Commodore sayı 13, sayfa 62
Sayfanın metni

Sayfa 62

Gene de, eşit dağılımlı RND-fonksiyonu, rastlantı için temel olarak kullanılabilmektedir. Bunu izleyen bir dönüştürüm programında -hedef tahtasını örnek almaya devam edersekasıl boyutları 10 x 10 büyüklüğündeki alanların biçimleri değişmiş olacaktır: Merkezdekiler büyüyecek, kenardakiler ise küçüleceklerdir. Sonuçta alanlar tüm “atış””'larla birlikte yeniden biçim değiştirecekler (yani rastlantısal sayılar değişmiş olacaklar) ve her şey son derece “normal dağılımlı'” bir görünüm kazanacaktır. Münih'teki Max-Planck Fizik Enstitüsü'nde elemantar parçacıkların avlanmasında yardımcı olan bir bilgisayar, değişik rastlantı dağılımlarının tüm bir çeşitlemesini depolamış durumdadır. Protonları nötronlarla bombardıman ettikten sonra araştırmacıları bu konuda en çok zorlayan soru: “Hangi parçacıkların ne tür bir kesinlikle gözlemlendikleri” sorusudur. Burada zar atarak belirlenen şeyler şunlardır: Parçacığın ölçümünde yapılacak bir hata, mümkün birçok çarpma reaksiyonundan hangisinin gerçekleşeceği; yani tek bir durumda şu ya da bu parçacığın ortaya çıkıp çıkmayacağı ve son olarak da parçacıkların çarpmadan sonra hangi açı altında dağılacakları- çünkü burada, örneğin bilardo oyununda olduğu gibi, hiçbir şeyi önceden hesaplamak mümkün değildir. “Monte-Carlo”' yöntemi ile rastlantısallıkları çoğu kez taklit eden bilgisayarın yaptığı iş fizikçiler için paha biçilmez bir değer taşır. Onlar ancak bilgisayar sayesinde, kendi yarattıkları karmaşık mekanizmanın ifade gücü hakkında güvenilir bir bilgi edinme imkânına kavuşurlar. Öyleyse rastlantısal sayılar “üreticisi”” daha çok doğa bilimlerinde ortaya çıkan problemlere mi çözüm getirmektedir? Hayır. Durum hızla değişmektedir. Bilgisayar gitgide ekonomide -özellikle de projelerin optimal planlanması alanında- büyük işler görmektedir.

Bankalar, büyük satış mağazaları ya da başka büyük işletmeler eğer bir bilgisayar şebekesi kurmak istiyorlarsa, buralarda çözüm aranılan sorunun ““bekleme kuyrukları”” olduğu söylenebilir. Burada sözkonusu olan sisteme bir merkezi bilgisayara bağlı uydu bilgisayarlardır ki, bunlar da kendi başlarına pek çok terminal kullanmaktadırlar. Soru şudur: Sistem, terminaldaki kullanıcının yanıt için normal durumda tahmin edilen iki saniyelik bekleme süresinden asla daha fazla beklemeyeceği şekilde mi kurulmuştur? Acaba hangi terminale belirli bir zaman ayarı çerçevesinde el atılabilmektedir? Hangi sıklıkta ve hangi işler bu terminalde işlenmek durumundadır? Terminalin bilgisayara sadece bir veri yığını yolladığı ve kısa bir yanıt aldığı küçük sorular mı işlenmektedir? Yoksa birçok defalık bir bilgi alışverişini gerektiren daha büyük sorular mı? Yoksa işlemciyi (Processor) uzun süre işgal eden programlama işleri mi? Veyahut da bir disk sürücüsünü tekeline alan, ama işlemciyi bloke etmeyen büyük boyutlardaki veri yığınlarının nakli mi? İşletme, tecrübi değerlere ve tahminlere dayanarak her terminal için anılan olayların olasılık derecelerini bilir. Veriler bilgisayara gelirler ve ona, eğer olayları zar atarak belirlemek istiyorsa, hangi tasarımlara göre rastlantıyı “yönlendirme”'si gerektiğini bildirirler. Böylece, her terminal için, ne zaman müdahale edileceği, bunun ne kadar süreceği, bir haberin kaç Byte kapsadığı, işlemcinin ne kadar hesaplama süresine gerek duyduğu, işin bir diskin müdahalesini zorunlu kılıp kılmadığı gibi şeyler bilgisayarın rastlantısal sayıları tarafından saptanmaktadır. Bu verilerin ışığında bilgisayar sistemin dayanıp dayanmayacağını çabucak araştırmaya koyulur. Çünkü bilgisayar tek tek bileşenlerin neler yapabileceklerini tabii ki bilmektedir (işlemcinin hızını, diskin müdahale zamanını, hatların nakil kapasitesini). Rastlantısal yükleme durumlarına ilişkin tüm bu oyun her yönüyle araştırıldıktan sonra, bilgisayar en sonunda durum hakkında net bir tablo çizer: Planlama doğrudur ya da doğru değildir. Eğer bugünlerde Frankfurt Havaalanı'ndaki akar banttan bavulunuzu alacak olursanız şunu da bir kere düşünün: Bu bant yapılmadan önce, uçakların kalkış saatlerinden önce ya da iniş saatlerinden sonra ne kadar yolcunun hangi zamanlarda kalabalıklar oluşturabileceğini bir bilgisayar zar atarak belirlemişti. Eğer bugün veya yarın otoyollarda 100/Km-hız sınırı getirilmesinin anlamı ve etkisi kanıtlanmak istenirse, bir yığın rastlantı üretebilecek bir bilgisayar işin içinde olacak demektir. Bilgisayar bu konuda ve belli bir yol uzaklığını dikkate alarak şunları belirleyecektir: Şoförlerin tepkisel davranışları (aşırı yorgunluk), bir aracın bozuk frenlere sahip olup olmayacağı; bir şoförün kaza yapma eğilimine kapılıp kapılmayacağı, arabasını sürekli geçiş çizgisinde sürüp sürmeyeceği ya da lastiklerinden birinin patlayıp patlamayacağı... Bütün bu rastlantısal durumlar hesaba katıldığında, önü kesilen bir akarsuyun nasıl dalga dalga kabardığı, belirli olaylardaki tehlike durumuna nasıl dramatik bir boyut aldığı çok daha gerçekçi bir biçimde taklit edilebilir (simulation) -tıpkı 100 Km/hız'- ın etkisi gibi-.

Çev. Güven Savaş KIZILTAN

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.