Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 74
Selam çılgın araba yarışçıları. Sabahtan akşama kadar oynadığınız Lotus disketini artık bir kenara koyabilirsiniz, çünkü şimdi VROOM var. Bu oyun sizi yarış koltuğuna bağlayacak ve bir daha kalkmanıza izin vermeyecek. Oyunun müthiş hızı, bir araba yarışının tüm heyecanını yaşatarak, diğer bütün oyunları unutturacak. İşte böylesine güzel bir araba yarışını oynamak istiyorsanız, emniyet kemerlerinizi takıp, yazımı okumaya başlayabilirsiniz.
Geçtiğimiz günlerde durgunlaşan oyun piyasasına arka arkaya çıkan yarış oyunları birdenbire hareket getirdi. Fakat Wroom haricindeki diğer bütün araba yarışları, istenen kapasitede değildi. Çünkü birçoğu gözü rahatsız edecek kadar yavaştı. Aylarca yabancı dergilerde reklamlarını gördüğümüz bu oyunlar, açıkça bizleri hayal kırıklığına uğrattı. Ancak birdenbire Wroom adlı oyun piyasaya çıktı ve hepimizi şaşırttı. Çünkü bu oyunun ismine hiçbir dergide rastlamamıştık. İşin ilginç yanı, bu güne kadar adını sanını duymadığımız bir firmanın başarılı bir oyun yapmış olmasıydı.
Yarış içinde kullanılan vektör grafiklere rağmen, oyun şaşılacak derecede hızlı. Hatta oyun salonlarında rastladığımız arcade makinaları ile, rahatlıkla rekabet edecek düzeyde diyebiliriz. Fakat bu kadar güzel bir oyunun, simülasyondan çok arcade havası taşıması beni üzdü. Bu kadar başarılı bir oyun, simülasyon ağırlıklı olarak işlenseydi, ortaya çok daha başarılı bir oyun çıkabilirdi. Ama yine de, hem simülasyon severlerin hem de arcade tutkunlarının, bu oyunu severek oynayacaklarından eminim.
Oyunumuz, güzel çizilmiş bir araba resmi ile açılıyor. Daha sonra ise ekranda bir menü beliriyor. Bu menülerden biraz bahsetmek istiyorum.
TRAINING: Bu bölüm, adından da anlaşılacağı gibi, arabanızla istediğiniz bir parkurda ısınma turları atmanızı sağlıyor. Bu seçenek gerçekten çok önemli. Çünkü yarış pistlerini ve arabanızı bu bölüm sayesinde tanıyabilirsiniz. Bence yarışta başarılı olmanın tek yolu parkurları çok iyi tanımaktan geçiyor. Bunun için de, her pistte en az beş altı tur atmalısınız.
ARCADE: Diğer yarış oyunlarında pek fazla dikkate alınmayan bu seçenek, yarış esnasında geçtiğiniz araba sayısına göre puan almanızı sağlıyor. Yani bu bölümde amaç, geçebildiğiniz kadar çok araba geçip yüksek bir score elde etmek. Yeteri kadar arabayı geçmeyi başarırsanız, diğer tura katılmaya hak kazanmış olursunuz.
RACE: Bu seçenek gerçek yarışta olduğu gibi, sıralama için mücadele etmenizi sağlıyor. Bu bölüm ikiye ayrılmış. Birinci bölümde, yarışa başlama anındaki sıralama için iyi bir derece elde etmek zorundasınız. Zira, yarış içinde başlama pozisyonunuz, bu bölümde elde edeceğiniz dereceye göre belirlenecektir.
DEMO: Eğer oyunu yeni aldıysanız, bir fikir edinmek için bu bölümü seçmelisiniz.
