HEIMDALL
Retro bilgisayar
Merhaba değerli arkadaşlarım. Bu yeni yılın ilk sayısında yine süper bir oyunla karşınızdayız. Süper kelimesinin altını çizerek vurgulamak isterim. Eğer süperden daha süper bir kelime olsaydı, sıfat olarak o kelimeyi kullanırdım. Şöyle ufak bir dikkatle dergimizin yazılarını incelerseniz, hemen hepsinde klasik kompozisyon kurallarının kullanıldığını görürsünüz. Bu olay tabii ki sadece bizim dergide geçerli değil. Tüm makale, fıkra ve benzeri yazılarda bu özelliği görebilirsiniz. Oyun tanıtım yazılarımızda da durum genelde böyle. İlk önce genel bir giriş, sonra oyunun ne olduğu ve hemen peşinden sonuç cümleleri.. En sonda da gözünüze ilk olarak battığını tahmin ettiğim kırmızı çerçeveli bir değerlendirme tablosu. Şimdi bu yazıda yukarıda sözünü ettiğim kuralı biraz çiğnemek istiyorum. Bu sefer oyunun genel değerlendirmesini yazımın en başına koymayı uygun gördüm. Evet.. HEIMDALL'ın GENEL değerlendirmesi 100 üzerinden 100. GRAFİKLERİ, OYNANABİLİRLİĞİ ve SESLERİ de 100 üzerinden 100. Yazılarımı takip eden arkadaşlar iyi bilirler. Bugüne kadar (sadece biri hariç, ki o da teknik bir hatadan dolayı) hiçbir oyuna geneli için 100 değerini vermedim. Bu değerlendirme aslında yazarın tamamen kendi inisiyatifine kalmış bir olaydır. Ama genelde oyunun değerlendirmesini yaparken bir ortalamayı göz önünde bulundurur. Yani oyunu çok beğenenleri ve az beğenecek olanları düşünerek bir ortalama saptar. En azından bu durum benim yazılarımda böyledir. Şimdi aklınızdan neden oyunun geneli 100 ve neden yazının başlangıcında hemen anlatılmış olması gibi bir takım sorular gelecektir. Eğer bu sorular gerçekten kafanızda varsa ve cevaplarını merak ediyorsanız, buyurun bakalım yazımızın gelişme bölümüne..

Geçtiğimiz aylarda dergilerinizin sayfalarını karıştırırken umarım HAGAR diye bir oyun dikkatinizi çekmiştir. Yine Gökmen Bayın imzasını taşıyan bu oyunun tanıtımında, hatırlayacağınız gibi Vikinglerden bahsetmiştik. Oyunda kullanılan sevimli Viking karakterlerini daha yakından tanıyabilmek için bazı ön bilgileri size aktarmıştık. O bilgiler HAGAR gibi bir oyun için yeterliydi. Ancak ne var ki elimizdeki Heimdal'ı tam anlamıyla incelemeden önce bu insanları biraz daha yakından tanımamak çok büyük haksızlık olur diye düşündüm ve biraz daha bilgi verme ihtiyacını duydum.- Bu bilgiler ışığında oyunu daha da severek oynayacağınıza inanıyorum.
