Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 49
mek. A320, Avrupa ortak yapımı olan bir uçak. Benzerlerinden farkı, bu uçakta ilk defa tam otomatik uçuş bilgisayarların bulunuşu ve klasik göstergelerin yerine savaş uçaklarında kullanılan kumanda ve MFD (Multi Function Display) göstergelerin bulunması idi. Ne var ki, taşıdığı teknoloji kadar başarılı bir uçuş hayatı yok Airbus'un. Her şeyden önce daha gösteri uçuşunda (Basına tanıtım uçuşunda) Airbus 320 ilk kazasını yaptı. Daha sonra takip eden iki kaza daha, pilotların bu aşırı modern uçağa tepki göstermelerine sebep oldu. Bunun yanısıra yolcular, bu kadar sık kaza yapan bir uçağa binmek istemiyorlardı. Kazaların, elektronik arızası mı olduğu yoksa pilotaj hatası mı olduğu ise hala tartışılıyor. Gerçek olan benzer teknolojinin eninde sonunda tüm uçaklarda kullanılacağı. Bu uçakta kullanılan Fly By Wire bilgisayarları toplam 5 adet, bunlardan 3 tanesi temel, 2'si yardımcı bilgisayar. Bu bilgisayarların her biri aslında bu uçağı tek başına uçurabilecek kabiliyette. Ana bilgisayarların temeli 16 Mhz 80386, yardımcıların temeli ise 2'şer adet 12 Mhz 80186. Bilgisayarların kumanda komutları Assembler ile, kontrol komutları ise Pascal ile yazılmış, temel bilgisayarlarda 800 Kbyte, yardımcılarda 300 Kbyte program var (Hani bilginiz olsun diye). Fotoğraflarda bir A320 kokpiti bulunuyor. Gelelim oyuna. Oyunu, haritalar ve datalar olmadan oynamak son derece zor. Temel amaç, uçağı uygun yakıt hesabını yaparak bir havaalanından diğerine getirmek. Uçuşlar için iki seçeneğiniz var. VFR (Görerek) ve IFR (Aletli) uçuş. Evet hemen oyuna başlayalım, disketlerimizi takalım. Bir süre sonra bir pilot, Training veya Duty arasında seçim yapmamızı istiyor. Henüz görevlerde uçabilecek kadar iyi bir pilot değiliz, mecburen Training seçiyoruz. İşte uçuş planımızı burada yapıyoruz. İlk karar vermemiz gereken uçuş şeklimiz. Aletli uçuş bile yapmak istesek, görerek uçuş seçmek, bizi bulutlar ve yer sisi gibi gereksiz tehlikelerden koruyacaktır. Hemen VFR seçiyoruz. Daha sonra kalkış havaalanımızı ve iniş havaalanımızı belirliyoruz. (Mesela Iğdır'dan Lüleburgaz'a). Buralara havaalanlarının kodlarını yazmak lazım. Oyunda Avrupa üzerindeki alanların birçoğu var. İşinizi biraz kolaylaştırmak için, aradan birkaç tanesini seçiyorum: EHAM Amsterdam, EBBR Brüksel, EDDK Köln-Bonn, EIDW Dublin, EDDL Düsseldorf, EDDF Frankfurt, EDDH Hamburg, EGLL Londra (Heathrow), EGGP Liverpool, LFML Marsilya, LIML Milano, EDDM Münih (Eski havaalanı), LFPG Paris De Gaulle, LFPO Paris Orly, LOWW Viyana.
Evet, artık gidebilecek birkaç adet yerimiz de var. Şimdi kalkış saatini belirlemek kalıyor; (tümüyle keyfi) Mesela 10:00 diyelim. Daha sonra taşıyacağımız yolcu ve yükü belirliyoruz (Taşımaya mecbur değiliz, Training için). Şimdi en önemlisi geiyor: Ne kadar yakıt taşıyacağımız. Bu son derece önemli bir konu. Uçak, ağırlığı, hızı, uçuş yüksekliği ve daha birçok faktöre bağımlı olarak yakıt yakar. Ancak fazla yakıt taşımak son derece istenmeyen bir durum, zira uçak boşu boşuna ihtiyacı olmayacağı yakıtı taşımak için (ağırlığı arttığından dolayı) fazla yakıt harcayacaktır. Onun için yakıt miktarını hesaplamak son derece önemlidir. Tabii ki her zaman bir güvenlik payı bırakmak gerekiyor. Bu işte son derece beceriksizim, onun için size bir tavsiyede bulunamayacağım. Tecrübe ile gelişecek bir olay. Artık uçuşa hazırız.
