KNIGHTS OF THE SKY
Retro bilgisayar
Microprose, şimdi de Birinci Dünya Savaşı'na el attı. Knights of the Sky, konusu Birinci Dünya Savaşı'nda geçen bir uçuş simülasyonu. Böylece Amiga'nın eski Wings oyununa yeni bir rakip çıktı. Oyunda Birinci Dünya Savaşı'nda kullanılan belli başlı tüm uçaklarla hava savaşı, bombalama ve koruma görevlerini uçmak mümkün. Ancak oyun asıl konusunu hava savaşının aslarından almış. Temel amaç, bütün savaşın ası olabilmek.
İlk uçağın 1903 yılında uçtuğunu (80 metre kadar) göz önünde tutacak olursanız, insanoğlunun kısa zamanda ne kadar mesafe aldığını fark edebilirsiniz. Uçak 1914 yılında başlayan savaşla beraber, orduya kendini kabul ettirmiş ve 1915'in ikinci yarısından itibaren önemli rol oynamaya başlamıştır. Birinci Dünya Savaşı, temel olarak ilerleyen Alman kuvvetlerinin, müttefiklerce Fransa içlerinde durdurulması ve senelerce siper savaşı şeklinde sürmesidir. Söz konusu siperler zaman zaman birbirlerine 50'şer metre mesafeye kadar gelmişlerdir. Uçaklar ilk olarak balonlarla beraber düşman kuvvetlerini gözetlemek ve yerlerini tespit etmek için kullanılmış daha sonra saldırılara geçilmiştir. Gözetleyen uçakları engelleyebilmek için ise avcı uçakları ortaya çıkmıştır. Hava savaşının temel kuralları (Bombalama hariç) bu savaşlarda yaratılmıştır. Bugün bile F-16'lar, Mig 29'lar bu senelerde ortaya çıkan taktikleri kullanmaya devam etmektedirler.
Oyun gerçekten sempatik bir demo ile başlıyor. Kod sorma faslı ve değiştirilen disketin ardından asıl menüye geliyoruz. Burada oyunu bitirmek için kullanılan Exit haricinde dört seçenek var. Bu seçenekleri mouse veya klavyede ok tuşları ile seçmek mümkün.
World War 1 seçeneği ile kariyer görevlerini uçabilirsiniz. Bu seçenekte pilotunuz 1916 Mayısı'ndan itibaren Müttefikler hizmetinde görevlere çıkacaktır (Alman olmak yassah!). Microprose'dan klasik olduğu üzere, burada verilen on adet işi bitmiş kahramanların birini seçerek yeni bir pilot yaratmalıyız. Esc tuşu ile listeden bir ismi seçerek siliyor ve kendi pilotumuzun ismini yazıyoruz. Bunu takiben, kahramanımızın milliyeti belirleniyor. Heyecanlanmayalım, burada sadece İngiliz veya Fransız seçimi yapılabiliyor. Son olarak zorluk seviyesi belirlenmesi gerekiyor. Burada 1 en basiti olmak üzere toplam beş zorluk derecemiz var. Bu zorluk derecelerinin ne anlama geldiğine daha sonra değinmek istiyorum. Artık pilotunuzun ismini zamanının asları arasında görmeniz mümkün. Accept This Pilot ile, bu pilotu kullanıyorsunuz. Eğer oyunu orijinal disketlerinden oynuyorsanız, oyun değişiklikleri kaydetmeyecektir. Ancak bu program ile birlikte olan kopyalama programı ile çıkardığınız kopyalar üzerine kayıt yapacaktır (Şu ana kadar anladığım kadarıyla, orijinal disketler küçük harf ile, çıkarılan kopyalar büyük harf ile isimlendirilmişler). Artık göreve hazırsınız. Ekranın üst sol köşesindeki