Commodore Amiga sayı 3, sayfa 41

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 41

set bakalım. LARRY: Hemşerim öncelikle bu oyunda Larry 3'e göre büyük yenilikler var. Mesela grafik detaylarını öyle arttırdılar ki kelim bile çıktı ortaya. Buralarda karakteristik burnumu- zu çok şirin buluyorlar, onun için burnumu abarta abarta bir hal olmuşlar koçum. Ayrıca Oyun ikonlarla oynanıyor. Bu da oyunu çok ra- hat oynanabilir hale getiriyor. İkonları uzun Uzun açıklamaya gerek yok, hemen ne olduk- ları anlaşılıyor zaten. Konuşma, kullanma, in- celeme ve hatta fermuar açma gibi ikonlar var. Cursorla ekranın üzerine gelince bunların hepsi gözüküyor zaten. VİR S: Peki oyunda neler yaptığını kı- saca anlatır mısın? LARRY: Tabii... Ha ALEX şuraya koy yav- rum. Başka bir arzun var mı virütüscüğüm? VİRÜTÜS: Yoh aga sağol... | LARRAY: Oyuna gelelim o zaman... Önce- likle diye gayet digitize bağıran pat- ronuma kahveyi alıp götürdürn ve kendimi üç kızı tavlamak zorunda kaldığım bir durumda buldum. Bunu yaptığımı ispatlamak için kızları videoya da almam gerekiyordu. Patronun odasından çıkınca sol üst köşedeki odaya gir- dim ve sağ altta duran masadan video kaset- leri aldım, sağ üstteki su deposundan akan suyla ellerimizi temizledim, sol üst taraftaki çekmeceden şarj aletini aldım, aynı masanın sağındaki alette kasetleri sildim ve soldaki teybten kendime uyan bir oyunhavası koyup odadan çıktım. Sol kapıdaki fişe şarj aletini sonra onun da üstüne kamerayı taktım. Şarş olana kadar fanustan bir su içtim. Sonra ka- merayı alıp yukarı odaya çıktım. Orada, sağ- daki dolaptan kızların dosyalarını aldım ve her dosyanın içinde de bir edevat çıktı. Ayrıca masada duran kredi kartını da unutmadım. Aşağı dönüp sağdan bina dışına çıktım. Limo- usinime bindim ve havaalanına geldim. Kartı soldaki makineye soktuğumda bana gitmek istediğim yeri sordu ben de “NEW YORK” dedim ve kodunu girdim. Biletimi ve kartımı alıp havaalanına girdim. Orada havaalanı gö- revlilerinin pek benden hoşlanmadıkları ortaya çıktı. Kameraya kartımı gösterince yolcular kısmına alındım. Burada fiyaskoya sonuçlanan kahve içme ve sandalyeye oturma sahnelerim oldu. Sonra uçağa binilebildiğini söyleyen bir anons oldu ve bileti kapı yanındaki deliğe so- kup uçağa bindim. Uçağın kalkmasından bir iki dakika sonra uyuya kalmışım. VİRÜTÜS: Ağzına sağlık abicim. Peki yen- gemiz ne yapıyordu o sıralarda? PATTI: Pek öyle anormal şeyler değil. Ça- lıştığım barda piano resitalimi bitirdiğimde ko- vulduğumu öğrendim. İş yerinden çıkınca bir FBI şefi bana müzik endüstrisinde olan kanun- suzlukları ortaya çıkarmak için için ihtiyaçları olduğunu söyledi. Ve bir ajan oluverdim. Daha sonra FBI laboratuvarına gittik. Burada bir pro- fesör eşliğinde deneylere baktım. Deneyler pek iyi sonuçlar vermedi doğrusu. Sonra en sağdaki odaya girdim. (Girmeden önce profe- sör beni bilgisayara kaydetti) Orada başka bir profesör bir yerime beni radardan izleyebile- cekleri bir alet yerleştirdi. Odadan çıkınca ma- sanın üstünden Dataman'i ve iki Datakartımı aldım. Soldaki odadansa füze başlıklı sütyeni aldım ve giydim. Bu arada K-RAP'in datakartı- nı dataman'e taktım. Dışarı çıkıp Limousine'e

bindim. Şoför tatlı çocuktu ama sağırdı. Ara- daki camı indirmek de işe yaramadı bu yüz- den. O yüzden dataman'i göstermeden nere- ye gideceğimizi anlatamadım. Bu arada ara- bada duran şampanyayı da kaptım. Biraz son- ra araba hareket etti ve ben uyuya kaldım.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.