Herşeyden önce, biraz uçağa alışmak lazım. Bunun için en iyisi EDDF'den EDDF'ye bir uçuş hazırlayalım. Ve kalkış hazırlıklarını bitirelim. Herşey tamam olunca, kendimizi kokpitte bulacağız. İlk hatırlatma, oyunda her an P tuşu ile oyunu dondurmak mümkün. Oyun donmuşken kumandalarda istenen değişiklikleri yapabiliyoruz. Her ne ise. İlk iş olarak kokpiti tanıyalım. Pilot olarak sol koltukta oturuyoruz. Dışarda sağa doğru Frankfurt havaalanının pistleri uzanıyor. F8 tuşuna basarak sağa bakabiliyoruz. Ekranın solunda ortalarda büyük ve renkli bir gösterge var. Bu gösterge neredeyse tüm klasik göstergelerin yerini tutuyor. Sol kenarında TAS ile gösterilen Hız göstergesi. Bu sayı bir renkli çubuk tarafından da destekleniyor. Ortada yapay ufuk var. Bunun üzerinde hücum açısı yer alıyor. Sağ taraf ise yüksekliğe ayrılmış. Sağ üstte Feet olarak yükseklik yer alıyor. Ortadaki çubuk VSI yani uçağın yükselip alçalma hızını belirtiyor. Bu sayı, aynı zamanda sağ altta da yer alıyor. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, bir de yerden olan yükseklik (ilk 500 feet) bir çubuk olarak duruyor. Burayı kullan mayı yavaş yavaş öğreneceğiz. Sağ alt köşede ilginç bir panel var. Bu panele girip çıkmak için mouse'un sağ tuşuna basmanız gerekiyor. Çekinmeyin basalım. En alt sağda kırmızı bir kare belirdi. Bu, panelin aktif olduğunun göstergesi. Mouse'u kımıldatinca, değişik tuşların üzerinde dolandığımızı göreceksiniz. Burayı sonra sık sık kullanacağız. Şimdilik çıkalım (Sağ mouse tuşu). Göstergenin yanında tam ortada birbirine benzer altalta iki adet gösterge var. Bunlar navigasyon için kullanacağımız aletler (Acelemiz yok). Daha sağda bir daire içinde bir uçak var. Bu da navigasyon için kullanılan bir sistem. Onun altında bazı kontrol ışıkları var. Bunlardan biri. EFCS (Engine Flight Control System). E tuşu ile bu sistemi çalıştırabili- Tiz. Artık uçağımız daha hassas kumanda edilebilecektir. Bir çeşit ince ayar gibi. Daha sonra Stick isimli bir ışık var. J ile Joystick veya Mouse kumandası arasında tercih yapabiliriz. Son olarak HSPD ışığı var. Bu son derece sevimli bir özellik. Uçuş esnasında hızınızı sabitlemeye yarıyor. Hız dediniz, hemen en sağa geçiyoruz burada iki motorunuzun devir göstergeleri var. Motor kontrolünü tümüyle nümerik klavyeden yürütüyorsunuz. Burada sol sütun sol motor, sağ sütun ise sağ motor kontrollerini, orta sütun ise ortak kontrolleri taşıyor. İsterseniz başlayalım. İlk olarak bir motoru çalıştıralım. Nümerik klavyeden 4 tuşu ile sol motor çalışmaya başlayacak, bir süre sonra ise ısınacak ve hazır hale gelecektir. Sağ motoru da 6 ile çalıştıralım. Biraz sonra tüm motorlar çalışır hale gelecek. Şimdi nümerik klavyeden 7 ile sol motora biraz gaz verelim. 