Kariyerleri Kısalan Kadınlar Bilgisayarların Son Bulmasın Diye Başına Geçmek İstiyorlar

Daktilo Odalarında

Manon BAUKHAGE Gerçi elektronik ve işleme salt erkekler dünyasına özgü bir iş olmadı hiçbir zaman, ama görevlerin dağılımı her zaman eşitsizdi ve kadınlar özellikle “zeki terminalleri” kullanmak zorunda kaldılar. Şimdi bu durumun değişmesi isteniyor...

“Bilgisayarlar erkekler içindir. Kadınların bu işle hiçbir ilgileri yoktur.” Böyle konuşan sadece erkekler değil, pek çok kadın da aynı şeyleri söylüyor. Kadınlar acaba bilgisayar dünyasını kendilerine açıp bu alanda uğraş versinler mi, yoksa “erkeksi bir teknik”ten çıkan bu sevimsiz ürüne hiç ilişmesinler mi? Özellikle angaje kadınların görüşlerini şu slogan iyi temsil etmektedir: “Biz Yokuz! -Kadınlar Bilgisayar Egemenliğine Karşı-” Ama bu işten kaçınmanın herhangi bir şeye yararı yoktur. Yeni teknikler bütün toplumsal kurumları değiştirirler. Bu tekniklerin getirdiği imkânlar ve taşıdığı tehlikeler kadınları, çocukları ve erkekleri hep birlikte ilgilendirir. Mikro-bilgisayar üreticileri bugüne değin bu çetin konuya dokunmadan geçtiler. Sonunda büyük firmalardan biri bu işe el attı ve şu savı ileri sürdü: “Bilgisayar kadınların meslek yaşamlarına ilişkin durumlarını etkin bir tarzda düzeltebilir.” Bunun ön koşulu olarak da kadınların bu işe gönül vermeleri ve tamamlayıcı mesleki eğitim konusunda istekli davranmaları gerektiği söyleniyordu. Bu savlar Commodore firmasının Hannover'de düzenlediği “Kadınlar ve Bilgisayar-Üçüncü Görüşte Başlayan Aşk mı?” temalı forumun odak noktasını oluşturuyordu. Bütün katılanlar, kadınların bu işe el atmak, hem de çabucak el atmak zorunda olduklarında birlik olmuşlardır; çünkü meslek sahibi kadınların çoğunluğunun birkaç yıl gibi kısa bir süre içinde işyerinde çalışırken ekran ve bilgisayar kullanacağını düşünmektedirler. Hannover'da düzenlenen bu forumda değişik meslek gruplarından gelen kadınlar bilgisayarla olan ilişkilerinde edinmiş oldukları deneyimleri naklettiler. Nürnberg'li Emmi Schalk 25 elemanlı bir berber salonunun şefi olarak çalışmaktadır. Onun gündüzleri bayan müşterilerine hasredilmişken, akşamları da yıllar yılı yönetime ilişkin işlerle dolmuştur. Etkin bir işletme yönetimi için kasa tutma, ücretlerin türünden işlerin ve personelin verim gibi işletme ekonomisi açısından gerekli istatistiklerin olabildiğince rasyonel bir tarzda organize edilmeleri zorunludur. Bayan Schalk bugün artık bilgisayarsız personel işleri ve iş verimliliği konularında sağlıklı bir görüşe nasıl varabileceğini tasarlayamamaktadır bile. Claudia Bade ve Sigrid Waitkus'a gelince, bunlar Hannover'deki bir okulun kız öğrencileridir. Bu iki öğrenci ev idaresi yöneticiliği dalındaki eğitimleri sırasında ve bir model denemesi çerçevesinde gelecekteki işleri için önemli sayılan alanlarda bilgisayarla çalışmasını nasıl öğrendiklerini açıkladılar. Onların orta düzeyde yönetici konumunda çalışmak istedikleri büyük mutfakların, hastanelerin ve yurtların ambar idaresinde, maliyet hesaplarında, menü ve iş planlamalarında bugün bilgisayarlar kullanılmaktadır. Kendi eğitim düzenlerinde ise bu modern elektronik aygıtlardan yararlanmak öngörülmemiştir bile. Bilgisayara egemen olmaları, bu iki öğrencinin bir işyeri bulma şanslarını şüphesiz artıracaktır. Otelcilik uzmanı Bayan Irene Strasser, bilgisayarla karşılaşmasını bir rastlantıya borçlu olduğunu vurguladı: Lokantasını bilgisayarla yöneten şimdiki şefinin tekniğe karşı duyduğu hayranlığa. Bayan Strasser'in söylediğine göre, meslek okulunda bilgisayar hiç söz konusu olmamaktadır. Orada olsa olsa mekanik bir yazı makinesiyle çalışmaktadır. Bugün gastronomi alanında da, örneğin ambar idaresi, kasa tutma, işlerin denetimi, menünün planlanması ve maliyet hesabı türünden görevlerin bilgisayar olmaksızın ekonomik bir tarzda üstesinden gelinemeyeceği kesin olarak görüldüğü halde, otelcilik uzmanlığı dalında yapılan bitirme sınavında bile veri işleme konusunda adayların sorumlu tutulmaları için yetkililerce yeterli bir neden bulunmamaktadır.