Vikinglerin tarih arenasına nasıl çıktıkları, bugün bile merak edilen bir konudur. Tarih sayfalarına isimlerini hiç beklenmedik bir anda çıkaran bu insanlar, geliştirdikleri teknoloji ile kendilerinden bugün bile övgü ile söz ettirebilmeyi başarmışlardır. Sağa adı verilen destanlar tarafından bu insanların nasıl ortaya çıktıkları hala destanlar içinde oyunumuzda olduğu gibi)
Tanrı tarafından büyük bir güç olarak yaratıldıkları anlalatılmaktadır. 8. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar yağma etme siyasetini izleyen ve Kuzey Denizi ile birlikte Manş Denizi kıyılarında yaptıkları saldırılarla adeta oraları bir harabeye çeviren bu denizci topluluğu, 250 yıl boyunca bütün krallıkların gelişmelerini önlemişler. Kendilerinin yapt der'a çok benziyor. Bu benzerliği daha çok savaş anlarında göreceksiniz. Ayrıca oyunda kullanılan animasyon tekniği son zamanlarda benim gördüklerimin içinde en iyi olanı. Ses özelliklerinin oyunda ikinci plana kaydırılmış olmasına rağmen, yine de bir hayli başarılı bir şekilde kullanılmış. Şimdi dilerseniz sıfır nolu disketi yüklemeye başlayarak Heimdal'ın genel özelliklerini şöyle bir görelim. Oyunu yüklemeye başladığınızda, ilk olarak introyu geçmek isteyip istemediğiniz sorulacaktır. Eğer cevabınız evetse, direk oyuna geçeceksiniz. Hayır derseniz, introyu da seyretmek zor caksınız. Bu un a kala d introyu mutlaka seyretmenizi tavsiye ederim. Çünkü oyunun ana fikri burada yatıyor. Yazımın başında da belirttiğim gibi, bazı Tanrıların isimlerine burada rastlamanız mümkün.ODİN, büyü k bir Tanrıdır. Zaman yaşının ilerlemesine engel olamamıştır. Bu döneminde kendinden parça olarak Viking insanını yaratır ve bundan büyük mutluluk duyar. Ama yeterli ortamın bulunmadığını anlar. Vallahara'da onlar ıkları gemilerle o döneme göre ulaşılması imkansız olan bazı bölgelere gittiler. Barbarlıklarıyla her yerde ün saldılar. İyi ürün elde edebilmek için insanları kurban etmeyi bir inanç haline getirdiler. Odin, Frey ve Thor gibi Tanrılara inandılar. Yıllar geçtikçe yerleşik hayat düzeyine geçtiler ve yavaş yavaş tarih sahnelerinden çekildiler.
işte böylesine efsanevi bir insan topluluğunu oyun haline getirmek pek zor bir iş değildi. Hele efsanelerden oyun yapmayı çok seven firmalar böylesine bir konuyu kaçırmadılar. Heimdall, sıfırıncı disketiyle birlikte toplam beş disket. Oyunun konusunu ve grafiklerini tam olarak özümseyebilmeniz için, oyunu mutlaka görmeniz gerekiyor. Aslına bakarsanız Heimdall oynama açısından bazı yerlerde Eye Of The Beholiçin yeterliyer yoktu. Bir çözümün olması gerekirdi.Çok geçmeden bir çözüm bulundu ve Dünya gezegeni yaratıldı. Odin, yarattığı bu insanları çok severdi ve onlarla devamlı konuşurdu. Bir sorunu olup olmadığı sorardı. Ama onların duyguları yeterince gelişmemişti. Ama buna rağmen yine de başını sallayarak gülümsemeyi becerebiliyordu. Zaman gittikçe iler ledi ve Odin yorgun düştü. Vikinglerle daha az konuşmaya başladı. Ziyaretlerinin eski sıklığı artık kalmamıştı. Onlarla bir anlaşma yaptı. Bir gece onlara neler yapmaları gerektiğini anlattı. İyilik için yapılan savaşlar artık egemenliğini yitirmeye başlamıştı. Daha sonra Odin'in kılıcı, Thor'un mızrağı ve Frey'in çekici Vallahara'dan taşındı. Bu hiç de hoş olmayan bir olaydı ve Tanrı Odin uykusundan çok sıkıntılı bir şekilde uyandı. Bu silahların kimin tarafından çalındığı belliydi. Üstelik bu silahlar yeryüzüne dağıtılacaktı. Çalınan silahların içinde Odin'in kılıcınında olması, büyük bir şansızlıktı. Onlar, hayatları boyunca yeryüzünde yürüyemediler ve tüm güçlerini kaybederek ölümlü oldular. Ne var ki, o silahları geri getirmek için bir plan yapılmıştı. Thor hemen görevini yerine getirmek için harekete geçti. Vallahara'ya gitti ve büyük bir fırtına çıkardı. Norveç'in kuzeyindeki ufak bir klube, bu fırtınanın dışındaydı. Ingrid adında genç bir kadın hamileliğinin son anlarını yaşıyordu. Bu, onun hikayesiydi...
