.000 dolar ile bir ev bilgisayarının bellek kapasitesine sahip bir bilgisayar alınırken, bugün aynı fiyata aynı bellek kapasitesine sahip 3 adet kişisel bilgisayar alınabilir. Geleceğe baktığımızda ise bilgisayarın çok daha gelişeceği ve küçüleceği görülüyor. Bu gelişmelerle birlik-
bilgisayarların
giderek küçülmesi ve yaygınlaşması toplumların gelişiminde bilgisayarların rolünü ön plana çıkardı.
te elbette yaygınlığı da artacak. Çağımızda artık bilgisayarın kullanılmadığı bir toplum düşünmek olanaksız. Her dalda olduğu gibi bilgisayar da, kendi alanında çeşitli uzmanlık dallarını gerekli kılacak. Elbette herkesin uzman olması beklenemez. Fakat günümüzde her ferdin en azından bilgisayar kullanımı hakkında asgari bilgilere sahip olması bir zorunluluk olarak kendini belli ediyor.
Bülent Aydemir: Bugün bilgisayar sektöründe belli teknolojileri üreten ve pazarlayan kuruluşlar var. Bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler, dünyada A.B.D. ve Japonya'nın önderliğinde gerçekleştiriliyor. Dünya piyasasında gelişkin teknolojilere sahip ülkeler bu teknolojileri kullanarak bilgisayar üretiyorlar. Bugün bilgisayar dünyasında belli teknolojileri üreten ve pazarlayan ülkelerin başında A.B.D. ve Japonya geliyor. Türkiye'nin bu ülkelerle bu anlamda rekabet etmesi söz konusu olamaz. Bizde üretim montaj aşamasında. Teknolojik Devrimi gerçekleştirmiş ülkelerin ürettiği entegre devreleri ve mikro-işlemcileri alıp, montaj yapma aşamasında bir üretim gerçekleştiriyoruz. Bununla birlikte montaj sanayisi ve buna bağlı yan sanayi kollarının gelişmesi de Türkiye açısından önemli ve üzerinde durulması gereken bir konu. Gelişmiş bir montaj sanayisinin yaratacağı önemli avantajların başında, yan sanayilerle birlikte önemli bir istihdam potansiyeli, Türkiye için hayati önem taşımaktadır. Dünyada montajcı ülkeler olarak bilinen Kore ve Tayvan gibi ülkelerin ürettiği, kalite açısından yetersiz malların iç piyasada yaygınlaşmamasına dikkat edilmesi gerekiyor. Şu anda bilgisayar ithali ile ilgili yeni tasarılar var. Daha önce Kore ve Tayvan'dan mal getirip satan ve kısa vadede büyük kâr elde edip ortadan yok olan, ne idüğü belirsiz şirketlerin tüketiciyi riske eden bu tür faaliyetleri de bu yeni tasarı ile önlenebilecek. Bilgisayar teknolojisinin ülkede yaygın olarak kullanılması; hizmet ve destek veren tek bir kuruluşun ya da birkaç kuruluşun varlığı ile mümkün değil. Bunun için öncelikle tüketicinin bilinçlendirilmesi ve sağlıklı bir yaygınlığın gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu konuda devletin desteğine de özellikle ihtiyaç vardır. Devlet, örneğin ikinci kanal gibi elinde bulunan olanakları bilinçli bir tüketici kitlesinin yaratılması için kullanabilir. Bilgisayar tüketiminde asıl sorun, bilgisayar aldıktan sonra başlıyor. Bilgisayar, olayın sadece bir kısmı. Yarısı denebilir. Diğer yarısı ise program. Programcılığın önemi henüz kavranmış değil. Bugün Türkiye'nin entegre devre üretimine girişmesi son derece gelişkin teknolojilerle rekabete girmesi demek olacakken, herhangi bir yatırım gerektirmeyen programların dünya çapında kullanılması, Türkiye'nin bu teknolojiyi bir yerlerden yakalaması demek olacaktır. Fakat bunun bilincine henüz tam olarak varılmadığından ve bu yönde ciddi çalışmalara henüz girişilmediğinden bu şimdilik uzak bir olasılık. İskender Savaşır: Korkarım, diğer konuşmacıların temkinli iyimserliği ile karşılaştırıldığında bile, benim konuşmam fazlasıyla karamsar kaçacak. Şimdi Bilgisayar Devrimi dediğimizde kastettiğimiz şeylerden biri de, bilgi-işlem teknolojisinin hâkim teknoloji, egemen teknoloji ya da Nora
'nin düzenlediği Bilgisayar ve Toplum panelinde konuşmacılar: (Soldan sağa)
Eşref Adalı, Bülent Aydemir ve İskender Savaşır.
