Amiga Dünyası sayı 30, sayfa 48

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 48

Tüm pilotlara en içten merhabalar. Bu ay köşemizi biraz geliştiriyoruz. Her zamanki gibi mektuplarınız ve cevaplarımız, köşemizin temeli. Bu aydan itibaren (her zaman olmasa da) bazı oyunları burada açıklayacağız. Ancak bu açıklamaları daha çok oynanan bir uçuşun izahı şeklinde yapacağız. Bu ay son derece fazla soru aldığımız Airbus-320 oyunu ile ilgileneceğiz. İlk olarak her zamanki gibi mektuplarınız: Arkadaşımız Kerem Kabadayı, yaz başında, kaybolmasın diye elden bir mektup getirmişti bana. İçinde sergilediği havaalanına ait resimlerin de bulunduğu mektup, bir hata eseri İstanbul'da kalınca, ancak bu sayıya çıkabildi, özür dilerim. İşte mektup: 1) Flight of The Intruder'ın bir açıklamasını yapmaktansa, açıklamalı bir uçuş gerçekleştirmeyi planlıyorum. Bu sayede oyunu yakından tanıyabileceğiz. Büyük ümitlerle beklediğimiz bu oyun, çekici birkaç yanı dışında büyük hayal kırıklığı yarattı (en azından bende). Oyunda silahların düşük isabet yüzdelerinin olması oyunu zorlaştırmış, ancak FFAR roketlerini kullanarak tek uçakla etrafı dağıtmak mümkün. Bunun yanında görevi uçan diğer arkadaşların beceriksizlikleri de insanı deli edecek neredeyse, 2) Yabancı dergilerde birçok güzel oyun tanıtılıyor; ancak bazen dergiler daha piyasada bulunmayan oyunların demolarını veya ara çalışmalarını yayınlayarak yakında çıkacak, bitmek üzere gibi yorumlar yapmak ihtiyacı duyuyorlar, biz de heves ediyoruz. 3) Team Yankee (Ve ikinci kısmı olan Team Pacific) oyununda, M1 oyununda yer alan vektörel şekiller yerine resimler (bitmap) kullanılıyor. Bu yüzden görüntüler daha güzel gibi gözüküyor. Aynı durum Battle of Britain'de de bulunuyor. Burada bir aracın her yandan görüntüsüne ihtiyaç duyuluyor ve genelde yüksek hafıza gerektirdiğinden kullanılmıyor. Dikkat ederseniz, Team Yankee'de tepeler gibi engeller yok, sadece binalar ve ağaçlar var. M1 Tank Platoon'un vektörel bir oyun olması, tepelerin, uçan cisimlerin ve bir iki başka özelliğin kullanılmasını sağlıyor. İstanbul, Kadıköy'den mektup yazan Kerem Kabadayı'ya teşekkür ediyoruz. Sıradaki mektup, köşemizin tiryakilerinden Mustafa Morgil, daha doğrusu Mustafa "RAID" Morgil (Sen de mi Mustafa 229). Mustafa, doğum günü hediyesi olarak mektubunu yayınlamamızı rica etti. Büyük ihtimalle doğum günü birkaç ay geride kaldı, ama yine de kutlu ve mutlu olsun. Mustafa, roketlerin kilitlenme şekillerini anlatmış mektubunda, dinliyoruz: Birinci nesil roketler telli ve kumandalıdır; ateşlendikten sonra operatör roketi dürbün ile takip eder ve hedefe doğru kumanda eder. Ancak hem roketi hem de hedefi takip etmek oldukça zordur. Hele kötü hava şartlarında (Bu silahlar ilerledikçe salınan bir telle operatöre bağlıdırlar, mesela TOW). İkinci sınıf olarak laser güdümlü roketler vardır. Pilot hedefi laser ile işaretler. Füze de yansıyan lasere gider. Ancak hedefe varana dek aydınlatma sürmelidir. Bu arada düşman SAM'leri uçağın işini bitirebilir (Laser'le aydınlatma mutlaka aynı araçtan yapılmak zorunda değildir, kara birlikleri, başka bir uçak ile de olabilir. Maverick E). Üçüncü olarak kızıl ötesi adı verilen ve IR başlık taşıyan roketlerdir. Burada roketler hedeften yayılan ısıya doğru yönelirler. Eğer ısı başlığın minimum sınırının altına inerse, başlık kendini imha edecektir (Sidewinder ve Maverick D). Bir diğer güdüm eylemsizlikle çalışan güdümlerdir. Füze atıştan önce kendine verilen rotayı takip eder veya daha gelişmiş olarak, füzeye yol datası girilir ve füzeye ilerleyeceği alan öğretilir. Bu sayede füze, adresini bildiği hedefe doğru gider. Tomahawk, bu teknolojinin son ürünü. Sorularına gelince, Falcon 3 umarım gelir, F-29'da inmek çok sorun değil. Flaplar ve frenleri kullanarak hızını azalt, son derece kolay olacak göreceksin. AIRBUS 320 Thalion tarafından yazılan bu oyunda amaç, bir A320 ile uçuşlar gerçekleştirmektir (İlk güdümlü roket Almanların 1944 yılında kullandığı X-4).

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.