Oyunun güzel taraflarından biri de, isterseniz joystick, isterseniz mouse ile oyuna kumanda edebilmeniz. Fakat ben ısrarla bu oyunu, joystick yardımıyla oynamanızı tavsiye ederim. Çünkü mouse ile oynarken yoldan çıkmanız işten bile değil. Oyuna eklenen diğer bir kolaylık da, otomatik vites seçeneğinin bulunması. Bu sayede oyun içinde, sık sık vites değiştirme zahmetinden kurtulmuş oluyorsunuz. Tabii, vitesi elle değiştirmenin zevki bir başkadır diyenlere de hak vermemek elde değil. Menülere göz atmaya devam ettiğimizde, ilginç iki seçenekle karşılaşıyoruz. Bu seçeneklerden biri, modem sayesinde karşılıklı olarak kapışmanızı, diğeri ise Link adını verdiğimiz bir kablo yardımıyla birbirine bağlanmış bilgisayarları kullanarak, iki kişinin aynı pistte yarışmasını sağlıyor. Sizin de takdir edeceğiniz gibi, böyle bir menü yardımıyla kapışmanın zevki ve heyecanı kat kat artıyor.
Şimdi de biraz oyun ekranından bahsedelim. Yarışı, arabanızın içinden oynamanız büyük bir avantaj. Sol üst köşede bulunan harita, en büyük yardımcınız. Bu haritaya, göz ucunuzla sık sık bakmanızda yarar var. Özellikle keskin virajlar öncesinde hız kesmenizi, şiddetle tavsiye ediyorum. Aksi takdirde score tabelasındaki yerinizi şimdiden ayırtmış olursunuz. Sağ üst köşede, eğer arcade olarak oynuyorsanız, geçtiğiniz araba sayısını, Race olarak oynuyorsanız, kaçıncı durumda olduğunuzu görebilirsiniz.
Yazımın başında belirttiğim gibi, oyun çok hızlı. Bazen bu yüksek hız, sizi zor durumlarda bırakabiliyor. Bu yüzden oyun ekranından gözünüzü ayırmamanız sizin için hayati önem taşıyor. Aksi takdirde, ne olduğunuzu anlayamadan kendinizi yol dışında bulabilirsiniz. Size verebileceğim bir diğer tavsiye de, arabaları sollarken mutlaka bir parça hız kesmeniz. Özellikle kalabalık bir araba topluluğu ile karşılaştığınızda, hemen yavaşlayıp geçmek için uygun bir düzlük alan beklemeniz sizin açınızdan çok daha iyi bir sonuç verir.
Sonuç olarak, Stunt Car Racer ve Lotus'tan sonra gördüğüm en iyi araba yarışı diyebiliriz. Kullanılan hızlı vektörler, bir yarış oyununa yaraşır kalitedeki grafik ve ses efektleri, oyunun güzelliğini arttırıyor. Özellikle oyunun tek disket olması büyük bir avantaj.
İsmini bu oyunla duyuran Lankhor firmasının, bundan sonra da adını sık sık duymayı ümit ediyorum. Gerçekten de çok iyi oyun çıkarmışlar. Okulların açılması nedeniyle kapattığınız bilgisayarınızı, bu oyun için mutlaka açmalısınız. Gelecek ay görüşmek üzere hoşçakalın. LANKHOR/1 DİSKET/512 K
GRAFİK......................... : %70 SES ................................ : %80 OYNANABİLİRLİK.......... : %90 GENEL............................. : %80
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 75