Nora'nın kontrol teknolojisi dediği şey haline gelmesi. Ne demek, peki, kontrol teknolojisi? Eğer herhangi bir alandaki üretkenlik, verim ve teknolojik yenilikler ekonominin diğer bütün alanlarına da yansıyorsa, söz konusu alana hâkim teknoloji deniyor. Bir örnekle açıklamaya çalışayım: Bugün eğer kömür çıkarma teknolojisinde teknolojik bir sıçrama görülürse, bu, kuşkusuz önemli olur. Örneğin ne bileyim ben, kömürün fiyatı ucuzlar, ilişkili bazı yan dallarda etkileri hissedilir. Ama bütün bu etkiler lokal kalmaya mahkûmdurlar. Çünkü kömürün elde edilmesinde kullanılan teknoloji bugün hâkim teknoloji değildir. Oysa bilgi-işlem teknolojisi bugün artık hâkim teknoloji haline gelmiştir. Üstelik bilgi-işlem teknolojisinin tarihte hâkim olmuş diğer teknolojilerden de bir farkı var. Daha öncekiler ekonominin “sanayii” diye adlandırdığımız alanlarını etkiliyordu. Oysa bilgi-işlem hizmet sektörü diye adlandırdığımız alanları da, bir anlamda sanayileştirdi. Bu kadar kritik bir noktada duran bir teknolojinin, bir sektörün yapılanması, kurumlaşması üzerinde de durmak gerekir. Çünkü hayatın iktisadi olmayan yönleri de, neredeyse hayatın tamamı bunlardan etkilenecektir. Önce şunu vurgulamak gerekiyor: Tarihte hâkim teknoloji konumuna gelmiş teknolojilerin daima merkez ülkelerde, birinci dünya ülkelerinde yoğunlaştığını görüyoruz. Örneğin, Türkiye'de demir-çelik sanayiinin kurulması, ancak bu teknoloji artık hâkim teknoloji olma konumunu yitirdikten sonra mümkün olabilmiştir.
Hâkim teknolojiye sahip gelişmiş ülkeler bilgisayar alanında da neyin ne kadar üretileceğini belirliyorlar.
