Pilotlar Kahvesi

Tüm arkadaşlara selamlar ve sevgiler. İlk olarak fotoğraflarımıza değinmek istiyorum. McDonnell Douglas F-4 Phantom II serisini bilmeyen yok neredeyse (Donanmanın 1947'lerde kullandığı FH-1 Phantom'dan dolayı bu uçağın adı Phantom II). Phantom, Amerikan donanmasının isteği üzerine avcı olarak tasarlanmış ve gövde altında o zaman çok gelecek vaat eden ve ancak günümüzde yeni yeni yerini AMRAAM'lara terk eden AIM-7 Sparrow füzeleri taşıyacak şekilde geliştirilmişti. Donanma zamanında (1960'lı yılların ortalarında) bir uçağın topa gerek sinmesi olmayacağını, bu devrin geçtiğini düşünmüşlerdi. Kara kuvvetleri, kısa sürede bu uçağın havadan yere de etkili olabileceğini keşfetmişti. Ardından bu uçağın çeşitli tipleri çok sayıda üretildi ve birçok NATO ülkesine satıldı. Türkiye uçaklara sahiptir. Fotoğrafta gördüğünüz Phantom, üretilen 5000. Phantom. İşte bu Phantom, Türkiye'ye satıldı. Vietnam savaşı sırasında bazı ilginç yakın destek uçakları üretildi. Özellikle bunlardan ikisi son derece ilginçtir. C-130 uçaklarından sınırlı sayıda bir kısmı, Gunship modeline değiştirildi. Bu uçaklar birçok irili ufaklı makineli tüfeğin yanı sıra, arka rampa kapağının arkasında aşağı ateş eden 105 mm'lik bir howitzer topu taşımaktaydı!!! Ne yazık ki, bu ilginç uçağın fotoğrafları elimde yok. Aynı şekilde helikopterleri silah platformu haline getirme projeleri de yapılmıştı. Bu çalışmaların sonucu bugün kullanılan Apache ve Tow Cobra gibi helikopterler ortaya çıktı. Fotoğrafta görülen helikopter, Vietnam savaşında geliştirilen bir Boeing Chinook helikopteridir. Sadece 4 adet yapılan bu modifikasyonda, helikopterlere 12.7 cm'lik roketler (Biri yüklenirken görülüyor) iki adet öne ateş eden 20 mm'lik Gatling topu (Fotoğrafta görülüyor), burunda taret içinde döner bir 40 mm'lik havan topu ve toplam 5 adet 12.7 mm'lik hareketli makineli tüfek vardı. Bu helikopterlere Gogo Bird deniliyordu. Bu kadar silaha rağmen başarılı oldukları söylenemez. Toplam 4 adetten 3'ü düştü. Bunlardan biri oldukça güç bir işi becererek kendi kendini vurdu!!! 20 mm'lik topu tutan vidalar atış sırasında kopunca, savrulan top helikopterin motorunu parçalayarak düşmesine sebep verdi. Resimleri hep güzel dergilerden ve kitaplardan alacak değiliz. İşte kendi fotoğraf arşivimin kazadan kurtulabilen elemanlarından birkaçı. İkisi de birbirine son derece benziyor değil mi? Antalya açıklarında USS Nimitz (CVN 68) ve USS John F. Kennedy (CV 67). Bu gemilerin her ikisi de 300 küsur metre uzunluğunda 30 bilmem kaç metre yüksekliğinde, 80000-100000 tonajlı gemicikler. Fotoğraflarda bu geminin boyutları iyi anlaşılamıyor. Ne zaman ki tam yanına geldiniz, o zaman ohaaa diye bağırmaya başlıyorsunuz. Bu gemilerden Nimitz nükleer tahrikli bir gemi iken, diğeri normal gaz türbinleri ile hareket ediyor. Aynı zamanda Amerika'nın son gaz türbinli uçak gemisi. Her ne kadar süper gemiler diye adlandırılsalar da, 68 yılından beri bu gemiler denizde görev yapıyorlar (neredeyse çeyrek asırlık). Gemilerin üzerinde görünen uçakların mat renklerini fark etmişsinizdir. Donanma 1984 yılından