Bilgisayar oyunları günümüze kadar pek çok aşama geçirdi. Eskiden ufak sembolik karakterlerle oynanan labirent oyunları veya sadece yazılardan oluşan grafiksiz adventure'lar normal oyunlar sayılıp oldukça rağbet görürken, bugün bu tip oyunların yüzüne bile bakan yok. Ben eskiden bir Sinclair sahibiydim ve o zamanın strateji oyunları sadece bir harita üzerinde oynanan basit savaş oyunlarından ileri gitmiyordu. Tabii bunların kötü olduğunu söylemiyorum, ama sadece belli bir yaş grubuna hitap ediyordu. Tıpkı anlaşılmayacak derecede zor uçak simülasyonları gibi... Amiga'ya geçtiğimde, zamanın etkisiyle, oyunların imkanlara paralel olarak geliştiğini fark ettim. "Defender Of The Crown" gibi bir strateji oyununun varlığı buna en iyi kanıttı. Gelişen sadece oyunların oynanış stili değildi. Konular da değişiyor, gelişiyordu. Ve ben bu tip oyunlara yönelmeye, onlardan daha çok zevk almaya başladım. Bir gün, "Sim City" ile tanıştım. Bu oyunu çoğunuz duymuşsunuzdur, ama duymayanlar için kısaca şöyle bir şeydi: Oyunda oynanan karakter henüz kurulmamış bir şehrin yöneticisi. Başlarken sadece büyük bir arazi ve oyunun zorluk derecesine göre bir miktar para var. Amaç bu parayla ev, fabrika, alışveriş merkezi yapılacak alanlar tahsis etmek, yollar, parklar, toplu taşıma sistemleri kurarak şehri büyütmek, geliştirmek. Bunun nesi zor diyebilirsiniz, ama insanları memnun etmek çok zor. Hava kirliliğinden yangınlara, can sıkıntısından trafiğe, işsizlikten fırtınaya kadar her tür sorun var. Bunları önlemek içinde parklar, karakollar, itfaiye istasyonları, hava alanları kurmak gerekiyor. Kısacası bu ufak şehirde de hayat tıpkı gerçekte olduğu gibi neşeleriyle ve üzüntüleriyle akıp gidiyor. Bunu niye anlattığımı sorabilirsiniz, ama pek çoğunuzun da isminden anladığı gibi bu seferki oyunumuz da bu tip bir oyun. Yalnız ufak bir farkla. Bu kez vatandaşlarımızın bir-iki fazla ayağı ve antenleri var! Evet bu sefer kurup geliştirmemiz gereken bir karınca kolonisi!!
Oyundan önce biraz karıncalardan bahsedeyim. Karıncalar koloni halinde yaşayan ve birlikte yaşama konusunda oldukça gelişmiş olan hayvanlardır. Dünyadaki bütün böceklerin %1'ini oluşturmaları onların ne kadar çok olduğu konusunda iyi bir delil. Ayrıca böcekler içinde en uzun ömürlü olanları. Kulakları olmamasına rağmen bacak ve gövdelerindeki bazı organlarla titreşimleri hissedebilirler. Çok güçlüdürler. Kendilerinin 10-20 katı ağırlığındaki şeyleri taşıyabilirler. Ufak beyinleri olmasına rağmen hafızaları çok güçlüdür. Mesela uzun bir kış uykusundan sonra bile bazı şeylerin yerlerini hatırlayabilirler. Birbirleriyle ufak dokunuşlarla, antenlerini birbirine sürterek anlaştıkları gibi bazı kimyasal maddeler yardımıyla da iletişim kurarlar. Mesela bir karınca, yiyecek bulup yuvasına dönerken gövdesinin arkasını yere sürterek bir kimyasal madde bırakır. Diğer karıncalar bu izi takip ederek yiyeceğe ve oradan tekrar yuvaya rahatça gidip gelebilirler. Kraliçe karınca yumurtladığı zaman, işçi karıncalar bu yumurtaları alır ve korurlar. Sıcaklıklarını sabit tutar yumurtaları temizlerler. Kavga zamanında kendilerini hiç düşünmezler. Koloni için dövüşürler. Kaçmazlar, acımazlar. Ölene kadar dövüşürler. Ayrıca bazı karıncalar kavga için bir takım zehirler üretir bunu karşı tarafa fışkırtarak kullanırlar. Tek tek neredeyse bir hiç olmalarına rağmen, koloni tek bir canlı gibi mükemmel işleyen bir sistemdir. Karıncalar hakkında çok daha fazla bilgiyi oyunun içindeki info seçeneğinde bulabilirsiniz. Burada oldukça detaylı bilgiler ufak, tek renk resimlerle anlatılmış.