Bu hikayenin anlatılmasında kullanılan grafik teknikleri, kelimenin tam anlamıyla mükemmel. Odin'le Viking arasındaki konuşmayı tasvir eden resimdeki boyut olayı şaheser bir şekilde gerçekleştirilmiş. Daha ilk resimdeki ufak bir adada oturan Viking tasviri de tarifi imkansız bir canlılık içinde. Bunun yanında hikayenin ortalarındaki konuşma da bir hayli ilginç. Bu introdaki olayların nasıl cereyan ettiğini zaten gördüğünüzde daha iyi anlayacağınıza eminim. Heimdall'ın ana grafiğinden hemen sonra önünüze üçlü bir seçenek gelecektir. Bunlardan ilkinde dilerseniz oyunu, birazdan anlatacağım seçimleri yapmadan otomatik olarak yüklüyorsunuz. Bunun yanında varsa daha önce SAVE ettiğiniz disketi de yine buradan yükleyebiliyorsunuz. Bu seçeneklerden ikincisi ise sizi direkt oyuna geçiriyor. Buna da birazdan değineceğim. Şimdi gelelim üç nolu seçeneğe. Burada sizi birbirinden güzel ve kısmen de olsa oyundan bağımsız üç yarış beklemekte. Bunlardan ilkinde saçlarından tahtaya bağlanarak esir edilmiş şirin bir kızı kurtaracağız; hem de her şeyi göze alıp kıza balta atarak. Bu tahtaya bağlı olan saçları kesmek o kadar kolay değil. Balta atma olayını ekrandaki hedef yardımıyla yapacaksınız. Eğer yanlışlıkla baltaları kıza isabet ettirirseniz, kızın o anki yüz ifadesine bakmayı sakın unutmayın. Kalan balta sayınızı ekranın solundan görebilirsiniz. Bu sırada arka plandaki Vikinglerin sola doğru hareket etmeleri de sizin zamanınızı ifade edecektir. Yarışmalardan ikincisinde bir domuzu yakalama çabasına gireceksiniz. Bu yarışta çamurla kaplı bir alanda domuzu yakalamak için çaba sarf edeceksiniz. Son yarışta ise bir gemiye atlayarak ufak bir soygun gerçekleştirmek zorundasınız. Burada ilerlemek için fire'a basmanız gerekmekte. Ekranın solundaki keseyi aldıktan sonra, sağa doğru ilerleyin. Tabii bunu yaparken de rakiplerinizi öldürmeniz gerekmekte. Ekranın belli bir yerine geldiğinizde, o yarışı otomatik olarak bitirmiş olacaksınız.
