Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 28
tam terazi burcunu yazmaya hazırlanıyordum ki, bir arkadaşım bana hesap sordu, nasıl bu kadar az örnekten hareketle burçlar hakkında böyle genellemelere gidebildiğim hakkında. Arkadaşım, tabii, terazi burcundandı. Hatta bir de örnek verdi. Onun babası da aslan burcundanmış ve gerçekten düzen tutkunuymuş, ama tutkunu olduğu düzen, hiç de öyle benim anlattığım gibi muhteşem bir şey değilmiş; aksine tam da isyan ettiğimiz türden kuru, baskıcı bir şeymiş. İşte bu karşı çıkışın yarattığı tedirginlik dilimi bağladı, oturup ne yaptığımı, Teleteknik'teki herkese rağmen yazmaya devam etmekle neyin mücadelesini verdiğimi düşünmeye zorladı. Bir kere arkadaşımın babasının düzen tutkunu olması, zaten genelleme bakımından yeterli. Ama beni ilgilendiren işin genelleme yanı değil; bildik olguların, kelimelerin unutulmuş anlamlarını ele geçirmeye çalışmak. Tanıdığımız dünyanın başka türlü de görülebileceğini hissettirmek. Burçlar arasındaki farklarla ilgilenmem bu yüzden, habire tarihsel örnekler peşinde koşmam da.
Venüs'ün
Egemenliğinde Akıl
Elbette ben de rastladım tam bir şirketin genel müdürü olacak türden aslanlara. Ama benim için önemli olan insanın içine sıkıntılar veren bu düzen tutkusunun berisinde farklı bir saik yatabileceği, bu tutku aracılığıyla dile gelmeye çalışan başka türlü bir düzen imgesi olabileceği ihtimali. Ama böyle bir yaklaşım, üstelik de düzen konusunda, terazi insanının hassas mantığının tahammül edemeyeceği bir gevşeklik anlamına geliyor. Çünkü o da kendince bir düzen tutkunudur. Her şeyin, ama özellikle fikirlerin, kavramların yerli yerinde durması, açık seçik tanımlanmış sınırlarının olması, aralarındaki ilişkilerin ince uçlu bir kalemle çizilmesi, onun için öncelikle bir estetik meselesidir. Bu yüzden terazinin hassas tartısı, yitirilmiş anlamları, yalnızca bir imkân ya da bir anı olarak var olanları tartamaz.
Bencilliğin Türleri
Bu söylediklerime bir başka örnek vereyim... Akrep insanı için de, yay insanı için de bencilliğe eğilimli oldukları söylenir. Ama bunu söylemek için astrolojiye ihtiyacımız yok ki! Bu türden yargıları zaten gündelik hayatımız içerisinde habire verip duruyoruz. Böylesi yargılar, hakkında konuştuğu-
Merhaba! Bu sayfalar ne kadar okunuyor bilmiyorum, ama belki evvelsi ay hiçbir şey yazmadığıma, geçen ayı ise bir çeviri ile geçiştirdiğime dikkat eden okurlar olmuştur. Ama terazi burcundan olan okurlarım darılmasın; bu suskunluğa sebep olan biraz da kendi burçları.
muz kişiye ışık tutmaktan çok, onun gizlenmesine, başkalarından farkını gözden yitirmemize yolaçar. Bu yüzden önemli olan akrebin bencil olduğunu bilmek değil, onun “ben”inin çoğunlukla saf ve çıplak bir iştah halinde varolduğunu kavrayabilmek. Sergio Solmi'nin de, geçen sayımızdaki yazısında, dediği gibi, “Akrep için hayata süreklilik ve sağlamlık katmak, onu tahammül edilir kılmak üzere insanın hayatla arasına koyduğu bütün düşünceler, süsler ve perdeler sürekli yırtılmaktadır. Akreple yaşadığı an arasındaki hareket alanını, sürekli daralır...” İlgilendiği her şeyle arasındaki bütün engelleri kaldırmak, neredeyse o olmak istediğinden, bencilliği saldırgan bir bencilliktir. Oysa yay burcu insanının eğilimli olduğu bencillik, müthiş bir uyum yeteneğiyle birlikte varolabilen, alabildiğine serinkanlı bir bencilliktir. Bu
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 29
uyum yeteneği, belki de hiçbir yere bağlanmamasından, yurtsuzluğundan ileri gelmektedir. Ama bu yersiz yurtsuzluktan, endişeli bir yabancılık duygusu anlaşılmamalı. Daha çok her yerde kendini yurdunda hissedebilmekle ilgilidir bu duyarlılık. Unutulmamalı ki, yayın yıldızı, lacivert, yıldızlı göğün sahibi, “baba tanrı”'nın simgesi Jüpiter'dir. İlk yasa koyucu, doğal ve insani bütün yasaların bekçisi Jüpiter. Bu yüzden yay burcu insanının benyasanın kayıtsızlığına benzer. Böylesi bir mevkiden beklenebileceği gibi, yay insanı iyi huyludur, olgundur, sohbetine doyum olmaz. Ama onunla konuşurken, onun için farketmediğiniz, sizin yerinizde kim olursa olsun, bu sohbetin aynı canlılık ve kıvılcımla süreceği duygusundan kurtulamazsınız. Sadık olduğunda bile, sadakati sanki sizden çok sadakat fikriyle, ya da başka ama aynı derecede genel ve kişisel bir şeyle ilgili gibidir.