Şimdi gelelim oyuna. Oyunun yüklenmesinden başlayalım. Oyun pek çok yerde üç disk, ama eğer sadece 1MB RAM'iniz varsa sadece ikinci disk size yeterli. Çünkü oyunun sadece lores (düşük çözünürlük) versiyonunu oynayabilirsiniz. Workbench yüklendikten sonra oyunun ikinci diskini takın. Bu disk ikonunu iki kez klikledikten sonra açılan pencereden "SimantLores" ikonunu iki kere klikleyin. Oyun yüklenecektir. Buradan sonra karşımıza bir karınca resmi çıkıyor ve müzik çalıyor. Bunu geçtikten sonra karşımıza çıkan ikonlardan şunları seçebiliriz:
TUTORIAL GAME: Eğer bu ikonu seçersek oyuna başladığımızda yukarıda oyunu nasıl oynayacağımıza dair bilgiler çıkıyor. Bize bazı şeyleri tanıtıyor, nasıl yapılacağını anlatıyor ve bundan sonra aynı şeyi bizim yapmamızı istiyor. Eğer bunu doğru yaparsak bir sonraki şeyle ilgili bilgiler çıkıyor. Kısaca oyunun nasıl oynanacağını a'dan z'ye öğretiyor. Yeni başlayanlar için tavsiye ederim.
QUICK GAME: Bu oyunun en basit şekli. Bunu açıklamadan önce biraz SimAnt'ın oyun alanından bahsedeyim. SimAnt'ın dünyası bir evin bahçesi. Bu bahçe belli bölgelere ayrılmış. Tıpkı Powermonger'ın dünyasındaki adalar gibi bu bölgeleri ele geçirmemiz gerekiyor. En büyük düşmanımız ve de rakibimiz kırmızı karıncalar. Biz siyah karıncaların ilk başta bir bölgede bir kolonisi var. Kırmızı karıncalar için de durum aynı. İki koloninin de amacı büyümek, gelişmek ve diğerini yok etmek.
Eğer "quick game" seçeneğini seçersek, oyunu sadece bir bölgede oynuyoruz. Basit bir strateji oyunu gibi, tek amaç kendimiz yukarı çıkarken karşı tarafı aşağı çekmek. Büyük ideallerin oyunu değil. Tabii ki tek engel kırmızı karıncalar değil. Yağmur, çim biçme makinası, örümcek ve diğer birtakım karınca yiyen böcekler bizim peşimizde. Tabii ki pek çok karınca hayatını kaybedecek; buna bazen bizim kontrol ettiğimiz karınca da dahil, ama tek önemli olan koloninin yaşaması. FULL GAME: Bunu seçersek oyunu tamamen oynuyoruz. Amaç, sadece bir bölgede kırmızı karıncaları yok etmek değil bütün bahçede, bölgelerin tümünde koloniler kurarak üstünlüğü ele geçirmek, kırmızı karıncaları kontrol altına almak. Demin büyük idealler diye bahsettiğim ise pek çoğunuzun tahmin edemeyeceği bir şey. Bu tüm dünyamızı yani başka bir deyişle bütün evi ele geçirmek. Bunun anlamı, bahçede üstünlüğü ele geçirdikten sonra evin içini de istila etmek. Ev boş bir ev değil; içinde yaşayan insanlar var, köpekleri var. Bu insanlar arada sırada çim biçme makinasıyla veya üstümüze basarak bizi istemeden öldürebilirler. Ama eminim planlarımızı bilseler bunu isteyerek, zevkle yaparlar. Amacımız bu insanlara bile üstünlüğünü kanıtlamaya hevesli, "büyük düşünen" küçük hayvanlara yardım etmek.
EXPERIMENTAL GAME: Bu bölüm oldukça ilginç. İyi bir şey olmasa da küçükken çoğumuz karınca yuvalarını bozmuş, onlar üzerinde bazı -çoğu zaman sadistçe- şeyler denemişizdir. Şimdi nostalji zamanı. Eğer bu ikonu seçersek oyun akışı içerisinde karıncalarla pek çok deney yapabiliyoruz. Taşlardan labirentler kurup deli gibi dolaşmalarını seyredebilir, yiyecek verebilir veya alabilir, yollarını bulmak için bıraktıkları kimyasal maddelerden bırakıp tepkilerini ölçebiliriz. Kısacası karıncaların bazı durumlarda nasıl davrandıklarını öğrenmek için her türlü deneyi yapabiliriz. Ve eğer "Full game" seçeneğini beğenmiyor, yanlış tarafı oynadığınızı düşünüyorsanız, hemen biraz böcek ilacıyla onlara kimin patron olduğunu gösterebiliriz.
LOAD GAME: Eskiden oynayıp kaydettiğiniz oyunu yeniden yüklemeye yarar.