sonra gösterişli boyamalar yerine bu tekdüze rengi kullanmaya başladı. Ancak filo komutanının uçağı süslenebiliyor (00 numaralı uçaklar). Nimitz üzerindeki F-14 filolarını, neredeyse tüm F-14 meraklıları tanıyorlar. İlki VF-41 Black Aces (Uçak düşürmüş ilk F-14 filosu), diğeri ise VF-84 Jolly Rogers (Meşhur kurukafalı kuyruğu olan uçak filosu). Bir filonun 12 uçak içerdiğini ve bu gemilerde 2 adet F-14 filosu, 2 adet A-6 filosu, 1 adet F-18 filosu, 1 adet S-3 filosu, 1 adet Hawkeye filosu (6 uçak), 1 adet helikopter filosu (6 helikopter), 1 adet EA6-B Prowler filosu (12'den az uçak) ve yardımcı değişik birkaç model uçak taşıdığını belirtelim. İki A-6 filosunun bir kısmı (5-6 kadarı), KA-6D tankerlerinden oluşuyor. Nimitz'in tüm uçakları şu aralar CVN-71 Theodore Roosevelt'te bulunuyor. Başka zamanlarda bu gemiler üzerine bazı ilginç notlar iletmeye çalışacağım, şimdilik bu kadar, Bu yazının çatısını oluşturduğum sıralarda elimde bir tek mektup vardı ve ben hayal kırıklıkları yaşıyordum, ama unutulmadığımızı hemen anladık, işte güzelim mektuplarınız: Daha önce de mektuplarını okuduğumuz Egemen İmre, F-29 beğendiremedik, Battle of Britain oynayalım, yeterince iyi bir yapım mı diyerek başlamış. Belirtmek isterim bu köşede benim ağzımdan yazılan birçok fikir benim kendi görüşümdür. Ben PC'leri ve Ocean oyunlarını beğenmem. Kimse alınmasın. En iyi oyun, sizi bilgisayara en çok bağlayan oyundur. Her neyse zaten Egemen sitem etmek için de yazmamış o satırları, asıl ben sorayım, nasıl BOB daha iyi değil mi? Her neyse cadılık yeter, biz gelelim mektuba: BOB'da 1500 puana erişmiş bir pilotun ismini değiştirip kopyalayarak birçok kaliteli pilot elde edebilirsiniz. Hatta ayrı tarafların bile pilotu yapabilirsiniz. Önemli olan dosya isimlerinin noktadan sonraki ekini değiştirmek. Hurricane ve Spitfire Bf-109, Bf-110, Ju 87 Junkers Ju 87 Stuka .BMB Bombacılar için, (noktadan önceki isimler büyük harfle yazılmalı)... PC için kart konfigürasyonlarını PC'cilere bırakıyorum. Ama Egemen bir ara son derece fazla sorulan bir soruya yanıt bulmuş: Wings'i bitirmiş (Helal olsun). Oyun, 243. görevde bitiyormuş. Bir gazete haberi, ilk on, bir demo ve memorial çıkıyormuş. Son görevde bir Alman uçağı ile teke tek dövüşmek gerekiyormuş. Tekrar tebrikler, Egemen. Bunun yanı sıra Kızıl Baron'un Roy Brown ile bir Kanadalı tarafından düşürüldüğünü de yazmış. Bu noktada bir şeyler eklemek istiyorum: Kızıl Baron'un akıbeti hakkında kesin bir belge yok. Kimileri, yerden açılan ateş sonucu yara alarak parçalandığını; kimi, Roy Brown tarafından vurulduğunu, başkaları ise uçağının yere çakıldığını yazmaktalar. İkinci dünya savaşındaki kadar iyi dosyaların tutulmaması kesin hüküm vermeyi oldukça zor kılıyor. Egemen, son olarak Hurricane'ler üzerine bazı bilgiler vermiş: "İlk Hurricane, Kasım 1935'te uçtu. 1937 yılında RAF filolarına katıldı. İngiltere savaşında 32 RAF filosu Hurricane'lerden oluşuyordu. 1030 bg. Rolls Royce Merlin II veya III motoruyla donatılmış ve 18000 feet'te 324 millik sürat yapabiliyordu. 1. filo ile uçan DFC sahibiydi ve 12 adet düşman düşürdü."