tarihin sağında, havaalanınız ve en sağ üst köşede düşürdüğünüz uçak sayısı (Balonlar dahil) yer alıyor. İngilizler beş uçak düşüren pilotu as olarak nitelendirmişlerdir. Oyunda temel amaç, aslar sıralamasında en üst sıraya yerleşmek, asların ası olmak (Hadi bakalım kolay gelsin). Sağ ortada yine birkaç seçenek var. Bu seçeneklerden bazıları zamanla eklenip, yerine göre yine yok olacaktır. Ancak temel seçenekleriniz şunlar:

- Fly a mission: Size verilen bir görevi uçmanız gerekiyor. Size uçuş planı ve görevin ana hatları verilecektir. Bu basit brifing sırasında Decline Mission ile görevi reddedebilirsiniz. Ancak görevi reddederseniz, zaman 1 hafta kadar ilerleyecektir. Bunun sizin açınızdan kötü olan sonucu ise, aslık yarışındaki rakiplerinizin boş durmaması olacaktır. Görevler belirli ana temalarda tekrarlanıyorlar. Refakat, bombalama, hücum önleme, balon düşürme ve devriye, sıkça karşılaşılan görev örnekleri. Her görevde başarılı olmanın basit şartları var. Örneğin bir devriye görevinde belirtilen yerde mutlaka bir uçak düşürmeniz gerekecek. Her görevde asıl amacınız olan aslık yarışında düşürülebilecek yeteri kadar uçak ile karşılaşacaksınız.

- Visit Hangar: Elinizde bulunan uçakları ve özelliklerini burada görebilirsiniz. Olayın başında sadece iki adet basit uçağınız var. Yeni uçaklar icat edildikçe, bunları kullanabilmeniz mümkün oluyor. Yeni bir uçağın üretildiği size bildiriliyor. Burayı seçtiğinizde, uçakların yandan görüntüsü eşliğinde özellikleri verilecektir. Next ve Previous seçenekleri ile uçakları değiştirebiliyor ve yine Accept ile istediğinizi seçebiliyorsunuz.

Uçağın belirtilen özellikleri şunlar: a) Max Speed: Uçağın yapabileceği hız. b) Length: Uzunluk c) Span: Kanat açıklığı ç) Ceiling: Uçuş tavanı d) Engine: Motorun türü (Yıldız, V, Seri)
e) HP: Motorun kuvveti (Beygir gücü cinsinden)
f) Weapons: Makineli tüfeğin türü ve adedi
- View Rankings: En önemli liste burada. Kimin kaç uçak düşürdüğü ve kaçıncı olduğu burada belirtiliyor. İki ek işaret ile bu pilotlardan hayatını kaybedenler ve ölümlerine sebep olduğunuz pilotlar işaretlenmiş. 5 uçaktan fazla düşüren herkes bu listede gösteriliyor. - Look Portfolio: Alman asları sizin en önemli rakipleriniz. Rakipleri kim ister. Madem bu adamlar düşman onları düşürmek serbest. Bu seçenekte uçmakta olan Alman asları hakkında her türlü (yani mühim) bilgileri bulabiliyoruz. İsmi ve resmi fazla yardımcı olmayacaktır. Aynı şey rütbe, düşürdüğü uçak sayısı ve listedeki sıralaması için de geçerli. Düşman asları sivrildikçe, kendilerini diğerlerinden ayırabilmek için bazı değişiklikler yapıyorlar. Uçaklarını değişik renklere boyamak bunun bir örneği (başka da yok zaten, ancak yazı daha dramatik oluyor). As'ın uçtuğu uçağı ve rengini çeşitli dedikodu haberleri ile öğreniyorsunuz. Bunlar bu dosyaya, pilotun son görüldüğü yerler ile kaydediliyor.