9, aynı işi sağ motora yapacak; | ve 3 ise motorları yavaşlatacaklardır. Her iki motora aynı miktarda gaz vermek veya çekmek için 8 ve 2 tuşlarını kullanabilirsiniz. Güzel, kalkmadan önce bir iki şeyi daha deneyelim: Fl'den F5'e kadar 5 değişik flap ve slat seviyemiz var. F9 ve F10, tekerlekleri toplayıp indirmemize yarıyor ve Space tuşu frenler. Hazır mıyız, neden olmasın? İlk deneme. J ile Stick konumuna alıyoruz, ve MFD göstergesinin sağında ve altındaki kontrol durumlarını takip ederek oynatıyoruz. Şimdi kontrolleri ortalayalim. F4 ile flap basalım ve uçağı hareket ettirecek kadar gaz verelim. artmasına dikkat edelim. Fazla hızlanmadan ilerleyelim ve sağa dönerek pisti ortalayahım. Space ile gerektiği her zaman fren yapabiliriz. Artık anons zamanı, motorlar tam güç, uçağı tam pistin ortasında tutahım ve bekleyelim. TAS hızla artacak, bir süre sonra yanındaki çizgi mavileşecektir, artık uçak kalkışa hazır, 150 knot'u bulduğumuzda hafifçe çekelim, hafifçe burnu kaldıralım. Unutmayalım, bu bir F-16 değil. Bir süre sonra yükseklik kazanacağız, yerden teması iyice kestikten sonra flapla- Tı toplayalım (F1), Tekerlekleri toparlaya: lım (F9). Şimdi motor kuvvetini azaltahm. Hızımız 220 civarına gelince, nümerik klavyeden 5 tuşu ile bu hızı koruyalım. HSPD yanacaktır. Artık uçağınızın hızı bu civarda korunacaktır. Denemek için uçağınızın burnunu biraz kaldırın, bilgisayar motora gaz vererek azalan hızı karşılayacak, hafif bir dalışa geçin, hızı kesecektir. Şimdi biraz sağ sol deneyelim. İstediğiniz yere gitmekte zorlanıyor musunuz? İşte Size bir kolaylık. HELP tuşuna basın, artık otomatik pilotunuz emrinizde. MFD'de ortada yukarıda SEL isimli yazının altında bir sayı göreceksiniz. İşte bu otomatik pilotun yönü. Şimdi okları kullanarak bu sayıyı değiştirin, mesela 280 yapın. Nasıl ama??? DEL ile bu pilotu kapatabiliriz. Şimdi J ile mouse kumandasına geçelim, mouse ile son derece yavaş ve sakin hareketler deneyin. Ben özellikle inişlerde mouse kullanmayı tercih ediyorum, uçak sanki daha rahat hareket ediyor gibi geliyor bana. Gelelim navigasyona. Aslında basit bir okul atlasını da kullanarak şehirden şehire gitmek mümkün. Sonra havaalanını bulur, yine görerek inebilirsiniz. Ne var ki, havada belirli yollar ve yolları bulmanızı sağlayan işaretler vardır. İşaretler ikiye ayrılıyor. Bunlardan biri sadece olduğu yeri belli edebiliyor. Bunlara NDB deniliyor. Bir NDB, belirli bir frekanstan yayın yapan kuvvetli bir vericidir. Uçakta bulunan bir alıcıyı bu frekansa ayarlayarak, bu NDB'nin uçağa göre nerede olduğunu bulabilirsiniz. İşte bu gösterge çember içinde bulunan uçak. Frekans ayarı için ise sağ mouse tuşuna basarak panele giriyoruz. İlk olarak DF yazan alt sıradaki tuşa basıyoruz. Sonra istediğimiz NDB'nin frekansını rakamlarla girebiliyoruz. Tabii ki NDB'lerin yayın mesafesi sınırlı. Frankfurt etrafında iki adet NDB örneği verelim. Bunlardan ilkinin ismi König ve yaklaşık olarak Frankfurt'un 20-30 mil kadar güneydoğusunda yer alıyor. Frekansı ise 355.00 (35500 olarak gi- Bir diğeri ise Neckar Frankfurt'un 45 mil kadar güneyinde ve frekansı 292.00. Biraz şansla bunları bulabilirsiniz. Bir ikinci tür işaret daha var. Bunlara VOR adı