Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 50
TANITIM
PULL ROPE ile çektiğimizde kapı açılıyor ama kapıya gitmek için ipi bırakmamız gerekiyor. O zaman da kapı kapanıyor, ilk akla gelen şey ipe bir şeyler bağlamak. Sevgili ve saygıdeğer yedi başlı canavar HYDRA'dan aldığımız bir adet kafa bu iş için ideal gözüküyor. (Yukarıdaki yırtıcı kuşlar için de). O zaman ne duruyoruz!. TIE HEAD TO ROPE ve DROP HEAD komutlarını verelim. Kuşlar bir çakal gibi kesik kafanın üzerine atladığında kapı açılıyor ve bize de kapıdan geçmek kalıyor. (EAST, NORTH)
Karşımıza bir kapı daha çıktı. OPEN DOOR WITH LARGE BRONZE KEY ile kapıyı açıp NORTH ile yolumuza devam edelim. Bir kapı daha!. (Olsun. Bizim de bir sürü anahtarımız var) OPEN LARGE
SILVER KEY, NORTH, OPEN DOOR WITH LARGE GOLD KEY komutlarını vererek kapıları açalım. Şimdi sıra küçük anahtarlarda. WEST, OPEN DOOR WITH SMALL KEY ile bu kapıyı açtığımızda arkasının çok karanlık olduğunu görüyoruz. Ve Ooze'daki gibi SEARCH FOR LIGHT komutu da işe yaramıyor. O zaman biz de geri dönelim ve burayı aydınlatmaya çalışalım. (EAST)
WEST ile batıya gidip buradaki aynayı GET MIRROR ile alalım. Her ne kadar ayna kırmak yedi yıldan başlarsa da biz BREAK MIRROR komutunu vererek aynayı kırmalıyız. Ayna biri büyük diğeri küçük olmak üzere iki parçaya ayrılıyor. EAST ile doğuya gidip PUT LARGE PIECE OF MIRROR INTO GROOVE komutu ile aynayı yerleştirdikten sonra küçük olan parça için de WEST ile geri dönerek PUT SMALL PIECE OF MIRROR INTO GROOVE komutunu verelim. Amacımız ışığı yansıtarak kuzeydeki odayı aydınlatmak. Ama bir ayna eksik. Acaba aynayı yanlış yerde mi kırdık diye düşünürken Charon'u yenerken neyi kullandığımız aklımıza geliyor. NORTH ile odaya girip PUT
SHIELD INTO GROOVE yazalım. İşte şimdi devre tamamlandı. Işık üç yerden kırılarak bulunduğumuz yere kadar geldi. (Ne bilmece ama!.) OPEN DOOR WITH SMALL KEY, EAST, OPEN DOOR WITH SMALL GOLD KEY, NORTH komutlarını vererek son kapıları da açıp, son odaya gelelim.
GET HELMET komutunu vererek buradaki kutsal miğferi aldıktan sonra Olympus Dağı'na ışınlanıyoruz. Tabii ki olağanüstü güçlerimizi geri alarak.
Bu oyun da burada bitti. Bir başka adventure'da görüşmek üzere. Hoşça kalın....
MAGNETIC SCROLLS 512 Kbyte/Tek Disket
GRAFİK.................................: % 80 SES …………………………...; % __ ATMOSFER………………………. : % 70 OYNANABİLİRLİK................. : % 90 GENEL.................................. : % 80
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 51
Londra'da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndaki bir odanın duvarında ÖNEMLİ OLAYLARIN KRONOLOJİK ŞEMASI: 1939-1945 başlığını taşıyan bir levha uzun zaman asılı kaldı. Bu dikkat çekici levhanın ikinci sütununda üçer aylık devreler halinde müttefiklerin gemi kayıpları (mavi) ile Almanların denizaltı kayıpları (kırmızı) yan yana gösterildi. Savaşın ilk yıllarında mavi sütun yürekler paralayıcı ve trajik bir şekilde yükselirken, kısa ve kalın kırmızı sütun felakete doğru belli belirsiz devam etti.
1941 yılının Mart ile Haziran ayları arasında olağanüstü bir değişiklik oldu. Bir üç aylık devreden diğerine geçerken durum tamamen değişti ve bu tarihten sonra uzun kırmızı sütun, muzafferane bir şekilde levhanın ucuna doğru uzanırken mavi sütun alçala alçala sonunda gözden tamamen kayboldu. İkinci Dünya Savaşı'nda denizlerdeki savaşın grafik bir özeti bundan iyi yapılamaz ve bu İngiltere ile birlikte bütün hür dünyanın atlatmış olduğu büyük tehlikenin bir açıklamasını teşkil eder.
Her ne kadar 1945 yılından beri, Amerikan ve İngiliz kaynaklı film ve romanlarda, adı geçen ülkelerin ve müttefiklerinin deniz kuvvetleri ile ticaret filolarının mensupları, pırlanta yürekli birer kahraman, buna karşın düşmanları olan Alman denizaltıcıları da şeytani birer kanlı katil olarak gösterilmiş ise de gerçekte durum bundan oldukça farklıdır. Hitler'in ve Nazi Partisi'nin politik görüşlerinden tamamen uzak bir şekilde, yüksek bir eğitim standardı ile yetiştirilen Alman denizaltıcıları birkaç olay haricinde savaştan sonra müttefikler tarafından cezalandırılmamışlardır.