Birbirinden güzel bu üç yarışı tamamladıktan sonra, artık oyuna başlamak için her şey tamamlanmış oluyor. Bundan sonra çıkacak olan ekrana, bu yarışı yapmadan önce geçmek istiyorsanız, yukarıda bahsettiğim seçeneklerden ikincisini seçmeniz yeterli olacaktır. Önünüze gelen oyunda kullanacağınız kahramanları seçmek durumundasınız. Toplam yedi ırktan, istediğiniz beş tanesini seçebilirsiniz. Bunlardan savaşçı ve büyücüler oyun esnasında bir hayli fazla işinize yarayacak. Bu yedi ayrı ırk, oyuna onyedi ayrı kişi olarak yansıtılmış. Yine bu ekranda o savaşçının bazı özelliklerini görebilirsiniz. Bunlardan class o kişinin hangi sınıftan olduğunu; strenght, dayanma gücünü; dexterity, dalındaki ustalığını; luck, şansını; health ise sağlığını göstermekte. Seçimlerinizi yaparken bu özellikleri göz önünde bulundurmanız sizin yararınıza olacaktır. İstediğiniz karakterleri oklar yardımıyla bulduktan sonra, Select yardımıyla seçim işleminizi gerçekleştirin. Beş ayrı karakteri seçtikten sonra, buradaki işleriniz bitecektir. Bir de takımın kaptanı olarak Heimdall size katılacak ve böylece altı kişi ile müthiş bir maceraya başlayacaksınız. Kısa bir yüklemeden sonra önünüze yine müthiş bir teknikle çizilmiş olan harita gelecektir. Bu haritanın üzerinde 12 tane adanın mevcut olduğunu göreceksiniz. Bu adaların her birinde birbirinden ilginç olaylar yaşayacaksınız. Bu adaların her birinde neler olduğunu anlatmaktan ziyade, hepsini bir bütün olarak görüp öyle anlatmanın, oyunun tadını kaçırmamak açısından daha faydalı olacağı inancındayım. O yüzden birazdan anlatacağım olaylarla herhangi bir adada karşılaşabilirsiniz. Bazı özelliklerin ise bütün adalarda geçerli olduğunu göreceksiniz. Bunları anlatmadan önce ekranın sağındaki iki resmin ne olduğuna değinelim isterseniz.

Üstteki kask resmini seçtiğinizde, önünüze farklı bir ekran gelecektir. Bu ekrandan savaşçıların sahip olduğu şeyleri resimleriyle beraber görebilirsiniz. Genelde oyuna başlarken bir parça yiyecekle beraber belli miktarda altın ve silahla oyuna başlıyorsunuz. Oyuna başlamadan hemen önce, bu kısma girmeniz lehinize olacaktır. Çıkmak istediğiniz adayı seçmeden önce, buraya girip o adada kimlerle mücadele vereceğinizi seçmeniz gerekiyor. Yani o adadaki savaşçılarınızı buradan belirleyeceksiniz. Bunun için de resimlerin altındaki ITEMS yazılarını yakmanız yeterli olacaktır. Vazgeçtiğiniz savaşçıları mouse'un diğer tuşunu kullanarak iptal de edebilirsiniz. En fazla üç savaşçıyla beraber bir adaya çıkabilmeniz mümkün. İsterseniz, yeri gelmişken ekranın sol sütununda yer alan şeylerin ne olduklarına da kısaca değinelim. Keza bunları oyun içinde sık sık kullanmak zorunda kalacaksınız.
USE: Elinizdeki bir aracı kullanmanızı sağlar. Örneğin kapalı bir kapıya geldiğinizde, varsa anahtarınızı seçip USE derseniz, o kapının (tabii doğru anahtar olmak koşuluyla) açıldığını göreceksiniz. Aynı zamanda diğer bir takım araçlar için de USE önemli bir seçenek.

EXAMINE: Çeşitli yerlerden topladığınız maddelerin ne olduğunu ve genelde ne işe yaradıklarını açıklayan bölümdür.
DISTRIBUTE: İşte çok önemli bir seçenek. Bu seçenek yardımıyla madde transferini yapabilirsiniz. Örneğin bir savaşçınızın gücü bir hayli azaldı. Neredeyse ölmek üzeresiniz. Üstelik gücünüzü arttırmaya yarayan bir yiyeceğiniz bile yok. İşte bu anda DISTRIBUTE seçeneği imdadınıza yetişiyor. Yiyeceği olan birinin bu yiyeceğini mouse'unuzu kullanarak işaretleyin ve daha sonra bu seçeneğe klikleyin. Bu işlemleri yaptıktan sonra ihtiyacı olanın karesine kliklediğinizde, yiyeceğin transfer olduğunu göreceksiniz. Tabii bunun dışındaki bütün maddeleri de aynı yöntemle transfer etmeniz mümkün. Silah ve altın gibi şeyleri başka bir karaktere aktarabilmeniz, size gerektiğinde çok yarar sağlayacaktır.