veriliyor. (Very High Freguency Omni directional Ranging). Bunların NDB'lerden farkı, yaptığı yayının aynı zamanda yön bilgisi de içermesidir. Bu VOR'lar için iki adet kanalımız mevcut. Panelden NI ve N2 olarak frekanslarını girebilirsiniz. Hemen MFD'nin sağında yer alan iki gösterge, bu VOR'lara ilişkin göstergelerdir. NDB'lerden farklı olarak yön bilgisi taşındığından bahsetmiştik. VOR kullanırken, ilk olarak bir istasyon girer, daha sonra bu istasyona ait bir yönü ayarlarız. NI için yön ayarı Z tuşu (ve varsa Z ile Shift arasında kalan tuş ile) N2 için ise yön ayarı Sol alt ve Sol Amiga tuşları ile yapılır. Frankfurt merkez VOR 114.20 frekansında. Ayarlayın ve oyunu P tuşu ile dondurun. Şimdi (tabii eğer hala yakınlarındaysanız) yön ayarı ile oynayın, bir ara ayarladığınız kanalda dikey bir sarı çizgi hareket ederek göstergeyi ortalayacak, sonra öbür tarafa doğru kaybolacaktır. Şimdi çizgiyi ortalayın (VOR'a yakın olmanız gerek). Şu anda VOR'a göre belirtilen yönde duruyorsunuz. Sarı çizgi VOR'dan çıkan doğrultuyu temsil ediyor. Genelde VOR ile bu şekilde ben neredeyim aramaları yerine, doğrultular ayarlanır veya yakalanır. Nasıl mı? Birazdan göreceğiz. Navigasyon konusunda son birşey belirtmek istiyorum. Bazı VOR'larda bir DME (Distance Measurment Eguipment) bulunur. Bunun sayesinde VOR'a olan uzaklığınızı da görmeniz mümkündür. Evet, sıra ilk iniş denemenizde. Eğer daha önce Gökhan'ın yazılarını takip etmişseniz, pek zorluk çekmeyeceksiniz. Belki de en basit yöntem, piste paralel geçip uzaklaşmak ve U dönüşü yaparak inmektir. İniş için hızımızı düşürelim, Flapları açalım, İniş takımlarını indirelim. Son derece yavaş ve nazikçe uçağı yere dokunduralım (MOUSE tavsiye olunur.). İner inmez, hızı kesin, frenlere asılın ve nümerik klavyeden O tuşu ile geri itiş verin, "." tuşu ile geri itişi kesebilirsiniz. İlk inişleriniz çok başarılı olmayacak, ancak ciddi ciddi uçmadan önce sağ salim yere konmayı öğrenin. Evet artık az buçuk bu işi biliyoruz.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 48
Tüm pilotlara en içten merhabalar. Bu ay köşemizi biraz geliştiriyoruz. Her zamanki gibi mektuplarınız ve cevaplarımız, köşemizin temeli. Bu aydan itibaren (her zaman olmasa da) bazı oyunları burada açıklayacağız. Ancak bu açıklamaları daha çok oynanan bir uçuşun izahı şeklinde yapacağız. Bu ay son derece fazla soru aldığımız Airbus-320 oyunu ile ilgileneceğiz. İlk olarak her zamanki gibi mektuplarınız: Arkadaşımız Kerem Kabadayı, yaz başında, kaybolmasın diye elden bir mektup getirmişti bana. İçinde sergilediği havaalanına ait resimlerin de bulunduğu mektup, bir hata eseri İstanbul'da kalınca, ancak bu sayıya çıkabildi, özür dilerim. İşte mektup: 1) Flight of The Intruder'ın bir açıklamasını yapmaktansa, açıklamalı bir uçuş gerçekleştirmeyi planlıyorum. Bu sayede oyunu yakından tanıyabileceğiz. Büyük ümitlerle beklediğimiz bu oyun, çekici birkaç yanı dışında büyük hayal kırıklığı yarattı (en azından