Commodore Amiga sayı 8, sayfa 23
Sayfanın metni

Sayfa 23

içinde bir laterna ve muz vardı. Sonra ara so- kaktaki seyyar çarkıfelekçiye gidip oyun oyna- yan adamı seyrettim. Adam doğrusu çok şanslıydı. Bu şansın kaynağını merak edip adamı takip ettim. Adam başka bir sokak ara- sına girdi. Tabii ben de hemen arkasından. Adam kapıyı çaldı ve bir sonraki şanslı numa- rayı sordu. İçerden kocaman bir el çıktı ve adama bir şifre sordu. Üstün zekam sayesin- de elin ilk gösterdiği sayının şifreye tekavül et- tiğine kanaat getirdim. Aynı şekilde ben de kapıyı çaldım. Adam beni tanımadığı için ilk önce ne istediğimi sordu. Ondan bir sonraki şanslı numarayı söylemesini isteyince yine emin olamayıp üç kere arka arkaya doğru şif- reyi söylememi istedi. Pöh! Bundan kolay ne olabilir ki? En sonunda adamı inandırabildim ve adam bana şanslı numarayı söyledi. Çarkı- felekçiye geri döndüm ve diğer adam şansını denedikten sonra ben de bir oynadım. Feleğin sillesini tatmadan iki kelimeden oluşan yer adı- nı bildim ve sirke bir davetiye kazandım. İkinci turda atasözünü doğru bilerek bol miktarda para kazandım. Üçüncü ve son turda çarkımız

hızla döndü ve kazandırmaya devam etti. Bu sefer bana gereken şeyi aldım: Senin partine bir davetiye. Evet birçok hediyeler aldım fakat çarkıfelek ertesi gün kazandırmaya devem et- medi ve T.T. bir anda ortalıktan kayboldu. Sonra kütüphanenin kapısını açıp içeri girdim. Kütüphane memuresi beni sık sık sessiz ol- mam konusunda uyardı. Kataloğun karşısında duran model feneri açıp içinden merceği al- dım. Sonra memureye gidip kütüphaneye üye olmak istediğimi belirttim. Bayan benimle ilgili kişisel bilgileri alıp bana bir geçici üyelik kartı tahsis etti. Artık her seferinde en fazla dört ta- ne olmak üzere istediğim kitabı alabilecektim. Hemen kataloğa saldırdım ve şu iki kitabı seç-

tim: Ship Wrecks ve Reciepes for voodoos. Kütüphaneden dışarı çıkıp valinin konağına git- tim. İçimde ona karşı büyük bir nefret vardı. Merdivenin başında bekleyen şerifi mutfakla- rında yangın çıktığı yalanıyla kandırıp merdive- nin başından uzaklaştırdım. Sonra içeriye gir- dim. Sevgili domuzumuz uyuyordu. Ona olan nefretim o kadar büyümüştü ki domuzun ku- cağındaki kitabı Mojo'nun bana verdiği kitapla değiştirdim. Bu pis yerden hiç hoşlanmadım ve hemen dışarı çıktım. İskelede bir adam ba- lik avlıyordu. Adamın tipi bana hiç hoş gelme- di. Bence biraz fazla atıyordu (her avcı gibi). En sonunda onunla bir iddiaya girdik. Eğer ben ondan daha büyük bir balık yakalarsam o bana ödül almış oltasını verecekti. Eğer o ben- den daha büyük bir balık yakalarsa ben onun yakaladığı balığı yemek zorunda kalacaktım. Hem de çiğ çiğ. Kaptan Dread'in gemisiyle Scabb İsland'a döndüm. Artık kimliğim vardı ve istediğim derecede alkollü içkiyi içebilirdim. Barmen yeni birini piyanist olarak işe almıştı. Haaa! Bu arada ben de işten kovuldum. May- mun benin de ilgimi çekmişti, ama ilk önce mavi ve sarı içkilerden birer bardak aldım. Barmen bunların yanında bir de kırmızı çılgın kamış hediye etti. Hapisaneden aldığım zarfın içinden çıkan muzu metronom'a takınca may- munun dikkati dağıldı ve benimle ilgilenmeye başladı. Bir an için çılgınca gelse de maymu- nu yanıma aldım. Bardan çıkıp tembel korsan- ların yanına gittim. Korsanlar hâlâ uyuyorlardı. Onlara bir ders vermek amacıyla yandan çarklının tahta bacağını bakkaldan aldığım eski ama iyi parlatılmış testereyle kestim. O uyan- madan ufak ufak kaçtım. Neden sonra onun feryatlarını duydum. Hemen bay Woodsmith'- in yanına koştum. Ama o orda yoktu. Herhal- de tembel korsanların. yardımına koşmuştu. Ben bu fırsattan yararlanıp çekiç ve çivileri alıp çıktım. Burada yapılacak başka bir şey kalma- dığıriçin Booty Island'a gittim. Burada yaşlı bir adam önünde bir top durduğu halde engin de- nizlere bakınıp duruyordu. Ben duran toplara çok iyi vurduğum için gidip adamla konuştum. Adamın adı Augustus DeWaat'tı. Bay DeWatt bana posta gemisini beklediğini söyledi (Anla- şılan epeyce uzun bir zamandır bekliyormuş... HAR HAR HAR). Yanımdaki gemi borusuyla bu yaşlı adamı pekala kandırabilirdim. Daha ilerde kocaman şapkalı bir kadın bildiri dağıtıp duruyordu. Meraklanıp yanına gittim.'' Elanie: ““Tabii, hiç şüphem yok!'' Guybrush: “Yanlış anladım hayatım, bar- men bana ondan bahsetmişti. Onunu için me- rak ettim. Bana bir broşür verdi ve gemi kira- lamak isteyip istemediğimi sordu. Ben aslında istiyordum, çünkü aldığım kitaplardan birinde batık bir geminin koordinatları vardı. Ve Dread bu koordinatlara gidemeyecek kadar korkaktı. Ancak gemi kiralamak 20 sekizlik parçası de- gil 6000 sekizlik parçasıydı. Bunu mutlaka bir yererden bulmalıydım. Bu arada eski dost Stan'a da uğradım, sefil korsan LeChuck'ın yumruğundan sonra baba mesleğinden biraz uzaklaşmış. Duvarda Scabb Island'daki eyrpt'ın anahtarını gördüm. Sonra ondan bana kullanılmış, ekonomik bir tabut göstermesini istedim. İş biraz azıtıp tabutun içine girince

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.