DISCARD: Bazen aldığınız maddeler öylesine fazla oluyor ki, adamınız hepsini taşıyamaz haline geliyor. İşte bu durumlarda, DISCARD ile elinizde bulunan ama işinize pek yaramayan şeyleri atıyorsunuz. Tabii normal olarak size bu kararınızda emin olup olmadığınız sorulacaktır.
EAT/DRINK: Oyundaki yiyecek ya da içecekleri kullanmanızı sağlar. Bu seçeneği de oyun içinde fazlasıyla kullanacaksınız.
USE SPELL: Büyü yapmanızı sağlar. Bunun bir örneğini birazdan okuyacaksınız.
SAVE GAME: Oyunu kaldığınız yerden itibaren diskete kaydeder. Ancak bu kayıt işlemini oyun esnasında değil, harita ekrandayken yapmanız gerekiyor. Aksi halde kayıt işlemini yapamazsınız.
LOAD GAME: Kaydettiğiniz oyunları yüklemeye yarar.
TEXT STATS: Adamlarınızın sağlık, güç v.s durumlarını rakamlarla ekrana getirir.
BAR STATS: Yine sağlık, güç gibi olayları bu sefer ekrana grafikler olarak yansıtır. Dövüşlerinizin sonunda adamlarınızı özellikle BAR STATS'tan kontrol etmeyi ve ona göre önlem almayı sakın ihmal etmeyin. Buradan EXIT yardımıyla çıkabilirsiniz.
Haritadaki gemi resmi adalara yolculuk
yapmanızı sağlıyor. Bir adaya yolculuk etmeden önce, bu resme kliklemeniz gerekmekte. Eğer o adaya çıkmak istiyorsanız, ekrana gelen kareden YES'i işaretleyin. NO derseniz, yine o adanın üzerine gelecek, fakat içine girmeyeceksiniz. Bu yolla istediğiniz adaya gidebilirsiniz. Doğal olarak uzak bir adayı seçtiğinizde o adanın uzak olduğunu, oraya yapılacak olan bir seyahatin tehlikeli olabileceğini hatırlatan bir uyarıyla karşılaşacaksınız. Her neyse.. Biz tesadüfen herhangi bir adaya çıktığımızı varsayalım. Başta da söylediğim gibi bu anlatacaklarımdan bazıları hepsi için geçerliyken, bazıları ise sadece o adaya özel durumlardır. Onun için bu olayları dikkatlice okuyun. Gemimizin rotasını bir adaya çevirdik ve o adaya çıkmaya karar verdik. Seçtiğimiz savaşçılardan birini joystick'imiz yardımıyla yürütmeye başlıyoruz(DİKKAT! Dilediğiniz an adamlarınızı F1, F2 ve F3 tuşlarını kullanarak değiştirebilirsiniz. Tabii o ada için seçtiğiniz adamları.). Bu sırada hemen yanımızdaki duvardan bize zarar vermek için sürekli oklar fırlatılıyor O tarafa doğru gidiyoruz, ama hiç kimsenin olmadığını görünce doğrusu biraz şaşırıyoruz. O civarda belli bir sıraya göre dizilmiş taşlar bulunmakta. Bu taşların üzerlerinden geçtiğimizde tok bir sesin eşliğinde bazı çukurların açılıp bazılarının kapandığını görüyoruz.

Eğer başka bir tarafa geçmek için bu çukurları aşmak zorundaysanız, bunların tümünü kapatmanıza gerek yok. Bazılarını kapatıp kenardan geçmeyi denerseniz, başarılı olabilirsiniz. Tabii bunun için de, çukurlara düşme riskini göze almalısınız. Söz bu çukurlardan açılmışken şansınızın bu oyunda çok önemli etkisi olduğunu da hemen hatırlatalım. Bazen yürüdüğünüzde aniden bu çukurlar açılacak ve çaresiz bir şekilde içine düşeceksiniz. Bundan kurtulmanın hiçbir yolu yok. Sadece ezber olayı işinize yarayabilir. Onun da tüm adalardaki onlarca yolu göz önüne aldığınızda pek kolay olmadığı anlaşılacaktır. Her neyse, bu çukurlardan kurtulmanın bir yolunu belki buluruz diyerek yolumuza devam ediyoruz.