Savaşın başında Amirallik Birinci Lord'u sonradan da başbakan olan W. Churchill "Savaş sırasında beni korkutan tek şey denizaltı tehlikesiydi" demiştir. Churchill'i bu kadar korkutan ve Hitler'e zafere ulaşabilmesi için diğer bütün silahlardan daha fazla destek olan U-Boot'ların savaşı nihayet ülkemize de ulaşarak bizim de savaşımız haline geldi.
Geçmişte oldukça kanlı ve zor geçen bu savaş, oyunda da bayağı çetin geçiyor. Tek fark, Das Boot'a konu olan Alman denizaltıcılarının herhangi bir çatışmada yenilgileri halinde, ya denizin dibini ya da esir kampını boylamaları ve bizim yeniden savaşa devam edebilme şansımız. Bu şansı mümkün olduğunca az kullanmak ve oyundaki görevlerde başarıya ulaşmak için İkinci Dünya Savaşı'ndaki denizaltı ve buna karşı müttefiklerin savunma taktiklerini bilmemiz gerekiyor. Çünkü, oyunu yapan kişiler zamanın denizaltılarının teknik özellikleri de dahil bütün diğer ayrıntıları inceleyip oldukça gerçekçi bir çalışma meydana getirmişler.
Oyunda kullanılan U-Boat'lar Amiga'da daha önce oynadığımız diğer denizaltı simülasyonlarına malzeme olmuş denizaltılardan teknolojik olarak biraz farklıdır. Günümüz denizaltılarında bulunan pasif sonar, kablolu torpiller, yüksek hızda seyir imkanı gibi birçok özellik bir U-Boat'ta yoktur. Diğer İkinci Dünya Savaşı denizaltı simülasyonlarındaki gemilerde kullanılan radar bile bir U-Boat için büyük rüyadır. Ama oyunu oynarken de göreceğiniz gibi bir sonar karmaşasıyla uğraşmak yerine P sınıfı bir destroyerle uğraşmak insana daha çekici geliyor.
Oyunda kullanılan denizaltılar: Das Boot'ta üç tip denizaltı kullanılıyor. Bunlar arasında en güçlüsü şüphesiz VII-C modelidir. Menzili 8700 deniz mili olup, ikmal yapmadan üç ay denizlerde dolaşabilir. Su üstünde 14 deniz mili, su altında ise elektrik motorlarıyla 5 deniz mili sürat yapan VII-C, 44 subay ve erler tarafından yönetilir. Ağırlığı 517 ton, boyu 61 metre, eni de 6 metre olan VII-C, 24 torpil taşımaktadır. Diğer denizaltılardan VII ve VII-B, 6200 deniz mili menzile sahip olup bunlardan VII, 10 torpil taşır. Menzilinin genişliği ve taşıdığı torpil sayısı bakımından tercih edilmesi gereken VII-C, 195 metre derinliğe dalabilir.
Oyunda kullanılan taktikler:
Saldırı taktikleri: Savaş patladığı zaman sadece 56 gemilik bir filoya sahip olan Almanlar bunları geniş harekat sahalarına parça parça dağıtarak savaşmışlardı. Yani her denizaltı tek başına dolaşarak uygun bir av arardı. Daha sonraları İngilizlerin gemilerini konvoy sistemine sokup yanlarına kuvvetli refakat vermelerinden sonra Rudeltaktik yani Sürü taktiğine dönüldü. Oyunda size verilen görevlerde de göreceğiniz gibi, birbirine 24 ya da 48 saatlik mesafede olan denizaltılardan biri bir konvoy yakaladığı zaman radyo ile diğerlerine mesaj yollayıp onları da ava davet ederdi. Kendisi de konvoyla teması kaybetmeyip arkadaşlarının gelmesini beklerdi. Diğerleri de gelince her biri konvoyun farklı taraflarında yer alarak sırayla saldırırlardı. İşte siz de oyundaki bazı görevlerde konvoya rastladığınız zaman, hemen saldırmayıp radyo ile mesaj yollayarak diğerlerinin gelmesini beklemelisiniz. Tek başınıza saldırdığınız zaman bütün Destroyer koruması size hücum ediyor ve sonunda ya batıyor ya da hasar görmüş bir şekilde kaçmak zorunda kalıyorsunuz. Oyunda da belirtildiği gibi 1941'den sonra konvoylara uçak gemisi desteği de sağlandığı için pek fazla yüzeyde dolaşmanızı da tavsiye etmem. Her an bir uçakla karşı karşıya kalabilirsiniz ve 30mm. uçaksavarınız da korunmak için pek iyi bir silah sayılmaz. Ayrıca 1941'den sonra müttefikler tüm Atlantik Okyanusu'nu kaplayan bir radyo haberleşme ağı kurarak denizaltıların haberleşmelerini kontrol altına almayı başarmışlardır. Bu yüzden radyonuzu da çok gerekli olmadıkça kullanmayın. Denizaltınızın elektrik motorları akülerle çalıştığı için, bunların 7-8 saatlik kullanımdan sonra yüzeye çıkılıp şarj edilmesi gereklidir. Aynı şekilde denizaltınızın içindeki hava da sizi 12 saat kadar idare eder; sonra yüzeye çıkılmalıdır. Son olarak da esas silahınız olan torpillere değinmek istiyorum.