İkinci olarak neyin ne kadar tüketileceği ile hâkim teknoloji arasındaki ilişkiye değinmek gerekiyor. Bundan önceki dönemde hâkim teknoloji yassı çelik üretimi idi. Yassı çelik üretiminin kârlı bir biçimde sürebilmesi ise, ancak yassı çelik ürünlerinin büyük ölçekte satılması ile mümkündür. Bu ise kitlesel tüketim demektir. Neydi bu kitlesel olarak tüketilen yassı çelik ürünleri? Buzdolabı, çamaşır makinesi, fırın, kısaca “beyaz eşya” diye andığımız şeyler. Şimdi söyleyeceklerim ancak izlenim düzeyinde şeyler. Bu iddiaların doğruluğunu sınamak için gereken verilere nasıl ulaşılabileceğini dahi bilemiyorum. Ama Türkiye'de beyaz eşya imalatı başladıktan sonraki beş yıldaki, söz gelimi buzdolabı satış artış hızı ile bilgisayar ithalatı başladıktan sonraki bilgisayar satış artış hızı karşılaştırılırsa, bilgisayar satışlarının çok daha az olduğunu göreceğiz. Dediğim gibi, bu ancak izlenim düzeyinde bir iddia. Ama eğer doğruysa ne anlama geliyor? Kitlesel tüketim ancak geniş bir orta sınıfın varlığıyla mümkün olur - 1960'lar Türkiyesi'nde olduğu gibi-. Eğer bilgisayar bir lüks tüketim maddesi olarak kalacaksa... Ya da şöyle söyleyelim... Şimdiki iktisadi sistemin taşıyıcısı durumunda olan bilgisayarın kitlesel olarak tüketilmesi gerekmiyorsa ne olur? Bir kere alıştığımız orta sınıf iktisadi olarak işlevsizleşir, dolayısıyla kaybolur. Eşitsizlikler artar. Hem merkez ülkelerin kendi içindeki sınıfsal eşitsizlikler, hem de birinci dünya ile üçüncü dünya ülkeleri arasındaki eşitsizlikler. Eşitsizlik ise hiçbir zaman sadece eşitsizlik değildir; dünyaların ayrışması anlamına gelir. Bütün bunların çeşitli toplumsal implikasyonları var. Örneğin, bu konularla ilgilenen bizim gibi burada toplanmış aydınlarla toplumun diğer kesimleri arasında, kurulan ilişkinin niteliği hakkında. Ama bunlara belki daha sonra tartışma bölümünde gireriz. Bülent Aydemir: Bugünlerde gündemde olan ve üzerinde çokça konuşulan konulardan biri de, Avrupa Akademik Araştırma Ağı (EARN). Bu ağa dahil olmakla, Avrupa'da bilgisayar alanındaki pek çok yenilik ve kazanımdan da doğrudan yararlanabilmek olanağına kavuşuluyor. Eşref Adalı: EARN biraz kurcalanırsa, bir firmanın reklamı olduğu anlaşılır. Avrupa'da buna benzer ağlar var. Amaç çeşitli kazanımların ortaklaşılması. Bundan çeşitli kazançlar söz konusu elbette ama olaya çok idealist yaklaşmamak gerekiyor. Örneğin bilgisayar alanında en son yeniliklere, özel çalışmalara bu yolla ulaşılacağı gibi bir düşünceye kapılmamak gerekiyor. Türkiye'de bilgisayarın yapılıp yapılamayacağı tartışmasına gelince, bunu tartışmaya hiç gerek yok. Türkiye'de yıllardır bilgisayar yapılıyor. Asıl “satılıyor mu?” diye sormak gerekiyor. Türkiye'de bilgisayar bilgisizlik ya da başka bir yetersizlikten değil satılmadığından, yani çok yüksek maliyet söz konusu olduğundan üretilmemektedir. Bilgisayar çok hızla gelişen bir alet. Bu hıza erişmek ise yine çok hızlı ve gelişkin bir teknolojiyi gerektiriyor. Donanıma yatırım yapmanın cazibesi yok ama fason üretimin cazibesi var. Ya da belli alanlarda uzmanlaşmak gerekiyor. Kişisel bilgisayar söz konusu olduğunda, bugün yılda bir milyon tane satamıyorsanız, üretmek anlamsızdır. Ama aynı şey daha büyük sistemler için geçerli değil. Bir Norveç firması birkaç akademisyenin yaptığı bir bilgisayarı dışarı satar. Yılda yirmi tane satar ama satar. Bu Norveç açısından avantajdır.
..
Ülkemizde bilgisayar alanında montaj üretiminin ötesine geçmek zor. Ama programcılıkta bir şeyler yapmak pekâlâ mümkün.