Yollarda bazı sandıklar gözümüze çarpıyor. Bunların ne olduklarını merak ediyoruz. Yanlarına gittiğimizde bunları açmak isteyip istemediğimiz soruluyor. Hayır dediğimizde, hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam ediyoruz. Evet dediğimizde, Disarm Traps diye bir şeyi kullanmak isteyip istemediğimiz soruluyor. Bu soruya şimdilik hayır diyoruz; çünkü elimizde böyle bir şey yok. Sandık açılıyor. İçinden bazı önemli şeyler çıkıyor ve onları büyük bir sevinçle alıyoruz. Sandıktan ayrıldıktan sonra, gücümüze bakmak aklımıza geliyor. Bir de bakıyoruz ki, gücümüzde belli bir azalma var. O zaman anlıyoruz ki, bazı sandıklar gücümüzü biraz olsun azaltıyor. Disarm Traps'ın, o sandıktaki büyünün yok edilmesini sağlayan bir karşı büyü olduğunu anlıyoruz. Tabii sandık büyülü değilse, bu büyüyü de boşuna kullanmış oluyorsunuz. Böylece risk almanız gereken olaylara bir tane daha ekleniyor. Yolumuza devam ettiğimizde, bazı çıkıntıları görüyoruz. Buralardan girmenin bizi diğer tarafa geçirdiği belli oluyor. Önümüze kapalı siyah bir kapı çıkıyor. Hemen anahtarımızı kullanarak kapıyı açıyoruz ve içeri giriyoruz. İçeri girdiğimizde, bir örümcek ağıyla karşılaşıyoruz. Hemen yolun kenarından geçerek ekranın sonunda bulunan keseyi alıyoruz; ama geri dönerken aniden adamımız duruyor ve ekran birden bire değişiyor. Ekrana tipi son derece bozuk bir örümcek geliyor. Altta da bununla savaşmaktan kaçıp kaçmayacağımız soruluyor. Cesaretimizi toplayıp bu ıp hayır diyor ve dehşet yaratıkla savaşmayı kabul ederek ilk savaşımızı vermeye başlıyoruz.
Rakiplerle savaş olayı, tümüyle benzer özellikler gösteriyor. Ekrana o anki düşmanınızın bir resmi ile birlikte dikdörtgenler içinde silahlarınız gelecektir. Her bir silahın yanında adını ve resmini görebilirsiniz. Şimdi dilerseniz bu silahları kullanarak düşmanlarımızdan nasıl kurtulacağımıza bir göz atalım. Bununla (ve tabii ki diğerleriyle) dövüşmek için ilk önce silahınızı seçmek zorundasınız. Tabii bu seçim işini joystick yerine daha seri hareket edebilen mouse ile yaparsanız, daha rahat edersiniz. Silahınızı seçtikten sonra, ATTACK kısmına klikleyin. Zamanlamanıza göre, rakibiniz size karşı koyacaktır. Ama tam düşmanınız harekete geçtiği anda siz saldırıda bulunursanız, başarıya ulaşabilirsiniz. Rakibiniz hareketsizken saldırıda bulunursanız, bunun pek işe yaramadığını görürsünüz. Ekranın solundaki DEFEND, saldırılar karşısında sizin savunma yapmanızı sağlayacaktır. Yalnız bunun pek faydalı bir seçenek olduğu söylenemez. Ancak çok güçlü rakipler karşısında RUN ile kaçmaya hazırlanırken vakit kazanmak amacıyla kullanabilirsiniz. SPELL bölüm, size büyü yapma imkanı verecektir. Eğer rakibiniz karşısında çok sıkıştıysanız, hemen RUN'ı seçin ve buradan uzaklaşın. Ekranın üst kısmından kalan güçleriniz size gösterilecektir. Döğüş esnasında, isterseniz