Commodore Amiga sayı 3, sayfa 40

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 40

Larry 5

Larry 5

Bora Kutlu

ersure sure

VARRYS

EE. şu anda aldığımız bir habere göre dergimizin azimsiz muhabiri ve hain virüsü “VİRÜTÜS" “Larry 5” oyununun ilk başrol oyuncusu Larry Laffer ve Passionate Patti'yi, Sierra Stüdyoları'nda yakalamış. Şimdi oraya bağlanıyoruz. Bak Patti'ciğim en sonunda baş başa ve yalnız kalmayı başardık. PATTI: Evet Larry'ciğim bütün oyun ayrı kalmak zorunda kaldık! İnanılması çok zor ama beraberiz işte. LARRY: Neden zor olsun ki? PATTI: Neden mi? Çünkü senin huyundur! İşlerin ne zaman iyi gittiğini sansan başına o an bir şey gelir! LARRY: Sen hiç tasalanma Patti'ciğim başıma gelenlerin tek suçlusu oyunun programcısı Al Lowe denen adam. Şimdi rahatsız. Güven bana. VİRÜTÜS: Öhö öhö.. PATTİ: Yok yok kesin yine başımıza bir dert açılır. LARRY: Canım hayır, ben her şeyi ayarladım...

VİRÜTÜS: ÖHHÖ PÖHHKÖ'!l! LARRY: Bu da kim be? PATTI: Söylememiş miydim... VİRÜTÜS: Bendeniz Commodore AMIGA dergisinde VİRÜTÜS! Sizinle röportaj yapacaktım da.. LARRY: Ya sen muhabirden çok, bir virüse benziyorsun! VİRÜTÜS: Evet, dergimiz okuyucularına en mükemmel açıklamaları oyunların içinde gezinen birisi açıklayabilirdi yani bir virüs. PATTI: Aksanın çok farklı yoksa sen bir Laz uşağı mısın? VİRÜTÜS: Hee... LARRY: Vay hemşerim! Patti ile biz de oradan buralara artist olmaya gelmiştik zaten! Mehmet Emmi'yi tanır mısın? PATTI: Bizim Abidin'e hürmetlerimi yolla... VİRÜTÜS: Tabi tabi şimdi röportaja geçelim isterseniz... LARRY: Geçelim geçelim hemşerim. ALEX hemşerimize şöyle bir söğüş salatası, bi de demi üzerinde çay hazırla getir bakim. VİRÜTÜS: Vay mahcup oldum vallaha... Eee, biraz okuyucularımıza “Larry 5”ten bah-

*kkit

Oyun Değerlendirmesi: AMIGA 1 Mb Grafik Efektler/Müzik Konu Zorluk Genel set bakalım. LARRY: Hemşerim öncelikle bu oyunda Larry 3'e göre büyük yenilikler var. Mesela grafik detaylarını öyle arttırdılar ki kelim bile çıktı ortaya. Buralarda karakteristik burnumuzu çok şirin buluyorlar, onun için burnumu abarta abarta bir hal olmuşlar koçum. Ayrıca oyun ikonlarla oynanıyor. Bu da oyunu çok rahat oynanabilir hale getiriyor. İkonları uzun uzun açıklamaya gerek yok, hemen ne oldukları anlaşılıyor zaten. Konuşma, kullanma, inceleme ve hatta fermuar açma gibi ikonlar var. Cursor'la ekranın üzerine gelince bunların hepsi gözüküyor zaten. VİRÜTÜS: Peki oyunda neler yaptığını kısaca anlatır mısın? LARRY: Tabii... Ha ALEX şuraya koy yavrum. Başka bir arzun var mı virütüscüğüm? VİRÜTÜS: Yoh aga sağol... LARRY: Oyuna gelelim o zaman... Öncelikle diye gayet digitize bağıran patronuma kahveyi alıp götürdüm ve kendimi üç kızı tavlamak zorunda kaldığım bir durumda buldum. Bunu yaptığımı ispatlamak için kızları videoya da almam gerekiyordu. Patronun odasından çıkınca sol üst köşedeki odaya girdim ve sağ altta duran masadan video kasetleri aldım, sağ üstteki su deposundan akan suyla ellerimizi temizledim, sol üst taraftaki çekmeceden şarj aletini aldım, aynı masanın sağındaki alette kasetleri sildim ve soldaki teypten kendime uyan bir oyun havası koyup odadan çıktım. Sol kapıdaki fişe şarj aletini sonra onun da üstüne kamerayı taktım. Şarj olana kadar fanustan bir su içtim. Sonra kamerayı alıp yukarı odaya çıktım. Orada, sağdaki dolaptan kızların dosyalarını aldım ve her dosyanın içinde de bir edevat çıktı. Ayrıca masada duran kredi kartını da unutmadım. Aşağı dönüp sağdan bina dışına çıktım. Limousine'ime bindim ve havaalanına geldim. Kartı soldaki makineye soktuğumda bana gitmek istediğim yeri sordu ben de “NEW YORK” dedim ve kodunu girdim. Biletimi ve kartımı alıp havaalanına girdim. Orada havaalanı görevlilerinin pek benden hoşlanmadıkları ortaya çıktı. Kameraya kartımı gösterince yolcular kısmına alındım. Burada fiyaskoyla sonuçlanan kahve içme ve sandalyeye oturma sahnelerim oldu. Sonra uçağa binilebildiğini söyleyen bir anons oldu ve bileti kapı yanındaki deliğe sokup uçağa bindim. Uçağın kalkmasından bir iki dakika sonra uyuya kalmışım. VİRÜTÜS: Ağzına sağlık abicim. Peki yengemiz ne yapıyordu o sıralarda? PATTI: Pek öyle anormal şeyler değil. Çalıştığım barda piano resitalimi bitirdiğimde kovulduğumu öğrendim. İş yerinden çıkınca bir FBI şefi bana müzik endüstrisinde olan kanunsuzlukları ortaya çıkarmak için ihtiyaçları olduğunu söyledi. Ve bir ajan oluverdim. Daha sonra FBI laboratuvarına gittik. Burada bir profesör eşliğinde deneylere baktım. Deneyler pek iyi sonuçlar vermedi doğrusu. Sonra en sağdaki odaya girdim. (Girmeden önce profesör beni bilgisayara kaydetti) Orada başka bir profesör bir yerime beni radardan izleyebilecekleri bir alet yerleştirdi. Odadan çıkınca masanın üstünden Dataman'i ve iki Datakartımı aldım. Soldaki odadansa füze başlıklı sütyeni aldım ve giydim. Bu arada K-RAP'in datakartını dataman'e taktım. Dışarı çıkıp Limousine'e bindim. Şoför tatlı çocuktu ama sağırdı. Aradaki camı indirmek de işe yaramadı bu yüzden. O yüzden dataman'i göstermeden nereye gideceğimizi anlatamadım. Bu arada arabada duran şampanyayı da kaptım. Biraz sonra araba hareket etti ve ben uyuya kaldım.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.