Türkiye beyin açısından çok verimli ve zengin bir ülke ve çok iyi programlar yazılabilir. Ama dünya ile iletişimimiz sağlıklı olmadığından, bu kaynaklar da sağlıklı kullanılamıyor. Türkiye'de yazılım için yatırım yapılabilir. Dünyada bilgisayar sektörüne bakıldığında, bu sektördeki harcamaların sadece %10'u donanım alanındadır. Asıl önemli olan yazılımdır ve Türkiye'de de buna önem verilmelidir. Bülent Aydemir: Türkiye'de bilgisayar olayına çeşitli sektörler itibarıyla baktığımızda, örneğin turizm kuruluşlarının bilgisayar sistemleri kurduğunu görüyoruz. Tek tek firmaların bu şekilde tek tek sistemlere yatırım yapmaları gereksiz olduğu gibi sektörel açıdan merkeziliği de olumsuz yönde etkilemektedir. Yine, devlet sektöründe bilgisayar alımı ile ilgili ihalelere sık sık rastlamaktayız. Bu alımlar iki amaç için gerçekleştirilmekte: 1) Bilgisayar programcılığı için bilgisayar kullanılması, 2) Okullarda eğitimin bilgisayar ile yapılması. Özellikle eğitim konusu üzerinde durmak istiyorum. M.E.B. bu konuda belli bir netliğe ulaşmalıdır. Ne yapılmak isteniyor? Bunun için kalifiye eleman var mı? Örneğin bir BASIC eğitimi söz konusu ise, bu ilk, orta ve lise seviyesinde nasıl olacaktır? Okullarda programcılık ne şekilde yerleştirilecektir? Bilgisayar bir kitap ya da defter olarak kullanılacaksa, bu yatırımlar ne ölçüde işe yarayacaktır? Bugün bilgisayarın girdiği okullarda bilgisayar bir test aracı olarak kullanılıyor. Oysa öğrenci, konuyu grafik şekillerle anlatabilmeli, bilgisayarın çeşitli olanaklarını kullanabilmelidir. Öğrenci karşılıklı etkileşim ile canlı bir eğitim aracına kavuşmalıdır. Bu ise, özel olarak yazılmış birtakım programların varlığını gerektirmektedir. Piyasada bunlara uygun program bulunmuyor. Dışarıdan böyle programların getirilmesi üzerinde ise fazla durulmuyor. Türkiye'de mevcut eğitim sistemi ortada iken, bilgisayar kullanımı ile amaçlanan nedir, nereye varılmak isteniyor bu pek net değil. Bununla birlikte bilgisayarın eğitim alanına sokulması salt bilgisayar alımı olarak kalacaksa, mevcut koşulların farklılaşması beklenemez. İskender Savaşır: Yazılım konusunun önemine ve bu konuda bir avantajımız olduğuna ben de katılıyorum. Ama maalesef bu konuda da karamsarım. Bakın, tarihte tüm teknolojik sıçramaların, o dönemin en az merkezi yapıları tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu görüyoruz. Bu 15. yüzyıl İtalya'sı için de böyledir, 18. yüzyıl sonu İngiltere'si için de, kişisel bilgisayar devrimi için de. Bu son örnekte gayri-merkezilik kısmen suni olarak yaratılmıştır. Kişisel bilgisayar devrimini gerçekleştiren tekeller değil, küçük firmalar olmuştur. IBM bu alana girmemiş, araştırma riskini küçük firmaların yüklenmesini beklemiştir. Sonunda piyasaya girmesininse teknolojik gelişme üzerinde olumsuz etkisi olduğu söylenebilir. Demek ki, teknolojik yaratıcılıkla gayrı-merkezilik arasında bir ilişki var. Oysa biz üniversitelerle ilgili olarak sürekli merkezi