- Challenge Ace: Yukarıdaki tüm bilgiler, düşman aslarına meydan okuduğunuz zaman ihtiyaç duyacağınız şeyler. Bir düşmana bu seçenek ile meydan okursanız, görev yerine cephe boyunca bu pilotu aramak ve bulunca da indirmek amacıyla hareket edersiniz. Her şeyden önce kendinize meydan okuyacak bir as bulmanız gerekiyor. Bunu Portfolio seçeneğinde olduğu gibi, bir ekranda hallediyorsunuz. Aynı bilgileri burada da görmek mümkün. Pilotun son görüldüğü yerler çok önemli. Ancak o sayede o pilotun hangi havaalanında olduğunu tahmin edebilirsiniz. Pilotu, ancak kendi havaalanına giderek bulabiliyorsunuz. Size ipucu verilmezse, tüm düşman alanlarını dolaşarak rakibinizi bulabilirsiniz. Ancak ipuçları varsa, pilotu bulmanız kolaylaşacaktır. Uçağının renginden artık düşmanınızı açıkça tanıyabilirsiniz.

Bu seçenekler, neredeyse her zaman mevcut. Arada sırada değişik seçenekler de çıkabiliyor. Bunlardan biri Accept Challenge, düşmanlardan birinin meydan okumasını kabul etmek anlamına geliyor. Rütbeniz artınca, birliğinizin havaalanına karar verebilecek duruma geliyorsunuz. Move Squadron seçeneğine girince, harita üzerinde yine Next ve Previous seçeneklerini kullanarak kendinize bir üs seçebiliyorsunuz.
Herhangi bir şekilde uçup sağ salim dönmenizin arkasından, bir dizi bilgi ekranı göreceksiniz. Bunlar sizin ve düşmanlarınızın başarılarını anlatan gazete kupürleri, parti haberleri, arkadaşlar arası dedikodular olacaktır. Space tuşu ile bu ekranların çıkmalarını engelleyebilirsiniz. Bu takdirde bilgiler özet olarak verilecektir. Özet başlıklarının üzerine gelip bunları ayrıntıları ile görmek mümkün. Oyunun bir şeker yanı ise, ölmediğiniz sürece durumunuzu kaydetmemesi. Kayıt yapabilmek için seçenekleri yaptığınız ekranda S tuşuna basmanız gerek.
Exit seçeneği ile ana menüye geri geliriz. Buradaki ikinci seçenek ile tek bir görev uçmamız sağlanır, ilk olarak düşmansız (No enemies), silahları etkisiz düşmanlarla (Unarmed enemies) veya hakiki düşmanlarla (Armed enemies) savaşmak istediğimiz sorulacaktır. Daha sonra zorluk seviyesi sorulacak, bunu uçağın seçimi ve son olarak havaalanının seçimi izleyecektir. Burada Alman uçaklarını da seçebiliyorsunuz, ancak yine Almanlar size ateş açıyor.
Ana menüde üçüncü seçenek ise, Dogfight Enemy Ace. Burada savaş boyunca uçmuş Alman aslarına karşı uçma şansını elde ediyorsunuz. Kariyerdeki seçenekten farkı ise, düşmanı fazla aramak zorunda kalmamanız. Her nedense İngiliz ve Fransız aslarına karşı uçulamıyor.
Ana menüde dördüncü olarak iki bilgisayarı birbirine bağlama olanağı var. Null modem için Direct seçeneği seçilmeli. Herhangi iki uçak karşılaşabiliyor. Uçaklar havada başlıyor.