rek en iyi Hurricane avcı pilotlarından bi- (Mini hatırlatma: Erich Hartmann 352 uçak, Heinz Baer ise 302 uçak düşürmüşlerdir. Heinz Baer, Jet uçarak düşürdüğü 16 uçak ile bugün bile dünyanın en başarılı jet pilotudur.) Herşey için sonsuz teşekkürler Egemen İmre. İzmir Karşıyaka'dan da bu ay bir mektubumuz var. Mektup, Sayan Peker'den geliyor. Arkadaşımızın ilk olarak sorularına değinmek istiyorum:

1) Thunderhawk'ta helikopter'in HU- D'unda bir üçgen bir de dikey çizgi var. Hedefin yönünü bulmak için üçgeni ortalamak zorundasınız. Görev tamamlandıktan sonra, (Ve eğer helikopter hala uçabiliyorsa) bu sefer dikey çizgiyi ortalamaya bakın. Thunderhawk oldukça renkli bir oyun. Sadece bazı görevlerde piste indirme zorunluluğu var. Diğerlerinde verilen doğrultuda haritadan çıkmanız yeterli oluyor. Thunder Hawk 2 için ise, sadece keşke diyeceğim, bildiğim kadarı ile bu tür bir proje yok.

2) Biri Activision firmasına ait, diğeri Pysgnosis firmasına ait iki adet F-14 simülatörünün piyasaya çıkması bekleniyor (Birkaç ay gibi bir zamandır). Ne var ki, bu oyunların oynanabilirliği yüksek olan, hareketli ve nispeten az gerçekçi olması bekleniyor. Bugünlerde ne preview'lere, ne de verilen sözlere güven kaldı. Tatlı mektubun için çok teşekkürler, artık ayna başından ayrılabilirsin, Cem ile iyi, sadece matematik dersinde yanyana duramazlar. Bir güzel mektupta Bora Acar'dan geliyor. Kadıköy'den yazan okurumuz, geçiş saatini değiştirerek jektiflerimizden kaçan Rus uçak gemisi Kuznetsov hakkında bazı bilgiler gönder-

Miş: Boy: 305 metre; Deplasman: 70000 ton;