çözümlere yöneliyoruz. Bu tabii gerekçesiz değil. Üniversiteler birer yaratıcılık odağı olduğu kadar, birer gayrı-memnuniyet odağıdırlar da. Dünyanın her yerinde bu böyledir. Şimdi demin söylediğim eşitsizlikler arttıkça üniversitelerin bu vasfı daha da ön plana çıkacaktır. Dolayısıyla daha da merkezi çözümler gerekecektir. Bu ise üniversitelerin zeka ve yaratıcılık potansiyelini olumsuz yönde etkileyecektir. Kısacası elimizdeki zeka potansiyelinin önümüzdeki yıllarda azalacağı kanısındayım. O gibi etkileyici grafikler içeren bir helikopter oyunundan sonra bu konuda görülecek bir şey kalmadığına inananlara ne kadar yanıldıklarını gösterecek bir program bu. Önceki programın aksine Gunship'te “simulation” elementi ağırlık taşıyor. Buna rağmen birçok “flight simulation” gibi grafiklerin kalitesi, programın karmaşıklığına kurban edilmemiş. Tabii bunda programın disketten yükleme yapmasının da rolü büyük. Program yüklendiğinde karşınıza gelen ilk ekranda o anki pilotun ismi, rütbesi, aldığı nişan ve madalyalar, puanı, görev yeri, görev türü, görevin gerçeklik oranı ve riski görülüyor. Ekranın üstünde görülen 5 seçenekten birini yardımıyla yönettiğiniz küçük bir okla seçebilirsiniz. Bunlardan en soldaki (Pilot) ölü ve diri tüm pilotları incelemenizi sağlıyor. Bu pilotlardan KİA (görev sırasında öldü) ve MİA (görev sırasında kayıp) olanlar haricindekileri joystick ile seçebilirsiniz. İsterseniz Erase Pilot seçeneği ile bunlardan birini silerek kendi pilotunuzu da yaratabilirsiniz. Yeni pilotlar daima Sgt (çavuş) rütbesinden başlıyorlar, puan arttıkça rütbe de ilerliyor. İlk ekranın ikinci seçeneği olan Duty size görev alanınızı seçme hakkını veriyor. Görev alanlarından ilki ABD içinde bir eğitim bölgesinde bulunuyor; bu görevi seçerseniz hiç vurulmama avantajını da kazanırsınız. Diğer görev alanları ise, zorluk derecesine göre sırayla Orta Amerika, Orta Doğu ve Batı Avrupa.
Style seçeneği ile görevin zorluk derecesi (regular en kolay, volunteer hazardous en zor) değiştirilebilir. Reality ise uçuş, iniş, hava durumu, düşmanın gücü gibi faktörlerin gerçeğe ne kadar yakın olacağını ayarlamanızı sağlıyor. Pilot ve görev yeri seçiminiz sona erince Continue seçeneği ile brifing ekranına geçiliyor. Burada görevinizde yapmanız gerekenler, asıl ve yedek hedeflerinizin koordinatları gibi önemli bilgiler var. Gene joystick ile görebileceğiniz harita (Map) ve gizli servis raporu (Intelligence) ile görevinizi kolaylaştıracak ek bilgiler edinebilirsiniz. Görevden son anda vazgeçerseniz, Sick Call seçimiyle kaçma
ARMING YOUR İz | vE:
şansınız var. Ancak bu yola pek sık başvurmasanız daha iyi olur, üstleriniz bundan hiç hoşlanmayacaktır. Göreve başlamadan önce son bir defa her şeyi kontrol etmenizi öğütleyen Preflight Checklist ve bunu izleyen silahlanma ekranı göreceğiniz ekranların sonuncuları. Bunu da geçtikten sonra artık uçuşa başlayabilirsiniz. Uçmak için ilk olarak 1 ve 2 tuşlarıyla her iki motoru çalıştırın; 3 tuşu ile ana rotoru döndürmeye başlayın ve F1/F3 ile gazı artırarak havalanın. Joystick ile öne (ileri/geri) ve sağa/sola yatarak dönüşleri yapabilirsiniz. Yere paralel durumdayken cursor tuşları ile sağa/sola (yatmadan) dönmeniz mümkün. F5/F7 ise gazı kısarak alçalmanızı ve yavaşlamanızı sağlıyor. Uçuş sırasında (pound) tuşuyla sol, DEL tuşuyla sağ taraftaki görüntüleri de görebilirsiniz. CLR tuşu tekrar ön görüntüyü verir. Commodore tuşuyla silahların durumu, soldaki SHIFT tuşuyla hasar durumu, Z tuşuyla da haritanın tamamı incelenebilir. Haritanın ufak bir kısmı zaten kokpit içinde devamlı olarak görülebiliyor. Uçuş sırasında herhangi bir hedefe yaklaşıldığında haritanın üzerinde TARGET uyarısı belirir. Space ile hedefin görüntüsü, cinsi ve uzaklığını alabilirsiniz. Nişangâh ile otomatik hedef kitleyicisi izlenerek, kitleyici renk değiştirince ateş edilir. Ancak bu arada hedef kitleyicinin dost/düşman ayırımı yapmadan her türlü yapı ve araca kitlendiğini de unutmayın. Eğer ateş açtığınız bir dost kuvvet ise hemen RADIO MSG ibaresiyle bir radyo mesajı gelecektir. Gene space tuşuyla bu mesajı okuyabilirsiniz. Ateş açma her zamanki gibi joystick düğmesiyle yapılıyor. Silah seçiminde ise 4'ten 9'a kadar rakamlar kullanılıyor. Bunlardan 7 tuşu ağır makineli tüfek seçmenizi sağlıyor. Tavsiyemiz, kullanımı en kolay olan bu silahı seçmeniz. Kokpitte göreceğiniz kadranlara gelince; bunlardan en sağdaki radar, onun solunda altta yükselme/alçalma açısı, hemen üstünde altimetre (yükseklik), ortada hedef ve harita ekranı, sol altta yere göre eğim (banking), üstünde hız göstergesi bulunuyor. Silahlar ise harita ekranının hemen altında. En
REACTOR NAME soldaki küçük kadran pusula, onun sağındaki dikey göstergelerden F ile işaretlenen yakıt, motor gücü (thrust), Rise rotor hızını gösteriyor. En üstteki harfler ise hasar gören yerleri belirtiyor, hasar arttıkça bunların renkleri değişiyor. Eh bunca kontrolü aklınızda tutabilirseniz, uçuşta pek zorluk çekeceğinizi sanmıyoruz. Gene de başlangıç için Trainer görevlerini seçmeniz yararlı olur. Bu arada eğer görev sırasında ölürseniz tekrar aynı pilotu kullanamayacağınızı da unutmayın. O orp Lander.
er docked with
2047 yılında yıldızlar arası yolculuğun keşfi ile insanlık için gelecek başka bir anlam kazandı. Uzay gemileri uzayda dolaşan hidrojen akıntılarından çektikleri hidrojeni yakıt olarak kullanarak uzayın derinliklerinde yolculuk yapmaya başladılar. Bundan üç yıl sonra kolonicilerin ilk dalgası dünyadan ayrılarak dört-G tipi yıldızlar olan ALFA CENTAURI, TAU CETI,
VAN MAANEN'S STAR ve BETA doğru yola çıktılar. Böylece insanlığın yıldızları kolonileştirmeye başlaması gerçekleşmiş oldu. Bu dört gezegen içinde TAU CETI yaşam şartlarının en zor olduğu gezegendi, 90 yıl boyunca buraya yerleşmiş olan kolonistler güç şartlar altında gezegenin olumsuz koşullarına karşı savaştılar. En sonunda bu kişiler gezegende otuz
HE
CETİ İLİ
MMer docked with
Lander.
