Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 25
Selam! Bu ayki utility'ler arasında çok ilgimi çeken bir programı tanıtmak istiyorum. Aslında bu, 1988 senesinde çıkan bir Fish disketinde yer almaktaydı. Daha sonradan da çeşitli yerlerde rastladım. En son olarak da bir yakınım kullandığı iki Amiga'sını birbirine nasıl bağlayabileceğini sorduğunda, bunu Amiga Dünyası'na yazarak daha çok okuyucunun faydalanmasını düşündüm. Şimdiden Doğan Türküler arkadaşımızdan özür diliyorum; programa ek olarak da ufak bir hardware tanımı var. Aslında pek hardware sayılmaz, zira iki soket ve bunları bağlayan kablolar tüm donanımı oluşturmakta. ParNet'le bir harddisk bile tasarruf edebilirsiniz. Şu an arkadaşım bu programı A500'ünü, A3000 ile birleştirmek için kullanmakta. Her iki bilgisayar da A3000'in içindeki 210 MByte'lık harddisk'i ortak olarak kullanıyorlar. Bu yöntemle bir BBS kurduğunuzda, ikinci bir bilgisayarla devamlı BBS'e gelen yeni programları açıp kontrol edebilirsiniz. Bunun için de board'u kapamanıza gerek yoktur. Board programının yüklü olduğu bilgisayar hiç etkilenmeden çalışmasına devam eder ve siz de dilerseniz harddisk'teki diğer programları, bilgisayarı yavaşlatmadan kullanabilirsiniz. Zira board'a herhangi biri bağlandığında, board'un olduğu bilgisayar bir hayli yavaşlayacaktır. ParNet'in başka bir kullanım sahası da DeskTop Publishing olabilir. Bilgisayarlardan birinde yazılar hazırlanırken diğer bilgisayarda da bu yazılar kullanılan DTP programıyla düzenlenir ve lazer'e gönderilebilir. Aynı şekilde animasyonla uğraşanlar animasyonu bir bilgisayarda hesaplattırırken, diğerinde de gerekli başka işleri yapabilirler. Bütün bunlar için de dataları disketlere kaydetmeye uğraşmakla zaman kaybetmezsiniz. İsterseniz hemen kablonun bağlantılarına geçelim. Kabloyu hazırlarken çok dikkatli olmalısınız. Yanlış bağlantı yapmamaya özen gösterin, aksi halde bilgisayar port entegresi yanabilir. Yapılacak kabloda kullanacağınız fişler A500,
Tanımı: Birbirinin yakınında olan iki Amiga bilgisayarını paralel port aracılığıyla birbirine bağlayarak iki bilgisayar arasında bilgi alış-verişini sağlar.
Bulunduğu disketler : Fred Fish PD Disk #0
A2000 ve A3000 için erkek, A1000 içinse dişi tipte 25 pinlik D tipi fiş olmalıdır. Bunlatı elektronikçilerden kolaylıkla bulabilirsiniz. Kablo için de 13 kablolu data transfer kablosunu öneririm. Uzunluk olarak en fazla dört metreyi denedim. Daha uzun mesafelerde sorunlar çıkabilir. Aslında her yerde bir metreyi aşmamalıdır diye yazmakta, ama bu herhalde yüksek dirençli kablo için verilen mesafe. Yapılacak bağlantı gayet basit: Her iki sokette de 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 11, 12 ve 20 numaralı bacaklar direkt olarak birbirine bağlanmalı. 13 numaralı bacak da diğer soketin 13 numaralı bacağına bağlandıktan sonra her iki soketin 10 numaralı bacağı: bu hatta lehimlenmelidir. Kablonun yapılışı bu kadar basit, Görünüşün güzel olması ve lehimlenen kabloların kopmaması için de her iki sokete uyan kapaklardan edinmenizi ve soketleri bu şekilde kapatmanızı öneririm. Şimdi gelelim işin software yanına. Burada her iki bilgisayara da bazı file'lar eklemek gerekmekte. Eğer sadece bir tarafta harddisk varsa, ikinci bilgisayar için bir boot diski (örneğin WorkBench) hazırlamakta fayda var. Şimdi orjinal PD disketinde bulunan bazı file'ları