Hız: Knot; Silahlar: SA-N-6, SA-N-9 Sam rampaları, 76 mm'lik toplar, 30 mm'lik Gatling topları. Gemi ayrıca 60 ila 75 adet uçakta taşıyor. Maalesef Amiga'da bu oyun Null- Modem ile oynanabilen oyunlar listesinde değil. Knights of the Sky oyununda tavanda bile uçsan uçaklar tependen dalacaklardır. Bu oyunu yapanların iyi bir savaş sistemi oturtamamasından kaynaklanıyor. Gönderdiğin Mig-l son derece güzel, ne yazık ki dergiye koyabileceğimiz kalitede değil, postada biraz deforme olmuş. Son olarak Fighter Duel oyunun iki mouse ile oynanabileceğini yazmış Bora. Maalesef Fighter Duel elimde olmadığından deneme şansım yok. Bu konuda bir fikir de, Bakırköy'den yazan Mustafa Ulu' dan geliyor. Mustafa, aynen şöyle yazmış: "... Oyun mouse ile oynanıyor. Mouse'u sabit bir şekilde ileri iterseniz hız verir, sağ ve sol kulakçıklarla kalkış-iniş ve sağ sol yapabilirsiniz..." ve ayrıca yazışmak isteyenler için adresini vermiş: Mu: Ulu Ataköy 9.Kısım A-4 Blok D/76 Bakırköy 84750 Onu mutlaka hatırlayacaksınız. Akın filomuzun kurucusu Akın Saylık, mektubunda Falcon 3.0 ile temeli atılan Savaş arenalarından bahsetmiş, aynı zamanda COMPUTE dergisinin Haziran 1990 sayısında yayınlanan makaleyi göndermiş. LAN'lar yardımı ile (LOCAL AREA NETWORK) 30 küsür kişinin aynı anda oynayabileceği oyunlardan bahsediliyor bu makalede. Spectrum Holobyte, Falcon 3.0 ile bu diziyi gerçekten başlattı. Bu arada Falcon 3.0'ın el kitabında Amiga'nın klavye örtüsünü görmek, bu oyunun Amiga için çıkabileceği fikrini güçlendiriyor. Artık yapılacak tek şey beklemek. F-16 simülatörü en az uçak kadar pahah. Bu yüzden hava kuvvetleri uzun süre simülatör F-16 B tartışması yaptı. Bu konuda maalesef hiç şansımız yok. Fuarda bahsettiğin araçtan bahsedildiğini ben de duymuştum. Ancak bildiğim kadarı ile hava kuvvetlerinini pilot eğitimi için kullandığı simülatörlerden değil, onlara özenilen ve şov maksatlı versiyonlarındandı. Disketlerinle en kısa sürede ilgileneceğim (Altı ay nasıl Daha önce isimsiz yayınlanan mektubunu sahiplenen Alp Akgün bize Airbus A 320 ile ilgili bir dizi bilgi göndermiş. Ne var ki, Flight Simulator yazılarından tanıdığınız Gökhan uzun bir açıklama yapmak niyetinde. Bu açıklamaları ona bırakmayı uygun buluyorum. Yine de Alp'ten öğrendiğim ilginç bir not. Bildiğiniz üzere, oyunun Duty seçeneği çalışmıyordu. Alp buraya geçmeye başarmış. 10 adet uçuşu başarı ile bitiren pilota (Başarı lafından 9095'ler gibi inişlerden bahsediliyor) bir uçak verilebildiğini ve asıl görevgeçilebildiğini yazmış. Son bir mektup ise tiryakimiz Can *Maverick' Yaşar'dan geliyor.

1) ".. Head-Up-Display'in iki yanında (kibrit kutusu) gibi aletler..." olarak tanımladığın göstergeler, yanlış anlamadıysam ADA indexer adı verilen ve aletli inişlerde iniş doğrultusunun altında veya üstünde kaldığınızı görsel olarak belirtebilen bir gösterge. Bu gösterge daha HUD teknolojisi tam olarak gelişmeden hazırlanmış ve nişangah camının kenarına yerleştirilmiştir. Bu sayede pilot iniş sırasında göstergesini takip etmek zorunda kalmıyor, gözünün önü sayılan bir yerden değerleri okuyabiliyordu.

2) F-16 Combat pilotta iki adet hava radar modu var. Bunlardan ilki Track While Scan adı verilen (TWS) ve bir uçak hedeflenirken diğerlerinin de taranabildiği bir mod. İkincisi ise Single Target Track adını alıp (STT), bir hedefe kilitlenen ve onu belirli bir koni içinde kaldıkça takip eden radar modu. Bu moda girmişseniz, füze önce kilitlenecek daha sonra füze tipine göre menzile girecektir. Bir gün bir F-14 pilotu bu ateşleme olayını bana detayları ile anlatmıştı. Sidewinder, ısı kaynağına kilitlenen bir silah. İlk olarak radar'dan bir hedef seçiliyor daha sonra füze başlığı bu hedefi arama moduna giriyor. Menzile girince ve başlık hedefi tanıyınca, ısı kaynağının şiddeti ile orantılı olarak gittikçe yükselen ve tizleşen bir ses duyuluyor. Pilot tecrübesi ile füzeyi ne zaman atacağına karar veriyor. Sorun burada, acele edince başlık hedefi iyi takip edemiyor, fazla bek bakalım ne oluyor im ! oluyor ne ola-