bu güç gösteren grafiklerin altındaki isimleri seçerek adam değiştirebilirsiniz. Gücünüz çok azaldığında o adamı kaybetmemek için değişim yaparsanız, oldukça iyi olur. Nasıl olsa kaybolan enerjinizi tekrar geri alabilirsiniz. Ama adam kaybetmek bu oyunda o kadar iyi bir şey değil. Rakibinizi yendiğinizde müthiş bir çığlık duyacaksınız. Bazıları size önemli şeyler bırakacaktır. Her zamanki gibi bunları almayı ihmal etmeyin. İlk rakibimizi öldürmenin mutluluğu içinde yolumuza devam ediyoruz. Tabii mouse'un sağ butonunu kullanıp adamlarımızın güç göstergemize bakmayı da ihmal etmiyoruz. Eğer gerek görürsek, bir şeyler yiyerek azalan enerjimizi maksimum düzeye getiriyoruz. Biraz daha ilerlediğimizde, eli kılıçlı bir adam bizi karşılıyor. Bu adamla da hiç çekinmeden çarpışmaya girmeye karar veriyoruz. Yine aynı taktikle, tam harekete geçtiği an öldürücü darbelerimizle gücünü iyice azaltıyoruz ve sonunda da onu yok etmeyi başarıyoruz. Bu savaşta daha önce sandıklardan bulduğumuz kılıç ve baltalar çok işe yarıyor. Bu adamı da saf dışı ettikten sonra, yolumuza devam ederken bir eve rastlıyoruz ve işte o ana kadar topladığımız altınların işe yarayacağını tahmin ediyoruz. İçeri girdiğimizde, bu tahminlerimiz doğru çıkıyor. Burası bir ev değil, bir dükkan. Bizim için çok gerekli olan bazı şeyleri buradan alabilme imkanını buluyoruz. Ama istediğimiz şeyleri alabilmek için paramız çıkışmıyor Hemen ekrandaki SELL seçeneği gözümüze çarpıyor; bunun yardımıyla üzerinde bulunan ve işimize pek yaramayan şeyleri dükkan sahibine satıyoruz. Bazı eşyalarımıza oldukça iyi para veriyor. Özellikle kılıç ve bıçak gibi silahlar iyi para getiriyor. EXAMINE ile yine neyin ne olduğunu öğrendikten sonra, istediklerimizi BUY yardımıyla satın alıyoruz. Özellikle buradan DISARM TRAPS diye bir büyü satın almayı ihmal etmiyoruz. Bu büyü ile sandıkları açarken, karşı büyünün etkisini ortadan kaldırmak mümkün oluyor. Bunun yanında bazı çukurları da yok etmesi yönünden oldukça faydalı bir seçenek olduğunu öğreniyoruz. Ayrıca ENERGY ONE diye nitelendirilen bir yedek enerjiyi de satın alıyoruz. Yine paramız çıkışmadıysa, diğer arkadaşlarımdan para transferi yaparak çok önemli bazı silahları da alıyoruz. İşlemlerimizi tamamladıktan sonra, buradan EXIT yardımıyla ayrılıyoruz. Biraz daha ilerlediğimizde, bu sefer önümüze bir canavar çıkıyor. Bunu da aynı yöntemlerle yok ettikten sonra, havada asılı olan birini kurtarabilmek için sağda duran şarabı içiyoruz. Aniden yere düşen adam bir büyünün etkisiyle yıllardır orada olduğunu söyleyerek teşekkür ettikten sonra, minnettarlığını göstermek için bize bazı şeyler hediye ediyor. Bunları da almayı her zamanki gibi tereddüt etmiyoruz. Yolumuza devam ederken bu sefer önümüze iki değişik kapı geliyor. Bu kapılar diğerlerine oranla bir hayli değişik. Aslında bunlar kapıdan ziyade bir