her iki bilgisayara da kopyalamaya başlayabiliriz. İlk kopyalanacak olan file parnet.device. Bu, her iki bilgisayarında devs directory'sinde olmalı. ParNet disketinde bulunan MountList isimli file'ı her iki bilgisayarın devs directory'sinde bulunması gereken MountList isimli file'a ekleyin. Bunun için de herhangi bir text editörünü kullanabilirsiniz. MountList'leri ekledikten sonra burada bulunan Unit numarasını bilgisayarlardan birinde O, diğerinde de | yapın. En iyisi harddiski olan bilgisayara O, diğerine de | tanımını vermek olacaktır. Her iki bilgisayarda da harddisk varsa daha çok donanımlı olanı O olarak tanımlayın. MountList dosyası olmayanlar için bir de bu tanımlamayı verelim de herşey doğru olsun. Unit numarası 0 olacak bilgisayar için: NET: Stacksize
8000 Priority
DRL
TERE
Glob Vec Unit Device Surfaces BlocksPerTracl Reserved LowCyl Filesystem #
— İ:netpnet-handler
Unit numarası | olacak bilgisayar için: NET: Stacksize Priority Glob Vec Unit Device Surfaces BlocksPerTraci Reserved LowCyl HighCyl Filesystem #
— 8000
- 1 — devs:parnet.device etpnet-handler
Şimdi de ParNet disketinde yer alan netpnet-handler isimli file'ı her iki bilgisayarın c directory'lerine kopyalayalım. Netpnet-server ve NetStat isimli programları da c directory'lerine kopyalayalım. Şimdi artık her şey çalışmaya hazırdır. Donanımımızı kullanabilmek için öncelikle NetPNet-Server Unit [n] komutuyla transfer programını çalıştıralım. Burada [n] yerine diğer bilgisayarın unit numarası girilmelidir. Unit numarası 0 olan bilgisayarda "NetPNet-Server Unit 1" girmemiz gerekmekte yani. En son olarak da her iki tarafta Mount NET: komutunu girerek NET:'in komple kullanılabilmesini sağlayalım. Artık NET: adlı device'ınız kullanıma hazır. Hemen deneme için harddisk'i olmayan bilgisayarda "NET:Dh0/c/dir NET:Dh0" diyelim. Bu şekilde harddisk'li bilgisayarın c directory'sine erişerek directory alabiliyoruz. Her iki bilgisayardan da diğer tarafın bir directory'sine erişebilmek için diğer taraftaki bilgisayarın harddisk isimlerini artık bir device değil de directory olarak kullanmanız gerekmekte. İki bilgisayardan birinden diğerine erişebilmek için diğer bilgisayarı bundan sonra NET: olarak görmeniz gerektiğini unutmayın. İlk kullanımda NET:'e erişmeye çalıştığınızda NET: boş gözükebilir. Bunun için her iki tarafta da diğer tarafın harddisk device'larını (eski device'larını tabii ki) birer path komutuyla ParNet software'ine tanıtabiliriz. Ya da daha kolayı, Assign komutu yardımıyla diğer bilgisayarın tüm device'larına yeni isimler takabilirsiniz. Aşağıda bizim kullandığımız eski ve yeni device isimlerini görebilirsiniz. Tabii dilediğiniz isimleri kullanmakta serbestsiniz. Parantez içindeki komutlar harddisk'i olmayan bilgisayarda girilmelidir. Dh0: -> Nh0: (Assign Nh0: NET:Dh0) Dh1: -> Nh1: (Assign Nh1: NET:Dh1) Dh2: -> Nh2: (Assign Nh2: NET:Dh2) ParNet'i WorkBench üzerinden kullanmak istediğinizde, iş biraz daha karışmakta. Her iki bilgisayarda da diğer bilgisayarın device'ı için birer ikon file'ı oluşturmanız gerekmekte. Bu ikon, drawer (çekmece) tipinde olmalıdır, zira artık diğer bilgisayarın device'ları birer directory olarak gözükmekteler. İkon isimleri de NET:'in içinde <device ismi>.info şeklinde yer almalıdır. Burada <device ismi> yerine ikinci bilgisayarda kullanılan harddisk device isimlerini (Dh0:, Dh1: vs.)