3) AMRAAM ile uzun menzilli atışlar yapmak istediğinden bahsetmişsin. Burada bir iki sorun var. İlk.olarak ateşleme yapılırken hedef ile arandaki mesafe. Tam sınırda bir ateşleme yaptığını düşünelim;

yani AMRAAM'ı 48 kilometre gibi bir - menzilden salladın. Füze hedefe gidene dek bir zaman geçecektir. Bu zamanda düşman, hatırı sayılır bir yol katedebilir. Eğer uçak kaçarsa, füze takip edemeyerek menzil dışı kalacaktır. Bu sorunlardan ilki. İkincisi ise dinamik ile ilgili. Füze menzili, tam olarak etkili menzil anlamına gelmez. Bu, o füzenin ne uzaklığa erişebileceğini gösterir. Füze havada bulunuşunun her fşamasında aynı performansını gösteremez. Füzenin en iyi zamanı yakıtının bittiği andır. Çünkü bu saniyede, ağırlık en aza inmiş ve hız son değerine ulaşmış olacaktır. Bundan sonra füze yavaşlayacak en sonunda tüm aerodinamiğini kaybederek düşecektir. Mesela yakıtsız uçan füze dönüşlerde çok enerji kaybedecektir. Son olarak olayı kendine düşün, 30 mil düz bir hatta gelen bir füzeden mi kurtulmak kolaydır, yoksa yakınında atılan bir füzeden mi? Hiç şüphesiz uzun yol gelen füzenin doğrultusunu anlamak ve kurtulacak hareketi bulmak son derece kolaydır. Sorunları sıraladığıma göre artık bir iki çözüm önerebilirim. Gerçek pilotlar bu tür silahları genelde ikişer ikişer ateşlemeyi tercih ederler (duruma bağlı olarak). Bu, etkili bir çözüm yoludur. Havada Ramboluk yapmak zorlaşıyor gerçi (Cephane yarıya iniyor) ama, başarı yüzdesi artıyor. Bu denenebilecek bir yol. Ben genelde 10, en fazla 15 milden ateş ediyorum. Bu sırada düşman füzesi bana gelmek üzere oluyor, hemen kaçmam gerekiyor. Eril Eti'nin Mig bilgilerini tamamlamak isteyen Can, Mig-29 üzerine şunları yazmış: Uçağın kod adı FULCRUM (Dayanak noktası). Gelişmesi 1971'li yılların başlarına uzanıyor (F-14'ün piyasaya çıkma tarihleri). İlk olarak geliştirilmiş bir Mig-