Mesleki eğitimleri çerçevesinde elektronik araçları öğrenmek, şimdilik kadınların kendi inisiyatiflerine kalmıştır. Özellikle metinlerle ve yazılı belgelerle çalışılan alanlarda bilgisayar gitgide vazgeçilemez bir unsur olmaktadır. Bayan sekreterler, çevirmenler ve gazeteciler etkinliklerinin bazı bölümleri için gelecekte en azından bilgisayara ilişkin temel bilgilerin öğrenilmesinin şart olacağını ifade etmişlerdir. Bu örnekler neyi göstermektedir? Somut bir hedefe ulaşmak istediği için bilgisayarla ilgilenen pek çok kadın olduğu açıktır. Genç kızlar ve kadınlar delikanlılara ve yetişkin erkeklere oranla bilgisayarların pratik yararları ve kullanım imkânları üzerine çok daha ısrarlı sorular sormaktadırlar. Ama bir başka ve göz ardı edilmemesi gereken olgu da, delikanlıların ve yetişkin erkeklerin bugün için oyunda ve programlamada kadınlardan daha baskın olduklarıdır. Programların uygulanması söz konusu olduğunda ise, cinslere ilişkin özgül (spesifik) bir ayrım açığa çıkmamaktadır. Kadın-erkek rollerine ilişkin davranış kalıplarının (teknik ve doğa bilimleri her şeyden önce erkek işidir) genç kızların ve kadınların bilgisayar dünyasına girmelerini zorlaştırdığı açıktır. Kendisiyle oynamak ve kendisine egemen olmak istenilen bir makine olarak bilgisayarın büyüsünü yaşantılarına katanlar daha çok erkekler olmuştur. Kadınların motivasyonu ise bu denli kolay olmamaktadır; onların bu işe çok daha pragmatik bir tarzda el attıkları bellidir.

Ama tam da kadınların bilgisayara bu farklı yaklaşımları, gelecekteki gelişmeleri etkileyecek ve değiştirecek imkânlar sunmaktadır. İşin bu yönü kadınlar forumuna katılanların pek çoğu tarafından defalarca vurgulanmıştır. Gerçi şimdiye değin kadınlar çok ender olarak bir teknik geliştirmişlerdir, ama teknik var olalı beri kadınlar her zaman teknik aygıtların kullanımı ve uygulanmasıyla uğraşmışlardır. Daha az vasıflı ve daha az ücretli etkinliklerde bulunmuş olsalar da böyledir bu.