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 24
2) F-16 Combat pilotta iki adet hava radar modu var. Bunlardan ilki Track While Scan adı verilen (TWS) ve bir uçak hedeflenirken diğerlerinin de taranabildiği bir mod. İkincisi ise Single Target Track adını alıp (STT), bir hedefe kilitlenen ve onu belirli bir koni içinde kaldıkça takip eden radar modu. Bu moda girmişseniz, füze önce kilitlenecek daha sonra füze tipine göre menzile girecektir. Bir gün bir F-14 pilotu bu ateşleme olayını bana detayları ile anlatmıştı. Sidewinder, ısı kaynağına kilitlenen bir silah. İlk olarak radar'dan bir hedef seçiliyor daha sonra füze başlığı bu hedefi arama moduna giriyor. Menzile girince ve başlık hedefi tanıyınca, ısı kaynağının şiddeti ile orantılı olarak gittikçe yükselen ve tizleşen bir ses duyuluyor. Pilot tecrübesi ile füzeyi ne zaman atacağına karar veriyor. Sorun burada, acele edince başlık hedefi iyi takip edemiyor, fazla bek bakalım ne oluyor im ! oluyor ne ola-
3) AMRAAM ile uzun menzilli atışlar yapmak istediğinden bahsetmişsin. Burada bir iki sorun var. İlk.olarak ateşleme yapılırken hedef ile arandaki mesafe. Tam sınırda bir ateşleme yaptığını düşünelim;
yani AMRAAM'ı 48 kilometre gibi bir - menzilden salladın. Füze hedefe gidene dek bir zaman geçecektir. Bu zamanda düşman, hatırı sayılır bir yol katedebilir. Eğer uçak kaçarsa, füze takip edemeyerek menzil dışı kalacaktır. Bu sorunlardan ilki. İkincisi ise dinamik ile ilgili. Füze menzili, tam olarak etkili menzil anlamına gelmez. Bu, o füzenin ne uzaklığa erişebileceğini gösterir. Füze havada bulunuşunun her fşamasında aynı performansını gösteremez. Füzenin en iyi zamanı yakıtının bittiği andır. Çünkü bu saniyede, ağırlık en aza inmiş ve hız son değerine ulaşmış olacaktır. Bundan sonra füze yavaşlayacak en sonunda tüm aerodinamiğini kaybederek düşecektir. Mesela yakıtsız uçan füze dönüşlerde çok enerji kaybedecektir. Son olarak olayı kendine düşün, 30 mil düz bir hatta gelen bir füzeden mi kurtulmak kolaydır, yoksa yakınında atılan bir füzeden mi? Hiç şüphesiz uzun yol gelen füzenin doğrultusunu anlamak ve kurtulacak hareketi bulmak son derece kolaydır. Sorunları sıraladığıma göre artık bir iki çözüm önerebilirim. Gerçek pilotlar bu tür silahları genelde ikişer ikişer ateşlemeyi tercih ederler (duruma bağlı olarak). Bu, etkili bir çözüm yoludur. Havada Ramboluk yapmak zorlaşıyor gerçi (Cephane yarıya iniyor) ama, başarı yüzdesi artıyor. Bu denenebilecek bir yol. Ben genelde 10, en fazla 15 milden ateş ediyorum. Bu sırada düşman füzesi bana gelmek üzere oluyor, hemen kaçmam gerekiyor. Eril Eti'nin Mig bilgilerini tamamlamak isteyen Can, Mig-29 üzerine şunları yazmış: Uçağın kod adı FULCRUM (Dayanak noktası). Gelişmesi 1971'li yılların başlarına uzanıyor (F-14'ün piyasaya çıkma tarihleri). İlk olarak geliştirilmiş bir Mig-