Yasa ve Talih
Bir de yay burcu insanının talihli olduğu söylenir. Aslında bu özelliklerinin temelini de yasalarla olan ilişkilerinden görmek mümkün. Bir anlamda yasaların başlıca işlevi dünyayı rastlantılardan arındırmaktır. Doğal yasalar rastlantıyı bilgi ile aşma çabasının ürünüdürler, toplumsal veya hukuki yasalarsa ceza ile... Yasanın hükmü altına alınan her olay emsalsizliği ile birlikte rastlantısallığını da yitirir; tanıdık bir olaylar zinciri içerisinde kendi türüne ayrılmış olan yeri alır. Bu yüzden çoğumuz için rastlantının taşıdığı duygusal yük, ister istemez, ikirciklidir. Bir yandan, bizi, hayatımızı oluşturan sürekliliklerin temelsizliği ile karşı karşıya bırakır. Bir yasanın koruması altında olduğunu sandığımız onca önemli olayın, nasıl kırılgan olduğunu, her şeyin her şeye nasıl bir pamuk ipliği ile bağlı olduğunu gösterir. (İspanyol film yönetmeni Bunuel'in bir düşü: Hareket halinde lüks bir arabadan hırtın biri bir puro atar; bir dilenci onu almak için yola çıkar, eğilir; o sırada geçen başka bir araba dilenciyi ezerek öldürür.) Diğer yandan, talih olarak yaşadığımızda bile, rastlantıyı kefaretini ödemek zorunda kalacağımız bir şey olarak hissedip ondan ürkmememiz çok güç. Çünkü talih de olsa rastlantı, bizi eninde sonunda yasalarla karşı karşıya getirecektir. Talihlilik her zaman, açıkça olmasa da, yasayı çiğnemektir. Ama işte yasaları koyan ve koruyan onlara dışardan bakmakta, aslında onların dışında varolmaktadır. Gerçi yay insanı düzenden yana olabilir, ama kendisi düzenin içinde olmadan. Rastlantıların, sıradanlığı tanımlayan yasaların böylesine dışında durmayı becerebilen insanların hep yararına çalışması, şaşırtıcı mı? O
Samet KUMAŞ Summer Games II ve ondan sonra türünün üçüncü örneği de oldukça başarılı. Software firmaları arasında önde gelenlerden biri olan Epyx, bu oyunla beklenenin üzerinde bir noktaya erişmiş. Oyun daha önceki iki örnekte de olduğu gibi, açılış seremonisi ve beyaz güvercinlerin uçurulmasıyla başlıyor. Dev meşaleyi tutuşturan yarışmacı, iklim koşullarına uygun olarak kalın bir kıyafet giymiş bu sefer. Menü aynen öncekilerdeki gibi. Yine yedi türün hepsini, birkaçını ya da yalnızca birini seçip oynayabiliyorsunuz. Önceki örneklerden en büyük fark, bu oyunda yüksek puanlara erişmek için joysticki kendinizden geçercesine sallamanızın gerekmemesi. İstenen, konsantrasyon ve yaratıcılık. Oyunların ilki, ski ile artistik atlama. Bu bölümde fazla heyecan, bir kazaya neden olabiliyor. Joysticki kullanarak oyuncunun havada birbirinden güzel numaralar yapmasını sağlayabilirsiniz. Fakat atlamanın hatasız sonuçlanması için çok yoğun dikkat gerekli. Çünkü gereğinden fazla ivme verilmesi, acıklı ve muhtemelen kırıklara neden olan bir inişle sonuçlanabilir. Kayakla tramplen atlama bölümü de harika gerçekleştirilmiş. Bu yarışma iki sahneye bölünmüş. Birinci bölümde kayma ve atlama var. Bu bölüm problemsiz halledilebiliyor. Oyuncu trampleni terkettikten sonra, ekran değişiyor.