Federal Almanya Araştırma ve Teknoloji Bakanlığı'ndan Bayan Irene Rüde, şöyle bir uyarıda bulunmuştur: “Edilgin kadın kullanıcılardan oluşan bir ordu kurulmamalıdır.” Bayan Rüde, şimdiye değin kadın rolüne atfedilmiş olan kendiliğindenlik, duyarlılık, sosyal yetenekler ve hattâ tensel duyarlılık gibi özelliklerin de yeni tekniklerle ilişkide ve bu tekniklerin geliştirilmesinde payları bulunmasının iyi olacağını söylemiştir. O zaman kadınların da, bilgi işlem yapmanın budala bir ekran çalışması ya da tekdüze bir veri işleme anlamına gelmediğini keşfedebileceklerini vurgulamıştır. Hiç şüphesiz, yeni tekniklerin kadınların meslekleri üzerine en güçlü etkilerinin duyulduğu yerler bürolar ve hizmet sektörleri olacaktır. Buralarda her şeyden önce yazma etkinlikleriyle sınırlı işyerlerinin köklü bir tarzda rasyonelleştirilmeleri gerekecektir. Buna karşılık da yeni görevler belirecektir, daha ilginç olan, ama artık böylesine çok olmayan görevler. İşyeri bilgisayarlarıyla ilişki, bir yazı makinesinin kullanımından daha başka yetenekler gerektirir. Artık önemli olan sadece hatasız, çabuk yazmak değildir; çünkü yazım hataları çabuk ve kendiliğinden düzeltilebilmektedir. Bundan böyle istenen şey yüksek bir soyutlama yetisidir: Metnin nasıl oluştuğunu tasarlayabilmek, bilgisayar sisteminin dilinden anlamak, görece çabuklukta benzer sistemlerle de doğru bir ilişkiye girme yeteneğini geliştirmek zorunluluğu belirmektedir. Bugün bile büro, yönetim ve hizmet alanlarında kadınların etkin olabilecekleri büyük işler mevcuttur: Uzmanlık isteyen şube şeflikleri, kamu hizmetlerinde yöneticilik ve akademik kariyere, gazeteciliğe, sanata ilişkin etkinlikler. Nitelikli konumlarda çalışmaya devam edebilmek ya da bu konumlara ulaşabilmek için, kadınların bu alanların istediği bilgilerle donatılmış olmaları gerekmektedir. Gelecekte bütün bu alanlar için, metin işleme sistemleriyle, muhtemelen de grafik programlarıyla çalışmak ve veri iletişimine daha önce telefona nasıl egemen olunduysa öyle egemen olacak bir formasyon edinmek, mesleğin gereklerinden sayılacaktır. Kadınlar, almış oldukları eğitim nedeniyle, teknik ilerleme konusunda erkeklerden daha kuşkucu ve eleştiricidirler. Bunda haklıdırlar da. Ama bu yeni tekniğin sonuçlarından sadece kaygı duymak yetmez. Kadınlar, eğer bilgisayarların kötü ücret ödenen kullanıcıları olarak kalmak istemiyorlarsa, teknik yetenekler ve beceriler edinmek zorundadırlar. Bunun için de, ailede ve özellikle okulda bu tür yetenekleri teşvik eden yöntemler geliştirilmelidir. Federal Alman Bayan sekreterlerinin yöneticisi Annelore Schliz ise, bu talepler söz konusu olduğunda, devlet tarafından alınacak önlemlere bel bağlanmaması gerektiğini öne sürmüştür. Federal Almanya'da pek çok eleştirel zihniyetli kişi ve hattâ sendikalar bu işin yalnızca tehlikelerini öne çıkarıyorlar: Sanayi Sendikası'nın (IG) Kimya Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Eva Kaiser bir yıl önce şöyle demiştir: “Yeni teknolojilerle gitgide daha geniş alanlara yayılan ve daha hızla ilerleyen rasyonalizasyon ve otomasyon süreci, kadınların işyerlerini erkeklere oranla daha fazla yok etmektedir; çünkü kadınların büyük bir bölümü en önce otomasyona uğramaya elverişli tekdüze işlerde çalışmaktadırlar öteden beri.” Buna ayrıca bir dehşet tablosuyla yaratılan tecrit edilmiş, işçi olarak haklarından yoksun bırakılmış, elektronikleşmiş ev zanaatkârı kadın imgesi eşlik edince, bilgisayar tekniğinin kadınlar için de yarattığı imkânlar çok az çözümlenebilmekte ve aceleyle elden çıkarılmaktadır.