23'ten şüphe edilmiş. Daha sonra bu uçağın yeni avcılarla başedebilecek son derece yetenekli bir avcı olduğu anlaşılmıştır. İlk denemeler 1979 yıllarında yapılmış ve 1981'den itibaren tüm birliklerde hizmete girmeye başlamıştır. Ancak bu uçak hakkında ayrıntılı bilgi, ilk olarak 1986'da Finlandiya hava sergisine katılan 6 Mig- 29'dan elde edilmiştir. İşin ilginç tarafı, bu sergide uçakların satış amacı ile sergilenmesi idi. Üstelik alışılmış Sovyet doktrini olan eksik radar sistemleri ile değil Sovyet ordusundaki hali ile uluslararası silah pazarına sunulmuştu. Burada batılılar bu uçağı küçümsediklerini anladılar. Uçağın son derece iyi bir tırmanma hızı, gelişmiş bir kokpiti, sadece pasif sistemlerle hedef bulabilme yeteneği (Son derece önemli!!), kötü pistlerden kalkabilmek üzere motor girişlerini alçak hızlarda ko- Tuyan FOD önleme (Foreign Object Damage) sistemi ve en önemlisi Helmet sight denen ve flimlerden tanıdığımız gelişmiş bir HUD sistemi. Kısaca Mig-29 pilotu, tüm bilgileri kaskının camından okuyabiliyor. Amerikalılar, bu sistemin Rus ordusunda 1983'ten beri kullanıldığını öğrendiklerinde minyatür bir şok geçirdiler ve hemen kendi Helmet sight modellerini geliştirmeye başladılar. Detayları bilmiyorum ancak daha yeni yeni hizmete girdiğini tahmin ediyorum. 2 adet Tumansky R-33 D motoruna sahiptir ve sesin iki katı hızlara çıkabilir. 6 silah istasyonu vardır ve 600 mermilik 30 mm'lik topu vardır. Top deyip geçmeyin. Bu top, dünyanın en iyi dog-fight toplarından. Hedefleme bilgisayarı o kadar gelişmiştir ki, ancak 4 atış yapılmasına izin verir (Beşinci mermi'nin vuracağı sağlam hedef kalmıyor). Kullanıcılar arasında Almanya, Hindistan, Irak, Kuzey Kore, Suriye, Yugoslavya ve Zimbabwe yer alıyor. Can'a teşekkür ediyoruz. Bu arada üzülerek belirteyim, Antalya'ya giderken bir mektubu getirmeyi unutmuşum. Maalesef o mektubu bu ay yayınlayamıyorum, İstanbul'a dönüşte mektubuna yer vereceğim. Belki farketmişsinizdir, birçok oyun gelecek çıktı, yazılıyor diye dünyanın yazısını yayınladık, zahmet edip yarısını bile piyasaya çıkaramadılar. Ne oacak halimiz, ben de bilmiyorum, durduk yere yalancı çıkıyoruz. Yazının sonunda son derece önemli bir noktaya değinmek istiyorum: NULL-MODEM. Bu konu ile ilgilenenler lütfen aşağıdaki satırları dikkatle okusunlar: Köşemiz sayesinde tanışan iki arkadaşımız buluşup, kendi yaptıkları kablo ile oyun oynamaya karar verdiler. Ancak ellerinde olmayan bir hatadan kabloyu Paralel port'a yaptılar ve sonuç iki yanık 8520 (hatırı sayılır bir masraf). Ellerinde olmayan hataya gelince: Biz Null-Modem için her zaman 25'li soketlerden bahsediyoruz. Ancak arkadaşlarımızın birinde bulunan Amiga'nın serial portu 23'lük (Evet son derece ilginç ilk defa görüyorum!!!). Dolayısı ile bağlantının 25'lik olan paralel port için geçerli olduğunu düşünmüşler. NULL MODEM KABLOSU YAPAN-LAR: - Kablo SERİAL PORT'a takılmalıdır. Burada dişi soket kullanmanız gerekecektir. - Normal olarak bu port 25'lidir. Ancak 23'lü portların da olduğunu arkadaşımızın yaşadığı tecrübeden öğrendik. Kabloyu yaparken bunları gözönüne alın. Ya iki uçlu kablolar yapın, ya da gerekiyorsa 25'ten 23'e adaptör yapın. - 23'lü veya 25'li olsun bağlantılar aynı kalıyor. 7 numara ortak 2 ve 3 çarprazlanıyor. - Bir zarar gelmesini istemiyorsanız, 7 numaralı bağlantının sağlam olduğundan emin olun (Toprak hattı). Arkadaşlarımızın tecrübesi beni çok üzdü, olay harcanan para dışında tatlıya bağlandı. Umarım başkalarının başına bu tür olaylar gelmez. Bu sıcak yaz aylarında hepinize bol eğlenceler.