Commodore sayı 10, sayfa 19

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 19

Büyük | Ara

Soru | Beyin | Beyin

Beyin

Eski | |

> (m) m co BO AD con AD con BO BO AD

> >

© 0 “9 09 0 A ÖN - o o

Artıların sayısı

Eksilerin sayısı

Kesin sonuç kafanın içinde biçimlenen bir durumu iletebilecek bir “medium” ortaya çıkmıştı: Dil ve buradan büyük bir sıçramayla ulaşılan programlama dili, ki bu da, bugün bilgisayar aracımıza ilkin kafamızda planlamış olduğumuz şeyin yerine getirilmesi konusunda talimat verebilme yetisinden başka bir şey değildir. Öyleyse, “beyin” derken çoğunlukla sadece neokorteksi ve onun özel yetilerini düşünmemize ve bu arada, onlar olmaksızın neokorteksin en güzel bir planı dahi uygulayamayacağı iki eski “mesai arkadaş”ını kolaylıkla unutmamıza pek şaşmamak gerekir.

Bilgi İşlemde Kendinizi

Değerlendirdiniz

Günlük yaşamda insanlar birçok bakımlardan farklıdırlar, ama bu fark ancak insanın bilgisayarla ilişkisinde tam olarak ortaya çıkar. Zaten tamamen günlük yaşama ilişkin ipuçlarıdır size bilgisayarla ilişkinizde en uygun düşenin ne olacağını gösterebilen. Bu ipuçlarının ne kadar şeyi açığa çıkardığını ve bilgisayarla uğraşırken sizin için neyin biçilmiş kaftan olduğunu bu test aracılığıyla öğrenebilirsiniz:

—

Her maddede, size en uygun düşen ifadenin yanına bir artı işareti koyarken, en az uygun düşen ifadenin yanına da bir eksi işareti koyunuz.

Bu testin soruları ancak ilk ipuçlarını vermektedir. Antropolog Rolf W. Schirm, bu bilgileri temel alarak, insanın kişiliğine ilişkin basit, ama kapsamlı bir kendi kendine çözümleme yolu geliştirmiştir. Artı ve eksiklerinizi (her defasında ifadenin harfi yanına olmak üzere) aşağıdaki çizelgeye aktarınız ve her kolondaki işaretleri sayınız. Toplam değeri 10 olan her kolondaki artı işaretlileri önce topladıktan sonra aynı kolondaki eksi işaretlileri de toplayıp bu sayıdan çıkarınız. Sonuçta, hangi beyin bölümünün sizde egemen olduğunu söyleyebilirsiniz: Bu da, doğal olarak, en yüksek sayı değerine sahip olan kolondaki beyin bölümüdür. Harflerin sıra düzeni her zaman aynı olmadığından, işaretlediğiniz harflerin nerede bulunduğuna çizelgede her zaman dikkat ediniz.

Değerlendirme

Şimdi bunlar sizin için kişisel olarak ne anlam taşıyor? Sorularımızdaki ağırlık, ses, yeme ve içme, uyuma ya da duruş gibi unsurların beyinlerle ya da bilgisayarlarla ne ilgisi olabileceğini düşünerek şaşırmış olmalısınız. Anılan üç beyin, bir bütün olarak insanı tüm yaşamı boyunca yönlendirdiği için, bu beyinlerden hangisinin davranışınızı belirlediği, yaşamınıza olduğu gibi yansır -bu ise, özellikle bilgisayarda ve bilgisayar ile olan ilişkilerde sonuçlarını gösterir. Şu anda, ortaya çıkan test sonuçlarına göre üç beyninizin bilgisayar ile nasıl bir ilişki geliştirmiş olduğunu aşağıda okuyabilirsiniz.

