Commodore sayı 10, sayfa 16

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 16

sal Enstitüsü'nün müdürü olan ve dünyanın insan beyninden en iyi anlayan kişilerinden biri olduğu tartışma götürmeyen Profesör Paul D. McLean şöyle diyor: “Doğanın aslında üç beyin ile donatmış olduğu insanın içinde bulunduğu durum pek de hoş sayılmaz; çünkü bu beyinler yapıları ve işlevleri bakımından büyük farklılıklar göstermelerine rağmen, birlikte çalışmak zorundadırlar.(...) Daha açık bir anlatımla, bu üç beyin, her biri kendine özgü bir belleğe ve gene kendine özgü başka işlevlere sahip birer biyolojik bilgisayar olarak kabul edilebilirler.” Ama bu söylenenler dikkatimizi birden şu sorular üzerine çekiyor: Kendi içimizde “biyolojik” denilen üç adet bilgisayara sahip olsak bile, acaba bunlardan hangisi karşımıza aldığımız teknik bilgisayarla birlikte çalışıyor? Hep aynısı mı? Yoksa her defasında, örneğin verileri kayda geçirirken ya da bir dizi komuta seçeneğinden birine karar vermeye çalışırken veyahut bir program geliştirmek isterken, başka birisi mi? Öte yandan, eğer bu işlemlerden kimisi size daha çok, kimisi ise daha az “uygun” düşüyorsa, bu durum acaba söz konusu işlemin sizin üç adet “iç” bilgisayar sisteminizden hangisine doğrudan doğruya hitap ediyor olmasıyla bir bağıntı içine sokulabilir mi? Ve siz acaba bu sistemlerden birini öncelikle mi kullanmak durumundasınız? Bu ise, sizin bilgisayarla olan ilişkinize daha sonra özellikle damgasını mı vurmaktadır? Gerçekten, -birazdan okuyacağınız gibi- pek çok şey, insanların çoğunda durumun böyle olduğunu göstermektedir. Ama siz bu konudaki kendi kişisel konumunuzu da açığa çıkarmak istiyorsanız, hemen şimdi (bu yazıdaki sonraki bilgilerin muhtemel etkisi altına girmeden önce) ...bu yazının içindeki 10 sorulu testi yayınlamalısınız. Ama, test sonucundan hakkıyla yararlanabilmeniz, ancak şu sorunun yanıtını bildiğiniz takdirde mümkündür: Aynı zamanda üç beyine sahip olmamızın nedeni nedir? Basit olarak yanıtlamak gerekirse, bu neden, içimizden çoğunu bu arada mini bilgisayarlardan “sistemli” olanlara kadar uzanan bir yelpaze içinde birden fazla bilgisayar sahibi olmaya iten nedenin tıpatıp aynıdır; çünkü gittikçe yepyeni ve daha iyi işler görebilecek nitelikte modeller ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde bizler de, uzun bir gelişim zincirinin son halkasında bulunmaktayız; bu gelişim süreci içinde doğa, canlıların davranışlarını gittikçe daha iyi yöneltmek için tekrar tekrar yeni sistemler meydana getirmiştir. Ancak, doğa yeni sistemler geliştirirken, mal ilanlarında görüldüğü gibi, öncekinin değerini “sistem değişikliğinden dolayı ucuzlatma” girişiminde asla bulunmaz; çünkü önceki sistem eski görevlerini yerine getirmesi için geçmişte olduğu gibi kullanılagelmiştir. Bundan dolayıdır ki, insan kendi kafasının içinde, tüm gelişim tarihi boyunca ortaya çıkmış olan “model tipleri”ni de yan yana taşımaktadır. Profesör McLean şöyle yazıyor: “Bu beyinlerin en eskisi aslında sürüngenlerden kaynaklanmaktadır, ikinci beyin ise insana memeli hayvanlardan miras kalmıştır ve nihayet üçüncü beyin primatların sonradan kazandıkları bir özelliktir. İşte insanı insan yapan da bu sonuncusunun en yüksek düzeyde gelişmesi olmuştur.” O halde, bilgisayarımızın karşısına her geçip oturduğumuzda, sadece bir insan değil, insanın hâlâ içinde taşıdığı bir dinozor ve bir kurt da hazır bulunmaktadır.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.