Bilgisayarlı İlişkiler
olarak bilgisayarın çalışma hayatını dönüştürmesi. Gerçi bu alanda da sayılabilecek çeşitli kalemler var -sayısal kontrol, büroların otomasyonu, işgücüne duyulan talebin azalması, yapısal işsizlik vb.- ama bunları gözden geçirmeyi ilerdeki bir yazıya bırakıp, biz şimdi kişisel bilgisayarların köklü bir dönüşüme yol açmalarını mümkün kılan ikinci uygulama alanına dönelim ve bir iletişim aracı olarak bilgisayarların kişisel arası ilişkileri nasıl etkilediğini, etkileyebileceğini gözden geçirmeye çalışalım.
Amacım gelecek ve insanlık hakkında ahkam kesmek değil; sanırım somut iki örneği aktarmak daha yararlı olacak. Ama yine de her iki örnekte de ortak olan bir özelliğe işaret etmeden geçemeyeceğim. Bilgisayar şebekeleri, tamamen yeni olan birtakım ilişki biçimleri yaratmaktan çok, yeni bir biçimde de olsa bir zamanlar yaygın olan, ama modern çağın gelişmesiyle atıl kalmış, geçerliliğini, pratikliğini yitirmiş ilişki kurma tarzlarını yeniden gündeme getiriyor. Kim derdi ki, dünyada kapitalizmin en gelişmiş olduğu yörelerden birinde, bir grup insan modern bilimin bu en yeni icadı sayesinde yeniden bir takas ekonomisine dönüşün olanaklarını artıracak,
Bir Takas Ekonomisine Doğru
Birinci örneğimiz Kuzey Kaliforniya'dan. Kuzey Kaliforniya
(Silikon Vadisi) yalnızca dünyanın bilgisayar başkenti değil. Aynı zamanda, kişisel düzeyde alışılmadık, alternatif hayat tarzları deneme bakımından belki de dünyanın en cüretli yöresi.
Burada sözünü edeceğimiz insanlar modern dünyanın nimetlerinden azami ölçüde yararlanan 2000 kadar kişi: Yaz tatillerini Avrupa'da yaz için kiraladıkları evlerde geçiriyorlar, çocukları müzik dersi alıyor, sahip oldukları evler her
yıl bakımdan geçiyor, mutfaklarında bütün dünya kültürlerinin yemeklerinden örnekler pişiyor. Bunlar kendi başına olağandışı değil. Olağandışı olan bütün bunları sadece yılda $2000-3000 harcayarak gerçekleştirebilmeleri.
Bunu yapmalarını mümkün kılan kurdukları bilgisayar ağı aracılığıyla “elektronik bir pano” yaratabileceklerini keşfetmiş olmaları. Bu panoda şu tür ilanlar yer alıyor: “Her türden marangozluk işi yapabilirim. Yazın İngiltere'ye gitmek istiyorum. Kalacak yere ihtiyacım var.” “Çocuklarıma keman dersi verdirmek istiyorum. Evimdeki antikalardan sıkıldım.” “Arabaya ihtiyacı olan var mı? Altı ay burada olmayacağım. Arabam serbest.” “İngiltere'de bir kulübem var. Commodore AT makinem için özel bir arşiv programına ihtiyacım var. Yazabilecek var mı?”
Bu elektronik panoda İngiltere'de kulübesi olan, yazın İngiltere'ye gidecek olan kulübesini veriyor, o bir başkasının marangozluk işlerini yapıyor, o bir başkası belki isteyene keman dersi veriyor, çocuklarına keman dersi verenin bir arkadaşı da İngiltere'de kulübesi olana bir arşiv programı yazıyor. Peki neyin neye karşılık geldiği nasıl hesaplanıyor, diyeceksiniz. Örneğin, kaç keman dersi İngiltere'de bir kulübenin kaç aylık kirasına tekabül ediyor? Bu elektronik panonun çalışmaya başlayınca kullananlar önceleri her şeyi, söz konusu hizmet ya da malın piyasadaki para değerine çevirerek başlamışlar. Başka bir deyişle, ilk başlarda paranın aracı olma işlevinden kurtulmakla birlikte, değer biçerken yine de ondan yararlanıyorlarmış. Ama elektronik iletişimin olanaklarına alıştıkça böyle bir eviri işlemine giderek daha az gerek duymaya başlamışlar. Artık herkes bilgisayar ve terminalleri aracılığıyla yaptıkları çok yönlü muhabere ve pazarlıklarla saptıyormuş mal ve hizmetlerin değerini.
