Amiga Dünyası sayı 12, sayfa 51

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 51

Londra'da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndaki bir odanın duvarında ÖNEMLİ OLAYLARIN KRONOLOJİK ŞEMASI: 1939-1945 başlığını taşıyan bir levha uzun zaman asılı kaldı. Bu dikkat çekici levhanın ikinci sütununda üçer aylık devreler halinde müttefiklerin gemi kayıpları (mavi) ile Almanların denizaltı kayıpları (kırmızı) yan yana gösterildi. Savaşın ilk yıllarında mavi sütun yürekler paralayıcı ve trajik bir şekilde yükselirken, kısa ve kalın kırmızı sütun felakete doğru belli belirsiz devam etti.

1941 yılının Mart ile Haziran ayları arasında olağanüstü bir değişiklik oldu. Bir üç aylık devreden diğerine geçerken durum tamamen değişti ve bu tarihten sonra uzun kırmızı sütun, muzafferane bir şekilde levhanın ucuna doğru uzanırken mavi sütun alçala alçala sonunda gözden tamamen kayboldu. İkinci Dünya Savaşı'nda denizlerdeki savaşın grafik bir özeti bundan iyi yapılamaz ve bu İngiltere ile birlikte bütün hür dünyanın atlatmış olduğu büyük tehlikenin bir açıklamasını teşkil eder.

Her ne kadar 1945 yılından beri, Amerikan ve İngiliz kaynaklı film ve romanlarda, adı geçen ülkelerin ve müttefiklerinin deniz kuvvetleri ile ticaret filolarının mensupları, pırlanta yürekli birer kahraman, buna karşın düşmanları olan Alman denizaltıcıları da şeytani birer kanlı katil olarak gösterilmiş ise de gerçekte durum bundan oldukça farklıdır. Hitler'in ve Nazi Partisi'nin politik görüşlerinden tamamen uzak bir şekilde, yüksek bir eğitim standardı ile yetiştirilen Alman denizaltıcıları birkaç olay haricinde savaştan sonra müttefikler tarafından cezalandırılmamışlardır.

Savaşın başında Amirallik Birinci Lord'u sonradan da başbakan olan W. Churchill "Savaş sırasında beni korkutan tek şey denizaltı tehlikesiydi" demiştir. Churchill'i bu kadar korkutan ve Hitler'e zafere ulaşabilmesi için diğer bütün silahlardan daha fazla destek olan U-Boot'ların savaşı nihayet ülkemize de ulaşarak bizim de savaşımız haline geldi.

Geçmişte oldukça kanlı ve zor geçen bu savaş, oyunda da bayağı çetin geçiyor. Tek fark, Das Boot'a konu olan Alman denizaltıcılarının herhangi bir çatışmada yenilgileri halinde, ya denizin dibini ya da esir kampını boylamaları ve bizim yeniden savaşa devam edebilme şansımız. Bu şansı mümkün olduğunca az kullanmak ve oyundaki görevlerde başarıya ulaşmak için İkinci Dünya Savaşı'ndaki denizaltı ve buna karşı müttefiklerin savunma taktiklerini bilmemiz gerekiyor. Çünkü, oyunu yapan kişiler zamanın denizaltılarının teknik özellikleri de dahil bütün diğer ayrıntıları inceleyip oldukça gerçekçi bir çalışma meydana getirmişler.

Oyunda kullanılan U-Boat'lar Amiga'da daha önce oynadığımız diğer denizaltı simülasyonlarına malzeme olmuş denizaltılardan teknolojik olarak biraz farklıdır. Günümüz denizaltılarında bulunan pasif sonar, kablolu torpiller, yüksek hızda seyir imkanı gibi birçok özellik bir U-Boat'ta yoktur. Diğer İkinci Dünya Savaşı denizaltı simülasyonlarındaki gemilerde kullanılan radar bile bir U-Boat için büyük rüyadır. Ama oyunu oynarken de göreceğiniz gibi bir sonar karmaşasıyla uğraşmak yerine P sınıfı bir destroyerle uğraşmak insana daha çekici geliyor.

Oyunda kullanılan denizaltılar: Das Boot'ta üç tip denizaltı kullanılıyor. Bunlar arasında en güçlüsü şüphesiz VII-C modelidir. Menzili 8700 deniz mili olup, ikmal yapmadan üç ay denizlerde dolaşabilir. Su üstünde 14 deniz mili, su altında ise elektrik motorlarıyla 5 deniz mili sürat yapan VII-C, 44 subay ve erler tarafından yönetilir. Ağırlığı 517 ton, boyu 61 metre, eni de 6 metre olan VII-C, 24 torpil taşımaktadır. Diğer denizaltılardan VII ve VII-B, 6200 deniz mili menzile sahip olup bunlardan VII, 10 torpil taşır. Menzilinin genişliği ve taşıdığı torpil sayısı bakımından tercih edilmesi gereken VII-C, 195 metre derinliğe dalabilir.

Oyunda kullanılan taktikler:

Saldırı taktikleri: Savaş patladığı zaman sadece 56 gemilik bir filoya sahip olan Almanlar bunları geniş harekat sahalarına parça parça dağıtarak savaşmışlardı. Yani her denizaltı tek başına dolaşarak uygun bir av arardı. Daha sonraları İngilizlerin gemilerini konvoy sistemine sokup yanlarına kuvvetli refakat vermelerinden sonra Rudeltaktik yani Sürü taktiğine dönüldü. Oyunda size verilen görevlerde de göreceğiniz gibi, birbirine 24 ya da 48 saatlik mesafede olan denizaltılardan biri bir konvoy yakaladığı zaman radyo ile diğerlerine mesaj yollayıp onları da ava davet ederdi. Kendisi de konvoyla teması kaybetmeyip arkadaşlarının gelmesini beklerdi. Diğerleri de gelince her biri konvoyun farklı taraflarında yer alarak sırayla saldırırlardı. İşte siz de oyundaki bazı görevlerde konvoya rastladığınız zaman, hemen saldırmayıp radyo ile mesaj yollayarak diğerlerinin gelmesini beklemelisiniz. Tek başınıza saldırdığınız zaman bütün Destroyer koruması size hücum ediyor ve sonunda ya batıyor ya da hasar görmüş bir şekilde kaçmak zorunda kalıyorsunuz. Oyunda da belirtildiği gibi 1941'den sonra konvoylara uçak gemisi desteği de sağlandığı için pek fazla yüzeyde dolaşmanızı da tavsiye etmem. Her an bir uçakla karşı karşıya kalabilirsiniz ve 30mm. uçaksavarınız da korunmak için pek iyi bir silah sayılmaz. Ayrıca 1941'den sonra müttefikler tüm Atlantik Okyanusu'nu kaplayan bir radyo haberleşme ağı kurarak denizaltıların haberleşmelerini kontrol altına almayı başarmışlardır. Bu yüzden radyonuzu da çok gerekli olmadıkça kullanmayın. Denizaltınızın elektrik motorları akülerle çalıştığı için, bunların 7-8 saatlik kullanımdan sonra yüzeye çıkılıp şarj edilmesi gereklidir. Aynı şekilde denizaltınızın içindeki hava da sizi 12 saat kadar idare eder; sonra yüzeye çıkılmalıdır. Son olarak da esas silahınız olan torpillere değinmek istiyorum.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.