Evet, sanırım artık oyuna gelebiliriz. İlk işimiz tuşları bulmak olsun. Burada fazla zorlanmayacağız; çünkü Microprose klasik tuşlarını kullanmış. O Motoru aç/kapa -/+ Motor gücünü azalt/arttır M/J/K Mouse/Joystick/Klavye kumandası ,/. Pedal sol/sağ (Uçağın hafifçe sola veya sağa kaymasını sağlıyor) Space Harita U Bozulan makinalı tüfeği tamir için P Pause Return Klavye ateşi Del Klavye Bomba Tab Kontrol durum göstergesi aç/kapa L Otomatik iniş S Kumanda hassasiyeti (0..4) 1/2/3/4 Kokpit ön/arka/sağ/sol görüntüsü F1..F10 Çeşitli dış görüntüler Z/X Görüntü yaklaştırma/uzaklaştırma Alt+Z/X Görüntü max yakın/uzak R Replay başlat (Herhangi bir iç ve dış görüntüden izlenebilir) Alt+R Otomatik replayleri aç/kapa Alt+A Hızlandırılmış zaman aç/kapa Alt+S Ses aç/kapa
Alt+D Grafik detay seviyesi (0..4) Alt+J Analog Joystick Özel tuşları da biliyoruz. Artık uçmaya başlayabiliriz. Motoru açmadan evvel etrafı tanıyalım. En soldaki çubuk yakıt seviyemiz, yanında üstte yağ göstergesi, altında kalan mermi sayımız, daha sağda devir göstergesi, ortada yukarıda pusula, altına doğru altimetre, en sağ üst tarafta hız göstergesi çapraz sağ altında akü göstergesi ve en altta eğim göstergesi (Bir su terazisi). Maalesef oyunda sadece bir tane kokpit görüntüsü var. Makinalı tüfekler sağa sola serpiştirilerek kısmi bir farklılık yaratılmak istenmiş, ancak biz kahraman pilotları kandırabilecek kadar iyi olmamış. Olayın iyi yönünü görmeye çalışalım, en azından uçak değiştirdiğimiz zaman yabancılık çekmeyeceğiz.
Oyunda en çok zorlanacağınız yer, kumandaya alışmak olacak. Tüm oyunlardan farklı bir yaklaşım getirilmiş ve insan diğer oyunlardaki alışkanlıklarından kurtulana kadar epey zorlanıyor. Benim tavsiyem, mouse'u kullanmanız. Ancak joystick de neredeyse aynı rahatlıkta. Alışana kadar TAB tuşuna basarak kontrol durum göstergesini çalıştırın, ekranın sol üst köşesinde ufak bir gösterge çıkacak. Buradaki kırmızı artı, sizin hareketinize karşı gelen kontrol durumunu gösterecek. Diğer birçok oyunun aksine, bu oyunda uçağa yön vermektense kontrolleri kullanıyorsunuz. Eğer burnunuzu yukarı çekiyorsanız, yine kontrolü kullanarak burnunu aşağıya indirmek zorundasınız. Kırmızı artı ortada ise, uçağa hiç yukarı/aşağı ve hiç sol/sağ hareketi vermiyorsunuz demektir. Artı sola kayarsa, uçağı sola döndürmek için hareket yapıyorsunuz anlamına gelecektir. Yalnız zaman zaman uçağın artının gösterdiği yere hareket etmeyeceği durumlar olacak. Dönüşlerden çok tırmanışlar sizi sıkacaktır. Joystick'i (Mouse'u) kendinize çekin, uçağın burnu kalkacaktır. Artı, bir süre aşağıya inip geri gelecektir. Ancak hız düşecek ve eğer belirli bir değerin altına inerse uçak Stall'a girecek ve uçamadığından burnu aşağıya düşecek, hemen hız kazanacak ve sizin daha değişmemiş olan kontrolünüze riayet ederek (veya burnu düşüyor diye biraz daha kendinize çektiğiniz kontrole göre) burnunu yine dikecek, hızı düşecek; sonuç, sizin uçak acayip hareketler yapacaktır. Her hareketi dengelemek zorunda kalacaksınız. Bu biraz zaman istiyor. Ancak hakim olduktan sonra insana çok kolay geliyor.