Ruh Ol! Romantik ve Müstehcen İlişkiler
İkinci örneğimiz bilgisayarın özellikle yazılı iletişimi nasıl yeniden dirilttiği ile ilgili. Bu bazılarına şaşırtıcı gelebilir. Çünkü zaman zaman çağdaş teknolojilerin yazılı kültüre son vermekte olduğu iddialarını duyuyoruz. Gerçi bu iddialarda bir doğruluk payı var ama bir de şunu göz önünde bulundurun:
18. ve 19. yüzyıllar mektup yazmanın altın çağlarıymış. Bugünlerde biri size mektup yazmayı sevdiğini, çok sık mektup yazdığını söylerse, sakın bu altın çağlardaki mektup yazımı ile karşılaştırmayın.
O çağlarda herkesin (ya da daha doğrusu belki de adına layık her burjuvanın, demek gerek) gününde mektup yazmaya ayırdığı belli saatler varmış; yani herkes günde iki üç mektup yazarmış. İşte bu bolluk içersinde, aydınlanmacı feylesofların (Voltaire, Hume vs.) mektupları ile 20. yüzyılın başında romancı Virginia Woolf'un mektupları arasında mektup yazınının en güzel örnekleri yaratılmış. Ama sonra 20. yüzyılın başında otomobillerle hayatın temposunun hızlanması ve özellikle de telefonun icadıyla mektubun insanların hayatında tuttuğu yer azalmış; mektup yazmanın işlevi belli bir süre içersinde iletilmesi elzem olan bilgilerin alışverişine indirgenmiş. İşte bilgisayar şebekeleri bu ölü sanatı yeniden diriltiyor benziyor. CompuServe bütün Amerika ölçeğinde hizmet veren altı yedi bilgisayar şebekesinden biri. Bu şebekelerden yararlanarak, 13. yüzyılda Paris Üniversitesi'ndeki müzik çalışmalarından, elektronik devre yapımında VLSI (çok yüksek düzeyde tümleştirme) teknolojisinin ulaşmış olduğu aşamaya kadar, istediğiniz herhangi bir konuda ülkedeki diğer ilgili insanlarla bilgi alışverişinde bulunabiliyorsunuz. Ama anlaşılan bu şebekelerin kullanımı böylesine uzmanlaşmış bilgilerin alışverişi ile sınırlı kalmıyormuş. Örneğin CompuServe'ün kullanıcılarına sunduğu “Cinsellik Forumu” adlı bir “özel ilgi alanı” kanalı varmış. Buradaki “forum” lafına aldanmayın. Özellikle gece geç saatlerde kullanılan bu kanal aracılığıyla, ülkenin dört bir yanına dağılmış yalnız erkek ve kadınlar birbirlerine binlerce kilometre öteden romantik ve müstehcen mesajlar yolluyormuş. Bu mesajların kimi çocukluk anılarından başlayan iç dökmeler olduğu gibi, kimileri de en edeplisi “Benimki sünnetli” olabilen müstehcen mesajlar oluyormuş. Bu sonunculardan bir dili örnek alırken aklıma ister istemez, gece yarısından sonra İstanbul'da taksiye ya da dolmuşa bindiğimde işittiğim telsiz konuşmaları geldi, hepsi de “Arkadaş arıyorum...” diye başlayan, kimi zaman cinsel çağrılarla sürebilen ve “Arkadaş arayan arkadaş” cevaplarıyla karşılanan konuşmalar.
Samet KUMAŞ
Bir bakıma kişisel bilgisayarların ortaya çıkması eğitim alanında öğretmen için yeni sorunlar yarattı. Görünüşte, zamandan tasarruf sağlayan bilgisayar, öğretmenin sınıftaki zamanından çoğunu çalıyor. Ülkemizde de bilgisayarın okullarda yerini alması öğretmenler için yukarıda bahsettiğimiz sorunların doğmasına yol açtı.