Gerçekte ise, bu alanda ilerde de bir şeyler yapılmazsa, kadınların meslek yaşamlarındaki zaten mevcut olan mağduriyetleri yeni tekniklerle daha da artmış olacaktır. Ancak, Batelle-Enstitüsü'nce hazırlanan “Kadınların Çalışması ve Yeni Teknoloji” konulu araştırmanın da ortaya koyduğu şu gerçeği dikkate almak gerekmektedir: Kadınların mağduriyeti tekniğin kendisine yüklenemez. Unutmayalım ki, “erkekliği” bunca baskın gözüken bilgisayar tekniğinin ilerlemesinde bu alanın “yumuşak cephesi”ni oluşturan ve bilgisayarı son derece esnek bir araç kılan yazılım (Software) kadınlar tarafından geliştirilmiştir. İngiliz şair Lord Byron'un kızı olan Lovelace Kontesi Ada, 19. yy'da ilk modern bilgisayarın taslağını yapan Charles Babbage'nin mesai arkadaşıydı. O, ilk kadın programcı olarak kabul edilmektedir. İlk Amerikan bilgisayarları MARK I ve ENIAC'ın programlanmalarını 40'lı yıllarda savaş hizmetiyle yükümlü kadınlar hazırlamışlardır. Bu kadınlar ilkin yoğun bir kursa tâbi tutulmuşlar ve “ENIAC-Girls” yarışmasına katılmışlardır. Şunun da gizlenmemesi gerekir: Bu kadınlardan birkaçı daha sonra “Manhattan-Projesi”nde de programlama yapmışlardır ki, bu proje ilk atom

bombasının geliştirilmesi olarak adlandırılmıştı. Bilgisayarın ilk günlerinde aygıt geliştirilmesiyle uğraşan erkeklerin gözünde, bilgisayarların programlanması can sıkıcı bir büro çalışması idi. Daha yüksek düzeyde programlama dilleri henüz yoktu. Amerikan Kuvvetleri'nde komutanlık yapan ve daha sonra sanayi dalının en üst düzeyde programcılarından biri olan matematik Profesörü Grace Hopper, 50'li yılların başlarında derleyici (Compiler) üstüne ilk bilimsel incelemeleri yayımladı. Bilgisayar dili COBOL'un geliştirilmesinde Bayan Hopper'in önemli payı olmuştur. Gene de bu tür kariyerler istisna olarak kalmıştır. Erkekler savaş sonrası evlerine döndüklerinde “ENIAC-Girls”ün kadınlarına artık eskisi kadar talep yoktu. Modern bilgisayarcılığın başlangıç dönemlerinde uzman kişilerin aranmasına rağmen, okullardaki sistematik mesleki eğitim ihmal ediliyordu. İlk sayısal (digital) bilgisayarlardan biri olan UNIVAC'i programlayan Bayan Ruth Davis gibi parlak bilgisayar-yıldızları ancak tek tük çıkıyordu ortaya. Bayan Davis, Data Processing Management Association'ın koyduğu ve çoğu kişinin göz dikmiş olduğu ödülü kazandı ve ironiye bakın ki “Yılın Adamı” seçildi (Man-of-the-Year). Konumuza dönersek: Bilgisayarın kadınlar için ya işsiz kalma ya da tekdüze bir zorunlu iş anlamına geldiği düşüncesi aşılmalıdır. Öte yandan, “Kadınlar ve Bilgisayar- Üçüncü Görüşte Aşk mı?” temalı ve Commodore-Teknoloji Forumu türünden düzenlemelerin hiçbir reçete çözüm sunmadıkları bilinmelidir. Gene de bu tür toplantıların, kadınların bilgisayarın meydan okumasına nasıl karşılık vermek istediklerini kamu önünde düşünebilmeleri bakımından önemi vardır. Ama kadınlar bu yüzden bilgisayarı sevmek zorunda da değillerdir, hattâ üçüncü görüşte bile olsa...

Çev: Güven Savaş KIZILTAN EEE