şehir kurup madencilik alanında ticarette ve robot teknolojisinde çok güçlü duruma geldiler. ENCKE vebası diye bilinen çok öldürücü ve bulaşıcı bir hastalık bütün gezegeni kasıp kavurmaya başlamadan çok kısa bir süre önce gezegendeki her şey yolunda gitmeye başlamıştı ama bu salgından gezegende yaşayanların hemen hemen hepsi öldü, kurtulabilen çok az sayıdaki insan ise gezegenin güvenliğini robot defans mekanizmasına bırakarak gezegenden ayrıldılar. Dünyadaki doktorlar ve bilim adamları derhal bu hastalığı etkisiz hale getirmek için araştırmaya başladılar. Çalışmalara başladıktan iki sene sonra hastalığa çözüm bulundu ve böylece koloniler arasındaki bağlantı tekrar gerçekleştirildi. Geri kalan üç gezegendeki koloniler federasyonu tarafından TAU CETİ'nin tekrar kolonileştirilmesi kararlaştırıldı, bundan birkaç ay sonra da bir uzay gemisi TAU CETİ'ye doğru yola çıktı. Gemi gezegene vardığında gezegene bir meteor düşmüş olduğunu fakat gezegendeki hiçbir yapı veya tesisin zarar görmemiş olduğunu raporunu gönderdi. Böylece gezegene tekrar inme hazırlıkları başladı. Dünyadakiler her zaman olduğu gibi gezegene inişi monitörlerinden izlediler ama görüntü çok büyük bir statik engelleme tarafından bozuldu. Gezegene iniş yapan koloni grubunu uyarmak için artık çok geç kalınmıştı. Gezegenin yüzeyine gönderilen insansız bir araçla gerçek anlaşıldı. Düşen meteor yüzünden güvenlik sistemi bozulmuş ve her şeyi düşman saymaya başlamıştı. Robot güvenlik sistemini elle kumanda etmek için planlar yapıldı ve bu iş için en uygun olarak gezegene silahla donatılmış bir uzay arabası gönderilmesine karar verildi. Bu aracın görevi merkezi şehir CENTRALIS'teki füzyon reaktörünü havaya uçurmaktı. Yedi yıllık bir araştırma, tartışma ve eğitim sonunda tek kişilik bir gemi sizin kumandanızda gezegenin atmosferine girdi. Görevinizin başarısı tamamı ile sizin aracınızı kullanmaktaki kabiliyetinize bağlıdır. Küçük ama faydalı aracınız görevinizde size yardımcı olmak üzere birçok faydalı özellikle donatılmıştır: Dört yönde görüş imkanı, sekiz güdümlü misil, sekiz antimisil, sekiz FLARE. Göreviniz sırasında ihtiyacınız olacak bilgiler için standard bir bilgisayar da aracınıza yerleştirilmiş bulunmakta. Aracınız gezegen yüzeyinin hemen üstünde ilerlemekte fakat yerden yüksekliğini isteğinize göre belirli bir ölçüde değiştirebilirsiniz. Bir şehirden diğer bir şehire geçmek için JUMP PAD üzerine gelerek J tuşuna basmanız yeterli olacaktır. Bu şekilde gezegenin herhangi bir yerinde bulunan istediğiniz şehire gidebilirsiniz. Oyunda kullanacağınız komut sayısı oldukça çoktur, oyun başlar başlamaz aracınızın bilgisayarına HELP yazarak mevcut olan bütün komutları öğrenebilirsiniz. Aynı şekilde aracın bilgisayarından yararlanarak kullanmanız gerekli tuşları da öğrenebilirsiniz. Şimdi bu komutların bazılarını inceleyeceğiz ve ekrandaki bölümleri belirteceğiz. Ekran üç ana bölüme ayrılmış durumda: aracın ekranı, bilgisayar ekranı ve bilgi gösterim bölgesi. Aracın ekranından dışarıda ne varsa onu görmektesiniz. Bilgisayar ekranında hem komut girebilirsiniz hem de bilgisayarın cevabını görebilirsiniz. Bilgi bölümü ise beş parçaya ayrılmış durumda: çevreyi gösteren bir radar, geçen oyun süresi, pusula, o an bulunduğunuz yer ve durumunuz. Bunlardan başka iki yön bu-
oda Assembled 00000;
0) 0!