Motoru çalıştırmadan, şu çeşitli görüntülere bakıyoruz. Uçağımızın dıştan görünüşü gayet detaylı ve başarılı. Düşmanları nasıl ayırt edebileceğimizi de biliyoruz, siyah haçlar düşman (Kuyruk işaretlerinden anlamak mümkün). Havaalanımız ise, kahverengi-turuncu bir kareden ve dört binadan ibaret. Motoru açalım, son gazı kökleyelim ve sakin sakin kalkalım. Doğuya doğru hareket edelim. Az sonra önümüzde içinde iki siyah çizgi bulunan kahverengi bir alan gelecek. İşte burası siperler. Dost düşman ayrımını yapmak için binaların rengine bakıyorsunuz. Kırmızı, düşman binalarını ve balonlarını temsil ediyor. Siperlerin doğusunda kalan her şey zaten düşman. Binalara doğru dalışa geçtiğinizde, makinalı tüfeğinizin V10'un topu kadar etkili olduğunu fark edeceksiniz. Şaka bir yana, kaliteli bir mermi efekti kullanılmış. Merminin parabolik yörüngesi, nişan alırken nişangahı her zaman olduğu gibi kullanmamanıza sebep olacak. Uzaktaki hedefleri vurabilmek için, vurmak istediğiniz nesne hedefin altında iken (yani yukarısına doğru), çok yakında ise hayli hedefin üstünde, hatta yuvarlağın üstünde (iyice aşağısına doğru) ateş etmeniz gerekecek.
Vektörlere ve hızlarına diyecek yok. Bulutlar üç boyutlu değil, sadece birer yüzey. Ancak çok güzel bir hava veriyorlar. Yerde yollarda hareket eden araçlar bile var. Siperlerin yakınlarında etkili bir uçaksavar ateşi bulunuyor. Burada fazla uçmak sağlığınız açısından tehlikeli olabilir.
Amacımız uçak düşürmek olduğuna göre, biraz bunu deneyelim. Uçaklar kolay düşüyorlar, iki üç isabet bir uçağı indirmeye yetiyor. Hemen sevinmeyin, daha istemediğiniz kadar çok uçakla karşılaşacaksınız. Düşman uçakları ya size doğru ateş ederek yaklaşacaklar, ya da dönerek arkanıza geçmeye çalışacaklardır. Buna ek olarak, bazı yükseklik değişimleri yapanlar çıkacaktır. Dönen uçaklara karşı, siz de arkasında kalacak şekilde dönmeye başlayın, eğer çok hızlı iseniz ve düşman çok hızlı yaklaşıyorsa, hızınızı düşürün. Ateş ederken merminin düz gitmediğini (eğik atış yaptığını) her zaman hatırlayın. Bunun yanısıra, dönerken mermilerin hedefe belirli bir zamanda ulaşabildiğini unutmayın ve az veya çok önüne doğru ateş edin. Size ateş edenlerden kaçın, düşman mermileri kırmızı noktalar şeklinde görülecektir (Hızlandırılmış zamanda düşman ateş eder ancak görülmez). Arkadan gelenlere karşı vurulma riski fazla olsa da, dar bir 180 derecelik dönüş tavsiye edebilirim. Düşmanı daha göremeden ateş etmeye başlayın. Fazla mermi harcarsınız, ancak nişan almaya gerek kalmayabilir. Zira uçaklar birbirlerine hızla yaklaştıklarından dönüş tamamlanana kadar hedefiniz çok büyüyecektir (Düşman belirli bir mesafenin altında ateşi kesiyor, sağ olsun yavrucak).
Oyunun en hoş kısmı, vurulmalar. Mermiler, gösterge panonuzu delik deşik ediyor. İsabet alan göstergelerden bazıları bozuluyor. Kontroller ağırlaşıyor. Uçak bir tarafa çekmeye başlıyor, hatta vurulabiliyorsunuz. Vurulduğunuzu ekranın kırmızıya boyanmasından anlıyorsunuz. Bir ikinci yara büyük ihtimalle sizin ölümünüze yol açıyor. Bu yüzden yara alınca tavsiye edebileceğim şey, her şeyi bırakıp dönmek. Eğer kariyer sırasında ölecek olursanız, adamınızı yeniden diriltebiliyorsunuz (Resurrection). Yalnızca adamınızı kaç defa dirilttiğiniz kayıtlara işleniyor. Havaalanlarında
(Dost) uçağınıza bakım, cephane ve yakıt ikmali yapılabiliyor. Ne var ki, gösterge paneli değiştirilemiyor ve siz tedavi edilemiyorsunuz (Bir dahaki uçuşa kadar).