geçit görünümünde. Bunlardan soldakine girebilmek için o anki adamımızın Warrior olması gerektiğini öğreniyoruz. Sağdakine ise ancak Wizard ya da Druid olanlar girebiliyorlar. Bazı çukurlar yolumuza devam etmemizi engelliyor. Bu çukurları yine büyü kullanarak kapıyoruz ve yolumuza devam ediyoruz. Bazı yollarda enteresan olaylar oluyor. Yolumuzda hiç kimse yokken birdenbire kendimizi bir düşmanımızın önünde buluyoruz. Bu düşmanla savaşıp savaşmamak, yine her zamanki gibi bizim elimizde. Yine bazı yollara tuzaklar kurulmuş olması dikkatimizi çekiyor. Bunlara takıldığımızda, gücümüzden belli bir bölümü kaybediyoruz. Artık adada araştırılacak bir yer kalmadığını anlıyoruz ve geldiğimiz yerden geri dönerek adayı terk ediyoruz.



Ana haritaya geldiğinizde, o adanın üzerine bir kask bırakıldığını göreceksiniz. Bu o adaya gittiğinizi gösterecektir. Adalar arası yolculuğunuzu sürdürdüğünüzde yine bazı evlere rastlayacaksınız. Bu evlerden ilk önce rakibinizi saf dışı ederek bazı önemli bilgilerle beraber yiyecek temin edebilirsiniz.
Oyunda sizi tehdit eden toplam beş tane rakibiniz var. Bunların içinde tehlikeli olanlar bulundukları adalara göre farklılıklar gösteriyor. Mesela adanın birinde eli kılıçlı adamı sadece birkaç darbede yok edebilirken, bir diğerinde, öldürebilmek için birkaç adamınızı feda edebiliyorsunuz. Ayrıca bazı çukurları geçebilmek için TRANS. adında bir büyü kullanmanız lazım. Bunu yaptığınızda, kendinizi bu büyünün etkisiyle bir anda karşı tarafta bulacaksınız.
Oyunu oynarken devamlı bir disketime SAVE ederek ilerledim. 12 adanın toplam 11'ini keşfettim. Son adayı da keşfetmek üzere yola çıktığımda, sanki bütün emeklerimle alay edercesine dördüncü disket hata verdi. En son ada ekranın sağ üst köşesindeki adaydı. Buraya çıkmak bütün çabalarıma rağmen mümkün olmadı. Hatta bu disketi birkaç farklı yerden temin etmeme rağmen yine de başarılı olamadım. Her seferinde hata vermesi bölüm atlamama engel oldu. Oyunun ilerleyen bölümlerinde neler olduğunu inanın herkesten fazla ben merak ediyorum. Dilerim en kısa zamanda oyunun sağlam dördüncü disketi elimize geçer. Eğer böyle bir anda açıklanması gereken yerler olursa, yine size aktarmaya çalışacağız.
Heimdall, son zamanların araştırmaya dayanan en iyi oyunlarından biri. Adaların hepsinde değişik mekanlar kullanılmış. Hele bazılarındaki Tanrı figürleri süper yapılmış. Zaten grafiklerindeki üstün başarı, oyunun en büyük özelliklerinden. Bunun yanında her bir karakterde değişik bir yapı kullanılmış olması, gerçekten çok iyi. Animasyon olarak oyun, benzerlerine göre bir hayli ileri görülüyor. Viking'in yürürken pelerininin dalgalanması bile unutulmamış. Bunca laftan sonra bize bu oyunu kaçırmayın demek düşer. Umarım oyunun ilerleyen bölümlerinde tekrar beraber olabiliriz. Hepinize bu yeni yılın ilk ayında mutluluklar diliyorum.