“Eski Beyin Ağırlıklı”

Kişi Bu kişi, bilgisayar karşısında daha çok ürkek bir tutum takınır. Ama “kendi” bilgisayarlarını -özel ya da resmi- iyice tanımaya başladığında, onu adamakıllı sever, hatta özel bir sevimli takma ad ile seslenir ona. “Eski Beyin Ağırlıklı” kişi, bilgi işlemi arkadaşlarıyla birlikte (kursta) öğrenmekten hoşlanır ve eğer ona söyleşi içinde ne yapması gerektiği somut olarak gösterilirse, programlardan da hoşlanır (Macintosh tarzında somut yardımlar onun için idealdir). Bunları tam olarak ve sabırla yerine getirirse de, herhangi bir şey yolunda gitmeyecek olduğunda çok derinden bir tedirginlik duyar. Bu kişi, örneğin “programlama dillerinde”, ilk olarak neyi öğrenmiş ve sonradan da neye hakim olmuşsa orada takılıp kalır (ortodoks olmayan bir şey yapma düşüncesine hemen hiç gelemeyecektir). Bundan dolayı, onun işe ne ile başladığı özellikle önem taşır (örneğin BASIC ile, çünkü bu durumda çok kişi ile bir arada olur).

Hoşça seyredilen oyunları sever (Pac-Man buna tipik bir örnek olarak verilebilir) ve el becerisi gerektiren durumlarda da fena sayılmaz. Çalıştığı yere bilgisayar sokan bir şef olarak ise, inançlı bir kişidir ve fazladan iş çıkaracak durumlara katlanır. Asıl önemli olan, rutinlerin başarıyla işlemesidir!

“Ara Beyin Ağırlıklı”

Kişi Bu kişi, bilgisayar karşısında kolayca coşkuya kapılır: Çünkü onun gözünde bilgisayar, “hızlı”nın temsilcisidir; bu tür Alaaddin'in lambasıdır ki, sayesinde, emredileni anında yerine getiren (ve böylece onu başkalarından üstün kılan) güçlü köleleri yanına çağırabilir. Ama son derece tutkulu beklentileri gerçekleşmediği takdirde, aynı hızla hayal kırıklığına uğrar; beklentilerinin gerçekleşmemesinin nedeni ise, sıklıkla, talimatları dikkatlice okuyamayacak kadar sabırsız olmasında yatar, o, bilgisayarı daha çok bir oyun makinesi olarak kullanır (işler yolunda mı, değil mi?). Bunun için o, sahip olmak için istemekten başka hiçbir şey yapmasına gerek olmaya hazır kullanım programlarını arzular. Ona yıldırım hızıyla bilgi vermekle yükümlü veri bankaları ya da ani kararlar almasını sağlayacak liste programlar bunlara tipik birer örnek olarak gösterilebilir. Ama bu durumda bile o, eğer çok fazla şey öğrenmek ya da bilgisayar verileri aktarıncaya kadar beklemek zorunda kalırsa hoşnutsuzluk duyar (fakat kimi zaman herhalde “bir şeyler olduğundan” yanıp sönen bir yıldız bile onun uzlaşmasına yol açabilir). O, hareket ettirebildiği “kumanda kolunu” da sever. Aynı şekilde, kendi kendine programlama yaptığı zaman, başarıp başaramadığını hemen görebileceği BASIC ya da LOGO gibi etkileşimli dillerden de hoşlanır. Bu kişi, ortaya dosdoğru atılmayı sever, ilkin bir şeyler yazar, sonra da bunun üstüne başka şeyler yazar, ta ki bunu herhangi bir biçimde uygun düşürebilsin (yanlışların “ayıklanması”ndan ve bulunmasından nefret etmesine rağmen). Kesin bir ön plan ve disiplin gerektiren PASCAL gibi diller ise, ona tüyler ürpertici gelir. Oyunlarda ateş etmekten ve kazanmaktan hoşlandığını söylemeye bile gerek yok. Çalıştığı yere bilgisayar sokan şef olarak sırasıyla coşku duyar, sabırsızlanır ve hayal kırıklığına uğrar, ama asla cesareti kırılmaz. Bu modeli atalım gitsin, başka birini bulalım, diye düşünmek tam ona özgüdür.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.