Bir görev boyunca sık sık havaalanına inerek uzun süre görev sürdürebiliyorsunuz. İniş oldukça basit. Yerde gitmenize sağa sola çarpmamak kaydıyla kimsenin itirazı yok, dolayısıyla yakın bir yerlere inerek havaalanına inebilirsiniz (Tabii ki adam gibi inmek en güzeli ama bunun oyunda bir kazancı yok). Uçağınız 200 Ft.'in altına kendiliğinden hemen inmiyor. Burnu hafif indirerek buranın altına inmek mümkün. Ancak, düşman uçakları sizi 100-400 feet arasında uçarken vuramıyor. Bu durumun oldukça yararlı olduğu anlar var. Elevatör ve Aileron'a gelen ciddi hasarlar dışında, her hasar ile bir havaalanına ulaşmak mümkün (Biraz sabır istiyor). Orada hemen tamirat, yeni cephane ve yine hücum.
Uçakların değişik performansları oyuna iyi aktarılmış. Savaşta yükseklik ve hız, daima avantaj olmuştur. Ancak tırmanma ve manevra kabiliyeti en az diğerleri kadar önemlidir. Oyunda uçak bolluğu gerçekten güzel. Ama size en güzeli şudur diye isim veremeyeceğim. Uçtukça hangisinin daha rahat tırmandığını, hangisinin gerçekten ne kadar hızlı olduğunu anlayacaksınız. Uçakların renkleri bazen görülmelerini çok güçleştirecek. Eğer karşılıklı oynuyorsanız yeşil renkli uçaklar seçin.
Zorluk seviyelerinden daha önce bahsetmiştim. Ne var ki, diğer oyunlardan alıştığımız zorluk anlayışı bu oyunda pek yok. Bunun temel sebebi, oyunda düşmanların çok kötü oynamaları. Bu yüzden oyunu zorlaştırmanın yolu, gelen uçak sayısını arttırmak olmuş. Etrafınızda beşten fazla uçak olunca, siz de ister istemez oyunu oynayamıyorsunuz. Özellikle görevleri bitirmek için zaman zaman yarımşar saat havada kalmanız gerekince (Hatırlarsanız düşman aslarını havaalanlarında aramanız gerekiyordu), kendinizi sürekli bir boğuşma içinde buluyorsunuz. Bir sinir bozucu olay ise, aldığınız isabetlerin rastgele olması. Seviye arttıkça aldığınız ilk isabet hayati oluyor (Eğer karşıma 10 adet uçak çıkmasa bu duruma pek itirazım olmayacaktı). Her türlü düşmanın kolayca düşmesi de insanı biraz üzüyor. Buna ek olarak, rakip aslar sizin başarınızla orantılı olarak başarılı oluyorlar. Mesela siz iki uçak düşürürseniz, onlar da bir ila beş arasında uçak düşürüyorlar; ertesi hafta siz 70 uçak indirirseniz, onlar da 40 ila 80 arası indiriyorlar. Bu durum, ne kadar iyi olursanız olun her zaman bir rekabet çıkarması açısından güzel olmuş (yalnızca biraz sinir bozucu).
Genel olarak uçuş kontrolünü bir tarafa bırakırsanız, herkes tarafından rahatlıkla oynanabilecek basit bir simülasyon. Simülasyon oyunlarına yeni bir hava ve bazı değişiklikler getirdiği bir gerçek. Ancak derinliği ve gerçekçiliği fazla bulunmayan, daha çok eğlence için oynanabilecek bir oyun. Evet benden bu kadar hepinizi kahvemize bekleriz (Pilotlar kahvesi, baba pilotların yeri).
Microprose/2 disket/1 MB
GRAFİK......................... ... :%86 SES/MÜZİK ................... ... :%79 OYNANABİLİRLİK........ ... :%80 GENEL .......................... .. :%75