da ise doğru yolu var, bunlardan ilki içinde bulunduğunuz şehrin merkezini işaret ediyor diğeri ise size en yakın JUMP PAD'i işaret ediyor. Aracınız binalardan birine girdiğinde bilgisayarınızın kabul edeceği bazı kullanışlı fonksiyonları bulunmakta. MAP komutunu verdiğinizde karşınıza gezegenin bir haritası çıkacak, Joystick'le oklara basarak haritanın istediğiniz bölümlerini görebilir, ZOOM komutu ile haritanın belirli bir bölümünü büyütebilirsiniz. İnceleyebileceğiniz 32 şehir bulunmakta. Ateş tuşuna bastığınızda size WHICH CITY (hangi şehir) sorusu sorulacak, istediğiniz şehrin ismini yazdığınızda şehir hakkında bilgi alabilirsiniz. PAD komutunu girdiğinizde karşınıza boş bir sayfa çıkacaktır, bu sayfaya sizin için önemli olan notları alabilirsiniz (oyun sırasında bunun ne kadar önemli olduğunu anlayacaksınız) NEW PAD komutu ile kendinize yeni bir sayfa açabilirsiniz. Oyunu SAVE edebilir veya eski bir oyunu LOAD edebilirsiniz. KEYS komutu ile kullanacağınız tuşları yeniden tanımlayabilirsiniz. Girdiğiniz binalarda geminiz tamir edilir ve yeniden donatılır. Oyundaki başlıca amacınız, CENTRALIS şehrindeki ana
Merkezi reaktöre girmektir. TAU CETİ'deki çeşitli şehirlerden topladığınız ROD'lar yardımı ile bir soğutma işlemi yapmanız gerekmekte. Bir binaya girdiğinizde LOOK komutu ile binanın içini görebilir ve binada işinize yarayacak eşyaları öğrenebilirsiniz. Oyuna başladığınızda aracınız gezegene iniş yaptığınız GAL-CORP gemisinde bulunmaktadır. LAUNCH komutu ile bulunduğunuz binadan gezegenin yüzeyine çıkabilirsiniz. İniş yaptığınız şehir REE-MA'dır. TAU CETİ gezegeninin bir güneşi bulunmakta, güneş etrafı aydınlatırken binaların gölgeleri giderek değişir, güneş battığında ise etraf tamamen karanlığa büründüğü için aracınızın INFRA RED sistemini açmanız gerekir. Şehirlerin bazıları robotlar tarafından yönetilen araçlarla, diğerleri ise lazer kuleleri ile kendilerini savunurlar. Saldırgan bir nesne ile karşılaştığınızda en akıllıcası elinizden geldiği kadar çabuk rakibinizi yok etmeye çalışmalısınız, eğer bunu başaramazsanız rakibiniz size ateş etmeye başlayacak böylece de aracınızın kalkanları zayıflayacaktır, eğer dikkat etmezseniz aracınızı kaybedersiniz. Gezegende bulacağınız kırk parça ROD'u toplayıp bunlardan yirmi tane bütün ROD üretin, daha sonra CENTRALIS'teki ana reaktöre bunları yerleştirin. Bir binaya girdiğinizde, o binada ROD olup olmadığı size belirtilecek ve eğer ROD varsa bunlar otomatik olarak aracınıza yüklenecektir. ROD'ları birleştirme işlemini sadece bir binaya girdiğinizde yapabilirsiniz. RODS komutuna girdiğinizde karşınıza ROD ekranı çıkacak. ROD'ları birleştirme işlemi bir imleç yardımı ile yapılmakta, imleci bir parçanın üstüne götürün ve parçayı alın sonra altı pencereden birine yerleştirin. Daha sonra bu elinizdeki parçalardan buna bir başka parça yerine yerleşip eğer uygunsa ilk parça ile birleşir. Bu arada parçaları çeşitli yönlerde çevirerek inceleyebilirsiniz. Bütün parçaları birleştirdiğinizde çok iyi bir şekilde korunmakta olan CENTRALIS reaktörüne giderek içeri girin. Burada REACTOR komutunu verdiğinizde reaktör odasına geçersiniz ve bütün ROD'ları yerlerine yerleştirirsiniz. Oyun GRAFİK SES ZORLUK OYNANABİLİRLİK GENEL