bende). Oyunda silahların düşük isabet yüzdelerinin olması oyunu zorlaştırmış, ancak FFAR roketlerini kullanarak tek uçakla etrafı dağıtmak mümkün. Bunun yanında görevi uçan diğer arkadaşların beceriksizlikleri de insanı deli edecek neredeyse, 2) Yabancı dergilerde birçok güzel oyun tanıtılıyor; ancak bazen dergiler daha piyasada bulunmayan oyunların demolarını veya ara çalışmalarını yayınlayarak yakında çıkacak, bitmek üzere gibi yorumlar yapmak ihtiyacı duyuyorlar, biz de heves ediyoruz. 3) Team Yankee (Ve ikinci kısmı olan Team Pacific) oyununda, M1 oyununda yer alan vektörel şekiller yerine resimler (bitmap) kullanılıyor. Bu yüzden görüntüler daha güzel gibi gözüküyor. Aynı durum Battle of Britain'de de bulunuyor. Burada bir aracın her yandan görüntüsüne ihtiyaç duyuluyor ve genelde yüksek hafıza gerektirdiğinden kullanılmıyor. Dikkat ederseniz, Team Yankee'de tepeler gibi engeller yok, sadece binalar ve ağaçlar var. M1 Tank Platoon'un vektörel bir oyun olması, tepelerin, uçan cisimlerin ve bir iki başka özelliğin kullanılmasını sağlıyor. İstanbul, Kadıköy'den mektup yazan Kerem Kabadayı'ya teşekkür ediyoruz. Sıradaki mektup, köşemizin tiryakilerinden Mustafa Morgil, daha doğrusu Mustafa "RAID" Morgil (Sen de mi Mustafa 229). Mustafa, doğum günü hediyesi olarak mektubunu yayınlamamızı rica etti. Büyük ihtimalle doğum günü birkaç ay geride kaldı, ama yine de kutlu ve mutlu olsun. Mustafa, roketlerin kilitlenme şekillerini anlatmış mektubunda, dinliyoruz: Birinci nesil roketler telli ve kumandalıdır; ateşlendikten sonra operatör roketi dürbün ile takip eder ve hedefe doğru kumanda eder. Ancak hem roketi hem de hedefi takip etmek oldukça zordur. Hele kötü hava şartlarında (Bu silahlar ilerledikçe salınan bir telle operatöre bağlıdırlar, mesela TOW). İkinci sınıf olarak laser güdümlü roketler vardır. Pilot hedefi laser ile işaretler. Füze de yansıyan lasere gider. Ancak hedefe varana dek aydınlatma sürmelidir. Bu arada düşman SAM'leri uçağın işini bitirebilir (Laser'le aydınlatma mutlaka aynı araçtan yapılmak zorunda değildir, kara birlikleri, başka bir uçak ile de olabilir. Maverick E). Üçüncü olarak kızıl ötesi adı verilen ve IR başlık taşıyan roketlerdir. Burada roketler hedeften yayılan ısıya doğru yönelirler. Eğer ısı başlığın minimum sınırının altına inerse, başlık kendini imha edecektir (Sidewinder ve Maverick D). Bir diğer güdüm eylemsizlikle çalışan güdümlerdir. Füze atıştan önce kendine verilen rotayı takip eder veya daha gelişmiş olarak, füzeye yol datası girilir ve füzeye ilerleyeceği alan öğretilir. Bu sayede füze, adresini bildiği hedefe doğru gider. Tomahawk, bu teknolojinin son ürünü. Sorularına gelince, Falcon 3 umarım gelir, F-29'da inmek çok sorun değil. Flaplar ve frenleri kullanarak hızını azalt, son derece kolay olacak göreceksin. AIRBUS 320 Thalion tarafından yazılan bu oyunda amaç, bir A320 ile uçuşlar gerçekleştirmektir (İlk güdümlü roket Almanların 1944 yılında kullandığı X-4).