23'ten şüphe edilmiş. Daha sonra bu uçağın yeni avcılarla başedebilecek son derece yetenekli bir avcı olduğu anlaşılmıştır. İlk denemeler 1979 yıllarında yapılmış ve 1981'den itibaren tüm birliklerde hizmete girmeye başlamıştır. Ancak bu uçak hakkında ayrıntılı bilgi, ilk olarak 1986'da Finlandiya hava sergisine katılan 6 Mig- 29'dan elde edilmiştir. İşin ilginç tarafı, bu sergide uçakların satış amacı ile sergilenmesi idi. Üstelik alışılmış Sovyet doktrini olan eksik radar sistemleri ile değil Sovyet ordusundaki hali ile uluslararası silah pazarına sunulmuştu. Burada batılılar bu uçağı küçümsediklerini anladılar. Uçağın son derece iyi bir tırmanma hızı, gelişmiş bir kokpiti, sadece pasif sistemlerle hedef bulabilme yeteneği (Son derece önemli!!), kötü pistlerden kalkabilmek üzere motor girişlerini alçak hızlarda ko- Tuyan FOD önleme (Foreign Object Damage) sistemi ve en önemlisi Helmet sight denen ve flimlerden tanıdığımız gelişmiş bir HUD sistemi. Kısaca Mig-29 pilotu, tüm bilgileri kaskının camından okuyabiliyor. Amerikalılar, bu sistemin Rus ordusunda 1983'ten beri kullanıldığını öğrendiklerinde minyatür bir şok geçirdiler ve hemen kendi Helmet sight modellerini geliştirmeye başladılar. Detayları bilmiyorum ancak daha yeni yeni hizmete girdiğini tahmin ediyorum. 2 adet Tumansky R-33 D motoruna sahiptir ve sesin iki katı hızlara çıkabilir. 6 silah istasyonu vardır ve 600 mermilik 30 mm'lik topu vardır. Top deyip geçmeyin. Bu top, dünyanın en iyi dog-fight toplarından. Hedefleme bilgisayarı o kadar gelişmiştir ki, ancak 4 atış yapılmasına izin verir (Beşinci mermi'nin vuracağı sağlam hedef kalmıyor). Kullanıcılar arasında Almanya, Hindistan, Irak, Kuzey Kore, Suriye, Yugoslavya ve Zimbabwe yer alıyor. Can'a teşekkür ediyoruz. Bu arada üzülerek belirteyim, Antalya'ya giderken bir mektubu getirmeyi unutmuşum. Maalesef o mektubu bu ay yayınlayamıyorum, İstanbul'a dönüşte mektubuna yer vereceğim. Belki farketmişsinizdir, birçok oyun gelecek çıktı, yazılıyor diye dünyanın yazısını yayınladık, zahmet edip yarısını bile piyasaya çıkaramadılar. Ne oacak halimiz, ben de bilmiyorum, durduk yere yalancı çıkıyoruz. Yazının sonunda son derece önemli bir noktaya değinmek istiyorum: NULL-MODEM. Bu konu ile ilgilenenler lütfen aşağıdaki satırları dikkatle okusunlar: Köşemiz sayesinde tanışan iki arkadaşımız buluşup, kendi yaptıkları kablo ile oyun oynamaya karar verdiler. Ancak ellerinde olmayan bir hatadan kabloyu Paralel port'a yaptılar ve sonuç iki yanık 8520 (hatırı sayılır bir masraf). Ellerinde olmayan hataya gelince: Biz Null-Modem için her zaman 25'li soketlerden bahsediyoruz. Ancak arkadaşlarımızın birinde bulunan Amiga'nın serial portu 23'lük (Evet son derece ilginç ilk defa görüyorum!!!). Dolayısı ile bağlantının 25'lik olan paralel port için geçerli olduğunu düşünmüşler. NULL MODEM KABLOSU YAPAN-LAR: - Kablo SERİAL PORT'a takılmalıdır. Burada dişi soket kullanmanız gerekecektir. - Normal olarak bu port 25'lidir. Ancak 23'lü portların da olduğunu arkadaşımızın yaşadığı tecrübeden öğrendik. Kabloyu yaparken bunları gözönüne alın. Ya iki uçlu kablolar yapın, ya da gerekiyorsa 25'ten 23'e adaptör yapın. - 23'lü veya 25'li olsun bağlantılar aynı kalıyor. 7 numara ortak 2 ve 3 çarprazlanıyor. - Bir zarar gelmesini istemiyorsanız, 7 numaralı bağlantının sağlam olduğundan emin olun (Toprak hattı). Arkadaşlarımızın tecrübesi beni çok üzdü, olay harcanan para dışında tatlıya bağlandı. Umarım başkalarının başına bu tür olaylar gelmez. Bu sıcak yaz aylarında hepinize bol eğlenceler.